Demokratik Haklar Federasyonu
14 Haziran 2010
Hâkim sınıfların, halkımızın haklı kavgasını, sömürü düzeninin sınırlarına hapsetme saldırılarının yoğunlaştığı, reformizmin ve revizyonizmin yükseldiği böylesi tarihsel koşullarda, devrimci-demokratik güçlerin ortak platformlar etrafında bir araya gelmesi önemli ve ertelenemez bir görevdir.
Bu görev hâkim sınıfların saldırılarından bağımsız olarak, halkımızın insanca bir yaşam ve gerçekten demokratik bir ülke, dünya yaratma mücadelesinin omuzlarımıza yüklediği önemli bir sorumluluktur. Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), mücadele platformlarına omuzlarında hissettiği bu önemli sorumlukla yaklaşmaktadır.
Ortak platfomlar etrafında örgütlenmek ve sömürü düzenin saldırılarına karşı demokratik haklar mücadelesini yükseltmek önemli bir görevken, maalesef oluşturulan platformlar devrimci-demokratik güçlerin tutarsız, ilkesiz, sorumsuz, sekter, dar-gupçu vb. olumsuz pratikleri sonucu bir bir dağılmakta ya da işlevsizleşerek anlamını yitirmektedir.
Devamını oku...Demokratik Haklar Federasyonu
15 Haziran 2010
Bugünden tam 40 yıl önce, ülkemiz işçi sınıfı, siyasi iktidarın, sendika yasası ile toplu iş sözleşmesi, grev ve lokavt yasalarında öngördüğü ve hak gasplarını içeren değişiklikler üzerine görkemli bir direniş başlattı.
İstanbul ve Kocaeli yerellerindeki işçi havzalarından önce on binler, ardından ise yüz binler, günler boyunca, can bedeli mücadeleler ile ekonomik, sosyal ve siyasal demokratik haklarına sahip çıktılar, savundular ve insanca bir yaşam için çarpıştılar.
Jandarma birliklerinden, süngülerden, tanklardan kurulu barikatlara hücum edilen gösterilerde, onlarca işçi ve öğrenci yaralanırken, aralarında Türk-İş üyesi işçilerin de olduğu Mehmet Gıdak, Yaşar Yıldırım ve Mustafa Baylan isimli işçiler yaşamlarını yitirdiler.
Devamını oku...Demokratik Haklar Federasyonu
23 Haziran 2010
“Hükümet, zulüm ve zorbalık mahsülüdür. Onun tecavüzlerini hoş görmek, halkın zararına olan emirlerine itaat etmek caiz değildir. Heyet-i idare, zaman-ı saadette olduğu gibi halk tarafından oluşturulmalıdır… Saray, saltanat, muharebe, asker hep zulümdür. Tekkeler, dervişler, ulema… Onlar da zulüm ve zorbalık eserleridir.” (Şeyh Bedrettin)
“Müslim, İsevî, Musevî ve Mecusi yoktur ancak insanlar yani kardeşler vardır ve bu kardeşlik sayesinde hak, batılı yener.” (Şeyh Bedrettin)
2 Temmuz 1993 yılında Sivas’ta yaşanan Madımak Oteli Katliamı’nın 17. yılında, insanca bir yaşam ve gerçek demokratik bir düzen mücadelemizin bu önemli mevzisini bir kez daha Sivas’a taşıyoruz.
Devamını oku...Demokratik Haklar Federasyonu
12 Temmuz 2010
Aylardır süren referandum tartışmaları, Anayasa Mahkemesi'nin, 12 Eylül Anayasası’nın 26 maddesinde değişiklik öngören rötuşlu kararıyla birlikte, geçtiğimiz günlerde netleşmiş oldu. Buna göre, 12 Eylül Anayasası, 12 Eylül 1980’in 30. yıldönümünde, hükümet ve muhalefet vitrinlerini süsleyen partilerin popüler ifadesiyle: “halka götürülecek” (!)
AKP hükümeti cephesinde, “demokratikleşme, açılım” söylemleriyle sürdürülen ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin askeri, iktisadi ve sosyal yeniden yapılandırmasının önemli dönemeçlerinden biri olarak görülen referandum; CHP, MHP ve diğer düzen partilerince, “AKP karşıtlığı” temelinde ele alınarak, yaklaşan genel seçimler öncesinde, halkın çoğunluğundan yükselen ve esasta da yaşanmakta olan ekonomik krizden istim alan hoşnutsuzluğu, hükümete karşı güçlü bir hamleye çevirme fırsatı olarak gündeme girmiş görünmektedir.
Devamını oku...Demokratik Haklar Federasyonu
18 Temmuz 2010
ABD ve AB emperyalistlerinin, Ortadoğu üzerindeki kanlı, sömürgeci emellerini, kendilerine siyasi emir addeden yerel siyasi iktidarların ekonomik, siyasi ve askeri zorbalıkları, her geçen gün biz işçilerin, köylülerin, emekçilerin ve ezilenlerin yaşamında yeni yıkımlara neden oluyor.
AKP hükümeti ve muhalifleri (!), bir yandan “Anayasa Referandumu” gündemiyle yazılı ve görsel medyayı işgal ederken beri yandan da “Yükselen terör ve çözüm arayışları” demagojileri ekseninde gündemi kontrol etmeye çalışmaktadırlar.
Hâlbuki yaşamakta olduğumuz gerçekler, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel düzlemde derinleşen bir yıkım tablosundan başka bir şey değildir!
Devamını oku...Demokratik Haklar Federasyonu
19 Temmuz 2010
Ülkemizin diğer bölgelerinde yaşanan temel birçok sorun doğal olarak Karadeniz’de de yaşanmakta, bu bölgenin hırçın doğası ve kendine özgü yönleriyle birlikte özgün sorunlar da açığa çıkmakta, ülkemiz hâkim sınıflarının çok yönlü saldırılarının gölgesi, kapkara bir bulut gibi tüm Karadeniz’e de yayılmaktadır.
Emek cephesine yönelik saldırılar içerisinde, üretime köklü darbeler vuran özelleştirme politikaları, esas geçim kaynağı olan tarımsal üretim olan bölge halkını geleceksizleştirmekte, yoksulluğa mahkûm etmektedir.
Tarımsal üretimde başlıca ürünler olan çay ve fındık üretiminde, bu ürünlerin ihracatında dünya çapında ön sıralarda yer alan Karadeniz, bugün 80’liyıllardan bugüne daha da derinleşen emperyalist politikalarla, bugün hızla söz konusu iki temel ürünü üretemez hale gelmekte, üretilen ürünler de çiftçinin, köylünün elinde kalmakta, gün geçtikçe ağırlaşan bir yüke dönüşmektedir.
Devamını oku...Demokratik Haklar Federasyonu
21 Temmuz 2010
Hakim sınıf kliklerinin, temsilcilerinin son dönemde karşılıklı olarak içine düştükleri durum, oldukça ilginç görüntüler de oluşturmaktadır.
Bu görüntülerden, içerisine yuvarlandıkları çaresizliği görebilmek mümkün. Burjuvazinin siyaset yürütücüleri, pragmatizm yanlısı olmaktan asla ve asla taviz vermezler.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın AKP meclis grup toplantısında, anayasa referandumu kapsamında yaptığı ve 12 Eylül Askeri Faşist Cuntası'nın işlediği cinayetleri konu alan konuşması sırasında “gözyaşlarına hakim olamaması” bunun en son örneğidir.
Başbakan Erdoğan'ın sergilediği komedi, bir çok tiyatro sanatçısını kıskandıracak performansta olduğu kadar, AKP'nin ağlamadan sorumlu Devlet Bakanı Bülent Arınç'ın da unvanını alacak tarzdaydı.
Devamını oku...Demokratik Haklar Federasyonu
27 Temmuz 2010
Geçtiğimiz gün, Bursa - İnegöl’de yaşayan Kürtlere yönelik gerçekleştirilen saldırılar, dün ve bugün boyunca da Hatay - Dörtyol’da artarak devam etti.
1970’li yıllardan günümüze, başta devrimci, örgütlü halk güçleri olmak üzere; işçi, köylü, emekçi ve ezilen hemen tüm halk kesimlerinin haklı, meşru mücadelelerinin karşısına çıkarılan ve siyasi iktidarın, gayrı resmi sokak kuvvetleri olan faşist çetelerin, yine başrolde yer aldığını gördük.
Kolluk güçleriyle olan uyumlu “taşkınlıkları”yla (!), faşist çeteler, sadece Kürtlere değil, “Türk bayrağı asmayan herkese” azgınca saldırdı. Yüzlerce kişilik faşist güruhlar sokaklarda gözü dönmüş bir şekilde terör estirdi. İşyerleri, konutlar, demokratik kurumlar taşlandı, tahrip edildi, ateşe verildi.
Devamını oku...Demokratik Haklar Federasyonu
11 Ağustos 2010
Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), kendisini var eden örgütlü işçilerin, köylülerin, emekçilerin, gençlerin, kadınların ve diğer ezilen halk kesimlerinin kolektif aklına ve eylem birliğine, iradesine yaslanarak; 15 Ağustos 2010 ile 12 Eylül 2010 tarihleri arasında, önümüzdeki ay içerinde yapılacak olan anayasa referandumuna karşı bir boykot kampanyası başlatma kararı almıştır.
DHF, örgütlü bulunduğu tüm illerde, ilçelerde ve köylerde… Ülke genelinde aktif bir boykot kampanyası hayata geçireceğini duyurur!
İşçisiyle, köylüsüyle, emekçisiyle, genciyle, kadınıyla, ezilen ulus, milliyet ve inanç kesimleriyle… Emperyalistlerin ve uşaklarının referandum aldatmacasına, halkın demokratik anayasasıyla yanıt vereceğini ilan eder!
Devamını oku...Demokratik Haklar Federasyonu
2 Eylül 2010
Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), Anayasa Mahkemesi'nin geçtiğimiz Temmuz ayında 12 Eylül 1980 Anayasası’nın 26 maddesinde değişiklik öngören anayasa paketi hakkında aldığı kararla netleşen referandum sürecine dair, 12 Temmuz 2010 tarihinde yayımladığı açıklamasıyla birlikte “aktif bir boykot” örgütleyeceğini kamuoyuna deklare etmişti.
DHF, halkın meşru, demokratik hakkı olan boykot eylemiyle birlikte; AKP ve CHP, MHP düzleminde bugün fırtınalar koparılan referandum tartışmalarının, ABD ve AB emperyalistlerinin uşağı ülkemiz siyasi iktidarının ve onun çeşitli kesimlerinin, sahte demokrasicilik oyunları olduğunu teşhir etmeyi amaçladığını ifade etmişti.
Devamını oku...






















