Demokratik Haklar Federasyonu
26 Mart 2010
Hatırlanacağı gibi TEKEL Direnişi, Danıştay’ın verdiği karardan sonra yeni bir sürece girmiş ve geçen zaman diliminde Ankara’daki çadırlar kaldırılarak direniş “yerellere taşınmıştı”.
Bu süreçle birlikte TEKEL Direnişi’nin 78 günlük enerjisini büyük oranda yitirdiğini ifade etmek yerinde olacaktır. Kimi yerellerde kurulan direniş çadırları ve gerçekleştirilen eylemler olumlu olmasına karşın bu durum gerçeği değiştirmekten uzak kalmıştır.
Nitekim TEKEL direnişi, ülke geneline yayılan, arkasındaki halk desteğini örgütleyerek alanlara döken bir süreci örgütleyememiştir. Hala TEKEL işçilerinin ve devrimci-demokratik güçlerin bileşeni olduğu merkezi ve güçlü bir platform oluşturulmadığı gibi merkezi bir platform oluşturulmaması direnişin kendiliğindenci bir sürece evrilmesinin temel belirleyeni olmuştur. Kanımızca bu eksik TEKEL direnişinin en ciddi eksiğidir. Öyle ki bu eksik direnişin yönünü tayin etmektedir.
Tekgıda-İş Sendikası ve diğer sendikalar, bu süreçle birlikte esasta hedeflerine ulaşmışlardır. Sarı sendikal anlayışlar, kendileri açısından “tehlikeli” bir şekilde büyüyen direnişi, aylara yayarak etkisizleştirme ve sönümlendirme yönelimlerinde “sebatla” ilerlemektedirler.
1 Nisan Eylemi ve Sonrasında Tayin Edici Güç TEKEL İşçileri ve Örgütlü Halk Güçleridir
1 Nisan’da daha önce ilan edildiği üzere, TEKEL işçileri ve sendika temsilcileri Ankara’ya gelecek ve diğer güçlerin de desteğiyle bir günlük oturma eylemi gerçekleştireceklerdir. 2 Nisan’da yapılacak basın açıklamasıyla ise, direnişin “yol haritası” ilan edilecek ve oturma eylemine son verilecektir.
2 Nisan bu yönüyle esasta, TEKEL işçilerinin önerilerine rağmen, sendikaların TEKEL direnişini kırmaya yönelik “yeni programlarını” deklare edeceği bir gün olacaktır. Sarı sendikal anlayış TEKEL direnişini 26 Mayıs “genel eylemine” kadar mevcut şeklinde tutarak kırma yönelime devam edecektir.
Şimdiden ilan edebiliriz: 2 Nisan’dan sonra da temel belirleyen TEKEL işçileridir! Örgütlü halk güçleridir!
Fakat devrimci-demokratik güçlerin ve TEKEL işçilerinin son 1 ay boyunca sergilediği pratiğe baktığımızda, 2 Nisan’dan sonraki sürecin bu haliyle, örgütlü ve güçlü bir şekilde karşılanamayacağı açıktır. Dolayısıyla sarı sendikaların tavırları üzerinden itirazlarını yükselten fakat son durumda mevcuda “yedeklenmekten” kurtulamayan bir pratik kaçınılmaz olacaktır.
1 ay boyunca direnişi büyütmek adına hiçbir girişimde, somut çalışmada bulunmayan devrimci-demokratik güçlerin, 2 Nisan’dan sonrasına dair “slogan” atması hiçbir anlam taşımamaktadır. Zira direnişi “bitirmeye” çalışan sarı sendikal anlayışlardan “direnişi yükselt” talebinde bulunmak devrimci-demokratik güçler açısından büyük bir kavrayışsızlığa ve kırılmaya işaret etmektedir. Bu gerçeği görmeyenler direnişin daha da zayıflamasına sebep olacaklardır.
1 Nisan’da TEKEL Direnişini Büyütme Sorumluluğuyla Alanlarda Olacağız!
Demokratik Haklar Federasyonu(DHF) olarak başta üye ve taraftarlarımız olmak üzere bütün duyarlı kesimleri 1 Nisan’da alanlara çıkmaya ve TEKEL direnişini sahiplenmeye çağırıyoruz. 1Nisan’da “Her yer TEKEL her yer direniş” sloganı etrafında kenetlenelim ve meydanları, işyerlerini, okulları direniş alanlarına çevirelim.
Sendikaların 1 Nisan ve 26 Mayıs gibi eylemler üzerinden sürdüre geldiği “TEKEL direnişini etkisizleştirme” politikalarını boşa çıkarmak ve TEKEL direnişini ileri taşımak için devrimci-demokratik bir birlik oluşturmak tek geçerli yoldur. DHF bu sorumlulukla hareket edecek ve gücü oranında sürece katkı sunmaya gayret edecektir.




