dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
2009 Yerel Seçimlerinde Gerici Saldırılar Karşısında Halkın Çıkarlarını Temsil Edebilmek için “Demokrasi Güçlerinin” Birliğini Anlayış ve Program Zemininde Gerçekleştirelim!
Demokratik Haklar Federasyonu
23 Kasım 2008


Federasyonumuz, 2009 yerel seçimlerini Mart 2008’de Demokratik Haklar Federasyonu(DHF)- Girişimi olarak gündemine aldı. DHF-Girişimi adıyla başlayan değerlendirme tartışmaları, bugün sergilemekte olduğumuz pratiğin temel belirleyeni oldu. Fakat o dönem federasyonumuz kuruluş çalışmalarına yoğunlaşmasından dolayı, “yerel seçim” çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı. Federasyonumuz bu eksiği Mayıs 2008’de gerçekleştirdiği merkezi toplantısında tespit etti ve bünyesinde “Merkezi Yerel Seçimler Komisyonu” oluşturdu. Federasyonumuz, merkezi komisyonu vasıtasıyla, yerel seçim yaklaşımlarını geniş kesimlere taşıma, yerel seçim sürecine aktif müdahale etme ve çalışmalarını daha düzenli ve disiplinli bir hale getirme yönelimlerini öne çıkardı. Merkezi Komisyonumuz Haziran 2008’de “Yerel Seçimler, olanaklar ve tavrımız” başlıklı bir yazı kaleme alarak yerel seçim çalışmalarını, federasyonumuzun ortaya koyduğu genel anlayış çerçevesinde hayata geçirmeye başladı.

Bu metinle birlikte merkezi komisyonumuz iki temel yönelim belirledi:

1) Geçmişte yeni demokrasi mücadelesi içersinde bulunmuş, bugün mücadele içerisinde aktif olarak bulunmasa da duruşundan taviz vermemiş kişilerle süreci değerlendirme ve ortak bir hareket yaratma,

2) Bu olgunlaşmaya paralel olarak anlayış ve program zemininde demokrasi güçlerinin birliğini sağlama

Birinci yönelim çerçevesinde Haziran 2008’den itibaren İstanbul, Dersim, Ankara ve İzmir merkezli olarak, yüzlerce dostumuzun katıldığı, dar ve geniş katılımlı toplantılar düzenlendi. Bu toplantılarda yerel seçimler, pratik süreç ve bu birlikteliği kalıcı hale getirme konuları tartışıldı. Değerlendirme toplantılarında federasyonumuzun yerel seçimlere ilişkin ortaya koyduğu genel yaklaşım olumlu bulundu. Yakalanan olumluluğu büyütebilmenin, bu girişimi, DHF’nin yürüttüğü bir çalışma olmaktan çıkarıp, daha geniş kesimlerle buluşabilecek bir çalışmaya dönüştürmekten geçtiği tespiti yapıldı. Tartışmalar içerisinde zenginleşen ve giderek olgunlaşan bu fikirler, varılan ortaklığı bölgelerde temsil edebilecek bir isimlendirme, üst programın belirlenmesi, merkezi ve yerel yürütmelerin oluşturulması ile bu çalışmayı demokrasi güçlerinin çalışmalarıyla birleştirme yönelimi olarak özetlendi. İsimlendirme, program ve yürütme tartışmalarının belli bir olgunluğa ulaştığı Kasım ayı itibariyle federasyonumuz, ortaklaşılan fikirleri dost- devrimci kurumlara taşıyarak demokrasi güçlerinin birliğine katkı sunma sürecini başlattı.

Sömürü düzeninin AKP sahtekârlığına ve “AKP karşıtlığı” üzerinden var etmeye çalıştığı CHP- SHP gericiliğine teslim olmayacağız!

2009 yerel seçimlerinde sömürü sistemi, bir taraftan AKP gericiliğini halka “umut” olarak sunmaya çalışırken diğer taraftan “laik devlet elden gidiyor”, “bu ülkeyi gericilere bırakmayacağız” söylemlerini geliştirerek ezilenleri CHP-SHP gericiliğine yedeklemeye çalışıyor. Sömürü düzeni, ezilenleri gericiler arasında tercih yapmaya zorlarken, “gerici ve ilerici” kavramlarına el atmayı, halkın mutluluğuna ve çıkarlarına seslenmeyi de ihmal etmiyor. Hâkim sınıfların AKP ve CHP arasında yarattığı “karşıtlık” suni bir karşıtlıktan öte değildir. Zira her iki parti de sömürü düzeninin sahiplerini temsil etmektedir. Her iki parti de eşitsizliğin, adaletsizliğin, çürümüşlüğün ve yozlaşmanın yaratıcısı olan sömürü düzeninin sözcüleridir. İki gerici partiyi bir birinin karşıtı ya da alternatifi olarak gösterenler halkı aldatmaya çalışanlardır. AKP ve CHP iki ayrı seçenek değildir. Her ikisi de ezilenlere karşı ezenleri temsil eden ortak seçeneklerdir.

Gerici saldırıların alternatifi demokrasi güçlerinin anlayış ve program eksenli birlikteliğidir!

Federasyonumuz gerici saldırılar karşısında en geçerli çözümün halkla birlikte yaratılabileceğine inanmaktadır. Federasyonumuz, yaşamın her alanında, sorunların merkezinde olan ezilen milyonların, sorunların çözümünde de merkezde olması gerektiği kanaatindedir. Ezilenler, yerel yönetimlerin bütün çalışmalarında “katılımcı” değil; bizzat karar alma mekanizmalarına dâhil olan, çalışmaları yöneten ve kendi alternatiflerini yaratanlar olmalıdır. Çünkü demokrasinin işlerlik kazanması ve sürdürülmesi halkın katılımının artırılması ile mümkündür. Federasyonumuz bu yaklaşım temelinde demokrasi güçlerinin birliği tartışmalarına katkı sunmak ve bu tartışmaları olgunlaştırmak için Kasım ayının başından itibaren, demokrasi güçleriyle merkezi görüşmeler yapmaya başladı. Yapılan görüşmelerde ve en son DTP’nin çağrısıyla 19.11.2008 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen geniş katılımlı toplantıda, demokrasi güçleri arasında böylesi bir yaklaşımın olgunlaşmakta olduğu gözlenmektedir. Federasyonumuz yaklaşık 9 aydır sürdürdüğü yerel seçim çalışmaları içerisinde berraklaştırdığı ve aşağıda sıraladığı yaklaşımları paralelinde demokrasi güçlerinin birliğine katkı sunma gayretindedir.

1- Demokrasi güçleriyle en geniş birliktelik sağlanmalıdır. Demokrasi güçlerinin birliğinde aslolan “güç birliği” ya da “eylem birliği” değil; halkın merkez alındığı anlayış ve program zemininde bir birliktelik olmalıdır.

2- Bu birliktelik yerel seçim sonrasında da devam etmelidir. Bu hedefe ulaşabilmek için demokrasi güçlerinin birliği tartışmaları merkezi toplantılarla sınırlı kalmamalıdır. Merkezi birliğin sürekliliği, yerel platformlar oluşturulması ve demokrasi güçlerinin birliğinin halkın katılımının sağlandığı pratik bir faaliyet içerisinde olanaklıdır.

3- Düzen partileriyle hiçbir şekilde seçim ittifakı yapılmamalıdır. Özellikle sol maskenin ardına gizlenmiş CHP ve SHP gericiliği teşhir edilmelidir.

4- Doğu ve Güneydoğu’da, hâkim sınıfların milliyetçi - şoven saldırılarına karşı DTP desteklenmelidir.

(Federasyonumuz, hâkim sınıfların saldırılarına karşı DTP’yi sahiplenecektir. Fakat bu sahiplenişle birlikte dostlarımızın yerel yönetim deneyimlerinde gözlemlediğimiz kimi eksikleri eleştirerek ve alternatifler sunarak katkı yapmaya çalışacağız. Federasyonumuzun ülke genelindeki çalışmalarında Dersim çalışması kimi özgünlükleriyle ayrışmaktadır. Federasyonumuz bu metinde açıkladığı yaklaşımlar çerçevesinde Dersim çalışmasını da anlayış ve program zemininde ortaklaştırmaya çalışmaktadır. Federasyonumuz bu sorumluluk ve anlayışla, bütün demokrasi güçlerine, Dersim çalışmalarını ortaklaştırma çağrısını yenilemektedir)

5- Toplumun farklı kesimlerinin, bulundukları yerleşim alanlarında kendi yerel yönetimlerini yaratma sürecine aktif bir şekilde katılmaları sağlanmalıdır. Bunun için halk meclislerini oluşturma çalışmaları seçim öncesi süreçte başlatılmalı ve yerel ölçeklerde halkın yönetime etkin katılımını sağlamak için Mahalle Meclisleri, Gençlik Meclisi, Kadın Meclisi gibi yönetim ve karar organları oluşturularak söz, yetki ve karar halka verilmelidir.

6- Bu doğrultuda, 2009 yerel seçimleri öncesinde oluşturulacak genel bir program ile her seçim birimi için o seçim çevresinde oluşturulacak somut seçim programları, mahallede yaşayan herkesin katılımına ve müdahalesine olanak verecek bir tartışma süreci içerisinde belirlenmelidir.

7- Yerel seçim öncesinde oluşturulan program çerçevesinde bir araya gelen demokrasi güçlerinin, her düzeydeki (muhtarlık, il genel meclisi, belediye meclisi ve başkan aday adaylıkları) adayları, halkla birlikte yapılacak tartışma ve değerlendirmeler aracılığıyla, demokratik katılım sağlanarak ve o seçim çevresinin koşulları müsait ise ön seçimle belirlenmelidir.

8- Bu seçim esasına uygun olarak belirlenmiş olan ve seçimleri kazanan adaylar, yönetim süresi içerisindeki tüm faaliyetlerde, oluşturulan programa uygun hareket etmeyi taahhüt etmelidir. Bu kişiler halk meclislerine ve halka karşı sorumlu olmalı ve bu sorumluluğun gereği pratik olarak ortaya konmalıdır. Halk, çalışmanın her aşamasında temsilcilerini değiştirme hakkına sahip olmalıdır.

Federasyonumuz bu yaklaşımları çerçevesinde, tüm demokrasi güçlerini ve duyarlı kesimleri, halkın katılımının sağlandığı, demokratik, üretken ve şeffaf yerel yönetimler oluşturmak için birleşmeye davet etmektedir. Federasyonumuz, 2009 yerel seçimlerinde halkın çıkarlarını temsil eden örnekler yaratma kaygısıyla, demokrasi güçleri arasında olgunlaşmakta olan birlik tartışmalarına, emek ve katkı sunmaya devam edecek.

 

Not: Aşağıdaki belge Demokratik Haklar Federasyonu inşa tartışmları sürecinde kaleme alınmıştır. Bugüne ışık tutması açısından önemli olduğu düşüncesiyle kamuoyunun değerlendirilmesine sunuyoruz.

 

Yerel Seçimler, Olanaklar ve Tavrımız

 

DHF- Girişimi / Merkezi Yerel Seçimler Komisyonu
Haziran 2008


Yaklaşmakta olan yerel seçimlere ilişkin başlatmış olduğumuz çalışmalarımız hakkında geçmişten bu güne değişik tarihsel dönemeçlerde demokrasi ve devrim mücadelesi içerisinde bulunmuş ve halen yeni demokrasi güçleriyle dostane ilişkiler içerisinde olan arkadaşlarımıza ve bugün bireysel anlamda da olsa devrimci-demokrat olabilmenin sorumlulukları paralelinde kurumumuza karşı belli bir güven içerisinde olan dostlarımıza açık çağrımızdır.

Değerli arkadaşlar,

Ezilen sınıf ve kesimlerin demokratik hak ve özgürlükleri için sürdürdüğü mücadelenin parçası olan federasyonumuz mücadele tarihinden çıkarttığı tecrübeler sonucunda önümüzdeki yerel seçimlere ilişkin aşağıda kısaca özetleyeceğimiz ve bir nevi sürece ilişkin genel yaklaşımımızı ifade eden anlayış doğrultusunda yerel seçimler sürecine dâhil olmayı kararlaştırmış durumdadır. Bu genel yaklaşımdan hareketle sürecin önemine dikkat çeken federasyonumuz önümüzdeki yerel seçimleri ciddiyetle ele alarak merkezi bir yerel seçimler komisyonu oluşturmuş durumdadır. Sürecin bölgelerin özgünlüğü ekseninde ve aynı zamanda merkezi bir şekilde ele alınmasının doğru olacağı anlayışından hareketle kurulan Merkezi Yerel Seçimler Komisyon’umuz sürecin öznesi olacaktır.

Aşağıda ilkeler çerçevesinde bu sürece dâhil olan her bir arkadaşımızın katılımıyla merkezi ve yerel inisiyatifler oluşturularak hem karar alma sorumluluğunun hem de bu kararların uygulanmasında kolektif bir anlayış ve çalışma tarzının geliştirilmesi temel hedefimizdir. Dolayısıyla komisyonumuz kendisinin de içerisinde yer alacağı bu inisiyatifleri esas karar mercileri olarak kabul etmektedir. Zira nasıl ki komisyonumuz kendisini tek başına biricik karar organı olarak görmemekte ise aynı şekilde oluşturulacak merkezi ve yerel inisiyatifler de süreci kitlelerden kopuk dar bir ekibin işi olarak görmeyerek bütün kararları kitlelerle birlikte almayı hedef edinmelidir.

Yıllardır demokrasi ve devrim güçlerinin esasta görmezden geldiği ve müdahale etmekte yetersiz kaldığı alanlar olarak var olagelen yerel yönetimler, yakın tarihimizle birlikte daha doğru bir temelde değerlendirilmeye başlanmış, mücadelenin desteklenmesi, büyütülmesi ve kitleler içerisinde sahip olduğumuz demokrasi anlayışının yaşamsallaşması için yaratabileceği olanaklar çerçevesinde değerlendirilmeye başlanmıştır.

Konjonktürel durum, olanaklar ve ihtiyaçlar temelinde değerlendirilen ama kesinlikle mücadelenin asli alanları olarak belirtilemeyecek olan “yerel yönetimler” konusundaki yaklaşımımız düzen içi mücadele alanlarını eksen kabul eden anlayışlarla taban tabana zıtlıklar taşımaktadır. Bunlara burada değinmeyeceğiz. Daha ayrıntılı metinlerimizi ise ilerleyen günlerde yayınlayacağız. Seçimlere ilişkin yaklaşım konusunda parlamento ve genel seçimler daha farklı düzlemde sürdürülen asırlık tartışma materyallerine sahiptir. Ancak yerel yönetimler, kendi özgüllüğü içerisinde daha spesifik tartışmalara ve daha az deneyime sahiptir.

Yerel yönetimler, her ne kadar siyasal iktidarın kontrolü ve denetiminde olsa da kısmi özerk yanlarının bulunduğu ve halkın doğrudan katılımı ve desteğiyle sınırlarını zorlayacak olanaklar yaratabileceği de bilinmektedir. En azından yerel yönetim alanlarında halkın denetimine tâbi, katılımcı, demokratik bir yerel yönetim anlayışı hâkim kılınarak her türlü haksızlığa karşı haklı ve meşru mücadele alanlarının güçlendirilebileceği gerçeği bir olanak olarak karşımızda durmaktadır. Bu mücadele kuşkusuz siyasal iktidarla belli düzeylerde çelişkileri çatıştıran boyutlara da varabilecektir. Nitekim bugüne kadar halka karşı kullanılan yerel yönetim anlayışı siyasal iktidar tarafından beslenen ve ideolojik gıdasını buradan alan bir anlayışın sonucudur. Ancak her şeye rağmen “halk için yerel yönetim” anlayışının hâkim kılınabildiği alanlarda halkın denetimine doğrudan açık ve onun bizzat kontrolünde katılımcı yerel yönetimler inşa edilebilir. Savunduğumuz en yalın ifadesiyle budur. Halka inisiyatif tanıyan, bu inisiyatifi yerel yönetimlerde sınırları sonuna kadar zorlayarak yaşamsallaştıran ve yeni bir demokrasi anlayışını pratikte sınayan bir yerel yönetim anlayışı.

Ezilenlerin çıkarlarını temsil etmeyen partilerin kendi arka bahçeleri olarak kullandıkları ve halkın emeğiyle yaratılan değerlerin arpalık misali kullanılarak heba edildiğini söyleyebilir ve bunu tersine çevirecek programlarımız olduğunu da açıkça ifade edebiliriz. Ancak öncelikli olarak yerel seçimler öncesinde izlenmesini doğru bulduğumuz ve ‘katılımcı demokratik yerel yönetimler’ anlayışımızın da gereği olarak yöntemlerin birkaçını sıralayarak başlayalım istiyoruz. Zira bugün açısından daha önemli olan, yerel seçimler öncesi yürütülecek çalışmaların doğru bir tarzda ele alınması ve bu doğru tarz üzerinden yaşamsallaştırılmasıdır. Yoksa anlayışımız “olsun da nasıl olursa olsun” anlayışı değildir. Amaç en özlü ifadeyle seçimleri “kazanmak” değil, kitleleri kazanmaktır.

• Yerel seçimlere, faaliyetçi ve kitle potansiyelimizin güçlü olduğu alanlar da dâhil olmak üzere hiçbir alanda hazır, belirlenmiş adaylarla girmiyoruz. Demokrasi anlayışımızın gereği olarak, kitlelere dayatan değil, onların fikirlerini-önerilerini önemseyen ve bu fikirler doğrultusunda bizzat halk toplantılarında yürütülecek tartışmalar sonucunda öne çıkan devrimci, demokrat ve yurtsever adaylarla sürece girmeyi doğru ve yerinde bir siyaset olarak görüyoruz. Bu sürecin fazla uzatılmadan yerinde ve yeterince yürütülecek seviyeli tartışmalar sonucunda tamamlanması ve hazırlıkların bu doğrultuda yapılması doğru olandır.

• Aday belirleme süreci esasında bir anlayışın tartışılma sürecidir. Amaç yerel seçimlerde bir adayın kazanması değil, bir anlayışın kavranması ve kavratılmasıdır. Bu ise kuşkusuz “halk meclisleri” şeklinde ifadesini bulan ve halkın katılımcısı ve doğrudan denetleyeni olduğu bir yerel yönetim anlayışıdır. Halkın iradeleşmesinden çekinmeyen ve bunu bizzat destekleyen, kendi çıkarlarını değil halkın çıkarlarını önemseyen herkesin, genel ilkelere sadık kalması kaydıyla katılacağı süreçte aday belirleme tamamiyle bir prosedür gereğidir. Söz konusu ilkelerin temsiliyeti ve duruşta netlik olduktan sonra adayın “adı” ve “unvanı” federasyonumuz açısından önemli değildir. Bu anlayışın doğal devamı olarak dikkatlerden kaçan önemli bir noktaya daha dikkat çekmek gerekir. Yerel yönetimlerde halkın çıkarları ekseninde şekillenecek bir programın uygulanması bir kişiye havale edilemez. Sürecin kazanımla sonuçlandığı bir yerel yönetimde başarı için programda ısrar, halkın doğrudan katılımı ve güçlü ve yetkin bir kadro toplamı gerekir. Dolayısıyla yerel seçimler sürecini birlikte öreceğimiz yerel ve merkezi inisiyatifler program çerçevesindeki rolünü seçimler sonrasında da sürdürmeli, programın uygulanması garanti altına alınmalıdır. Kazanan kişiler değil programımız etrafında birleşmiş halk olmalıdır.

• Sürecin başından sonuna kadar, emeğini emeğimize katacak samimi insanlarla yürünecektir. Program üzerinden anlayış birliği sağlamış yerel ve merkezi inisiyatifler sürecin öznesi, yürütücüsü ve sözcüsü olacaktır. Temel ilkelerimiz ışığında süreç faaliyete katılan tüm kişi ve kesimlerle tartışılarak kolektif biçimde yönetilecek, kişisel husumetlerin, benmerkezci yaklaşımların faaliyeti baltalayacağı bilinmeli ve ısrarla bu olumsuz tutumlara düşmemek için çaba harcanmalıdır. Aday belirlenme sürecinden sonra kenara çekilen anlayış benmerkezci ve kişisel çıkar eksenli politika yürüten bir tarzdır. Anlayışta ortaklaşmış kişilerin ve kesimlerin aday kim olursa olsun sürecin sonuna kadar yürümesinin koşulları vardır. Halkın çıkarını esas almak ve samimiyet, bunu bilerek davranmak-hareket etmektir. Dolayısıyla bir prensip olarak kendi bireysel isteklerimiz ekseninde kendimizi dayatan değil kitleler nezdinde kendimizle aynı güvene sahip, bizle birlikte çalışan bir arkadaşımızı kendi yerimize önererek hem mütevazı bir çalışma hem de bu kolektif çalışmanın iç birliğini güçlendirmeye hizmet etmeliyiz. Aksi anlayış kabul edileceği gibi iç birliği bozarak çalışmanın sekteye uğramasına neden olacağından bu tür anlayışlara izin verilmemelidir.

• Halkın katılımcısı olduğu bir yerel yönetim anlayışı için yürütülecek çalışmalar yine halkın katılımcısı olduğu bir pratik süreçle ele alınmalıdır. Yarına ilişkin hedeflerin gerçekçiliği bugünden kitlelere hissettirilebilmeli ve savunduğumuz yegâne hedefin halkın çıkarları ve haklı mücadelesi olduğu bilinmelidir. Ve unutulmamalıdır ki bu mücadele kimsenin tekelinde değildir. Süreci beraber yürütebilecek birçok dost, devrimci, demokrat kurum ve kişi mevcuttur. İttifak halinde olunabilecek en somut konu ise halkın çıkarlarıdır. Bu kurum ve kişilerin etrafında kenetlenebileceği, ilkelerde değil ama politikalarda esneyebileceği ve esasta “halk meclisleri” fikrinde kenetleneceği bir zemin mevcuttur. Grup çıkarlarından sıyrılmış, “senin adayın”-“benim adayım” ikilemine takılmamış her kesimin samimi birlikteliği seçimleri değilse bile dayanışmayı kazandıracaktır. Bu çerçevede tüm demokrasi güçlerinin ortak hareket etmesi arzusunu gerçekliğe dönüştürecek sonuç alıcı bir yaklaşım benimsenecektir. Kesin olarak reddettiğimiz şey ise masa başı pazarlıkları olacaktır. Faaliyet program ve anlayış çerçevesinde en geniş kesimlere ulaşmaya azami dikkati göstererek öncelikle kitleler içerisinde ete kemiğe bürünmek, demokrasi güçleri içerisindeki dar grupçu, benmerkezci yaklaşımları zorlayarak değiştirecek, program ve anlayış çerçevesinde halkın çıkarlarını esas kabul eden bir ittifak anlayışını hâkim kılacak etki gücünü kitleler içerisinde var etmek hedeflenecektir. Ancak bu şekilde demokrasi güçlerinin en geniş biçimde ortak bir anlayış ve program çerçevesinde yan yana gelebileceği dahası yan yana durabileceği unutulmamalıdır.

• Federasyonumuz yerel seçimlere dönük süreci, program ve anlayış çerçevesinde önderlik edeceği, aktif olarak tüm bünyesiyle katılacağı ancak asla kendi mülkü olarak değil, kolektif bir süreç olarak görmektedir. Çağrımız bir destek çağrısı değildir ve olmayacaktır. Yukarıda belirtilen temel ilkeler çerçevesinde kenetlenmeye, sorumluluk alarak faaliyetin sahibi, yürütücüsü ve sözcüsü olmaya çağırıyoruz.

Yukarıdaki saydığımız ilkeler çoğaltılabilir. Hareket noktamız olan yeni demokrasi anlayışının türevlerinden kalkınan bir içerikle maddeleri çoğaltmak yerine, bu yeni demokrasi anlayışının kavranması daha yerinde olacaktır. Çünkü her somut koşul kendi içerisinde değişik tartışmalara, sorunlara sahip olurken; bu sorunsalı çözüme kavuşturmak, bir reçeteyle değil, bilimsel bir dünya görüşü ve doğru bir perspektiften hareket eden anlayışla mümkündür. Bu çerçevede özetleyecek olursak; kitlelerin tartışması, fikirlerinin bizzat kendilerince ifade edilmesi korkulacak bir şey değildir. Kitleler adına kitlelerden yalıtık söylenmiş her söz havada kalacaktır. Ancak onların dağınık ve sistemsiz şekilde ifade edilen doğru düşünceleri, yüzyılların mücadele geleneğinin bilgi havuzuna sahip devrimci-demokratik kurumlarınca toparlanıp sistemli hale getirildiğinde bir güce dönüşebilir. Ne kitle kuyrukçuluğu ne de kitleye tepeden bakma. İkisi de kaybettirecektir. Kazandıracak olan ise “kitlelerden kitlelere” kavrayışıdır.

Sahip olduğumuz kitle çizgisinin kılavuzluğunda yapacağımız yeni demokrasi propagandası dahi başlı başına bir politik çalışmadır. Bunun yanında yürütülecek olan yerel yönetim çalışmaları ile fiiliyatta daha fazla olanak mümkün olacaktır. Ancak kabul etmek gerekir ki devrimci demokrat güçlerin ve özelde yeni demokrasi güçlerinin görece zayıf olduğu alanlarda bir yerel yönetim hedefli çalışma gerçekçi olmamaktadır. Sübjektif olanakların yeterli olmadığı alanlarda “aday” gösterilerek çalışmanın amacını seçime endeksleyen bir hareket tarzındansa, daha net bir söylemle sahip olduğumuz yerel yönetim anlayışının anlatılarak bu temel üzerinden siyasal iktidarın teşhirine ve kendi anlayışımızın propagandasına dayalı çalışma esas alınmalıdır. Böylesi alanlarda aynı zamanda bu sürecin programımızın propagandasına dayalı bir örgütlenme atılımı olması gerektiğinin altını bir kez daha çiziyoruz.

Somut çalışma programı, sürecin daha ayrıntılı olarak nasıl ele alınması gerektiği vb. konu başlıklarına ilişkin burada somut ifadeler kullanmak istemedik. Zira eğer süreç kitlesel bir seferberlik temelinde bütün arkadaş ve dostların katılımıyla ele alınacak ise o zaman bütün bu konu başlıklarının birlikte tartışılarak netleştirilmesi gerektiği düşüncesindeyiz. Bunun için bütün arkadaşların düşünce ve önerileriyle birlikte aşağıdaki iletişim adresleri üzerinden komisyonumuzla diyaloga geçerek ön bir toplantıyla en kısa zamanda çalışmaları başlatmak gerektiği inancındayız.


İletişim: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir