dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
29 Kasım’da Ankara’da Demokratik Haklar Federasyonu Saflarında Birleşelim!

Demokratik Haklar Federasyonu
10 Kasım 2008

Emperyalist merkezlerde başlayan ve dünyaya yayılan ekonomik kriz, her geçen gün içerisinde derinleşerek çalışan kesimler üzerindeki baskısını arttırıyor. Her ne kadar gizlenmeye çalışılsa da ülkemizde kimi sektörlerdeki bazı küçük işletmeler yavaş yavaş kapanırken; yabancı büyük fabrikalar üretimi yavaşlatma, durdurma kararları alarak yurttaşlarımız kapı dışarı ediliyor. Krizin, üzerimizdeki etkisi, işsizlik ve pahalılık olarak görünmeye başladı ve daha da artarak süreceğinin sinyallerini veriyor.

ABD’nin ve AB’nin en sadık hizmetkârlarından olan, kendi ekonomik ve siyasi yönelimini onların icazetleri dışında kuramayan, yürütemeyen, tek övüncü kendi halkına yönelik yoksullaştırma ve zorbalık eylemleri olan ülkemiz siyasi iktidarı; krize karşılık olarak büyük bir yalandan başka bir şey üretememektedir. Yalanın adı: Krizin yok sayılmasıdır.

Siyasi iktidar, emperyalist efendilerinin direktifleriyle, krizin faturasını yine bizlerden çıkarmakta ve emperyalistlerin boşalan kasalarını doldurmaya, ülkemizi ve emeğimizi peşkeş çekerek devam etmektedir.

Başta doğalgaz ve elektrik olmak üzere temel ihtiyaç maddelerine yapılan fahiş zamlar, siyasi iktidarın en önemli “kriz icraatlarıdır”. Emperyalist merkezlerdeki kriz, derinleşmeye devam ettikçe, bizim gibi yarı-sömürge yarı-feodal konumda olan ülkelerde de uşak siyasi iktidarların ekonomi-politikaları halkları daha derin işsizlik, yoksulluk kuyularına sürükleyecektir. Halkın haklı tepkisi ise, yarı-feodalite gerçeği içerisinde ortaya çıkan çıplak zorbalıklarla; yargısız infazlarla, halklara karşı katliamlarla, işçi-emekçilere karşı coplarla, bombalarla, panzerlerle… Olanca şiddetiyle bastırılmaya çalışılacaktır.

Son aylarda, krizin artan etkisiyle, okullardan fabrikalara dek toplumun farklı kesimlerinden dağınık ve parçalı da olsa güçlü bir emek ve özgürlük mücadelesinin sinyallerini veren birçok grev, boykot, direniş haberleri gelmektedir. Buna karşılık, siyasi iktidar, başta devrimciler olmak üzere, tüm kesimlere karşı zorbalık politikalarını daha şimdiden pervasızca uygulamaya koymaktadır. Grevler engellenmekte, öğrenciler tutuklanmakta, demokratik haklarını savunan Kürt halkı silahlarla susturulmaya çalışılmaktadır. Dahası, çok daha tehlikeli bir biçimde, siyasi iktidar, toplumun tüm kesimlerinden kendisine yönelen bu tepkiyi halkları birbirine boğazlatma politikalarıyla boşa düşürmeye çalışmakta ve büyük provokasyonları tetikleyecek tutumlar takınmaktadır.

Halkımız,

Bu devasa ekonomik yıkımı, yaklaşan büyük boyutlardaki işsizlik ve yoksulluğu, buna karşı mücadele eden kesimlere yönelik acımasız zorbalıkları ve siyasi iktidarın, tüm bunları kontrol edebilmek için ortaya koyduğu Türk ve Kürt halkları üzerindeki kanlı senaryolarını ancak ve ancak Demokratik Haklarımız için birleşerek ve bir program etrafında kenetlenerek aşabiliriz.

İşçiler, köylüler, farklı toplumsal kesimlerden tüm emekçiler, öğrenciler… Yaşlısından gencine, çeşitli milliyet ve inançlardan yekpare bir mücadele hattı örebilirsek, kazanacağımız şanlı mücadele günleri bizleri beklemektedir!

Demokratik Haklar Federasyonu ve bileşeni olan tüm kurumlar, geçmişten bugüne uzanan mücadele deneyimlerinin toplam sonucunda bugün merkezi, yaygın ve çok daha güçlüdür. Halkımızın mücadelesi içerisinde, demokratik kazanımlara yönelik mücadelede, programı, kurumları ve etrafında kenetlenen devrimcilerin iradesinde Demokratik Haklar için Mücadele çağrısını bir kez daha yinelemektedir!

Bu vesileyle, KESK ve DİSK’in çağrısıyla 29 Kasım’da ülkenin dört bir yanından gelecek olan on binlerce emekçiyle birlikte, Ankara’da örgütlenen mitinge DHF olarak tüm kuvvetlerimizle katılıyoruz.

29 Kasım, DHF için, bugün saldırı altında olan halkın söz, eylem ve örgütlenme hakları başta olmak üzere; bu haklarını ekonomik ve sosyal yıkımların karşısında hayata geçirmesi engellenen ezilen yığınların, derinleşen yoksullaşmaya ve artan zorbalık rejimine karşı halkın demokratik taleplerini, kitlelerin inisiyatifinde savunma mücadelesi için önemli bir adım olarak algılanmalıdır. 29 Kasım’da, ülkenin tüm faaliyet yerellerinden, kampanyanın coşkun havasını etkin bir katılımla DHF pankartına yansıtacak olan faaliyetçi kitle; Yeni Demokrasi mücadelesinin yeni döneminin de miladı olmayı hedeflemelidir.

29 Kasım’a uzanan süreçte, kampanya programına yüklenmek ve 29 Kasım’ı kampanya içerisindeki asgari faaliyetlerimizin somut ürünü olabilecek şekilde değerlendirmek; yeni demokrasi anlayışımız çerçevesinde, güncel gelişmeler ekseninde yerel emek mücadelelerinin katılımcısı olmak ve halkın haklı mücadelesini örgütlemek; bu mücadele içerisinde DHF’nin program ve görüşlerinin savunusunu yapmak ve halkı örgütlemek kampanyamızın temel hedefleri içerisindedir.

Dolayısıyla 29 Kasım, ülkenin dört bir yanındaki faaliyetçilerin yan yana geldikleri bir eylem değil; kampanyanın varacağı zaman dilimi itibariyle, ulaşılmış bulunan tüm kitle ilişkilerinin eksiksiz biçimde alana yansıtılacağı bir tarih olarak algılanmalıdır.

DHF’nin, uzun yılların birikimine yaslanan iradesi etrafında kenetlenelim!

Halkın haklı davasını, yoksulluk ve zulüm düzenine karşı, kitlelerin sahiplenişiyle omuzlayalım!

Emperyalizme karşı Bağımsızlığın; zorbalık rejimine karşı Yeni Demokrasi’nin savunusunu, halkın Demokratik Hakları için Mücadelesinde büyütelim, yaygınlaştıralım!

DHF’nin, disiplinli, coşkun ve kararlı kortejlerinde safımızı tutalım!