| 6 Mayıs Direnciyle, Bağımsızlık ve Yeni Demokrasi Kavgamızı Büyütelim! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
Ölümlerinin üzerinden günümüze değin geçen zaman diliminde ülkemizde yaşanan gelişmelere baktığımızda, mücadeleleri şahsında öne çıkan anti-emperyalist niteliğin önemini daha fazla kavramamıza ve bu bilinçle sahiplenmemize neden olmaktadır/olmalıdır. İşte tam da bu noktada, siyasi iktidarın “1971 Devrimci Çıkışı”nın niteliğini gözlerden saklama ve içini boşaltarak çarpıtma çabaları devreye girmektedir. 1980’li yıllarda “vatan hainleri”, “anarşistler”, “teröristler” olarak değerlendirilirken ve bugün isimlerini anmak dahi suç sayılırken; şimdilerde ise bir başka saldırı türü devreye sokulmaktadır. 2000’li yılların hâkim “neo-liberal” saldırganlığın, ideolojik planda, halka ve halk güçlerine karşı “tarihin çarpıtılması” şeklinde görünürlük kazanan bir konsepti işlettiği görülmektedir. Dolayısıyla, mevcut mücadelenin içi boşaltılarak “aslında iyi ve saf çocuklar”, “dış mihraklarca kandırılan gençler”, “ülke egemenlerinin birbiriyle olan çelişkilerinin kurbanı” gibi çeşitli açıklamalarla ve tanımlamalarla saklanmaya ve unutturulmaya çalışılan, Denizlerin, Yusufların, Hüseyinlerin şahsında 1971’lere damgasını vuran ve toplumla bütünleşen, kitleselleşen anti-emperyalist ve aynı zamanda emperyalizmin uşağı olan ülke egemenlerine karşı alternatif iktidar mücadelesini fitilleyen devrimci radikal mücadele çizgisidir. Bu çabanın bir görüngüsü, Denizlerin ve Mahirlerin kişi olarak ön plana çıkarılmaları, fetiştirilerek, içi boş simgelere dönüştürülerek yok edilmeye çalışılmalarıdır. “Hatırla sevgili” gibi dizilerde Denizlerin "saf ve temiz çocuklar" olarak gösterilmeleri ve yürüttükleri radikal mücadele zemininin de "basit gençlik heyecanları" ve "anarşist tavırlar" temelinde göstermeye çalışılması anlamlıdır. Dolayısıyla bu kuşağın mirasını ileriye taşımanın yolu, onların izlenmesi ve ileriye taşınmasının, aynı zamanda onların mücadelelerinin hatalı ve eksik yanlarını da görerek ders çıkarmak ancak bu hataların gölgeleyemediği düzen içine hapsolmayan ve düzene karşı ölümüne sahiplenilen devrimci çizginin, cesaret ve devrimci onurun güçlü çizgisinin izlenerek güçlendirilmesi olmalıdır. Denizlerin hatası, yürüttükleri mücadele ve düzene karşı duruşlarında değil, düzene karşı, düzenin niteliği ile bütünleşerek, onu doğru tahlil edip net bir ideolojik kopuş ve ayrışmaya dayanmayan bir nitelikte hapsolarak mücadele yürütmüş olmalarıdır. Dolayısıyla “Ordu Gençlik El Ele Tam Bağımsız Türkiye” sloganları işte bu hataya dayanmaktadır. Nitekim bu hatanın bedeli çok ağır olmuş binlerce devrimcinin darbelere hazırlıklı olmaların engellemiş, 1980 darbesinin ardından da işkencelerle, baskılarla, gözaltı ve hapislerle, sinmişlikleriyle silinip gitmelerine, toplumdan ayrıştırılarak eritilmelerine ya da marjinalleştirilmelerine neden olmuştur. Denizlerin, Yusufların ve Hüseyinlerin gençlik hareketi üzerinden, kampuslardan başlayan ve bu sınırları aşarak tüm emekçi halkların mücadelesiyle bütünleştirdiği ve mücadeleyi ivmelendirdiği ve ülkenin tam bağımsızlık özlemiyle bütünleşen mücadelelerinin haklı zemini ve niteliği ile bu mücadele içerisinde düşülen zaaflar ve eksiklikleri farklı değerlendirmek, bu güçlü mirası sahiplenmenin devrimci bir zorunluluk olduğunu unutmamak gerekiyor. Kemalist ideolojiye dayanan ve “Bağımsız Türkiye” görüngüsünün altında yarı feodal - yarı sömürge niteliğini koruyarak emperyalizme göbekten bağlı olan bu bağımlılık ilişkisine karşı, 68 kuşağının girişmiş olduğu bağımsızlık mücadelesi, ülke egemenlere de yönelerek ve özellikle 71 devrimci çıkışının mimarları olarak radikal bir çizgiyle değiştirme iradesini yansıtarak döneme devrimci irade ile damgasını vurmuş, toplumsal mücadelenin hangi zeminde yürütülmesi gerektiğini açıkça işaret ederek bugüne ve geleceğe güçlü bir miras bırakmıştır. Bu mirasın ancak düzenin burjuva-feodal karakterinin eskisine nazaran daha fazla bilince çıkartılarak, bu yönüyle düzenden daha güçlü bir ideolojik kopuş zemininde ve devrimci çizgisini yitirmeden bugüne ve geleceğe taşınabileceği bilinciyle Yeni Demokrasi mücadelesini yükseltmek temel vazifemizdir. Denizleri, Hüseyinleri ve Yusufları ve onların şahsında tüm devrim ve demokrasi şehitlerini anmak, ölümsüz kılmak, bu mücadeleyi sürdürmekle mümkündür. |





Tam 37 yıl önce, 6 Mayıs’ta Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan, anti-emperyalist mücadeleleri ve bu mücadelenin bir parçası olarak, emperyalizmin çıkarlarını temsil eden ülke egemenlerine yönelik radikal mücadele çizgileri nedeniyle idam edildiler.