Demokratik Haklar Federasyonu
8 Haziran 2010
ABD ve AB emperyalizminin derinleşen iktisadi krizleri, beraberinde, kendilerine bağımlı ülkelerdeki sömürü ve zulüm diktalarının halklara yönelik azgın saldırılarını da büyüterek sürüyor.
Emperyalizme olan bağımlılığının yıkıcı sonuçlarını her geçen gün daha derinden hisseden ülkemizde de ekonomik, sosyal, siyasal hak gaspları ve saldırılar gelişerek devam ediyor.
AKP hükümeti vitriniyle, yıllardır köylülerimize, işçi ve emekçilerimize adeta kan kusturan ülkemiz hâkim sınıfları, efendilerinin IMF ve DB gibi uluslararası sömürü aygıtlarının talimatlarıyla, özelleştirmelere, taşeronlaştırmaya, toplu işten çıkarmalara ve bunlar gibi ekonomik saldırılarına devam ederken bir yandan da köylülerin, işçilerin, emekçilerin ve diğer ezilen halk kesimlerinin söz, eylem ve örgütlenme gibi meşru, demokratik haklarına ve mücadelelerine de azgınca saldırmakta ve kazanılmış hakları da gasp etmektedirler.
Bugün, emperyalizmden ve uşağı hâkim sınıfların sömürü ve zulüm düzeninden zarar gören tüm halk kesimlerinin en temel demokratik hak taleplerine dahi tahammülsüzce saldıran siyasi iktidar, yaratmış olduğu zulmün, zorbalığın dozunu, emekçilerimizin ve diğer ezilen kesimlerin haklı mücadeleleri ivmelendikçe arttırmaktadır.
Köylülerimizin, işçilerimizin, kamu emekçilerimizin ve genel emekçi kitlelerinin hak alma mücadelelerine, kendi yasalarını dahi hiçe sayarak saldıran, ülkemiz hapishanelerini tıka basa dolduran, sokak ortasında yargısız infazlarla halka kurşun yağdıran siyasi iktidar; halk gençliğinin demokratik mücadelesine, kadınların emek ve özgürlük mücadelelerine ve Kürt ulusu başta olmak üzere ülkemiz azınlık ulus, milliyet ve inançlarından halk kesimlerinin demokratik ve meşru mücadelelerine de aynı şiddetle yönelmekte ve bastırmaya çalışmaktadır.
Bu koşullar altında, ülkemiz işçi ve emekçileri başta olmak üzere, topraksız ve yoksul köylülük ile halk gençliği ve kadınların demokratik mücadelelerinde ve ezilen ulus, milliyet ve inanç kesimlerinin haklı mücadeleleri içerisinde, halkın demokratik haklar mücadelesinin bağrında cisimleşen Demokratik Haklar Federasyonu’nun (DHF), üzerinde yükseldiği yeni demokrasi mücadelesi, tarihi boyunca yoğun saldırıların hedefi haline getirilmiştir/getirilmektedir.
Kuruluşundan günümüze geçen iki yıllık süre içerisinde, Federasyonumuzun ülkemizin çeşitli bölgelerinde ve birçok yerelinde mütevazı ve fakat kararlı, cesur bir şekilde sürdürdüğü mücadelelerinde, 100'den fazla faaliyetçisi gözaltına alınırken, onlarcası da çeşitli tarihlerde tutuklanarak F tipi hapishanelere konulmuştur.
Siyasi iktidar, kendi yasalarını hiçe sayarak, düzmece belgelerle ve hayali senaryolarla gerçekleştirdiği “terör örgütü operasyonlarıyla” DHF faaliyetçilerine yönelik saldırılarını farklı bölgelerimizde meşrulaştırmaya gayret etmekte; bu gayrete dahi ihtiyaç duymadığı koşullarda da çareyi, DHF faaliyetçilerini kaçırmakta, işkence etmekte, güpegündüz sokak ortasında silahla tehdit etmekte ve hatta son dönemde de kadın faaliyetçilere yönelik tacizler ve tecavüz girişimi gibi aşağılık yöntemlere sarılmakta bulmaktadır.
Bu saldırılara son halka, geçtiğimiz günlerde Amed'de eklenmiştir.
DHF üyesi, Dicle Üniversitesi öğrencisi İlhan Turan, yine kendisiyle aynı üniversitede okuyan ve Amed'deki sokak gösterilerinde polis kurşunuyla katledilen Aydın Erdem için örgütlenen boykot ve gösterilere katıldığı için Aralık 2009'da gerçekleştirilen operasyonlarda diğer bazı DHF'lilerle birlikte gözaltına alınmıştı.
Geçtiğimiz günlerde, Diyarbakır Adliyesi 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde davaları görülen tutuklu sanıklara adeta ceza yağdırılmış ve bu kapsamda DHF üyesi İlhan Turan 10 yıl 5 ay hapse mahkûm edilmiştir.
Yine Amed'de, son dönemde BDP'li kadın faaliyetçilere de yönelik hayata geçirilen taciz ve tecavüz tehditleri, bu kez de Federasyonumuz üyesi bir kadın faaliyetçimize yönelik aşağılık bir saldırı girişimi olarak vücuda gelmiştir.
Federasyonumuzun Amed faaliyetleri üzerinde yoğunlaşan bu saldırılar, yeni demokrasi mücadelesinin, Kürt ulusunun haklı ve meşru talepleri ve mücadelesiyle bütünleşme ve kaynaşma gerçekliği ile çeşitli milliyet ve inançlardan ülkemiz işçilerinin, köylülerinin ve emekçilerinin mücadeleleriyle bütünleşmesinden duyulan korkunun ve kaygının aciz sonuçlarıdır!
Dün Olduğu Gibi Bugün de Federasyonumuza ve Demokratik Haklar Mücadelemize Biçilen “Cezaları” Kınamıyoruz!
Topraksız ve yoksul köylülük ile üretici köylülüğün, işçi ve emekçilerin, büyük şehirlerin kenarlarında açlığa, yoksulluğa itilen emekçi semtlerin, gençlerin, kadınların, azınlık milliyet ve inançlar ile Kürt ulusunun demokratik ve meşru hak talepleri mücadelesinin içerisinde, geleceği kazanma iradesini örgütleyen DHF, karşılaştığı tüm baskıların ve saldırıların, haklı mücadelesinin dolaysız bir karşılığı olduğu bilinciyle hareket etmektedir.
Tekirdağ F Tipi Hapishanesi'nden Amed zindanlarına dek ülkemiz hapishanelerini dolduran işçiler, köylüler, emekçiler ile gençler, kadınlar ve diğer ezilen kesimler şahsında zindanlara kapatılan DHF faaliyetçileri; emperyalizme ve uşaklarına karşı yürütülen bağımsızlık ve yeni demokrasi mücadelesinin devrimci irade beyanı olarak okunmalıdır.
DHF, bu vesileyle, ülkemiz ağalar ve patronlar sultasının sömürü ve zulüm düzenine karşı, kitle faaliyetlerinde derinleşme ve demokratik haklar mücadelesini, kitlelerin devrimci dinamizmiyle büyütme kararlılığını bir kez daha ilan eder!




