| Başbakan Erdoğan’ın “Davos Şovu”, Halklarımızın Dayanışma Duygularını İstismar Etmeye Yönelik, İkiyüzlüce Sahnelenen Bir Seçim Aldatmacasıdır! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
Ne ki öfke krizine kapılmış histerik tavırlarla “Davos benim için bitmiştir” diyerek paneli terk eden Erdoğan’ın yelkenleri birkaç saat içinde sönümlenen bu kahramanca (!) tepkisinin, Davos toplantılarına değil de “moderatöre” yönelik olduğu yapılan basın toplantısında tekrarlanarak söylenmiştir. Hatırlanacak olursa Başbakan’ın, yalnızca bu “çıkışı”nda değil, aynı zamanda panelin de gündemi olan ve Erdoğan’ın “çıkış” yapmasının da gerekçesi olan “İsrail’in Gazze saldırısı” meselesinde de yelkenler aynı hızla indirilmiştir. Daha da ötesinde İsrail’in Gazze saldırısı arifesinde, Erdoğan, Olmert’le birlikte Ankara’da yaptığı açıklamada, Olmert’e, “barış görüşmelerindeki yapıcı yaklaşımı ve gösterdiği siyasi irade” için teşekkür ediyordu. Saldırının akabinde ise bir parçası olunduğu aşikâr olan süreç, “sahte gözyaşları” ve “barış diplomasileri”yle doldurulmuştu. Benzer şekilde, toplantı esnasında Perez’i “siz çocukları öldürmeyi iyi bilirsiniz” ve “sesinizin yükselmesi suçluluk psikolojisinden ileri gelmektedir” şeklinde öne çıkmaya çalışan Erdoğan, toplantıdan yalnızca birkaç saat sonra ise hedefinin “İsrail Devleti” olmadığını, “Perez” olmadığını söylemiş, bunlara karşın suçlu olarak da “moderatör” ilan edilmişti. Bir bakıma Gazze’nin suçlusu bir anda moderatör olarak ilan edilmiştir. Başbakanın “sert tepkisine” neden olan moderatörün üzerinden paylanan Perez, hükümet yanlısı burjuva medya tarafından da AKP’nin seçimler arifesindeki iç politika malzemesine dönüştürülmüş ve Perez’in Erdoğan’ı aradığı ve yarım saat süren görüşmede özür dilendiği manşetlerden düşmemiştir. Ne ki Perez tarafından yapılan açıklamada, bu durum da yalanlanmış ve yalnızca yaşanılan durumdan üzüntü duyulduğu belirtilmiştir. Başbakan Erdoğan’ın “Davos Şovu”, Halklarımızın Dayanışma Duygularını İstismar Etmeye Yönelik, İkiyüzlüce Sahnelenen Bir Seçim Aldatmacasıdır! İsrail lobisinden madalya alan, İsrail’le ekonomik ve askeri ilişkileri vazgeçilemez gören bir Başbakanın yapmış olduğu bu çıkıştan erken çark etmesi şüphesiz ki kaçınılmaz olandı. İsrail Cumhurbaşkanı’nı insan öldürmeyi iyi bilmekle suçlayan Erdoğan, Gazze’de bomba yağdıran uçaklara ülkemiz hava sahasının açıldığı, uçaklardaki pilotların eğitim kamplarının Konya yerelimiz olduğunu açıkça görmezden gelmekte ve gerçekleri gizlemektedir. Öte yandan, 22 Şubat 1996 tarihinde imzalanan askeri eğitim işbirliği anlaşmasıyla başlayıp 28 Ağustos 1996 tarihinde imzalanan savunma sanayi işbirliği anlaşmasıyla netleşip yoluna devam eden Türkiye - İsrail askeri anlaşmaları hız kazanarak sürmektedir. Tankların, savaş uçaklarının ve savaş helikopterlerin modernize edileceği anlaşmalarla başlayan süreç, bugün insansız savaş uçaklarının alınmasına kadar ilerlemiştir. Toplam payı 2 milyar doları bulan bu anlaşmalarla İsrail ekonomisinin en büyük ayağı olan savunma ekonomisine ciddi katkı sunularak, Filistin’de yapılan katliamlara ortak olunmuştur. Gazze panelinde planlı yapılan “çıkış”la sözde İsrail karşıtı bir hat çizen ve ezilenlerden ve haklıdan yana olduğunu söyleyen Erdoğan, gerçek yüzünü farklı gündemler etrafında defalarca kez ortaya koymuştur. Gazze’de ölen çocukların ve sivillerin hakkını savunan aynı Erdoğan, ezilen Kürt Ulusu’na karşı ise İsrail’den daha pervasız bir hat izlemektedir. 2006 yılı Mart ayındaki Newroz gösterilerinde Amed’de 4’ü çocuk 11 kişinin yaşamını yitirmiş olması bunun en somut yüzlerce kanıtından yalnızca birisidir. 3 gün süren bu olaylar karşısında Erdoğan’ın tepkisi ise “çocuk da olsa kadında olsa gereği yapılır” olmuştur. Savaş esnasında sivil kayıplardan dem vuran Erdoğan, Kürt coğrafyasında bombalanan, yakılıp yıkılan köyleri ve yerinden yurdundan zorla göç ettirilmiş köylüleri yok saymaktadır. İsrail’i kimyasal silah kullanmakla suçlayan Erdoğan, yine Kürt coğrafyasında demokrasi güçlerine yönelik yapılan operasyonlarda kullanılan kimyasal silahlardan ise hiç bahsetmemektedir. İsrail karşısında Davos’ta kükreyen (!) Erdoğan, Filistin'e yönelik yapılan tüm katliam operasyonlarında onayı bulunan ABD ismini dahi ağzına almayarak, bu konuda söyleyebileceklerinin ve yapabileceklerinin sınırını da göstermiştir. Başbakan, halklarımızın dayanışma duygularını, yaklaşan yerel seçimler için istismar edebilmek adına büyük bir oyuna kalkışmıştır. Krizin, yoksullaşmanın, işsizliğin ve zorbalık düzeninin çarkları arasında sıkışan, ezilen kitlelerin insani duyarlılıkları; AKP aleyhine hızla gelişen bir seçim ortamında; yine ikiyüzlüce kullanılmak istenmektedir. AKP’nin Yalanlarını Teşhir Edelim! Kriz gündemiyle dağınık ve parçalı da olsa ilerleyen faaliyetlerin ve yakın dönemde sonlanan Gazze gündemi içerisinde ortaya çıkan kitle eylemlerinin içerisinde; emperyalizmin uşağı siyasi iktidarın ve vitrinindeki AKP’nin tüm kandırmacalarını, ikiyüzlü politikalarını, yerel seçim faaliyetlerimiz kapsamında teşhire yönelelim. Bağımsız ve etkili bir dış politikanın, mazlum halklarla ve meşru mücadeleleriyle gerçek manada dayanışmanın ancak ve ancak bağımsız bir ülkede özgür bir halk olarak yaşamaya başlayacağımız günlerde mümkün olduğunu; bu hedefteki somut, örgütlü mücadelenin, günümüzün gerçek “dayanışma eylemi”nin bizzat kendisi olduğunun savunusu içerisinde olalım. |





Ülkenin şu günlerde öne çıkarılan gündemi, Washington Post gazetesi yazarı David Ignatius’un moderatörlüğünü yaptığı, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ve Başbakan Erdoğan’ın katıldığı panelde, Peres’in sözlerine karşılık “çıkış yaparak”(!) salonu terk eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kahramanlığı...