| Çarpıtma ve Zorlama Yorumlarla, Gerçekler Değiştirilemez! Dersim Halkı, Gerici ve Yoz Düzen Kültürüne Karşı, Demokratik Halk Kültürüyle Değerlerini Koruyacaktır! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
Dersim yerelimizde, 1990’lı yıllarla birlikte kirli savaşın dozunu yükselttiği koşullarda ortaya çıkan ve bilinçli bir şekilde yaygınlaştırılan uyuşturucu madde, alkol bağımlılığı, fuhuşun yaygınlaştırılması ve yaşanan hızlı asimilasyon, kültürel erozyon gibi öne çıkan başlıklarda toparlayabileceğimiz “yozlaşmayı” ele alan bir kampanya, DHF Dersim örgütlülüğü tarafından yaklaşık bir ay önce başlatılmıştır. Bir aydan beridir DHF’lilerin, Dersim halkıyla birlikte mahalle mahalle, sokak sokak, ev ev ördükleri çalışmalar; toplantılarla, etkinliklerle; halkın katılımıyla, kitlesel bir şekilde, yerel ve ulusal burjuva medyanın, ilgisi dışında devam etmekteydi. Geçtiğimiz günlerde, Dersim örgütlülüğümüzün tertiplediği ve yaklaşık iki bin Dersimli’nin katılım gösterdiği yürüyüş ve bu gösteride birahane sahiplerinin kitleye saldırmak istemesi üzerine yaşanan gelişmeler, bir anda yerel ve ulusal burjuva basının gündemine oturdu. Yaklaşık bir haftadan beridir de “Mahalle baskısı” odaklı olarak, ülkemiz burjuva – feodal gericiliğinin halkın gündemini manipüle etmek maksadıyla dönem dönem piyasa sürdüğü gerici bir tartışmanın konusu haline getirilmeye çalışılan kampanyamız ve söz konusu eylem hakkında; kamuoyunu bir kez daha bilgilendirmenin, yaratılmak istenen dezenformasyonu engellemenin ve kimi kalemşörler şahsında somutlanan gerici propagandayı, gerçeklerle tartışmanın gerekli hale geldiği görülmektedir. Ne Kadınların Emekleriyle Çalışmasına Karşıyız ne de Meselenin Sadece Bir Birahaneler Meselesi Olduğunu Düşünüyoruz DHF olarak, halkın ekonomik ve sosyal hak talepleri mücadelesinde yeni demokrasi perspektifiyle mücadele etmekle birlikte, bu mücadele içerisinde bir yandan da emperyalizmin ve uşaklarının piyasayla ve düzenle yaydıkları gerici ve yoz kültüre karşı da “yeni insan” ve “demokratik halk kültürü” mücadelesini büyütüyoruz. DHF Dersim örgütlülüğünün,“Yozlaşmaya ortak olma, karşı çık” şiarıyla Dersim yerelimizde başlattığımız kampanya, Dersim halkının büyük sahiplenişiyle bugünlerde de devam ediyor. 18 Aralık 2010 tarihinde gerçekleştirilen eylem sonrasında, gerek burjuva medyada, gerekse de Dersim’e yönelik yayın yapan kimi internet sitelerinde kampanyaya dair bazı haberler yayınlandı, yorumlar yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor. Kampanyanın önemli ve ilk ayağı, birahanelerde kadının cinsel bir meta olarak kullanılarak sömürülmesi ve bu mekânlardan ilimize yayılan yoz kültürün önüne geçilmesiydi. Bu kapsamda bir aya yayılan mahalle çalışmaları ve buralarda yapılan halk toplantıları sonucunda, 18 Aralık 2010 Cumartesi günü bir eylem gerçekleştirdik. Dersim halkının yoğun katılım gösterdiği eylem, gerek yerel basında gerekse de ulusal basında geniş yer aldı ve kimi tartışmaları, yorumları beraberinde getirdi. Kampanya materyallerinde, yapılan halk toplantılarında ve çalınan her kapıda (ki bu kapsamda Dersim merkezde bulunan her hanenin kapısının iki kez çalındığı belirtilmelidir) kampanyanın kapsamı, hedefleri, yozlaşmanın kaynağı ve geçirdiği evreleri anlattık. Dersim dışında, kampanyamızın içeriğini ve hedeflerini duyamayanlar ve okuyamayanlar için bir kez daha başlıklar halinde altını çizelim: • Kampanyamızın şiarı “Yozlaşmaya Ortak Olma, Karşı Çık”tır. • Bu genel şiar altında “birahane ve fuhuş”, “çeteleşme ve toplumsal şiddet”, “aile içi şiddet” ve “madde bağımlılığı gibi alt çalışma başlıkları mevcuttur. • Yozlaşmanın temel kaynağı, burjuva feodal sistem ve onun kültürüdür. Bunun Dersim’de aldığı biçim ise özel ve sistematiktir. Zira Dersim, gerek sınıf mücadelesinin ve ulusal mücadelenin önemli mevzilerinden birisi olması nedeniyle gerekse tarihi ve kültürüyle, mevcut sistem açısından her dönem ”çıban başı” olmuştur. Egemenler bu gerçekliği çok iyi biliyorlar. Katliamlar ve sürgünlerle teslim alamadıkları Dersim’i, gerici yoz kültürü yaygınlaştırarak teslim alma peşindeler. • Halkın demokratik haklar mücadelesinde, örgütlü mevzisi olarak, bu gerici yoz kültüre karşı başlattığımız kampanyanın ilk ayağı başarıyla tamamlandı. Birahanelerde kadın sömürüsüne ve oradan topluma yayılan yozlaşmaya karşı büyük bir başarı sağlandı. Şimdi kampanyamız, sürecin takip edilmesi ve kampanyanın diğer ayaklarının örgütlenmesi çalışmalarıyla devam ediyor. Bu Apaçık Gerçekliğe Rağmen, “Kadın Garson” Çalıştırılması ve “Üç Kadın Giderse Dersim Kurtulur Mu?” Makasında Yapılan Çarpıtmaların Mahiyeti Üzerine Gerçekleştirdiğimiz eylem sonrasında burjuva-feodal medyaca yapılan haberlerde sorun, “kadın garson” çalıştırılma sorunuymuş gibi verilirken; Dersim’e yönelik yayın yapan kimi sitelerde ise, kampanyanın hedefinde ve sorunların kaynağında “kadınlar” varmış gibi verildi. Hemen hemen bütün ana haber bültenlerinde, birçok internet sitesinde, burjuva basında ve özellikle Dersim’e yönelik faaliyet gösteren www.newededersim.com ve www.tunceliemek.com.tr sitelerinde yer alan değerlendirmelerde, gerçekleştirdiğimiz kampanyanın farklı şekillerde çarpıtılmaya çalışıldığına tanık olduk. Zaman gazetesinden bir örnekle devam edelim. Zaman gazetesinde yer alan yoruma geçmeden önce vurgulamakta fayda var ki; Zaman, egemen sınıfların bir kanadının sözcüsü ve burjuva feodal medyanın kıdemli üyesidir. Yaptığı ve yapacağı yorumlar bizi şaşırtmaz, bir anlamda sorumluluğunu “layıkıyla” yerine getirmenin çabası içinde olan bir gazetedir. Zaman Gazetesi’nde Ali Haydar Gözlü ve Nurullah Kaya imzasıyla 22 Aralık 2010 tarihinde “Tunceli halkı tepki gösterdi, 3 birahane kapatıldı” başlıklı haberin hemen solunda, Fatih Vural imzasıyla “Medyanın çifte standardı Tunceli'de ortaya çıktı” başlığıyla yayınlanan haber yorumda şöyle deniyor; “Ankara ve Aydın'da polisin içkili restoranlara baskı yaptığı şeklindeki haberleriyle, mahalle baskısı tartışmalarını körükleyen medya organlarının, Alevilerin yoğunlukta olduğu Tunceli'deki benzer bir olayı görmezden gelmesi dikkat çekti.” Bununla yetinmeyen Zaman, yorumunu desteklemek için Star Gazetesi’ne ve sosyologlara başvuruyor: Star gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar ise köşesinde medyayı şöyle eleştirdi: "Polisin başkentteki park caddesinde içkili yerlere yönelik denetimini günlerdir tartışma konusu yapanların Dersim'deki birahane şiddetini görmezlikten gelmesi soruna yaklaşımdaki çifte standardı gözler önüne serdi. Fatih Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Ali Murat Yel de medyanın ve bazı akademisyenlerin olaylara, kendi 'mahalleleri'nden ve çifte standartla baktığını düşünüyor. Yel, "Birahane baskını, Kayseri'de, Erzurum'da yapılmış olsaydı; büyük televizyon kanallarında hâlâ 'Türkiye nereye gidiyor? Muhafazakârların yaptığı mahalle baskısının boyutları şu noktaya ulaştı' gibi konuşmalar duyacaktık." Zaman Gazetesi temsil ettiği kliğe “layık” olmak için hiçbir fırsatı kaçırmıyor ve apaçık gerçekleri tersyüz ediyor. Bunu yaparken de kendi yorumu yeterli gelmemiş olacak ki “bilim” insanlarından da fikir alıyor (!) Ayrıca tartışmayı burjuva-feodal medyanın diğer kanadında yer alan Doğan Medya üzerinden sürdürerek “çifte standarttan” yakınıyor. Hemen vurgulayalım ki Doğan medyası da meseleyi “kadın garson çalıştırılması” üzerinden ele alarak yaşananları çarpıtmıştır. Yukarıda, kampanyanın kapsamını hedeflerini ve hangi politik zemin üzerinden yükseldiğinin altını çizdik. Yaptığımız çalışmalarda ve basın açıklamasında bu zemini hep vurguladık. Ankara ve Aydın’da yaşananlarla Dersim’de yaşananlar arasında hiçbir benzerlik yoktur, olamaz. DHF, restoranlarda içki içildiği için böyle bir çalışma başlatmadı. Sistem tarafından bilinçli bir şekilde yaygınlaştırılan ve yozlaşmanın önemli kaynaklarından olan fuhuşa karşı bir çalışma başlattı. Binlerce Dersimli’nin ortaya koyduğu tepki, sistemin Dersim’i teslim alma politikalarından birisi olan yozlaşmaya duydukları haklı ve meşru tepkidir. Zaman’ın fikirlerine başvurduğu Fatih Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Ali Murat Yel’in “bilim” insanı sıfatıyla, Dersim halkının demokratik, meşru tepkisini “baskın” gibi gösteren; “Kayseri'de, Erzurum'da yapılmış olsaydı; Muhafazakârların yaptığı mahalle baskısının boyutları şu noktaya ulaştı' gibi konuşmalar duyacaktık." belirlemesi ise çarpıtmanın “bilimsel” olanının nasıl yapıldığına güzel bir örnek teşkil etmenin ötesinde bir anlam taşımıyor. Zira Dersim, tarihiyle, kültürüyle ve devrimci geleneğiyle, hoşgörünün kök saldığı bir ildir. Devletin yobaz, gerici, milliyetçi kültürüne bedeller ödeyerek karşı durmuştur. Gerek Kayseri ve Erzurum gerekse de diğer illerimizde devletin uyguladığı politikaların yanı sıra halkın örgütsüz olması, egemenleri ve gerici yoz kültürlerini daha da pervasızlaştırıyor. Oralarda olanın kaynağında bu gerçeklik vardır. Dersim, on yıllardır yaşanılabilir bir dünya için can bedeli verilen mücadelelerin yatağıdır. Ondandır ki bu gibi tarikatın rahle-i tedrisatından geçmiş “bilim” insanının (!) söyledikleri bu gerçekler karşısında hükümsüz kalıyor. Zaman Gazetesi “görevini” yapmıştır, sınıf karakterine uygun bir pratik sergilemiştir. Bu, onun varlık gerekçesidir. Çok görmüyoruz. Fakat halk saflarında değerlendirdiğimiz kişilerin, burjuva-feodal gericilikle örtüşen bir takım değerlendirmelerde bulunmalarına anlam veremediğimizi ifade etmek isteriz. Bu dostlarımız eğer devletin on yıllardır Dersim’de uygulaya geldiği yozlaştırma politikalarına karşı değillerse, birahanelerde kadınların cinsel bir meta olarak sunulmasını yozlaşmanın bir parçası olarak görmüyorlarsa, uyuşturucu madde kullanımının yaygınlaştırılmasına karşı çıkmıyorlarsa kendilerine çok fazla söyleyecek bir şeyimiz yok. Dostlarımız gerçekleştirilen eylemle uzaktan yakından alakası olmayan olayları, süreçleri kullanarak gerçekleri çarpıtmaktan vazgeçmelidir. Gerçekleştirilen eyleme dair fikirleri ne ise açıkça ortaya koymalı ve tutarlı bir şekilde bu fikri sahiplenmelidirler. Bütün provakatif, saldırgan tutumlarına rağmen hala dost olarak gördüğümüz arkadaşlardan beklentimiz yanlışlarını görmeleri ve Dersim halkının çıkarlarına hizmet etmeyen bu tutumlarından hızla uzaklaşmalarıdır. Gerçekleri çarpıtarak Dersim halkının haklı ve meşru eylemine karşı saldırgan bir tutuma giren dostlarımız devletin kirli politikalarına alet olmakta ve bu politikaları meşrulaştırmaktadırlar. Yok eğer dostlarımız, devletin bu kirli politikalarına gerçekten karşı iseler takındıkları tutumun Federasyonumuza karşı bilinçli düşmanca bir tutum olmaktan başka açıklaması kalmamaktadır. Dostlarımız, bizden haz etmiyor olabilirler. Bu hakları vardır. Fakat böylesi bir yaklaşımları varsa dahi, bu, doğruları sahiplenmelerine engel olmamalıdır. Dostlarımız tercihlerini yapmalıdırlar. Dersim halkının çıkarlarını mı savunuyorlar, yoksa devletin mi? Dostlarımızı Zaman, Taraf, Star gibi hakim sınıfların sözcülüğünü yapan kesimlerle “söylem düzeyinde” dahi olsa yakınlaştıran gerekçe nedir? Dostlarımız Dersim halkının bu kitlesel sahiplenişinden neden bu kadar rahatsız olmuşlardır? Bu eylemin sahiplenilecek hiç bir yanı yok mudur ki dostlarımız koro halinde devletin başlattığı karşı kampanyayı güçlendirmektedir? Kampanyaya dair www.newededersim.com adlı sitede Ali Çatakçın imzasıyla 20 Aralık 2010 tarihinde yayınlanan bir başka yazıda ise yine başka bir açıdan Zaman Gazetesinin yaptığı gibi gerçekler çarpıtılmıştır. Dersimli olduğunu bildiğimiz yazarın kafasında kurguladıklarını, yaşanan apaçık gerçeklerin yerine koyarak sonra da bu bunları gerçek sanıp kaleme aldığı yazının sadece başlığı, yapılan çarpıtmayı anlatmaya yetiyor da artıyor bile: “Üç Kadın Giderse Dersim Kurtulur Mu?” “Burası Dersim. Birahanede çalışan garson kadınlar kötü ilan edildi, erkekler ve devlet iyi...” spotuyla verilen yazı, ‘DHF’yi eleştireyim de nasıl olduğunun önemi yok’ anlayışıyla yazıldığı için, yazarı gülünç duruma düşürmüştür. Yazarın Dersimli oluşu ve DHF’yi yakından tanıdığı bilgisi, yazıda kullanılan başlıkla birleştiğinde, yazar ve yazdıkları hakkında söze gerek bırakmıyor. Yine Dersim’de yayın yapan Tunceli Emek Gazetesi’nin internet sayfasında Ali Haydar Uğurlu imzasıyla 21.12.2010 tarihinde yayınlanan yazıda da Ali Çatakçın’ı gülünç duruma düşüren üslup kullanılmış. Yazıyı yazan Uğurlu, Dersim’de yaşıyor ve muhtemeldir ki kampanyanın materyalleri eline ulaşmıştır. Yani kampanyanın hedeflerini, üzerine yükseldiği zemini gayet iyi biliyordur. DHF’yi yakından tanıdığını söylemeye ise gerek yok sanırız. Tüm bu gerçeklere rağmen, “Şeytan mı Birahane mi Taşlıyoruz?” başlığıyla kaleme aldığı yazıda DHF’yi eleştirme refleksi onu da Çatakçın gibi gülünç duruma düşürmüştür. “Birahane taşlamakla sorun çözülmez” nasihatinin altında kaleme aldığı görüşlerin gerçeklerle çelişmesi bir yana, bir önceki satırda söyledikleriyle de çelişiyor. Uğurlu, kendisine eleştiriyi yaptıran refleksle, yaşanan apaçık gerçeklerin arasında sıkıştığı için yazdıklarını karıştırmış, yazı bütünlükten uzak ne dediğini bilmez bir hal almıştır. Başlattığımız kampanyaya dair yapılan yorumların üçünü alarak, zaten apaçık olan bakış açımızın ve çalışma yöntemimizin bir kez daha altını çizdik. Zaman Gazetesi, misyonu belli olan bir gazetedir. Onu ayırarak ele alırsak, diğer iki yazıyı örnekteki maksadımız, yazıların içeriğinin kıymetinden ve Dersim halkının bu yazılara itibar edeceğinden değil elbette. Ondan ki yazıların içeriğine hiç girmedik, gerek görmedik. Amacımız, arkadaşlara bu yazıları yazdıran refleksin düştüğü durumu göstermekti. Yoksa gerçekleri çarpıtma çabası nafile bir çabadır. Zira gerçekler devrimcidir ve her koşulda söylerler türkülerini. Bu eylem vesilesiyle, buldukları her fırsatta “kadın hakları savunucusu” kesilenlerin ve “kadın emeği engelleniyor” feryadında bulunanların ufku düzenin yarattığı bataklıkları aşmamaktadır. Bu kesimler “kadınlar özgürce devletin kirli politikalarının aleti olarak kullanılsın” demektedirler! “Kadınlar yozlaşma politikalarının, fuhuşun odağı olmaktan kurtulmasın” demektedirler. Evet, bu kesimlerle aynı görüşte değiliz ve sonuna kadar da böylesi görüşlerin karşısında olacağız! Kadınların çalışmasını istemek, üretime katılmalarını talep etmek her şeyden önce bir niyet meselesi değildir. Bu koşulları yaratmak için mücadele etmek demektir. Bizler kadınların yaşamlarını idame ettirebilecekleri sağlıklı koşullarda çalışmaları için yıllardır mücadele ediyoruz. Bu konudaki sözümüzü yıllardır pratiğimizle ortaya koyuyoruz. Zorlama tespitlerle Dersim halkının haklı eylemini çarpıtmaya, zayıflatmaya çalışanlara en güzel cevabı Dersim halkının verdiğini düşünüyoruz. Eylemin haklılığı ve doğruluğu Dersim halkının alanlara taşan kitlesel sahiplenişiyle kendisini ortaya koymuştur. Bu sahipleniş hem sınıf düşmanlarımıza hem de dostlarımızın geri ithamlarına verilen en anlamlı cevaptır. Demokratik Haklar Federasyonu olarak, yeni demokrasi, yeni insan ve demokratik halk kültürü mücadelemizi büyütürken; savunduğumuz doğruları yarına ertelemeden, yaşam alanlarımızda bu günden hayata geçirerek yürüyüşümüzü sürdüreceğiz. |





Demokratik Haklar Federasyonu, bugüne değin gerçekleştirdiği kimi merkezi siyasal kampanyaların yanı sıra bazen de yerel çalışmalar örmekte ve bunları yerel kampanyalar şeklinde ele almaktadır.