dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Çocukların Katledildiği, Zindanlara Kapatıldığı Bir Ülkede; Hiç Kimse “Demokrasi”den, “Özgürlükler”den Söz Edemez! Anti-Emperyalist Güzergâhta, Demokratik Haklarımız için Mücadele, Yaşamsal Bir Zorunluluktur!
Demokratik Haklar Federasyonu
25 Nisan 2009

29 Mart 2009 Yerel Seçimleri’nin hemen akabinde, seçimlerden önemli bir oy artışı ve yeni belediyeleri kazanarak ayrılan DTP şahsında, Kürt ulusunun ortaya koyduğu demokratik hak talepleri mücadelesine yönelik yeni bir saldırı süreci başlatıldı.

Amara yürüyüşünde iki kişinin katledilmesiyle başlayan; DTP’ye yönelik olarak gerçekleştirilen, yüzlerce parti üyesinin gözaltına alınması ve çoğunluğunun tutuklanmasıyla ilerleyen; nihayetinde dün Hakkâri’de düzenlenen protesto gösterilerinde bir çocuğun atılan gaz bombalarından kaçmaya çalışırken hayatını kaybetmesi ve bir diğerinin kameralar önünde hunharca dövülmesi, komalık edilmesiyle sürdürülen terör, devam etmektedir.

Gelinen aşamada, artık yavrularımız katledilmekte, onlarca yıllık mahkûmiyet cezalarıyla zindanlara kapatılmakta ve hatta bu cezaları alabilmeleri için mahkeme kararlarıyla yaşları büyütülmektedir.

Ülkemiz, başta ABD olmak üzere emperyalizme uşaklıkta stratejik dengeler geliştirmiş siyasi iktidarın pervasızlaşan zorbalıkları altında inlemektedir.

Hemen her gün kapanan işletmelerin, fabrikaların sokaklarda kalan işçilerin, işten çıkarılan emekçilerin; emperyalizmle yapılan anlaşmalar gereği ürettiği malı elinde kalan köylünün, borç faizleri altında ezilen üreticinin; ekonomik, sosyal ve demokratik hak taleplerini dile getiren gençliğin, kadınlarımızın, ortaya koyduğu mücadeleler polis copuyla, bombasıyla, panzeriyle, jandarma dipçiğiyle acımasızca ezilmeye çalışılmaktadır.

Bir yandan emperyalizmin, içerisine yuvarlandığı iktisadi krizin faturasını, yeni ekonomik reçetelerle ülkemiz emekçilerine zamlar, yoksullaşma ve sefalet olarak yaşatan siyasi iktidar, bir yandan da emperyalizmin yeniden yapılandırdığı “Büyük Ortadoğu Projesi”nin sosyo-politik yıkımlarını, ters yüz ettiği “demokrasi” ve “özgürlük” söylemleriyle halklarımıza yaşattığı yeni yıkımlarla hayata geçirmektedir.

AKP hükümeti eliyle, başta ABD olmak üzere emperyalizmin sadık uşağı ülkemiz iktidarı, emperyalizmin emeğimizi ve doğal kaynaklarımızı sömürme politikalarına ne şekilde yön veriyor ise sosyo-politik arenada, ülkemiz demokratik devriminin acil çözüm bekleyen sosyolojik sorunlarına karşı da yine emperyalizmin halkları düşmanlaştırma politikalarına aynı ikiyüzlü ve sinsi söylemlerle yön vermektedir.

Son örneğine “1 Mayıs açılımı”yla tanıklık ettiğimiz, bu tarz politikalarla, Kürt Ulusu’nun haklı taleplerini, emperyalizmin “büyük planları”na yedeklemeye, bu planlar içerisinde eritmeye çalışan iktidar; Kürt Ulusu’nu baskı ve zorbalıkla istediği zemine çekme uğraşındadır.

Bilinmelidir ki çağımızda, emperyalizmin ve uşaklarının sömürü ve zorbalık düzenleri içerisinde ortaya konan hiçbir çözüm “demokratik” veyahut “özgürlükçü” değildir! Olamaz!

Sömürünün ve zorbalığın baş sorumlusu, çeşitli milliyet ve inançlardan ülkemiz emekçilerinin, emek gücü ile doğal kaynaklarımızı sömüren emperyalizm ve onun uşak, gerici iktidarlarıdır.

Bu merkezlerden kalkınan hiçbir “çözüm planı” gerçek manada, “demokrasi” ve “özgürlük” kavramlarına sınıfsal özünü ve doğru anlamını veren emek mücadelelerinin ve emekçilerin ekonomik, sosyal, demokratik veyahut ulusal hak taleplerini karşılayamayacaktır.

Emperyalizmin gayesi, denetlenebilir, köleleştirilebilir yeni pazarlar, ucuz iş gücü alanları yaratmaktır.

İşte bu nedenledir ki bugün gerek çeşitli milliyet ve inançlardan, ayrımsız tüm emekçilerimiz her türlü ekonomik ve sosyal hak talepleri ile bu mücadelenin bir bileşeni olan Kürt Ulusu’nun haklı davası, pervasız, gözü dönmüş zorbalıklarla hizaya getirilmeye çalışılmaktadır.

Emeğimizin karşılığını ve yavrularımızın geleceğini kazanabilmek için; emperyalist boyunduruklardan arındırılmış bağımsız bir ülkede, emekçi demokrasisiyle inşa edilmiş özgür bir toplumda yaşayabilmek için mücadele, gelinen aşamada, bir varlık – yokluk meselesine dönüşmüştür.

Anti-emperyalist, anti-feodal ve anti-faşist güzergâhta demokratik haklarımız için mücadele, yaşamsal bir zorunluluğumuzdur!