dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Demokratik Haklar Federasyonu Üyeleri Şahsında; Yerlerde Sürüklenen, Hakaretlere Uğratılan, Elleri Kelepçelenen, İşkencelere Maruz Kalan… 1 Mayıs Alanlarında Emeğine ve Geleceğine Sahip Çıkan Ülkemiz Emekçilerinin Yarını Kazanma İradesidir!

Demokratik Haklar Federasyonu

5 Mayıs 2009

Ekonomik krizin tüm yıkımlarının katlanarak ilerlediği, siyasi krizlerin türlü liberal – gerici politik açımlarla giderilmeye çalışıldığı ve örgütlü halk güçlerine yönelik pervasız saldırıların azgınlaştırıldığı koşullarda, ülke genelinde, son yılların en yaygın, geniş katılımlı ve direngen 1 Mayıs gösterilerini henüz geride bıraktık.

Ülkenin çeşitli yerellerinde de farklı gerginlikler veyahut daha küçük çaplı çatışmalar sahnelenirken; burjuva – feodal basının tüm ülke genelinde açığa çıkan kitlesel emekçi hareketini manipüle etmek için kullandığı ve kasıtlı bir şekilde alana alınmayan örgütlü halk güçleriyle yaşanan İstanbul 1 Mayıs çatışmalarında; emekçiler üzerinde tam bir terör estirildi.

Aynı basın, kolluk kuvvetlerinin “geçen senelere göre daha ‘makul’ bir ‘şiddet’” uyguladığına, örneğin gaz ve tazyikli su dışında herhangi bir araç kullanmadığına, sahtekârca ve alçakça övgüleri dizerken; duyarlı bir mahalle sakininin kameralarına takılan görüntüler, kolluk güçlerinin pervasız şiddetini ve burjuva – feodal basının gerçek yüzünü de teşhir ediyordu.

1 Mayıs günü, federasyonumuzun da bileşenlerinden olduğu, başta İstanbul Devrimci 1 Mayıs Platformu olmak üzere çeşitli devrimci çevrelerle birlikte Taksim – 1 Mayıs Alanı’na girmeye çalışan binlerce emekçiye yönelik gözü dönmüş bir şiddet politikası hayata geçirilmiştir.

Ancak federasyonumuz üyelerinden Öztürk Aladağ ve yoldaşlarının Tarlabaşı - Alhatun Sokak’ta adeta linç edilircesine işkenceye tabi tutulması; ülkemiz uşak gerici iktidarının, halka ve örgütlü halk güçlerine yönelik zorbalık politikalarının açık bir yansımasıdır.

Ülke tarihimiz içerisinde, bugüne değin hiç karşılaşılmamış ölçülerde işsizliğin arttığı, ortalama hemen her gün fabrika ve orta – küçük işletmelerin üretime ara verdiği veyahut kapandığı, dağınık da olsa emekçilerin bu yaşamsal ihtiyaçlarına ve diğer hak gasplarına yönelik eylemlerini yükselttiği koşullarda; uşak gerici iktidar, emekçiler ve diğer ezilen kesimler üzerindeki zorbalık politikalarını daha da tırmandırmaktadır.

Ekonomik, sosyal ve demokratik hak talepleri mücadelesi yükseldikçe, yaygınlaştıkça, düzenin de saldırıları aynı ölçülerde yoğunlaşmakta ve farklı biçimlere bürünmektedir.

Bilinmelidir ki;

Yapılan tüm engelleme girişimlerine ve zorbalığa rağmen emeğine ve geleciğe sahip çıkan binlerce emekçinin taksime çıkmak için ara sokaklarda saldırılar karşısında gösterdikleri direniş, haklı ve meşrudur.

Kendisine karşı kullanılan mermilere, direnen emekçileri "zorba" ve "vandal" ilan edenler, ortaya çıkan görüntüler karşısında rutin suskunluğa bürüne dursunlar, halkın biriken öfkesi 1 Mayıs'ta olduğu gibi sokaklarda patlamaya devam edecektir.

Saldırılar karşısında direnmek ve demokratik haklarımıza sahip çıkmak, suç değil meşru hakkımızdır.

On binlerce kolluk güçlerine, her türlü teknik donanıma, gaz bombalarına, ‘gerçek’ mermilere, panzerlere rağmen; emeğine ve geleceğine sahip çıkma iradesi gösteren çeşitli milliyet ve inançlardan emekçilerin ve diğer ezilen kesimlerin haklı kavgası eğer bugün ülkemiz sokaklarında, meydanlarında ve dört bir yanında ortaya konuyorsa; yarınlarımız için kazanma cüretimiz de insanca bir yaşam ve gerçek demokratik bir düzen mücadelemiz de var olacak demektir.

Dim lights