| Demokratik Haklar Federasyonu, Üzerinde Yoğunlaşan Baskıları ve Saldırıları, Örgütlü İşçileri, Köylüleri, Emekçileri ve Ezilenleriyle Birlikte Sürdürmekte Olduğu Kitlesel Mücadeleyle Bertaraf Edecektir! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
DHF, gerek kuruluş sürecinde, gerekse resmi kuruluşundan günümüze geçen iki yıllık sürede onlarca resmi ve gayrı-resmi saldırıya maruz kaldı. Düzmece belgelere ve hayali senaryolara dayandırılan “terör örgütü operasyonlarıyla”; kimi zaman resmi, kimi zaman da gayrı-resmi yollarla gerçekleştirilen kaçırmalarla, gözaltılarla, tehditlerle, baskınlarla; çoğu yerelimizde kitle faaliyetlerinde bulunan işçilerimize, köylülerimize, gençliğimize ve kadın hareketine dönük tehdit, taciz ve keyfi uygulamalarla gerçekleştirilen bu saldırılar neticesinde, sadece son üç yılda yüzlerce DHF’li ve DHF taraftarı gözaltına alınırken, onlarcası da tutuklanmıştır. Hâlihazırda, Edirne’den Amed’e dek, tıka basa dolu durumda olan ülkemiz zindanlarında, DHF’li emekçiler ve ezilenler tutuklu bulunmaktadırlar. DHF, halkın demokratik hak talepleri mücadelesi içerisinde, gerek ideolojik doğrultusu gerekse de devrimci eylemi ve kitleselliği itibariyle, bugün gelinen aşamada, bütünlüklü bir ideolojik ve politik saldırının hedefi haline getirilmektedir. DHF’nin tasfiye sürecine karşın geliştirdiği devrimci mücadelesinin mütevazı ve fakat iddialı karşı koyuşları, kitleselleşen ilerleyişi emperyalizmin ve uşaklarının sömürü ve zulüm çarklarını tehdit eder noktaya geldiği her alanda, bu gibi saldırılar da artarak, çeşitlendirilerek geliştirilmek istenmektedir. DHF’nin bilhassa son bir yıldır Çukurova faaliyet alanlarında ve Dersim yerelinde geniş kitlelere ulaşan devrimci mücadelesi, bu alanlarda işçi, köylü ve emekçilerle kucaklaştığı ve bütünleştiği sürede, çok yönlü bir saldırıyı da beraberinde getirmektedir. Adana ve Mersin Polisinin, Demokratik Haklar Federasyonu Faaliyetlerine Dönük Fiili Baskıları ve Tehditleri Tırmandırılıyor! Yaklaşık bir yıldır, Adana Emniyetine bağlı polisler, DHF’nin bir bileşeni olan Çukurova Demokratik Haklar Derneği'nin faaliyetçilerine ve çalışanlarına dönük baskı ve sindirme politikalarına devam ettirmektedir. Federasyonumuzun “ABD'nin Füze Kalkanı Projesine” karşı başlatmış olduğu kampanyayı; Adana’nın birçok yoksul semtine ve köylük alanlarına taşıyan Adana örgütümüzün çalışmalardan sonra, yerel polis teşkilatı, bu alanlara tek tek giderek, faaliyetçilerimizle sohbet eden, gazetemizi okumak isteyen yurttaşları alenen tehdit etmiştir. Bununla yetinmeyen yerel polis teşkilatı, yine faaliyetçilerimizin evlerine giderek, faaliyetçilerimizin ailelerine, kurumlarımızın “yasadışı” olduğu, “çocuklarınızın nereye gidip geldiğini biliyor musunuz? Başka yerlere gönderirler” gibi provakatif ifadeleriyle de kurumumuzun işçilerle, köylülerle, gençlikle ve diğer ezilen kesimlerle olan bağlarını zayıflatmak ve hedef haline getirmeye çalışmaktadır. Yine üyelerimizin evlerine adeta baskın yapılarak, “Dernekten üyeliklerini sildirmeleri” yönünde baskılar da yapılmış ve çeşitli tehditler savrulmuştur. Benzer tehditler Mersin'de de kendisini göstermiştir. Bu, kendi anayasasının, yasalarının dahi gerçekte hiçbir önemi olmadığını apaçık ortaya seren bir devlet terörüdür! Adana ve Mersin polisinin böylesi pratikleri yeni de değildir. Uzunca zamandır faaliyetçilerimize ve okurlarımıza dönük psikolojik saldırılar, keyfi kimlik kontrolleri, tehditler ve takipler kendisini hissettirmektedir. Öyle ki bu saldırılar, faaliyetçilerimiz gerçekleştirdikleri tüm kitle faaliyetlerinde yaşanır duruma gelmiştir. “Afiş asma cezaları”, “Basın açıklamalarına katılma cezaları” ile bu keyfi uygulamalar iyice boyutlanmış durumdadır. Düzmece Belgelerle, Demokratik ve Meşru Zeminde Faaliyet Yürüten Güçlere Yönelen Saldırılar Sonuçsuz Kalacaktır! Köylülerimizin, işçilerimizin, kamu emekçilerimizin ve genel emekçi kitlelerinin hak alma mücadelelerine, kendi yasalarını dahi hiçe sayarak saldıran; ülkemiz hapishanelerini tıka basa dolduran; sokak ortasında yargısız infazlarla halka kurşun yağdıran siyasi iktidar; halk gençliğinin demokratik mücadelesine, kadınların emek ve özgürlük mücadelelerine ve Kürt ulusu başta olmak üzere ülkemiz azınlık milliyet ve inançlarından halk kesimlerinin demokratik ve meşru mücadelelerine de aynı şiddetle yönelmekte ve bastırmaya çalışmaktadır. Kısaca son altı aylık genel bilançoya dahi bakıldığında, ülkemizde demokratik haklar mücadelesi üzerinde yaşanan devlet terörünün dozu ve içeriği rahatlıkla görülebilir: Referandum sürecinde, Kürt illerinde düzenlenen askeri operasyonlarda 30’dan fazla kişi çatışmalarda, sokak gösterilerinde yaşamını yitirirken, 600’e yakın kişi de gözaltına alınmış, darp edilmiş ve onlarcası tutuklanmıştır. 21 Eylül 2010 günü SDP İstanbul il binası ve SDP Kadıköy ilçe örgütü binası ile bazı TÖP üyelerinin evlerine devletin kolluk güçleri tarafından baskınlar düzenlenmiş; özel harekât timlerinin katıldığı baskınlarda, parti binaları talan edilirken, burada bulunan bilgisayarlar ile çok sayıda görsel ve yazılı malzemeye de el konulmuştur. Bu operasyonların neticesinde, SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, SDP Genel Başkan Yardımcısı Günay Kubilay, SDP Genel Başkan Yardımcısı Ecevit Piroğlu, SDP MYK Üyesi Ulaş Bayraktaroğlu, SDP PM Üyesi İbrahim Turgut, SDP Üyesi Özgür Cafer Kalafat; TÖP sözcüleri Oğuzhan Kayserilioğlu, Tuncay Yılmaz ve TÖP okuru Semih Aydın; İHD İstanbul Şube yöneticisi Sultan Seçik Kubilay ile Bilim ve Gelecek Dergisi çalışanı Baha Okar tutuklanmışlardır. 24 Aralık 2010 günü, Ozan Yayıncılık bürosunun kapıları balyozlarla parçalanmış, oksijen kaynaklarıyla kesilmiştir. Büroda bulunan 8 kişi darp edilerek gözaltına alınmış, bilgisayarlara, teknik malzemelere, kitaplara el konulmuştur. Devamla, İstanbul ve Antalya’da gerçekleştirilen yeni gözaltılarla birlikte toplam sayı, 12’ye çıkmış ve 27 Aralık 2010 gecesi gözaltına alınanlardan 7’si tutuklanmıştır. Yürüyüş Dergisi'ne yönelik yapılan ev, iş ve kurum baskınlarında gözaltına alınarak tutuklananlar halen yargı süreçlerinin başlamasını beklemektedirler. Ayrıca, IMF ve DB eylemlerinde ülkemiz emekçilerinin ve ezilenlerinin sergilediği azimli devrimci duruşu içine sindiremeyen ve efendilerine yaranmaya çalışan AKP hükümetinin tutuklama terörü, son olarak bir BDSP’linin tutuklanmasıyla devam etmektedir. Öte yandan hâlihazırda üniversite öğrencileri üzerinde apaçık bir devlet terörü, büyük bir komediyle uygulanmakta ve kamuoyuna servis edilmektedir. Rektörler toplantısına ve AKP Genel Merkezi’ne yürümek ve basın açıklaması yapmak isteyen öğrenciler sokak ortasında hunharca işkenceye, gaza, copa tabi tutulurken, YÖK Başkanı, Cumhurbaşkanı öğrencilerin sorun ve taleplerini dinlemiştir (!) Sadece son 6 ay içerisinde ülkemizin birçok üniversitesinde ve yerelinde devrimci, demokratik, yurtsever birçok kurum ve kuruluşa yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda, onlarca kişi “düzmece belgeler” gerekçe yapılarak tutuklanmıştır. Bu tutuklama furyasının son hedefi de Ankara’da aralarında DHF üyesi Ali Haydar Yıldız isimli üniversite öğrencisinin olduğu beş kişi olmuştur. Bizler biliyoruz ki, ezilenlerin haklı mücadelesinin bir parçası olan devrimci, demokratik kurumlar, kitle örgütleri, sendikalar, siyasi partiler yasal da olsalar, gerici iktidar tarafından her zaman “suçlu” ilan edilmişlerdir. Çünkü mevcut sömürü ve zorbalık düzenin devam etmesi için bu zorunlu bir baskıdır. Bu nedenledir ki sömürü ve zulüm düzeninin karşısında olan, bu düzenin ekonomik, sosyal, siyasal vb. niteliğini kendi lehine değiştirmek isteyen çeşitli ulus, milliyet ve inançlara mensup işçilerin, köylülerin, gençlerin, kadınların mücadelelerinin hepsi, “suç” kapsamındadır. Demokratik Haklar Federasyonu, Halkın Devrimci Mücadelesini, Her Şart ve Koşul Altında Kesintisiz Sürdürme İradesidir! DHF’nin, tüzüğünden kalkınarak sürdürmekte olduğu devrimci mücadelesinin “yasadışı” ilan edilmesi son derece anlamlıdır. Çünkü DHF ezilen milyonların çıkarlarını savunurken ve bu doğrultuda mücadele ederken; ülkemiz hâkim sınıfları, ABD'nin ve diğer emperyalist güçlerin hesabına çalışmaktadır. Haklılığını, ezilenlerin özgür bir dünya ve ülke yaratma mücadelesinden alan DHF ve diğer devrimci kurumlar tehditlerle, gözaltılarla, tutuklamalarla, baskılarla sindirilemez. Bir kez daha ilan ediyoruz ki, DHF’ye ve onun devrimci kitle faaliyetine yönelik hiçbir gerici saldırı, DHF’nin yakalamış olduğu ideolojik ve politik netliği bozamayacak; devrimci kitle faaliyetini sekteye uğratamayacak, halkımızın bu devrimci mevzisini geri düşüremeyecektir! |





Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), ülkemizde, liberal ve gerici ideolojik saldırganlığın devrimci fikirler ve eylemler üzerinde tasfiyeci etkisini arttırdığı; “demokratikleşme”, “açılım” ve “barış” söylemleriyle başta emekçi kitleler olmak üzere halklarımızın ve ezilenlerin bilinçlerinin muğlâklaştırılmaya çalışıldığı ve derinleşen ekonomik, siyasi krizin tüm yıkıcı etkilerinin işçilerimiz köylülerimiz ve emekçilerimiz nezdinde yarattığı tahribatın yaygınlaşarak çoğaldığı koşullarda, demokratik bir halk iktidarı perspektifiyle, halkın demokratik hak talepleri mücadelesinde, devrimci kitle faaliyetini esas alan bir politik güç olarak, üzerinde yükseldiği onlarca yıllık can bedeli cefakâr bir mücadelenin ürünü olarak ortaya çıktı.