| Dersim Halkının, Sömürü Düzeninin Yozlaştırma, Yok Etme ve Asimilasyon Politikalarına Karşı Yükselen Mücadelesi, Gülen Cemaati - Asker - Polis ve Valilik İşbirliği ile Boğulmaya Çalışılıyor! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
27 Aralık 2010 tarihinde “Çarpıtma ve Zorlama Yorumlarla, Gerçekler Değiştirilemez! Dersim Halkı, Gerici ve Yoz Düzen Kültürüne Karşı, Demokratik Halk Kültürüyle Değerlerini Koruyacaktır!” başlığıyla yaptığımız açıklamada kimi çarpıtmalara dair görüşlerimizi ifade etmiştik. Yaptığımız açıklamanın üzerinden henüz bir hafta bile geçmemişken Aksiyon Dergisi “‘Mahalle baskısı’ manşet, saldırısı küçük haber!”, “Tunceli birahanelerinde örgüt provası” başlıklı iki ayrı yazıda özelde Federasyonumuzu genelde ise tüm Dersim halkını ve onların örgütlü güçlerini hedef alan yalan-yanlış bilgilere ve değerlendirmelere yer verdi. Aksiyon Dergisi bu yazıların yer aldığı sayı için Dersim’de temsilcilerimizle de röportaj yapmış fakat göstermelik bir değini dışında görüşlerimize yer vermemiştir. Aksiyon Dergisi, söz konusu yazıları yazmaktaki maksadını, yazılarında isimlerini dahi vermekten imtina ettiği “üst düzey yetkililerin” ağzından konuşarak dile getirmiştir. Aşağıda Aksiyon Dergisi’nde çıkan yazılardan aktaracağımız kimi bölümler söz konusu yazıların ibretlik kısımlarından yalnızca birkaçıdır: “Tunceli’de birahaneleri taşlı sopalı protestonun perde arkasında bazı örgütlerin olduğu iddia ediliyor. Bir yetkili, “Halkın desteğini arkalarına almak için halkın hoşuna gidecek eylemler yapıyorlar.” diyor." "Şehirdeki birahanelerde kadınlar 15 yıldır çalışıyor. Şimdiye kadar buna hiçbir tepki gösterilmemişti. Seçimler yaklaşırken ortaya çıkan bu reaksiyon, sadece bir örgütten kaynaklanmıyor. Şehirde yaşam alanı bulan PKK ve aşırı sol örgütler halkın sempatisini kazanmak için hiçbir fırsatı kaçırmıyor. Birahanelere tepki, bir bakıma savaşa dönüşmüş durumda. Bu mekânlara üç kez bombalı saldırı düzenlendi. Biri 1 Temmuz 2010’da. PKK, birahanelerde çalışan kadınların evine aylar önce bombalı saldırı planladı ancak başarılı olamadı. 2009’da ise bu mekânların listelerini yayımladı. TKP-ML terör örgütü Pertek’te bir birahaneye bombalı saldırı planladı, iki şahıs tutuklandı. İstanbul’dan TİKKO’ya mensup kişiler birahanelere posta yoluyla tehdit gönderdi. Bu eylemlerin başarılı olamamasından sonra sol örgütler sahneye çıkıp Tunceli halkını organize bir şekilde barlara karşı harekete geçirdi. Geniş kapsamlı eylem sonrasında birahaneler taşlı saldırıya maruz kaldı. Eylemi organize eden sol çizgideki bu örgüt, Demokratik Haklar Federasyonu (DHF). El ilanlarıyla, harekete geçecekleri mesajını verdiler önce. 18 Aralık’ta ise eylem başladı. Grup önce bir barın önüne yürüdü. Bin kişilik gruptan sadece bir taş atıldı. Karşılık olmayınca hedef ikinci birahaneydi. Aynı şekilde bir taş atıldı, yine karşılık olmayınca bu defa grup üçüncü birahaneye yöneldi. Bu defa birahane sahipleri direnç gösterince olay büyüdü." "Gazetelerden yapılan bu alıntılar, Türk medyasının alkol ve içki tüketimi noktasındaki hassasiyetini ortaya koymaya yetiyor. Alkol tüketimine yönelik her türlü olumsuzluğa sayfalarında ve köşelerinde geniş yer veren, bu konuda il il raporlar hazırlayan gazeteler, nedense Tunceli olaylarını görmezden gelmeyi, gördüğü kısmında ise makul karşılamayı, yorumsuz vermeyi tercih etti. Alkol noktasında sürekli günah keçisi yapılan Konya’da bugüne kadar hiçbir birahane taşlama olayı yaşanmadı ama laik duyarlılığı ile tanınan Tunceli’de böyle bir hadisenin yaşanması manşetlere çıkamadı. İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Ya birahane taşlanan il Tunceli değil de Konya olsaydı?" Örnekleri uzatmak mümkün: “Polisin fuhuşa karşı çalışmalarının olduğu”, “birahanelerin DHF’nin yaptığı eylem neticesinde değil de polisin başarılı çalışmaları neticesinde kapatıldığı” vb. Aksiyon Dergisi’nin görüştüğü “üst düzey yetkililerin” kendileriyle çok yakın ilişki içerisinde olduğu anlaşılmaktadır. Öyle ki Aksiyon Dergisi, “Tunceli birahanelerinde örgüt provası” başlığı altında “üst düzey yetkililere” dayandırdığı kurgu ile başta Federasyonumuz olmak üzere Dersim’deki devrimci, demokratik kurumların yozlaştırma saldırılarına ve yaygınlaştırılmaya çalışılan fuhuş ve uyuşturucu çetelerine karşı mücadelesini yasadışı ilan etmekten ve hedef tahtasına oturtmaktan çekinmemiştir. Aksiyon Dergisi, Dersim’de kendi gözlemleri ve halkla yapılan röportajlarla değil, polisin, askerin, valiliğin yaklaşımını esas alarak adeta bir “iddianame” hazırlamıştır. Bu iddianameyi dayandırdığınız “üst düzey” yetkililer kimlerdir? İddiaları doğru ise neden isimlerini gizleme gereği duyuyorlar? Bu “üst düzey” yetkililerin isimlerini gizleyen Aksiyon Dergisi, Dersim halkına ve onun örgütlü güçlerine yönelik, apaçık tezgâhlandığı anlaşılan bir komplonun parçası olduğunu nasıl gizleyecek? Hemen ifade etmek isteriz ki Aksiyon Dergisi’nin bu tutumu kurumumuzu şaşırtmamıştır. Aksine, söz konusu derginin kimlerin sözcüsü olduğunu bir kez daha çıplak bir şekilde ortaya koymuştur. Aksiyon Dergisi’ni Bu Denli Rahatsız Eden ve Harekete Geçmeye İten Nedenler Nelerdir? Aksiyon Dergisi patronlarına layık olmak için, eylemin içeriğini, eylemi düzenleyen kurumun niteliğini, Dersim’de devletin AKP ve Gülen Cemaati eliyle devreye soktuğu yeni saldırılara karşı halkın büyüyen tepkisini çarpıtmakta ve dahası kurumumuzu hedef göstermektedir. Aksiyon Dergisi ve beslendiği cemaat, sonuç itibariyle diğer burjuva feodal medya odakları ile aynı zeminde buluşmakta ve bu büyük koro, bu saldırıya alet olan kimi halktan unsurların desteğiyle egemen sınıfların Dersim’deki “yüksek menfaatlerini” savunmaktadır. Diğer burjuva-feodal odakların çarpıtma saldırılarını yetersiz bularak eleştiren Aksiyon, protestoların zeminini oluşturan örgütlülük zeminini işaret ederek adeta “Tehlikenin farkında mısınız?” diye sormaktadır. Aksiyon Dergisi’nin arkasındaki Gülen Cemaati’ni, alenen fuhuşu ve uyuşturucuyu savunmak durumunda bırakan bu tehlike, bugün DHF şahsında ve onu da kapsayan Yeni Demokrasi mücadelesi zemininde biriken halkın örgütlü devrimci gücüdür! Hâkim sınıfların namusu da ahlakı da dini de gericiliğin hizmetindedir, esas işlevi sınıflar mücadelesinde sömürü sisteminin sürmesini sağlamak için bir araç olarak kullanılmaktan ve halkımızı bu yolla sisteme bağlamaktan öte değildir. Bu mücadele o kadar keskindir ve belli kırılma anlarında safları o kadar netleştirir ki, hâkim sınıfların temsilcileri, bekçileri ve sözcüleri kendi aralarındaki çelişkileri bir yana bırakır, gerekirse hep birlikte fuhuşu, uyuşturucuyu, yozlaşmayı savunur, gerçek yüzlerini açık etmekten sakınmazlar. Sonuçta onların toplamının birden “ahlakı”, “namusu”, “dini”: hâkim sınıflara sadakatle hizmet etmekle anlamlıdır. Dersim halkının Federasyonumuz ve diğer devrimci, demokratik güçler öncülüğünde barajlara, yozlaşmaya ve Gülen Cemaati üzerinden güncellenerek geliştirilen yeni asimilasyon politikalarına karşı yükselen mücadelesi, sömürü düzeninin çeşitli saldırılarına uğramaktadır. Federasyonumuz, Aksiyon Dergisi’nin geçmişten bugüne, bu gibi spekülasyonlara ve yanlış bilgilere dayalı kimi haberlerinin akabinde yaşanan “siyasal operasyonların” bilincindedir. Bugün Yeni Demokrasi perspektifiyle Dersim’de adım adım gelişip güçlenen halk hareketinin; Dersim’in sahip olduğu “Alevi” ve “Kürt” çoğunluk itibariyle bilhassa “açılımlarını” Dersim özgülünde üniversitesiyle, cemaat okul ve yurtlarıyla yoğunlaştıran emperyalizmin ve uşaklarının tüm kirli oyunlarını Demokratik Halk İktidarı perspektifiyle bozacak bir dinamizme kavuşmasının ve bugün DHF’nin mütevazı ve fakat iddialı hedefleriyle kamuoyunda daha fazla görünür olmasının; Aksiyon Dergisi üzerinden bazı kesimleri harekete geçirdiğini düşündürtmektedir. Bu bağlamda, Dersim’de Yeni Demokrasi perspektifiyle gelişip güçlenmekte olan halk hareketi üzerinde daha yoğun baskıların geliştirileceği görülmektedir. İşte Aksiyon Dergisi muhabiri ve “üst düzey yetkililerin” el birliği ile hazırlanan bu haber, esasen Dersim halkına yönelen bir karşı saldırının habercisidir. Tekrar ediyoruz: gerçekleştirilen ve Dersim halkının kitlesel sahiplenişiyle yaşam bulan eylemimiz, burjuva-feodallerin ve süreci doğru değerlendiremeyen bazı kesimlerin iddia ettiği gibi “3-5 birahaneye karşı” yapılmış değildir. Aksine bu kesimlerin ufuklarının sıkıştığı “3-5 birahaneden” ziyade, devletin sistemleşmiş politikalarına yönelen bir harekettir. Bu, açık ve nettir. Aksiyon Dergisi’ni ve diğer burjuva-feodal medyayı, Dersim’deki cemaat örgütlenmesini, en altından en üstüne her düzeydeki yetkiliyi aynı koroda ses vermeye iten ve korkutan çıplak gerçek de budur. Bu kesimlerin tüm korkuları: Dersim halkının devrimci, demokratik zeminde örgütlü duruşunun gelişmesi ve yeni hedefler belirlemesidir. Dersim halkının sonuç alıcı eylemlerinden ve örgütlenmesinden rahatsız olanların yozlaştırma mekânları, cemaatin asimilasyon evleri ve okulları bir bir devrildikçe, bu kesimlerin pervasız saldırıları da yoğunlaşacaktır. Aksiyon Dergisi, sayfalarına, Dersim halkına karşı Gülen Cemaati’nin, askerin, polisin ve valiliğin işbirliğini taşımıştır. Açıkça ifade etmek isteriz ki bu işbirliği ile önümüzdeki süreçte Dersim’de üye ve taraftarlarımız başta olmak üzere bütün devrimci, demokratik güçlere dönük kapsamlı bir saldırı tezgâhlanmaktadır. Aksiyon Dergisi’nde ilan edilen “iddianame” de bunun kanıtıdır. Sadece son bir yıl içerisinde Dersim’de haklarında onlarca dava açılan, askerin, polisin fiili saldırılarına, tehditlerine maruz kalan faaliyetçilerimiz ve dostlarımız bunun kanıtıdır. Federasyonumuza, BDP’ye, SDP ve TÖP’e, Halk Cephesi’ne ve diğer devrimci-demokratik güçlere yönelen son dönemdeki saldırlar bunun kanıtıdır. Aksiyon Dergisi’nin yayınladığı “iddianameden” anlaşılmaktadır ki, Dersim halkının yükselen mücadelesini yalanlarla, çarpıtmalarla, tehditlerle engelleyemeyenler, düzmece “terör örgütü operasyonlarıyla” sonuç almaya çalışacaklardır. Örgütlü Bir Halkı Hiçbir Kuvvet Yenemez! Tüm duyarlı kamuoyunu, Dersim halkının yükselen mücadelesine ve örgütlü güçlerine sahip çıkmaya çağırıyoruz. Bu kapsamlı saldırıyı, aynı düzeyde bir hazırlık ve karşı koyuşla karşılarsak, cemaat, polis, asker ve valilik işbirliğini alt edebiliriz. Federasyonumuz dün olduğu gibi bugün ve yarın da baskı ve sindirme politikalarına boyun eğmeyecek, Dersim halkının yakıcı sorunlarını çözme yolunda çalışmalarına devam edecektir. Federasyonumuz, yakalamış olduğu örgütsel ve siyasal mevziiyi her koşulda savunacak ve saflarında oluşacak her kaybı, aynı azim ve fedakârlıkla dolduracak üyeleriyle telafi ederek, daha güçlü, yaygın ve atak bir demokratik haklar mücadelesinin devrimci aktörü olma iddiasını kitlelerle birlikte yaşamsallaştıracaktır. Dersim halkının kitlesel sahiplenişi ve sokaklara taşan devrimci iradesi, her türlü gerici saldırıyı, çarpıtmayı yerle bir edecek güçtedir! 8 Ocak ve 22 Ocak Eylemleri, Dersim Halkının Devrimci Mücadelesinin, Dersim’i Kuşatan Her Türlü Gericiliğe Karşı Açık Bir İrade Beyanıdır! Federasyonumuz, aktif örgütleyicileri içerisinde yer aldığı 8 Ocak 2011 (Cumartesi) - Pülümür Barajı ve HES’e Hayır Mitingi ile 22 Ocak 2011 (Cumartesi) – özelde Gülen Tarikatı’na ve Dersim’deki okul ve yurt faaliyetlerine, genelde ise zorunlu din derslerine ve Aleviler üzerindeki asimilasyon politikalarına karşı gerçekleştirilecek mitinge, başta tüm Dersim halkını ve ilerici, demokrat, devrimci kamuoyunun aktif katılımı için çağrıda bulunur! Dersim halkının devrimci perspektifle ilerleyen mücadelesi, emperyalizmin ve uşaklarının “açılımlarını”, “tarikatlarını” alt edecek birikim ve tecrübe ile devrimci eylem iradesine sahiptir! |





Federasyonumuzun 18 Aralık 2010 tarihinde, Dersim’de, “Yozlaşmaya Karşı Çık, Ortak Olma” şiarıyla gerçekleştirmiş olduğu eylem, çeşitli çarpıtmalara maruz kalmaya devam ediyor.