dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
"Devrimci Demokratik Güç Birliği"nin, Federasyonumuza Yönelik Yayımladığı Açıklamaya Cevap Veriyoruz: Dersim'de Kazanan, DDHD Şahsında, Dersim'in Sokaklarını ve Alanlarını Dolduran Dersim Halkıdır!
Demokratik Haklar Federasyonu
15 Nisan 2009

Devrimci Demokratik Güç Birliği (DTP, ESP, HKM ve İşçi-Köylü), 10 Nisan 2009 tarihinde “29 Mart yerel seçimlerinde Demokratik Haklar Federasyonu’nun Dersim’deki tutumuna dair zorunlu bir açıklama” başlığıyla yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamaya gerekçe olarak “DHF’nin tüm seçim sürecinde ve hemen sonrasında ortaya koyduğu söylem ve eylemi, internet sitelerinde yayınlanan kimi açıklamalar ve Dersim kamuoyunda yayılan dedikodular” gösterildi.

Dostlarımızın meseleleri tartışmak istemeleri federasyonumuz tarafından memnuniyetle karşılanmaktadır. Fakat dostlarımızın aylardır eleştirdiğimiz yaklaşımları yaptıkları açıklamayla birlikte bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Dostlarımız değerlendirmelerinde ısrarla siyasal zeminden uzaklaşmaktadır. Dostlarımız anlayışı, çizgiyi ve programı tartışacaklarına; kendilerince yarattıkları “sonuçları” tartışmayı doğru görmektedirler.

Dostlarımızın Federasyonumuza yönelttikleri sorular ve bu sorulara verdikleri cevaplar “Güç Birliğinin” kavrayışını sergilemesi bakımından daha bir titizlikle ele alınmalıdır. Federasyonumuz meseleyi dostlarımız gibi ele almamaktadır. Zaten güç birliği içerisinde yer almayışımızın temel nedeni, bir kez daha ortaya konan, bu anlayış ve yaklaşım farkıdır. Federasyonumuz bu değerlendirmesinde de “ayrışmanın” siyasal yönünü tartışacaktır.

Fakat dostlarımızın 11 başlık halinde özetledikleri ve meselenin esası haline getirdikleri noktalara da cevap verecektir. Bu tartışmanın başta halkımız olmak üzere ilerici, demokrat, devrimci kamuoyunun huzurunda açıklıkla yapılması ve herkesin yanlışlarından vazgeçerek demokrasi ve devrim mücadelesine yaraşır bir tavır takınması kaygısıyla bir kez daha Dersim yerel seçim süreci hakkında yazmayı gerekli gördük.

Dostlarımız değerlendirmelerinde “seçimlerin amaç olmadığını, mücadelenin bir aracı olduğunu iddia eden bir siyasal anlayışın, yerel seçimlerde sadece bir kentin yerel yönetimini kazanmak için kendini her şey haline getirmesini kim, nasıl açıklayabilir? Yoksa DHF’nin dünyası Dersim’den mi ibaret?” diye sormaktadır.

Uçlaştırdıkları örnekleriyle kafaları karışan dostlarımıza cevap verelim:

Değerli dostlar, federasyon sitemizde yayınlanan yazıları, yaptığınız açıklamaya vesile olan nedenler arasında göstermişsiniz fakat kendinize gerekçe yaptığınız değerlendirmeleri okuma zahmetine katlanmadığınız ve mevcut fikirlerinizi “ispatlama” gayretine giriştiğiniz için değerlendirmelerimizi anlamak ve doğru yorumlamak istemediğiniz anlaşılıyor.

Federasyonumuzun açıklamalarını takip eden dostlarımız ve ilgili kamuoyu federasyonumuzun yerel seçimleri nasıl değerlendirdiğini ve bu sürece nasıl yaklaştığını yakından bilmektedir. Dolayısıyla bu yazımızda tekrar aynı şeyleri ifade etmeyeceğiz. İlgili yazılar federasyonumuzun resmi internet sitesi olan www.demokratikhaklarfederasyonu.org adresinde mevcuttur.

Söz konusu açıklamalara bakıldığında DHF’nin Dersim’de sergilediği pratiğin söylemiyle çelişmediği aksine tutarlılığın bir gereği olduğu görülecektir. Dostlarımız açısından siyasette çizgi, ilke, program, anlayış belki ikinci planda tutulabilir ve bu noktalar es geçilerek “güç birlikleri” oluşturulabilir fakat federasyonumuz açısından böylesi bir tutum kabul edilemezdir. Nitekim gerek Dersim’de gerek Dersim dışı alanlarda federasyonumuz açısından süreç böyle gelişmiştir.

Öncelikle dostlarımızın federasyonumuza yönelttikleri ve “merakla bekledikleri” soruları cevaplayacağız. Ardından meselenin dostlarımız tarafından karartılmaya çalışılan esas yönünü yani siyasal yönünü tartışacağız.

Dostlarımız, federasyonumuzun “ilkesizliğini” kanıtlamak için ardı ardına maddeler sıralamışlar. Şimdi sırasıyla bu başlıklara cevap vereceğiz.

1. başlık altında, DTP ile DHF’nin 16 Şubat 2009 günü gece 2.30’a kadar “pazarlıklar” yaptığı ve gerekirse bütün tutanaklarının açıklanacağı ifade ediliyor.

Evet dostlar, bütün açıklığımızla halkımızın huzurunda talep ediyoruz: Sadece 16 Şubat günü yapılan görüşmelerin değil seçim sürecinin başından son güne kadar yapılan bütün görüşmelerin tutanaklarını açıklayın!

Federasyonumuzun halkımıza veremeyeceği hiçbir hesap yoktur. Federasyonumuzun da içerisinde yer aldığı DDHD, tüm kurumlar ile yürütülen görüşmeleri ve yapılan tartışmaları, yürütmesinde ve kitle toplantılarında tüm yönleriyle açıklayarak değerlendirmiş, yönelimini bu zeminde kendi kitlesinin katılımıyla belirlemiştir. Ki süreç içerisinde bu konular Dersim halkıyla da etraflıca paylaşılmıştır. Geç de olsa, benzer şekilde dostlarımızın da yaptıkları görüşmelerin tutanaklarını kamuoyu ile paylaşmaları olumlu olacaktır.

DTP ile 16 Şubat günü yapılan görüşmede herhangi bir pazarlık yaşanmamıştır. İstanbul Esenyurt’ta DTP tarafından aday gösterilen Tuncer Bakırhan’a destek sunmak üzere yapılan bir ziyaret esnasında, kimi DTP yöneticileri, TUDEF yöneticileri ile Dersim’deki ‘parçalılık’ durumu üzerine görüşlerini paylaşarak ‘hala yapılabilecek bir şeyler olduğunu’, bir araya gelerek görüşmenin faydalı olacağını belirtmişlerdir.

TUDEF yöneticileri tarafından federasyonumuza iletilen bu talep üzerine 16 Şubat günü Federasyonumuzun ve DTP’nin merkezi seçim komisyonları temsilcileri, TUDEF’in çağrısıyla bir araya gelmiş ve Dersim yerel seçim sürecini değerlendirmiştir. Akşam saatlerinde gerçekleşen bu görüşmede karşılıklı olarak değerlendirmeler sunulmuş ancak her iki tarafın da mevcut yaklaşımlarını değiştirmediği ortaya çıkmış ve toplantı sonuçlandırılmıştır.

Toplantı sonunda toplantıya iştirak eden TUDEF yöneticisi son bir girişimde bulunmuş ve güçlerin birleşmesi için formule edilecek önerilerin taraflara iletilmesi için onay istemiştir. DTP yöneticileri bu öneriyi kabul etmiştir. DHF temsilcileri ise her iki tarafın yaklaşımını karşılayacak bir önerinin gelişmesinin mümkün görünmediğini ancak yapılacak önerilerin dinleneceğini ve tartışılmaya değer yeni bir yaklaşımın ortaya çıkması durumunda bu gelişmelerin Dersim yereli ve DDHD yürütmesi ile paylaşacağını belirtmişlerdir.

Geç saatte biten söz konusu toplantı sonrasında TUDEF yöneticisi yaptığı telefon görüşmeleri sonrasında temsilcilerimiz ile irtibata geçmiş ve konuşulanları iletmiştir. Telefon aracılığı ile bize “ne istediğimiz” sorulmuş ve ısrarla yöneltilen bu soruya ısrarla şu cevap verilmiştir. “Biz DHF olarak hiçbir şey talep etmiyoruz, etmeyeceğiz. Bu konudaki görüşlerimizi ifade ettik. Fakat DDHD kararlarını kendi yürütmesinde alan bir kurumdur. Dolayısıyla biz doğru bulsak da bulmasak da DDHD yürütmesinin haberdar olması gerektiğini düşündüğümüz bir öneri olması durumunda bu öneriyi ve görüşlerimizi iletmekle mükellefiz.”

Dostlarımızın bahsini yaptığı görüşmeler TUDEF yöneticisi ile DTP arasında yapılmıştır. Dostlarımız, öne sürdükleri tutanaklara iyi bakarlarsa orada muhatapların kimler olduğunu rahatlıkla göreceklerdir. Görüşmeyi yapan TUDEF yetkilileri DTP’nin yaklaşımlarının “sorunu” aşmak ve çalışmaları ortaklaştıracak düzeyde olmadığı gerekçesiyle aldığı sorumluluğu bırakmış ve süreç noktalanmıştır.

Dostlarımız nafile bir çaba içerisindedir. Federasyonumuz ve DDHD sadece 16 Şubat günü değil, birçok kez pazarlık masasına davet edilmiş, her defasında ilkelerini ve temsil ettiği kitlenin iradesini ‘altın tepside sunulan’ olanaklara ve koltuklara değişmeyeceğini net olarak ifade etmiştir.

Dostlarımız sorunların siyasal zeminini öne çıkarmak yerine DHF’nin merkezi temsilcilerinin yerel temsilcileri hakkında neler söylediği, kimin neyi öne sürdüğü, ne istediği gibi meseleleri öne çıkarmayı tercih etmektedir. Dostlarımız, siyasal olarak arkasında duramadıkları pratiklerini, “üstümüze gelmeyin yoksa kim ne dedi açıklarız” tarzına bürünerek haklı gösterme çabası içerisine girmektedirler.

Bu tutum doğru olmadığı gibi, dostlarımızın siyasal şekillenişleri göz önüne alındığında şaşırtıcı olmaktan uzaktır.

Değerli dostlar, değerlendirmelerinizde “ince tehditler” öne sürmek yerine tutanaklarınızı açıklayınız.

Açıklayın ki, kimin ne söylediği kimin ne kadar tutarlı davrandığı, kimin grup-parti çıkarlarını halkın çıkarlarının önüne geçirdiği anlaşılsın. Federasyonumuz ve DDHD yaptığı açıklamalarla bu süreci tüm açıklığıyla halkımızla paylaşmıştır. 11 Şubat 2009 tarihli “Demokrasi güçlerinin birliği için kim ne yaptı?” başlıklı yazımız dostlarımızın bilgisinde değil sanırız.

Dostlarımız www.dersimdhd.org adresinde açıklamalar kısmında bu yazıya ulaşabilir. Dolayısıyla bu tartışmalar ve söylenenler tarafımızdan aylar önce ilan edilmiştir.

2. başlıkta ifade edilen durumu fazlaca ciddiye almadığımızı ifade etmek isteriz.

Zira federasyonumuzun DDHD ile olan bağı bilinmektedir. DDHD’nin nasıl oluştuğu, niteliğinin ne olduğu dostlarımız tarafından bilinmesine ve dostlarımız da bizzat federasyonumuz tarafından DDHD’nin “bileşeni” olmaya davet edilmiş olmasına rağmen bu tavrı ve yaklaşımı garipsediğimizi belirtmek isteriz.

Toplantı meselesine gelince, ESP’li dostlarımız toplantıya kendi tutumlarından dolayı “katılamamışlardır”.

Söz konusu toplantı DDHD yürütmesinin belirli sayıda kişiyle gerçekleştireceği bir yemekli toplantıydı. Bu toplantıya kurumlar davet edilmediği halde ESP’li dostlar “biz yerelde örgütlü bir güç olarak Dersim’deki her etkinliğe katılırız” demişlerdir.

ESP’li dostlar içerisinde yer almadıkları bir kurumsal çalışmanın hangi toplantısını hangi bileşenle yapacağına karar verme yetkisine sahip değildir. Nihayetinde toplantıya ESP katılmamıştır. Fakat kendilerine toplantılara kişi olarak katılabilecekleri ifade edilmiştir. DDHD’nin belirli aralıklarla yaptığı halk meclisi toplantıları da bireysel katılıma açık biçimde organize edilmiş, farklı siyasal görüşleri benimseyen bireyler bu toplantılara katılarak katkı sunmuşlardır.

3. Dostlarımız bu başlıkta da yükseldikleri zemini tahrif eden bir tutum takınmıştır.

Değerli dostlar, örgütlü mücadele yürüten kurumlar kendilerini kişilerle sınırlı görmez ve kişilere göre değerlendirmelerde bulunmazlar. Sizler meseleye böyle yaklaşabilirsiniz fakat örgütlü mücadelenin böyle bir şey olmadığını bilmeniz gerekir.

Dostlarımız bizi “kitle kuyrukçusu” olmakla itham ederken bizlere yönelttikleri böylesi eleştirileri nasıl değerlendirdiklerini merak ediyoruz? Zira bu “eleştiride” kitlelerin “geri” yönlerine seslenerek “bakın DDHD’den insanlar ayrılmış ama bunlar saklıyor” gibi geri bir tutuma sürüklenmişsiniz.

Doğrudur, seçim çalışmaları boyunca az sayıda kişi (3 kişi) seçim süreci bitene kadar, DDHD içerisinde görev almak istemediklerini, seçim sonrasında DDHD’nin çalışmalarında aktif yer alacaklarını belirterek geri çekilmişlerdir. DDHD’nin ilgili organları bu süreci yakından bilmektedir. Bu kadarı yeterlidir. Zira böylesi meseleler Dersim halkının yakıcı ve önde gelen bir talebi değildir.

Öyle olsaydı seçim sürecinde DDHD çalışmalarına dâhil olan binlerce Dersimli hakkında da teker teker bilgi vermek gerekirdi değil mi?

Dostlarımız DDHD’ye dâhil olan binlerce kişi hakkında neden bilgi vermediğimizi merak ediyorlarsa onu da açıklamaya hazırız.

4. Dostlarımız DDHD, Dersim Kültür Derneği ve TUDEF’in aslında DHF olduğunu; DHF’nin imzaları çoğaltarak halkı etkilemeye çalıştığını söylüyor.

Bu kurumlar içerisinde federasyonumuza sempati duyan önemli bir kesimin olduğu doğrudur. Fakat bu kurumlar demokratik kitle örgütü niteliğine sahip kurumlardır. Bu kurumlar ülkemiz demokrasi ve devrim mücadelesine kendi programları ve tüzük hükümlerinin gereği olan pratiklerle katkı sunmaktadır.

Federasyonumuz bu kurumların mücadelesini bundan sonra da sahiplenecek ve tüzük esasları içerisinde katkı sunmaya devam edecektir. Ama bu kurumları, dostlarımızın yaptığı gibi, DHF’nin kurumları olarak değerlendirmeyecektir. TUDEF Dersim’e dair tutumunu tüm bileşen derneklerinin çağrılı olduğu merkezi bir toplantıda oy birliği ile karar altına almıştır. Dostlarımızın söz konusu bileşen derneklerin yönetimlerinde ve TUDEF yönetiminde var oldukları düşünüldüğünde bu durumundan bihaber olmadıkları görülür.

Dostlarımız DKÖ’lerde ve sendikalarda sahip oldukları anlayış üzerinden federasyonumuzu eleştirmektedir. Fakat bu konuda da anlayış farkının olduğunu belirtmek isteriz.

Dostlarımızı, demokrasi mücadelesi içerisinde saygın konuma sahip olan onlarca kurumu temsil eden bu ve benzeri kitle örgütlerinin tüzel kişiliğini ve kararlarını yok sayan, yıkıcı, hoyrat tutumu terk etmeye çağırıyoruz.

Öte yandan bizler hiçbir zaman DDHD’yi “çok sayıda siyasal yapının birliği” olarak tanımlamadık, bu tanım dostlarımızın icadıdır. DDHD, farklı siyasal görüş ve tutumlara sahip yığınların bir program ve anlayış etrafında kenetlenmesidir. DHF bu amaçla tüm demokrasi güçlerinin bir araya gelmesini ve DDHD niteliğinde bir örgütlenmeyi hep birlikte oluşturmayı önermiş ancak yalnız kalmıştır.

“Örgütsüz bireyler”in karar mekanizmalarındaki etkinliğini “kitle kuyrukçuluğu” olarak niteleyip kitlelerin inisiyatifinden kaçan dostların bugün ise tersten bir yaklaşımla “DDHD sadece DHF’dir” demesi traji-komik bir durumu yansıtmaktadır.

Federasyonumuz dostlarımızın ısrarına rağmen, Dersim’de DDHD’nin çalışmalarına katılan binlerce insan DHF’lidir deme kolaycılığını seçmemiştir/seçmeyecektir. Çünkü bu doğru değildir.

Federasyonumuzun ve sonrasında DDHD’nin ortaya koyduğu program ve yaklaşım Dersim halkı tarafından sahiplenilmiştir. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi federasyonumuz bu doğrulara sahip çıkarak ve bu doğruları Dersim halkıyla birlikte büyüterek binleri örgütlemek için daha fazla çalışacak ve dostlarımızın ‘temennisini’ gerçekle buluşturacaktır.

5. Dostlarımız bu başlıkta da yanlış üzerine yanlış yapmaya devam ederek eksik ve yanlış olan bilgileriyle hareket etmişlerdir.

Şayet dostlarımız değerlendirmelerini kaleme almadan önce DDHD’den bilgi isteselerdi daha sağlıklı sonuçlara varabilirlerdi.

DDHD, halk meclisi toplantısında, belediye başkan adayı, il genel meclisi adayı ve belediye meclisi adayı olmak isteyenlere açık çağrıda bulunmuş ve bir haftalık süre içerisinde gelen başvuruları kabul etmiştir. Sonrasında ise her düzeydeki adaylarını kendisine yapılan başvurular üzerinden halk meclisine sunmuş, başkan adayı da dâhil olmak üzerine tüm adaylarını bu yöntemle belirlemiştir.
Belediye başkan adayımız olan Murat Kur’un hangi tarihte ve nasıl açıklandığı Dersim halkının ve dostlarımızın bilgisi dâhilindedir.

Murat Kur, DDHD’nin diğer dostların da başkan adayının ön seçimle belirlenmesi yaklaşımını kabul etmesi durumunda “aday adayı”, aksi durumda ise “DDHD’nin bağımsız adayı” olarak ilan edilmiştir.

Güç birliği bileşenleri bu konuda ayrıntılı bilgilenmek isterlerse EMEP’li ve İşçi-Köylü’lü dostlardan da yardım talep edebilirler. Zira bu iki çevreyle DDHD uzunca bir dönem birlikte çalışma yürütmüştür. İki çevrenin “merkezi kararlarla” DTP’yi destekleyeceğini açıklamasıyla birlikte DDHD kendi çalışmalarını hızlandırmıştır.

Sayın Edibe Şahin’in bir “ön seçimle” belirlendiğini ifade eden dostlarımız bu açıklamalarında yer verdikleri “kadın kotasının” ne zaman ilan edildiğini hatırlıyor mu acaba?

DTP’nin kendilerinin de var olduğu bir toplantıda “DTP çatısını ve adayı kimse ile tartışmayacağını” ilan ederek birlik görüşmelerinden çekildiğini unutmuş olamazlar.

Ya da Edibe ŞAHİN isminin hangi tarihten itibaren DTP’nin adayı olarak zikredildiğini bilmiyorlar mı?

Sözü edilen toplantı, DTP’nin kendi adayını resmileştirmesine dönük bir toplantıdır. Bu DTP’nin iç hukukudur. DTP’nin kendi adayını belirlerken parti içi demokrasiyi ne ölçüde işlettiği yönlü bir tartışmayı gerekli görmüyoruz ki dostlarımızın açıklamalarında yaptıkları tam da budur. Bizim tartıştığımız ve kabul etmediğimiz diğer dostlarımızın ise kabul ettiği, “bir birlik için DTP’nin adayının tartışılmaksızın kabul edilmesinin ön şart olarak dayatılması” idi.

Edebiyatla ilgili olan dostlarımız tecahül’ü arif sanatını bilirler. Bu sanat “bir şeyi bilip de bilmemezlikten gelme” anlamında kullanılmaktadır. Sanıyoruz Güç Birliği bileşenleri “tecahül’ü arif sanatı”nı kullanmaktadırlar.

6-7. Dostlarımızın öne sürdüğü ithamlar ve cevap vermek zorunda kaldığımız soruların niteliği her kesimin bakış açısını sergilemesi bakımından önemlidir.

Bundan dolayı bu polemikler halkımız ve duyarlı kamuoyu tarafından özenle incelenmelidir. Çünkü tartışan iki farklı anlayış ve çizgidir.

Dostlarımızın bizim ağzımızdan çıktığını ifade ettikleri “dışarıdan aday istemiyoruz” söyleminin kurumumuzla ve DDHD ile uzaktan yakından alakası yoktur. Dostlarımız yine bizleri dinleme gereksinimi duymadan, bizim adımıza karar vermektedir.

DDHD, kendisi dışındaki kurumsal yapıların iç hukukunu tartışmaya denk düşecek bir pratik içerisine girmemiş, kendi kurumsal yapısı içerisinde kendi belirleyeceği adaya dair nitelik ve kıstaslar belirlemiş, adayını bu kıstaslar çerçevesinde belirlemiştir. Ancak halk içerisinde bu yönlü bir beklenti ve istek olduğu, bu beklentinin herhangi bir kesimle sınırlı olmayacak biçimde yaygın olduğu dostlarımız tarafından da bilinmekteydi. Kitlelerin dâhil edilmediği siyasal süreçlere dair bu yönlü bir tepkinin gelişmesi objektif olarak değerlendirilmeli ve doğru sonuçlar çıkarılmalıdır. Anlayış olarak halk kitlelerinin içerisinde yer almadığı yöntemlerle belirlenen bir adayın Dersim’de yaşayıp yaşamamasının belirleyici olmadığını düşünüyoruz. Kaldı ki, DDHD, dostlarımızın mahalle çalışmalarında başvurdukları yöntemleri ve içerisine düştükleri yanlışları kendilerine iletmiş ve çalışanlarını uyarmalarını istemiştir. Aynı şekilde DDHD’nin yanlışları olursa dostlarımız tarafından bilgilendirilmemiz istenmiştir. Fakat dostlarımız bu süreç içerisinde, bir olay dışında, DDHD ile bir araya gelmemiştir.

Kaldı ki kendi programı ve adayı etrafında aktif çalışma yürüten DDHD’nin, edilgen bir yaklaşım içerisinde “Dışarıdan aday istemiyoruz” demesinin mantıklı bir açıklaması olabilir mi? Bu DDHD’nin özgüvenli yürüyüşü ile taban tabana zıt bir yakıştırmadır.

Dostlarımızın kendilerini “haklı çıkarmak” için yarattığı sonuçlar üzerinden federasyonumuzu yargılama hakkı yoktur. Federasyonumuz hangi yazıda, hangi toplantıda ya da hangi çalışmada “dışarıdan aday istemiyoruz” demiştir?

Dostlarımız “siyasetleri enternasyonal bir öz taşımak zorunda olan devrimcilerin, bu şekilde tam bir yerellikle hareket etmeleri normal mi?” diye soruyor. Hayır dostlar, böylesi bir yaklaşım elbette normal değil. Fakat yerel algıya sürüklenenlerin, devrimcilerin açıklamalarına itibar etmek yerine bu açıklamaları dinlemeyerek, kendi yargılarını ön plana çıkaran sizler olduğunu görmelisiniz.
Sizler mahallelerde taraftarlarınız ağzından, bize karşı yarattığınız ön yargılarla, tüm süreç boyunca DTP ve Güç Birliği karşıtlığı yaptığımızı söylüyorsunuz. Bu karşıtlık nasıl belirlenir?

Yaklaşık 40 yıllık pratik mücadele tarihimiz boyunca (16 Şubat 2009 tarihine kadar) DTP karşıtı değildik de 16 Şubattan sonra mı bir çırpıda DTP karşıtı oluverdik?

Devrimciler meselelere ilkeli ve tutarlı yaklaşmak zorundadır. Aksi yaklaşımlar Güç Birliği bileşenlerinin pratiğinde olduğu gibi, belediye koltuklarını kazanmak için her yolun mubah görüldüğü sonuçlar doğurur.

Federasyonumuzun “Kürt sorunu” konusundaki yaklaşımları her kesim tarafından bilinmektedir. Dostlarımız, böylesi bir ithamın belki de en son muhatabı olacak bir kurumla karşı karşıya olduklarını unutmamalıdır. Yaslandığımız tarih ve sergilediğimiz pratikler bunun kanıtıdır.

Dolayısıyla dostlarımızın doğru olmayan yaklaşımları üzerinden kendimizi ispatlama kaygısı duymuyoruz. Bu konuda ispata ihtiyaç duyan “ulusal bir programa yaslanan” DTP çizgisine yedeklenen, bir kısmı ulusal sorunda devrimci programı ve çözümü bir kenara bırakan, bir kısmı da bu yola girmeye meyleden dostlarımızdır.

Dostlarımız kendilerini “destekçi” olarak ifade edip böylesi bir konumlanış içerisinde olabilirler. Bu tercihlerinde özgürdürler. Fakat ipin ucunu kaçırıp federasyonumuzu Kürt sorununda “destekçi olmadığı” için “Kürt düşmanı” olmakla suçlayamazlar.

Özellikle devrimci dostlarımız, ezilen ulus hareketi içerisindeki geri duygulara hitap ederek nemalanma aymazlığından vazgeçmelidir. Bu geri ve faydacı yaklaşım önce sahiplerine sonrasında ise Kürt ulusunun haklı mücadelesine zarar vermektedir.

Federasyonumuz “Kürt sorununda” kendisini destekçi konumunda görmemektedir.

Federasyonumuz kendisini kimlikler ve inançlar üzerinden tarif etmemiştir. Bizler ülkemizde yaşanan ulusal eşitsizliklerin ve inançlar üzerindeki baskıların ancak sınıfsal bir özle ve devrimci bir programla çözüm bulacağına inanmaktayız. Ve böylesi bir çözüm önerirken asla çalışmalarımızı “Zazalık, Kürtlük, Alevilik” üzerinden tanımlamayız.

Federasyonumuz ve DDHD içerisinde kendisini böyle tarif eden insanlarımız vardır, olacaktır da. Bu farklı fikirlere sahip kesim ve kişiler, bilimselliğe yaslanan bir yöntemle birbirlerinin fikirlerine yaklaşmalı ve seviyeli, dostça bir tutumu benimsemelidir.

Federasyonumuzun hiçbir zeminde dâhil olmadığı bu tartışma, meselelere yaklaşımda etnik kökeni esas alan kesimlerin (zaman zaman farklı fikirlere saygı sınırlarını aşarak) yürüttüğü bir tartışmadır. Bu düzeyde yapılan tartışmalar ister Devrimci Demokratik Güç Birliği’ni, isterse DDHD’yi desteklemek adına yapılsın yanlıştır, hatalıdır.

DDHD’nin örgütlü bir nitelikle ve disiplin içerisinde yürüttüğü mahalle çalışmalarında iddia edilen tarzda söylemler kesinlikle dillendirilmemiştir. DDHD faaliyetçilerinin girdikleri evlerde etnik ve dini karşıtlıklar üzerinden politika yaptığı koca bir yalandan ibarettir. DDHD Dersim’de tüm evlere en az bir kez girdiği ve yaklaşımını açıklıkla ifade ettiği için bu konudaki tutumu Dersim halkı tarafından bilinmektedir.

Dostlarımız DDHD, DHF ve geleneğimize karşı yürüttükleri saldırı, karalama ve düşmanlaştırmaya dayalı çirkin kampanyayı gizleme gayreti ile gerçek dışı ithamlarını sürdürmekte ve özellikle Dersim dışındaki demokratik kamuoyunu manipüle etmeye gayret etmektedirler.

DDHD tüm çalışmalarında Dersim’in dilinin, kültürünün ve tarihinin sahiplenilmesine ve yaşatılmasına vurgu yapmıştır ve bu söyleminin gereğini pratik olarak yerine getirme gayreti içerisinde olacaktır. Bu konuda başka ve birçok konuda farklı yaklaşıma sahip binlerce Dersimli, DDHD’nin programı ve yönetim anlayışı etrafında bir araya gelmiştir.

İçimizde ve yanımızda yer alan bu ‘farklı fikir’lere sahip insanları “halklarımızın birlikte mücadelesini engellemeye çalışanlar” olarak suçlamak ve dolayısıyla “düşman” ilan ederek hedef göstermek “devrimcilerin” altından kalkamayacakları bir yüktür.

Dostlarımıza bu yükten bir an önce kurtulmalarını öneriyoruz. Bizi birleştiren program ve anlayıştır, bir arada kalmamızı ve büyümemizi sağlayan da bu olacaktır. Federasyonumuz kişileri etnik ve dinsel bakımdan kategorize etmeden şimdiye kadar devam ettirdiği doğru çizginin arkasında yürümeye devam edecektir. Kimlikler ve inançlar üzerinden siyaset yaparak değil...

8. Dostlarımız yaptıkları açıklama içerisinde dahi kendileriyle çelişen birçok görüşe yer vermektedir.

Değerli dostlar ne zamandan beri burjuva basından medet umar oldunuz? Ya da ne zamandan beri devrimcilerin açıklamalarından ziyade burjuvazinin görüşlerine itibar etmeye başladınız?

Dostlarımız, halkımıza ve duyarlı kamuoyuna, 12 Mart 2009 tarihli Vatan gazetesini önerirken kendilerinin de bilgisi dâhilinde olan ve 13 Mart 2009 günü DDHD tarafından kendilerine ulaştırılan yazılı açıklamayı yok saymaktadırlar.

DDHD’nin Vatan gazetesinde çıkan röportaja ilişkin yaptığı açıklama DDHD resmi internet sitesinde mevcuttur. Dostlarımız hem burjuva basının eleştirisini yapmakta hem de kendi ifadeleriyle “en pespaye burjuva gazetesini” kaynak olarak sunmaktadır. Dostlarımızdan biraz olsun tutarlılık beklemek çok olmasa gerek.

Dostlarımızın bitmek bilmeyen kendilerini haklı gösterme kaygısı bu örneklerinde de görüldüğü gibi kendilerini vahim “sonuçlara” sürüklemektedir.

Dersim’de yapılan görüşmede DTP yöneticileri burjuva basının bu çarpıtmasını doğal karşılayıp, sorun edilmemesi gerektiğini ifade etmiş olmasına rağmen bugün hesabı görülmüş bu durumun ısıtılarak tartışma konusu yapılması, siyasal zeminde tartışmaktan ısrarla kaçan dostlarımızın bulabildikleri her türlü malzemeyi bizlere karşı kullanma gayretinden kaynaklanmaktadır.

9. Partizan ismine ilişkin yaptığımız açıklamaların yeterli olduğunu düşünüyoruz.

Dolayısıyla bu konuda aynı şeyleri tekrarlamayacağız. Ancak bu açıklama yapılıncaya kadar bu görüşün sadece İşçi- Köylü çevresine ait olduğunu düşünüyorduk.

Fakat bugün bu “polemiğin” Güç Birliği adıyla devam ettirilmesi devrimci hareketin tarih bilincinin ne kadar aşındığını gösteriyor. Bu durum devrimci hareket açısından kaygı vericidir. Dostlarımız için kaygı duyuyoruz. Umarız dostlarımız içerisine sürüklendikleri yanlışlardan vazgeçerler. Zira federasyonumuzu “ucuz bir fırsatçılıkla kafa karıştırmakla” suçlayan dostlarımız kendi pratiklerine bakmalıdır.

Dostlarımızın Dersim merkezde ve Mazgirt’te, “Partizan DTP’yi destekliyor” şeklinde yaptıkları propagandanın mahiyetini anlayabilecek kavrayışa sahip olduğunu düşünüyoruz. Dostlarımız bizi suçladıkları fiilin esas failleridirler.

Geleneğimizin Dersimdeki itibarı ve etkisi bilinmektedir. Bizler Dersim’in her ilçesinde ve köyünde ve tüm ülkede bu geleneğin temsilcileri olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ancak bu tutumumuz sadece adaylık konusunda DTP ile ayrıştığımız Dersim merkezinde ve Mazgirt’te şiddetli bir itiraz konusu oldu. Ne hikmetse DTP ile ortak çalışma yürüttüğümüz (Ovacık ve Hozat gibi) alanlarda böyle bir itiraza ve tartışmaya tanık olmadık.

Dolayısıyla bu konuda da dostlarımızı tutarlılığa ve ilkeli davranmaya davet ediyoruz.

10. Dostlarımız 25 Mart günü düzenlediğimiz mitingde kendilerini defalarca yuhalattığımızı söylüyor. Dostlarımız ithamlarına vesile yaptıkları sonuçları, nedenleriyle birlikte ele almalıdırlar.

Fakat dostlarımız değerlendirmelerinin genelinde, böylesi bir yöntemden itinayla kaçınılmaktadır. Çünkü nedenleri açıklamaya kalktıklarında, gerekçeleri kendiliğinden ortadan kalkmış olacaktır.

Mitingde dostlarımızın bu açıklamalarında da yer vermekten kaçındıkları bazı ithamları Dersim halkına açıklanmış ve dostlarımızdan cevap vermeleri istemiştik. Fakat dostlarımız bu açıklamalarında da görüldüğü gibi, siyasal zeminden ısrarla uzak durmakta ve yanlışlarını suni gerekçeler yaratarak gölgelemeye çalışmaktadır.

“DHF’nin ve DDHD’nin devlet destekli olduğu”, “Murat KUR’un validen para aldığı” yönünde dostlarımız tarafından ifade edilen çeşitli söylemlerin açıklanması, alanda tepkiyle karşılanmış ve fakat bu durum genel ve yaygın bir hal almamıştır.

Dostlarımızın ağır ithamları, alanda bulunan kitlenin belirli bir kesimi tarafından anlık refleksle karşılanmıştır. Ki bu durum uyarılmış ve bir daha tekrarlanmamıştır. Dostlarımız açıklamamıza itibar etmiyorlarsa miting gününün kayıtlarını kendilerine ulaştırmaya hazırız.

11. Dostlarımızın on bir madde halinde ifade ettiği konular üzerine onlarca sayfa yazılabilir. Dostlarımız savundukları görüşleriyle tarihe ve gelecek kuşaklara nasıl bir anlayışı savunduklarını not düşmüş oldular. 31 Mart günü Cemevinde yaşanan “olayın” nasıl gerçekleştiği, kimin kimi tehdit ettiği ve fiziksel yönelimde bulunduğu halkımızın bilgisi dâhilindedir.

Federasyonumuza üye arkadaşlarımız, dün kendilerini karşı-devrimci ilan eden dostların, bugün nasıl hiçbir şey olmamış gibi hareket ettiklerini sormuş ve ellerini sıkmamıştır.

Arkadaşlarımızın burada yaptıkları tek hata, dostlarımızın federasyonumuza ve adaylarımıza dönük bütün ağır ithamlarına, saldırı ve karalamalarına rağmen, ellerini sıkmamalarıdır. Fakat sonrasında gelen tehditler ve yönelimler bizzat dostlarımıza aittir.

Dostlarımıza bir kez daha sesleniyoruz: Bütün toplantı tutanaklarını açıklayın.

Fakat dostlarımıza önerimiz toplantı tutanaklarını yayınlamadan önce okumalarıdır.

Belki böylelikle yaptıkları yanlışların farkına varır ve halkımızdan özür dileme açık yürekliliğini gösterebilirler. Çünkü dostlarımız yapılan görüşmelere baktığında, federasyonumuzun sürecin başında (Ekim-Kasım 2008) ve devam eden aşamalarında gerek DTP’yi gerekse de EMEP’i Dersim’de düzen güçleri tarafından geliştirilmeye gayret edilen “DTP karşıtlığına karşı” uyardığını ve bu konuda DTP’nin Dersim halkına güven verecek pratiklerde bulunmasını istediğini göreceklerdir.

Parti ve grup çıkarlarını değil Dersim halkının çıkarlarını savunduğunu iddia eden dostlarımız, DTP ve EMEP arasında yaşanan ayrışmanın nedenlerini, başkanlık kavgalarını ve koltuk “savaşlarını” nasıl açıklıyor acaba?

Şubat 2009’da yapılan bir toplantıda EMEP il başkanı DHF’nin “demokrasi güçlerinin birliğini sağlamak için bütün makul önerileri sunduğunu fakat bunların kabul görmediğini, EMEP de dahil olmak üzere her kesimin hatalı olduğunu” ifade etmesine karşın belli ki dostlarımız yaşananları unutma/ unutturma yolunu seçmektedirler.

Değerli dostlar, şimdiye kadar özenle saklı tuttuğunuz ve halka açmadığınız bütün tutanaklarınızı açıklayınız. Açıklayın ki hem sizler hem de halkımız, bizim yaptığımız bilgilendirmelerle birlikte doğru sonuçlara varabilsin.

DHF’nin yerel seçim pratiği, ilkeleri ve programı etrafında şekillenmiştir

Dostlarımız federasyonumuzun dünyasının Dersimle sınırlı olduğunu ve 29 Mart’ta Dersimle sınırlı olan dünyamızın başımıza yıkıldığını ifade etmişler. Belli ki dostlarımız federasyonumuzun yaptığı açıklamaları ve pratikleri takip etmemektedir. Ya da değerlendirmelerinin geneline yansıdığı üzere gerçekleri çarpıtarak kendi doğrularını gerçekmiş gibi yansıtmaya çalışmaktadırlar.

Değerli dostlar federasyonumuzun dünyasını sizler ve halkımız gayet iyi bilmektesiniz. Dostlarımız bütün açıklamalarımıza rağmen DDHD’nin niteliğini ve federasyonumuzun çalışmalarını çarpıtmaktadır.

Dostlarımıza, herhangi bir değerlendirmede bulunurken, hele ki kendi deyimleriyle “son derece siyasal bir konjonktürde” değerlendirmelerde bulunurken, açıklama yapacakları kurumun belgelerini okumalarını ve söz konusu kurumun süreçleri hakkında bilgilenmelerini tavsiye ediyoruz. Böylelikle daha sağlıklı değerlendirmelerde bulunabilirler. Yapılan değerlendirmelerin tutarlılığı ve doğruluğu buralardan geçmektedir. Aksi pratikler, değerlendirmeleri basitleştirerek söz konusu kurumların ciddiyetini zayıflatır.

Halkımızın yakından bildiği yerel seçim sürecine dair kimi yaklaşımlarımızı dostlarımızın “öğrenmesi” için sorumluluğumuz gereği tekrarlıyoruz.

Federasyonumuz Kasım 2008’de kaleme aldığı “2009 Yerel Seçimlerinde Gerici Saldırılar Karşısında Halkın Çıkarlarını Temsil Edebilmek için “Demokrasi Güçlerinin” Birliğini Anlayış ve Program Zemininde Gerçekleştirelim!” başlıklı yazısında yaptığı çalışmaları şöyle özetlemişti:

“... Haziran 2008’den itibaren İstanbul, Dersim, Ankara ve İzmir merkezli olarak, yüzlerce dostumuzun katıldığı, dar ve geniş katılımlı toplantılar düzenlendi. Bu toplantılarda yerel seçimler, pratik süreç ve bu birlikteliği kalıcı hale getirme konuları tartışıldı. Değerlendirme toplantılarında federasyonumuzun yerel seçimlere ilişkin ortaya koyduğu genel yaklaşım olumlu bulundu. Yakalanan olumluluğu büyütebilmenin, bu girişimi, DHF’nin yürüttüğü bir çalışma olmaktan çıkarıp, daha geniş kesimlerle buluşabilecek bir çalışmaya dönüştürmekten geçtiği tespiti yapıldı. Tartışmalar içerisinde zenginleşen ve giderek olgunlaşan bu fikirler, varılan ortaklığı bölgelerde temsil edebilecek bir isimlendirme, üst programın belirlenmesi, merkezi ve yerel yürütmelerin oluşturulması ile bu çalışmayı demokrasi güçlerinin çalışmalarıyla birleştirme yönelimi olarak özetlendi. İsimlendirme, program ve yürütme tartışmalarının belli bir olgunluğa ulaştığı Kasım ayı itibariyle federasyonumuz, ortaklaşılan fikirleri dost- devrimci kurumlara taşıyarak demokrasi güçlerinin birliğine katkı sunma sürecini başlattı.”

Federasyonumuzun yaptığı çalışmalar bu kadar açıkken ve bunlar kamuoyuyla paylaşılmışken nasıl oluyor da dostlarımız DHF’nin “yerel seçim” çalışmalarının ve dünyasının Dersim’le sınırlı olduğunu söyleyebiliyor, DDHD’nin nasıl bir sürecin ürünü olduğu ve niteliğinin ne olduğunu görmezden geliniyor?

Demokrasi güçlerinin birliği için çaba harcamadığımız ilan etme kolaycılığı nasıl açıklanabilir?

Haziran 2008’de kaleme aldığımız “yerel seçimler olanaklar ve tavrımız” başlıklı yazıda “...Zira bugün açısından daha önemli olan, yerel seçimler öncesi yürütülecek çalışmaların doğru bir tarzda ele alınması ve bu doğru tarz üzerinden yaşamsallaştırılmasıdır. Yoksa anlayışımız “olsun da nasıl olursa olsun” anlayışı değildir. Amaç en özlü ifadeyle seçimleri “kazanmak” değil, kitleleri kazanmaktır” demiştik.

Federasyonumuzun görüşleri bu kadar açık ve nettir. Fakat aynı netlik ve tutarlılık dostlarımız tarafından sergilenmemiştir. Dostlarımız sürecin bütün aşamalarında, en son yapılan değerlendirmelerinde olduğu gibi, gerçekleri farklılaştırarak “koltuk” kazanmaya kilitlenmişlerdir.
Federasyonumuz İstanbul’da 24 kurumun katılımıyla oluşturulan “Biz Varız Platformunun” oluşumuna ciddi katkılar sunmuş, adayın belirlenme süreci, yerel kitle inisiyatiflerinin önemi, grup çıkarlarının terk edilmesi konusunda tartışmaları yönlendirerek bu konuda deklarasyon metnine yansıyan bir etki yapmıştır.

Fakat merkezi platform da tıpkı Dersim’de olduğu gibi grup- parti çıkarlarının “kurbanı” olmuştur.
Bu durumu 28 Şubat 2009’da yaptığımız açıklamada şöyle değerlendirmiştik:

“Platformun ilanı ile birlikte bildirge ve ilkeler bir kenara itilerek birçok çalışma alanında yaklaşım “benim adayım”, “benim partim” üzerinden şekillenmiş, amaçlarımız ve halkın çıkarları liste pazarlıklarına kurban edilmiştir. Merkezi bir platform olarak ilan edilen ve tüm yerellerde aynı ilkeler üzerinden yükselmesi gereken ortak çalışma ne yazık ki her yerelde farklı bir biçim ve niteliğe bürünmüş, platform merkezi bu sıkıntıyı aşmak için üzerine düşeni yapmak konusunda hiçbir adım atmamıştır.”

Görüldüğü gibi federasyonumuzun eleştirisini yaptığı yanlışlar sadece Dersimle sınırlı değildir. Federasyonumuz Dersim’de de Dersim dışındaki bütün alanlarda da ilkeli ve tutarlı bir duruş sergilemiştir. Dostlarımız ise eleştiri konusu yaptığımız “ilkesiz ve tutarsız” duruşlarını istikrarlı bir şekilde birçok alana taşımışlardır. Dostlarımız yaptıkları değerlendirmelerle yerelci hareket edenin kendileri olduğunu ve meselelere sadece Dersimle sınırlı yaklaştıklarını göstermişlerdir. Dostlarımız değerlendirme yapmadan önce, bağlı bulundukları kurumların merkezleriyle görüşmüş olsalardı şayet, federasyonumuzun “yerel seçimlerde sadece Dersim’de” olmadığını da öğrenmiş olacaklardı. Fakat belli ki dostlarımız Dersim’de elde ettikleri “kazanımı” fazlaca sindirememişler.

Dersim yerel seçim süreci son derece önemli siyasal sonuçlar doğurmuştur

Dersim yerel seçimleri gerek demokrasi güçleri açısından gerekse de düzen güçleri açısından önemli sonuçlar doğurmuştur. Federasyonumuz 1 Mart 2009’da “İlkesiz ittifaklar Dersim halkına kazandırmaz” başlıklı bildirisinde “Bugün itibariyle Dersim’de yerel seçim süreci üç ana eksen ortaya çıkarmıştır. Bunlar; CHP ve AKP gibi düzen partilerinin temsil ettiği eksen, DTP’nin temsil ettiği eksen ve DDHD’nin temsil ettiği eksenlerdir” değerlendirmesinde bulunmuştu.

29 Mart öncesinde ve sonrasında gelişen süreç değerlendirmemizin doğruluğunu ispatlamıştır. Yaptığımız açıklamalarda CHP ve AKP gibi düzen partilerinin temsil ettiği eksenin, DDHD tarafından boşa çıkarıldığını, bu kazanımın demokrasi ve devrim mücadelesine önemli katkılar sunacağına inandığımız DDHD’nin ve Dersim halkının başarısı olduğunu ifade etmiştik.

DHF, yerel seçim sürecinde de siyasi bağımsızlığını her şeyin üzerinde tutmuştur. Zira federasyonumuz bu bağımsızlığın halkın çıkarları için sürdürülen mücadelede temel belirleyen olduğunun bilincindedir. DHF, siyasi bağımsızlığını her şart ve koşul altında korumanın, bağımsızlık ve yeni demokrasi yolunda halkın haklı davasının devrimci bir zeminde ilerletilmesinin varlık gerekçesi saymaktadır. Bu temel nedenden dolayı DDHD’nin ve DTP’nin temsil ettiği eksenler, dostlarımızın değerlendirmelerine konu olan yaklaşım çerçevesinde değerlendirilemez. Devrimciler meselelere bu kadar dar ve basit yaklaşamaz.

Federasyonumuz DTP ile Kasım 2008’de yaptığı merkezi görüşmelerde; DTP’nin Dersim pratiği, dost güçlere yaklaşımı, yerel yönetim pratiği ve Dersimde düzen güçleri tarafından geliştirilen DTP karşıtlığı üzerinden görüşlerini ve eleştirilerini iletmiş; DTP’den bu noktaları dikkate alarak demokrasi güçlerinin birliği için güven verecek adımlarda bulunması istenmiştir.

DHF, görüşlerinin ve eleştirilerinin dikkate alınmadığı durumda, DHF’nin adaylarıyla sürece dâhil olacağını aylar öncesinden dostlarımızın en yetkili organlarına iletmiştir.
Dolayısıyla birliğin gerçekleşmemesinde sorumlu aranacaksa bu sorumluk başta DTP olmak üzere bu çizgiye “yedeklenen” dostlara aittir.

Federasyonumuz ve DDHD açısından Dersim’deki “bağımsız” duruş dostlarımız tarafından “yeni ve şaşırtıcı” olmamalıdır. Sürece ayrıntılarıyla vakıf olmayan Güç Birliği bileşenleri toplantı tutanaklarını okurlarsa bu durumu rahatlıkla göreceklerdir.

Nitekim Kasım 2008’de yaptığımız açıklamamızda bu durumu açıklamıştık: “Federasyonumuz, hâkim sınıfların saldırılarına karşı DTP’yi sahiplenecektir. Fakat bu sahiplenişle birlikte dostlarımızın yerel yönetim deneyimlerinde gözlemlediğimiz kimi eksikleri eleştirerek ve alternatifler sunarak katkı yapmaya çalışacağız. Federasyonumuzun ülke genelindeki çalışmalarında Dersim çalışması kimi özgünlükleriyle ayrışmaktadır. Federasyonumuz bu metinde açıkladığı yaklaşımlar çerçevesinde Dersim çalışmasını da anlayış ve program zemininde ortaklaştırmaya çalışmaktadır. Federasyonumuz bu sorumluluk ve anlayışla, bütün demokrasi güçlerine, Dersim çalışmalarını ortaklaştırma çağrısını yinelemektedir.

Federasyonumuzun Güç Birliği ile yaşadığı ayrışma dostlarımızın ifade ettiği gibi “kadın kotası ve seçime DTP çatısı altında girme” tutumu değildir.

Bu tutum dostlarımızın “yerel seçimlere” ve süreçlere yaklaşımını özetlemekte fakat bizlerin tutumunu yansıtmamaktadır.

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi federasyonumuz DTP ile anlayışı ve programı tartışmış; bu konuda doğru bir tutumla karşılaşmadığı için de halkın çıkarlarına ve kendi öz gücüne yaslanarak bağımsız siyasi tavrını sergilemiştir.

Federasyonumuz DTP’nin ön koşullarını ve dost güçleri dikkate almayan yaklaşımlarını siyasal dayatmalar olarak değerlendirmiş ve bu değerlendirmelerini başta DTP olmak üzere Güç Birliği bileşenlerine sunmuştur.

DHF siyasal bir hareket olarak, başka bir siyasal hareketin dayatmalarını kabul etmez, buna karşı mücadele eder.

DTP dışında, Güç Birliği içerisinde yer alan ESP, HKM, EMEP, ÖDP ve İşçi Köylü açısından siyasal bağımsızlık bir anlam ifade etmiyor olabilir ama bizler açısından siyasal bağımsızlık olmazsa olmazdır.

Dostlarımız yanlış bir şekilde bizlere “DHF’nin dünyası Dersim’den mi ibaret diye soruyor?” Bizler sorulan soruya yeni demokrasi güçlerinin on yıllardır sergilemiş oldukları pratikle gerekli cevabı verdiğimizi düşünüyoruz.

Fakat “sınıfsal” bir mücadele yürüttüğünü söyleyen dostlarımız “Kürdistan bir tarafa her şey bir tarafa mı” demektedir ya da “Kürdistan bir tarafa çizgi, ilkeler ve program bir tarafa mı” demektedir?

Dostlarımız pratikleriyle Kürt sorununda çözüm gücü olmadıklarını, bu sorunda “destekçi” olduklarını kabul etmektedir.

Biz Varız Platformunun tartışmalarında DTP’li dostlar Kürt illerini tartışmayacaklarını, orada iradenin belli olduğunu söylemiş; kimi Güç Birliği bileşenleri büyük bir “coşkuyla” bu söylemi alkışlamışlardı.
Kürt sorununun çözümünü kendi dışında gören ve Kürt sorununun çözümünde yerel seçimlere gereğinden fazla anlam yükleyen, “sınıfsal” yaklaşımın temsilcileri olduğunu söyleyen dostlarımız dayandığı zemini tahrif etmektedirler.

Federasyonumuz; ESP, HKM, EMEP, ÖDP ve İşçi Köylü çevrelerinin siyasal olarak çok ciddi bir bunalım içerisinde olduğu görüşündedir.

Öyle ki dostlarımız bulundukları yeri tahlil edemeden, DHF’nin “kitle kuyrukçuluğuna sürüklenerek oportünist siyaset çukuruna yuvarlandığını ve o çukurdan dünyaya baktığını söylemektedir.”
Dostlarımız kullandıkları kavramların bilincinde değildir. Her hareket birbirine dostlarımızın yaptığı gibi, ardı ardına çeşitli tanımlamalarda bulunabilir. Fakat bu tanımlamalar pratiklerden kalkınan bilimsel bir yöntemle yapılmalıdır. Dostlarımızı savundukları “bilimsel sosyalist metotları” hatırlamaya ve biraz olsun bu yöntemleri hayata geçirmeye davet ediyoruz.

Federasyonumuz, “Kürt illerinde DTP dışında aday göstermek ‘Kürt düşmanlığı’ siyasetine ortak olmaktır ve bilinçli bir yönlendirmedir” yönlü düşüncelerin; ülkemizin demokratik devriminin acil çözümünü bekleyen en önemli meselelerinden olan Kürt Ulusu’nun kendi kaderini tayin hakkı sorununa, “sınıfsal” değil “ulusal-milliyetçi” düzlemde yaklaşan bir programdan kaynaklandığını bilmektedir.

Dolayısıyla, siyasi coğrafyamız içerisinde Kürt Ulusu’nun haklı taleplerinin mücadelesini yürüten birey ve kurumlara yönelik olarak, bu gibi ithamlara karşı tutumumuz; sadece Kürtlerin değil, çeşitli milliyet ve inançlardan tüm ülke işçileri ve köylüleri başta olmak üzere emekçi kesimler ile emperyalizmin ve yerli uşaklarının sömürü ve zulmünden zarar gören tüm kesimlerin kolektif çıkarlarını gözeten ideolojik mücadeleyi, devrimci sorumluluk ve bilinçle yürütmektir. Federasyonumuz aynı bilinci dostlarımızdan da beklemektedir. Fakat anlaşılan dostlarımız beklentimize cevap olmanın çok uzağındadır.

Federasyonumuzun ve DDHD’nin bütün seçim çalışmasını “DTP karşıtlığı” üzerine kurduğu söylemini hatalı ve tehlikeli bulduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Dostlarımız yazdıklarıyla belki Dersim dışında yaşayan kimi insanlarımızın kafalarında soru işaretleri yaratabilirler fakat bu açıklamalarla Dersim halkından ciddi bir tepki aldıklarını/alacaklarını unutmamalıdırlar.

Dostlarımız, açıklamaları ve pratikleriyle o çokça eleştiri konusu yaptıkları “DTP karşıtlığını” büyüttüklerini görmüyorlar mı?

Böylesi doğru olmayan söylemler halka güven verir mi? Ya da halk tarafından ciddiye alınır mı?
Bu sorularımızla birlikte merak ettiğimiz ve dostlarımızdan tutarlı cevaplar beklediğimiz bir diğer konuda dostlarımızın bahsini yaptıkları ve dolayısıyla nesnelliğini kabul ettikleri DTP karşıtlığının, Dersim’de ne zamandan beri ortaya çıktığı ve nasıl geliştiği üzerinedir.

Sahi dostlar bu karşıtlık DDHD ile birlikte mi ortaya çıkmıştır?

Dostlarımız tarih bilincinden ve bilimsel yöntemlerden yoksun bir şekilde sorumsuzca hareket etmeye devam ediyor. Dersim’de faaliyet yürüten her bir kurum bahsi yapılan konunun nedenleri üzerine kafa yormalı ve başta DTP olmak üzere bütün demokrasi güçleri halka güven verecek pratikler sergilemelidir.

Federasyonumuzun ve DDHD’nin yaptığı/yapacağı budur. Dostlarımızdan beklentimiz bu konudaki hatalı tutumlarından vazgeçerek yanlışlarını düzeltmeleridir.

Federasyonumuzun çizgisi, programı ve anlayışı halkımız ve dost güçler tarafından iyi bilinmektedir. Buna rağmen federasyonumuzu, sırf bir koltuk kazanmak uğruna, “DTP karşıtlığıyla, CHP ile gizli ittifak yapmakla, devlet destekli olmakla, validen para almakla” vb. ithamlarla suçlayanlar kendi çizgilerini ve anlayışlarını ortaya koyuyor.

Böylesi ilkesiz, omurgasız ve tutarsız bir çizginin sahibi olanlar ve destekçi olanlar ezilen ulusların, halkların ve sınıfların kurtuluş kavgalarına önderlik edemez.

Dersim yerel seçimleri demokrasi güçleri arasında işte böylesine anlamlı bir ayrışma yaratmıştır. Dostlarımız koltuğu kazanmak için her yolu mubah görmüş; federasyonumuz ve DDHD ise Dersim halkını kazanmayı hedeflemiştir.

İşte iki ayrı çizgi! İşte iki ayrı program! Ve savundukları…

Güç Birliği bileşenleri Federasyonumuza ve DDHD’ye yönelik ithamlarının öz eleştirisi vermelidir!

Dostlarımız değerlendirmelerinde “DHF’nin Dersim’de seçimlere bağımsız adayla girmesi kendi taktiğinin ürünüdür ve son tahlilde tarafımızdan ancak saygıyla karşılanacak bir durumdur” diyor.
Yine dostlarımız yazı içerisinde kurumumuzun devrimci olduğunu kabul ediyor.

Değerli dostlar; Güç Birliği bileşenleri, DTP’nin kurumumuzu karşı devrimci ilan eden, devlet destekli olduğunu açıklayan söylemlerini nasıl değerlendirmektedir?

Newroz’da Şerafettin Halis’in yaptığı konuşmayı, 27 Mart’taki mitingde EMEP il başkanının yaptığı konuşmayı, 29 Mart akşamı seçim büromuzun önünde Güç Birliğinin sergilediği pratiği ve diğer olumsuz pratikleri nasıl değerlendirmektedir?

Bir taraftan devletin provokasyonlarından bahsedip diğer taraftan DTP’nin sarf ettiği ve yine diğer Güç Birliği bileşenlerinin sessiz kaldığı, böylesi bir tutum tutarsızlık değil de nedir?

Başta DTP olmak üzere bütün Güç Birliği bileşenleri federasyonumuza ve DDHD’ye karşı öne çıkardıkları haksız ithamların öz eleştirisini yapmalıdır. Dostlarımız federasyonumuzdan öz eleştiri isterken kendi yanlışlarının öz eleştirisi verebilme olgunluğunu da gösterebilmelidir.

Fakat dostlarımız bir kez daha bu olgunluğun uzağında olduklarını, yaşanan olumsuzlukları “zaman aşımına uğratarak çözme” yolunu seçeceklerini göstermiş oldular. 29 Mart’a kadar bizleri karşı devrimci olmakla itham eden dostlarımız, koltuğu kazandıktan sonra, bir çırpıda dost-devrimci olduğumuzu hatırlayıverdi.

Dostlarımızın pratiklerini kendilerine çok görmüyoruz. Çünkü dostlarımız sahip oldukları çizgi ve anlayış dolayısıyla böylesi yanlışlara dün de sürüklenmişlerdi. Federasyonumuz, dostlarımız gibi yerel sınırlara ve koltuk kavgalarına hapsolarak, dostlarını karşı devrimci olarak değerlendirmedi.
Federasyonumuz böylesi bir sorumsuzluk yapamazdı. Her şeye rağmen Güç Birliğini dost devrimci bir oluşum olarak değerlendirdiğimizi bir kez daha ilan ediyor ve dostlarımızı sorumlu davranmaya davet ediyoruz.

Aksi yaklaşımlar dostlarımızın pratikleriyle gerginleşen ortamın devamına yol açacaktır.

DDHD kurumsallaşarak Dersim halkının yerel demokrasi mücadelesine katkı sunacaktır.

Dostlarımız değerlendirmelerinde Federasyonumuzun çalışmalarının yerel seçimlerle sınırlı olduğunu ve sadece belediyeyi kazanmaya kilitlendiğimiz için de “29 Mart’ta Dersimle sınırlı olan dünyamızın başımıza yıkıldığını” ifade etmişler.

Federasyonumuz, Haziran 2008’den bu yana, “halk inisiyatifleri- dayanışması” çalışmalarının yerel seçimlerden sonra devam edeceğini ilan etmişti. Şayet dostlarımız açıklamalarımızı ve özelde DDHD’nin çalışmalarını takip etmiş olsalardı hedeflerimizin neler olduğunu öğrenebilirlerdi.
Federasyonumuz yerel yönetimlere ezilenlerin kurtuluş mücadelesi içerisinde belirleyici önem atfetmediği bilinmektedir. Dolayısıyla bizim için belirleyici olan kitlelerin kendi sorunları etrafında örgütlenmesi ve kendi öz örgütleri vasıtasıyla mücadeleyle buluşturulmasıdır.

Yerel yönetimler federasyonumuz açısından bu yönleriyle öne çıkmakta ve değerlendirilmektedir. Bu yaklaşımlarımızdan kaynaklı Dersim’in ve Dersim halkının kazandığını ifade etmiştik.

Dolayısıyla 29 Mart’ta “dünyamızın başımıza yıkıldığını” ilan eden dostlarımızın değerlendirmelerini, yerel yönetimlere yükledikleri “anlamın” dışa vurumu olarak değerlendiriyoruz.

Nitekim DDHD, Dersim halkıyla kurduğu güçlü bağları kalıcı hale getirme ve halkın yerel demokrasi mücadelesine katkı sunma kaygısıyla çalışmalarını yoğunlaştırmış bulunmaktadır. DDHD yakın süreçte bu çalışmalarını sonuçlandıracak ve kamuoyuyla paylaşacaktır.

Federasyonumuz, dostlarımızın DDHD’nin niteliğine dair yaptıkları tespitleri hatalı bulmaktadır.
Güç Birliği bileşenleri DDHD’yi “örgütsüzlüğün örgütlenmesi”, “kitle kuyrukçuluğu” gibi tanımlamalarla nitelemektedir. Dostlarımız bir anlayış ve program etrafında bir araya gelen binlerin, 1980’den sonra Dersim’e en kitlesel ve coşkulu günlerini yaşatan deneyimini görmezden gelmekte ve kitlelere “tepeden” bakmaktadır.

Bu değerlendirmeler, özellikle sınıfsal programlara yaslanan anlayışların, ideolojik olarak yaşadıkları buhranın göstergesidir. Dersim halkı DDHD ile olmaz denileni olur kılmış; düzen partilerini sokağa çıkamaz hale getirmiş ve kendi emekleriyle koca bir örgüt yaratmıştır.

Böylesi büyük kazanımları “örgütsüzlük” olarak nitelendirenlerin neyi, nasıl örgütledikleri pratikleriyle sabittir.

Federasyonumuz, DDHD deneyimini fazlasıyla önemsemektedir. Sürecin başında merkezi toplantılarda da ifade ettiğimiz gibi, belirleyici olan yerel platformlarda demokrasi güçlerinin ve halkın bir araya gelmesidir. Halk, oluşturulan birliklerin sadece katılımcısı değil karar alan ve hayata geçireni olmalıdır.

Demokrasi güçlerinin birliği, halkın demokrasi güçleri etrafında gerici saldırılara karşı birleşmesi ve halk hareketlerinin yaratılması ancak böylesi pratiklerle mümkündür. DDHD bu yalın gerçeği, devrimci harekete hatırlatan ve devrimci hareket üzerindeki ölü toprağını dağıtan bir misyon üstlenmiştir aynı zamanda. Kitlelere, doğru anlayışa, programa ve kendi öz gücüne güvenen bir pratiğin kazandıracağını ispatlamıştır. Devrimci hareket, DDHD deneyiminden öğrenmeli ve böylesi örgütlenmeleri yaygınlaştırmalıdır. Federasyonumuz bu olumlukları Dersim dışı alanlara taşımak için gerekli çabayı sarf edecektir.

Federasyonumuz ve DDHD; Dersim Belediyesini, yerel seçim sürecinde dostlarımızın bütün eksiklerine ve hatalarına rağmen, demokrasi güçlerinin kazanımı olarak değerlendirmektedir.

DDHD bu kazanımın Dersim halkının beklentilerine cevap olması ve dostlarımızın hatalarının düzeltilmesi için çalışacaktır. DDHD, dostlarımızın olumluluklarını sahiplenirken olumsuzluklarını eleştirecek ve Dersim halkının DDHD şahsında cisimleşen desteğinin hakkını verecektir.

DDHD dün olduğu gibi bugün de Dersim halkının deneyimlerine ve öz gücüne yaslanmaktadır.

DDHD, programının ve ilkelerinin rehberliğinde Dersim halkıyla büyümeye ve gelişmeye devam edecek. Bütün halkımızı ve dostlarımızı bu deneyimden öğrenmeye ve halk dayanışmasının olumluluklarını ülkemizin her alanında yaşamsallaştırmaya davet ediyoruz.