| Devrimci Kawa’nın İsyan Ateşini, Ekonomik Krize, İşsizliğe, Yoksulluğa ve Kürt Halkına Yönelik Baskı, İmha ve Asimilasyon Politikalarına Karşı Newroz Alanlarında Büyütelim! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
ABD emperyalizminin Ortadoğu’ya yönelik uzun vadeli politikaları içerisinde Kürt sorunu önemli bir yerde durmaktadır. Ortadoğu bölgesini kendi çıkarı doğrultusunda düzenleme gayreti içerisinde olan ABD emperyalizminin son yönelimleri, girişimleri ve görüşmeleri, Kürt ulusal hareketinin tasfiyesine yönelik gerçekleşmektedir. Bu çerçevede ABD emperyalizminin uşağı olmaktaki ısrarını ve sadakatini büyük bir azimle her fırsatta sergileyen ülkemiz iktidarı, Obama’nın Nisan ayının başında Türkiye’ye gerçekleştireceği ziyaret öncesi, ABD’nin ulağı olarak ‘diplomatik ilişkiler ve görüşmeler’ çerçevesinde İran, Ermenistan, Azerbaycan, Irak - Kürt Özerk Yönetimi gibi Ortadoğu bölgesine yönelik görüşmelere hız vermekte, ABD emperyalizminin yeni dönem politikalarını büyük bir şevkle övmeye devam etmektedir. Ülke dışında yürütülen bu faaliyetlerin yanında ülke içinde de "demokrasi" oyununa hız verilerek, Kürt halkının uzun yıllardır yürüttüğü ulusal temelli demokratik haklar mücadeleleri baltalanmaya, Kürt halkının kendi sözünün ve eyleminin, kendi sorununa yönelik mücadelenin sözcüsü, iradesi olduğu gerçeği çarpıtılmaya ve engellenmeye çalışılmaktadır. Osmanlı'dan bugüne kadar Kürt halkının varlığını, dilini, demokratik hak ve taleplerini ve aynı zamanda mücadelesini inkar eden, Kürt halkına yönelik asimilasyon ve imha politikalarını aralıksız sürdüren ülkemiz iktidarı, aynı politikaları "demokrasi" maskesiyle, "AB'ye uyum çerçevesinde atılması gereken adımlarla" maskeleyerek farklı bir boyutta sürdürmeye devam etmektedir. Bu çerçevede Kürtçe yayın yapan TRT – Şeş gibi araçlar yaratarak özellikle yerel seçim sürecinde Kürt halkının oylarını kazanmaya çalışmaktadır. Oysa açıktır ki Kürt halkına kendi demokratik hak ve talepler mücadelesi ve kendi iradesini temsil edenlere Kürtçe konuşmak hala yasaktır! Başbakan Erdoğan yerel seçim mitinglerinde Kürtçe konuştuğunda alkışlanırken, DTP’li milletvekili Ahmet Türk, mecliste Kürtçe konuştuğu için herkes ayağa kalkmaktadır(!)... Türk’ün bu atağı, mevcut sahtekâr tutumu açıkça gözler önüne seren siyasi bir manevra olmuştur. Bugün en temel hakları için sokağa dökülen milyonlarca Kürt, "potansiyel suçular" olarak görülmeye devam etmekte, baskı ve şiddete uğramaktadır. Öyle ki küçük çocuklar dahi polislere taş attıkları gerekçesiyle, "terörist" olarak değerlendirilmekte, "yasadışı örgütlere üye olmakla" suçlanmakta, hüküm giydirilmekte ve yıllarca sürecek hapis cezalarına mahkûm edilmektedir. Kürt Ulusu, haklı davasını kendi emekçilerinin temel demokratik taleplerinin izinde sürdürerek tüm bu zorbalıkları boşa düşürecektir. Ancak bu temelde, ABD ve AB patentli türlü gerici politikalar boşa düşürülebilecektir. Bugün, çok açıktır ki Kürt halkını ne ABD ne de AB emperyalizmi kurtarabilir. Bugün, çok açıktır ki emperyalizmin uşağı olan ve on yıllardır Kürt halkına her türlü işkenceyi, baskıyı, imha ve inkâr politikalarını reva gören bu ülkenin egemenleri de Kürt sorununun çözüm adresi değildir. Bugün, çok açıktır ki ezilen ulusun mücadelesi haklı ve meşru bir mücadele olmakla birlikte sadece ulusal temelli bir bakış açısı ve mücadeleyle Kürt sorununu çözmek mümkün değildir. Kürt halkının demokratik hak ve taleplerine ilişkin mücadelelerinin gerçek anlamda kazanımlara dönüşebilmesi için emperyalizme, faşizme, her türden gericiliğe karşı, ezilen emekçilerin sınıfsal mücadele zeminini yükseltmek ve bu mücadele içerisinde ulusal soruna yönelik çözüm üretmek mümkündür. Kürt Ulusu'nun özgürlük ve demokrasi mücadelesinde, yaktığı isyan ateşiyle yol gösteren demirci Kawa'nın devrimci kavgasının coşkusuyla halklarımızın Newroz Bayramı'nı kutluyor ve yeni demokrasi mücadelesinin bayrağını çok daha güçlü bir şekilde yükselteceğimizi bir kez daha haykırıyoruz. |





Emperyalizmin gün geçtikçe daha fazla içselleştiği ve uşak-işbirlikçi egemen güçler üzerinden de mevcut ekonomik, politik ve askeri saldırılarını ezilen emekçi halklar ve uluslar üzerinde yoğunlaştırdığı günümüzde, son yaşanan siyasi gelişmeler de mevcut durumun daha vahim boyutlara taşınmasına neden olmaktadır.