| Devrimci ve Demokratik Kurumlar Arasında Yaşanan Sorunlarda “Şiddet Yönelimi” Kabul Edilemez! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
Ancak öncelikle ifade etmek isteriz ki gerek yaşanan saldırı olayları gerekse saldırı sonrasında yaşanan tartışmalar ve festivalin fiili olarak sonlanması, devrimci-demokratik yapılar arasındaki ilişkilerde şiddet yönteminin benimsenmesi sorununun yanında özel olarak 1 Mayıs Mahallesi halkının dişiyle tırnağıyla, omuz omuza yaratmış olduğu devrimci değerlerin, emeğin hoyratça harcanmasını ifade etmektedir. Halkın emeğiyle, bedel ödenerek kurulan mahallenin, kuruluş yıldönümünde yapılan bu festivalde yaşananlar, hiç şüphesiz ki halkın belleğinde yer alacaktır. Halkın çıkarları için, halkla beraber daha gelişkin bir demokrasi mücadelesi veren kuvvetlerin, kendi aralarındaki sorunları, tartışmaları şiddet ile “çözme” yönelimi, halk güçleri içerisindeki farklı fikirlere ve eleştirilere yaklaşımın niteliği üzerine olumsuz fikirlerin daha da gelişmesine, güvensizliğin yaygınlaşmasına katkı sunmaktadır. 1 Mayıs Mahallesi kuruluş festivalinde yaşananlar 30 Ağustos (Pazar) günü, Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu (BDSP) standına gelen Demokratik Toplum Partisi (DTP) üyeleri, Kızıl Bayrak dergisinde çıkan M. Can Yüce imzalı bir yazıda önderlerine ve değerlerine hakaret edildiğini iddia ederek Kızıl Bayrak dergilerinin stanttan kaldırılmasını istemiş, “Ya bu gazeteyi stanttan kaldırırsınız ya da biz müdahale edip kaldırırız” ifadeleriyle BDSP görevlilerini tehdit etmişlerdir. Bu gelişme üzerine yaşanan sözlü tartışmanın akabinde, festival tertip komitesi (Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu, Ezilenlerin Sosyalist Platformu, Demokratik Haklar Federasyonu, Demokratik Toplum Partisi, Halk Cephesi, Köz, Özgürlük ve Dayanışma Partisi, Partizan, Sosyalist Dayanışma Platformu, Türkiye Komünist Partisi, Proletaryanın Kurtuluşu, Mayısta Yaşam Kooperatifi, Aşık Veysel Mahallesi Muhtarlığı, Site Mahallesi Muhtarlığı, Mustafa Kemal Mahallesi Muhtarlığı ve 1 Mayıs Mahallesi Güzelleştirme Derneği) toplanarak, DTP temsilcileriyle bir görüşme gerçekleştirmişlerdir. Yapılan görüşmede, DTP mevcut tutumunu değiştirmemiş, aksine “Biz gençleri zor tutuyoruz. Gazeteyi stanttan kaldırsınlar, aksi takdirde biz saldırırız ve bu konuda netiz. Siz Kızıl Bayrak’ı ikna edin, gazeteyi kaldırsınlar” ifadeleriyle gerginliği sürdürmeye devam etmiştir. Görüşmenin olumsuz bir şekilde devam etmesi üzerine, festivalin son gününde yapılacak olan ve mahallenin kuruluş kutlamalarıyla ilgili düzenlenen 2 Eylül Yürüyüşü’nün aksamaması için yapılmakta olan görüşmelere, bu yürüyüş sonrasında devam etme kaydıyla ara verilmiştir. DTP de bu karara onaylamış ve tartışmaların yürüyüş sonrasında devam ettirilmesi, bu süre içerisinde BDSP standına yönelik herhangi bir müdahalede bulunulmaması yönünde beyanda bulunmuştur. Araya girmek isteyen diğer kurum görevlileri de yapılan saldırıdan ve küfürlerden nasibini almıştır. BDSP standının yanında kurulu bulunan Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Birliği (TUYAB) standı da aynı akıbete uğramıştır. Stantlarla ilgisi olmayan ve araya girerek durumu sakinleştirmeye çalışan duyarlı insanlar da şiddete maruz kalmıştır. Saldırı, yürüyüş kortejlerinin Cemevi bahçesine girişleri esnasında yaşanmıştır. Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) temsilcileri ve faaliyetçileri de yaşanan saldırıya karşı tutum takınmış ve saldırının durdurulması için çaba göstermişlerdir. Festivale katılan halkın büyük çoğunluğunun, saldırı esnasında panik hali yaşadığı ve hızla festival alanını terk ettikleri gözlemlenmiştir. Yapılan saldırı sonrasında, tertip komitesinin durumu görüşmek için aldığı toplantıda da DTP’li temsilci arkadaşlar, kendilerinin imzacısı oldukları bir kararın çiğnenmesine ve devrimcilere karşı şiddet uygulanmasına dair özeleştirel bir yaklaşım yerine, saldırının savunusunu yapmış ve dahası tehditkâr söylemlerine devam etmişlerdir. Bunun üzerine Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP) ve 1 Mayıs Mahallesi Güzelleştirme Derneği dışında kalan tüm kurumlar, festivalin iptal edilmesi yönünde tavır takınarak stantlarını kaldıracaklarını ifade etmiş ve alanı terk etme kararı almışlardır. ESP ise son derece ilginç bir öneri sunarak; saldırının gerekçesi yapılan yayının (Kızıl Bayrak gazetesinin) stanttan kaldırılması yönünde BDSP’yle bir görüşme yapılmasını istemiş, bunu da yanlış bulduklarını söylemelerine rağmen yapmak gerektiğini savunmuşlardır. Sonuç olarak, yedincisi düzenlenen ve halkımızın can bedeli fedakârlıklarıyla, emekleriyle yarattığı bir kazanım olan 1 Mayıs Mahallesi’nin, politik olduğu kadar manevi de olan ve bunun günceldeki bir yansıması olan festival etkinlikleri halkın büyük tepkisine neden olan bir saldırıyla boşa düşürülmüş, zedelenmiştir. Farklı Fikirlere Yaklaşım, İdeolojik Çizginin İzdüşümüdür! Her devrimci kurum, sonuç olarak belirli programatik görüşler üzerine kuruludur ve bu görüşler, yaşam içerisindeki ifadesini politikalar şeklinde bulur. Eylemler, etkinlikler, kitle çalışmaları ve yayın faaliyeti, bu ifadenin somutlaştığı yegâne pratiklerdir. Bu bakımdan, devrimci, demokrat, ilerici güçlerin programlarının propagandasına yaslanan ideolojik ve politik her türlü faaliyeti, halka ve halk güçlerine yönelik sistemleşmiş karşı-devrimci bir siyasal ve eylemsel çizgiye dönüşmediği koşullarda; ideolojik mücadele esas alınarak değerlendirilmek ve böylelikle eleştiri yapılmak durumundadır. Eleştiri sınırlarının aşıldığı ve hatta hakarete varan bir yaklaşımın var olduğu düşünülse dahi, dost kurumlar arasında şiddet yönelimi ve pratiği, hiçbir koşulda asla savunulamaz, meşrulaştırılamaz. Dost kurumlar arasındaki her türlü sorunun, diyalog temelinde, diğer dost kurumların da desteğiyle çözülmesi doğru ve gerekli olandır. Yıllardır ezilen Kürt ulusunun demokratik hakları ve bağımsızlığı için verilen mücadeleye ve ödenen bedellere yaslanan DTP, dostlarına karşı izlediği politikada ve kendisinden farklı düşünenlere karşı takındığı tutumda, nasıl bir demokrasi anlayışını savunduğunu da muğlâklaştırmakta ve bu, her şeyden evvel Kürt ulusunun demokratik mücadelesine zarar vermektedir. Benzer bir çelişmeyi sergileyen ve “gerginliği yatıştırmak için” hayli ilginç öneriler sunan ESP’li dostlarımız da sahip oldukları demokrasi anlayışlarını muğlâklaştırmaktadırlar. Unutulmamalıdır ki devrimci ve demokratik kurumlar arasındaki sorunların çözümünde diyalog yönteminin benimsenmesi ve şiddet yöneliminin tümüyle reddedilerek mahkûm edilmesi, günlük, dönemsel çıkarlara feda edilemeyecek önemde bir ilkedir. Devrimci ve demokratik kurumlar arasındaki şiddet eylemleri, halk içerisinde her geçen gün artan bir öfkeye neden olmakta ve devrimcilere karşı sistemin empoze ettiği güçlü anti-propagandaya daha fazla bütünleşme eğilimini getirmektedir. Halkın, devrimcilerin alın teri, kanı üzerine yükselen bedellerin, emeklerin ortaya çıkardığı değerler, hiçbir kurumun tekelinde olmadığı gibi bu birikimin hoyratça harcanmasına da göz yumulamaz. 1 Mayıs Mahallesi halka mal olmuş ve halkın kanı canı pahasına yaratılmıştır. Bu değerleri hoyratça harcamak ve silikleşmesine hizmet etmek hiçbir devrimci kurumun yararına değildir. Yine yapılan saldırı, içerisinde DTP’nin de bulunduğu, festivali düzenleyen devrimci-demokratik kurumların siyasal çalışmasına ve iradesine müdahale anlamına da gelmektedir. Halka mal olan ve onun katılımıyla güçlenen bu festival yara almıştır. Başta saldırıyı gerçekleştiren ve meşru gören kurumlar olmak üzere tüm tertip komitesinin 1 Mayıs Mahallesi halkına özür borcu vardır. Devrimci ve demokratik yapılar arasındaki sorunların “şiddet” ile çözülmesi pratiği şüphesiz ki birçok yönü olan köklü bir sorundur. Esas olarak bu hususta da doğru ve yanlış fikirler, ideolojik-siyasi çizgilerin izdüşümüdür. Herhangi bir kurumun dostlarına ve halka yaklaşımı, bu zemindeki farklı fikirlere ve çelişkilere yaklaşımı, aynı zamanda kendi içindeki farklı fikirlere ve çelişkilere yaklaşımını da izah eder. Halk saflarındaki farklı fikirlerin doğru zeminde birbiriyle mücadelesi iyidir, gereklidir, gelişimin olmazsa olmazıdır. Devrimci-demokratik kurumları sorumlu davranmaya çağırıyoruz. Kaygılarımız ve işaret etmeye çalıştığımız tehlikeler de yersiz değildir. Önümüzde Sarıgazi Festivali süreci vardır ve aynı kurumlar bu festivali de örgütleyeceklerdir. DTP’nin söz konusu yereldeki yöneticilerinin saldırıyı meşru görmesi ve bu tutumu devam ettirme yönelimi göstermesi kaygı vericidir. DTP yöneticileri ve devrimci demokratik kurumları yaşananlara duyarsız kalmamaya ve yeni bir olumsuzluğun yaşanmaması için acil sorumluluk almaya çağırıyoruz. Federasyonumuz bileşeni olduğu “Devrimci ve Demokratik Yapılar Arasında Diyalog ve Çözüm Platformu” ile birlikte, öncelikle “şiddet” yönelimine son verilmesi, sonrasında ise sorunun karşılıklı diyalog yoluyla kalıcı olarak çözülmesi uğraşına katkı sunacaktır. Tüm devrimci demokratik kurumlarımızın da bu yönlü sorumluluklarını yerine getirmesi çağrısını yineliyoruz. Mevcut yanlışların devam ettirilmemesi, halkın çıkarlarının öncelikli olarak dikkate alınması, halkın ve devrimcilerin ortak değerlerinin hoyratça çarçur edilmemesi, tam tersine daha da yüceltilmesi, geliştirilmesi ve çeşitli milliyet ve inançlardan ülkemiz emekçileri ile ezilen toplumsal kesimlerin birleşik, örgütlü mücadelesinin yükseltilmesi adına, devrimci sorumluluklara bir kez daha vurgu yapıyoruz. |





Bu yıl, İstanbul-Ümraniye’de yedincisi düzenlenen 1 Mayıs Mahallesi kuruluş festivalinde yaşanan saldırıya dair bir değerlendirme yapmayı devrimci bir sorumluluk olarak görüyoruz.