| Doğru Bir Politikanın Yön Verdiği İrade, Kazandırır! Halkımızın Geleceği Kazanma İradesi, Barikatları Aşacaktır! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
1 Ekim 2009
28 Eylül’de çalışmalarına başlayan IMF ve Dünya Bankası (DB), şimdi büyük bir hızla 6-7 Ekim’deki İstanbul toplantısına hazırlanıyor. Tüm dünya halklarının nefretini hak etmiş olan ve gittiği her ülkede ilerici, devrimci, demokrat insanların; işçilerin, emekçilerin, köylülerin, sendikaların, öğrencilerin, işsizlerin direnişi ile karşılaşan IMF ve DB, önümüzdeki yıllarda, ezilen dünya halklarının kanını nasıl emeceklerini, bu kez de yerli uşaklarının, ülkemiz ağalar ve patronlar sultasının ev sahipliğinde tartışacaklar ve uşaklarına yeni ödevler verecekler. Ülkemizin devrimcileri, demokratları, yurtseverleri ise kendi haklarına ve geleceklerine sahip çıkmak için sokaklarda olacaklar ve toplantıyı yaptırmama haklarını kullanacaklar. Emperyalizm karşıtlığı; bugün için ise somut olarak IMF ve DB’ye karşı olmak, bu emperyalist kuruluşların uşak iktidarları aracılığıyla uyguladığı ekonomik politikalar nedeniyle açlığa ve yoksulluğa mahkûm olan, ekonomik, sosyal ve siyasal hakları sürekli olarak saldırı altında olan işçi ve emekçilerin, eğitim ve sağlık haklarından mahrum edilerek gelecekleri çalınan gençlerin, kotalarla ve yasaklarla üretmeleri engellenerek tam bir yıkıma sürüklenen yoksul köylülerin yanında; emperyalist IMF ve DB’nin yerli ve yabancı memurlarının ise tam karşısında olmayı gerektirir. Federasyonumuzun da içerisinde yer aldığı “IMF ve Dünya Bankası Karşıtı Birlik” bu gerçeği yalın olarak ifade etmiş ve kuruluşundan bu yana, bu gayrı meşru toplantıyı yaptırmamayı tek hedef olarak ilan etmişti. Birliğin kuruluşunun ilan edildiği 13 Eylül eyleminde, konunun muhataplarına şöyle seslenmiştik: “IMF ve Dünya Bankası Karşıtı Birlik çatısı altında birleşen bu ülkenin devrimcileri demokratları, işçisi, işsizi, emekçisi, öğrencisi olarak herkesi İMF ve Dünya Bankası toplantılarını İstanbul’da yaptırmamaya çağırıyoruz. Topraklarımızda bizim ve dünya halklarının kaderini belirleyecek kararlar almalarını engellemeye çağırıyoruz. Bu ülkenin onurlu insanlarını sokağa çağırıyoruz.” Şüphesiz ki bu çağrı, yalnızca IMF ve DB politikalarının hedef aldığı bireylere değil, aynı zamanda bu toplumsal kesimleri temsil ettiği iddiasında olan siyasal parti ve çevreler ile konunun doğrudan muhatabı olan sendikalara ve meslek birliklerine de yapılan bir çağrıydı. IMF ve Dünya Bankası Karşıtı Birlik, özellikle sendikalara seslenmiş ve her toplantılarında, her bildirilerinde, üyelerine her seslendiklerinde lanet okudukları IMF ve DB’nin 6–7 Ekim toplantısını işaret ederek “düşmanımız burnumuzun dibinde” demişti. Hatırlayalım: “İşte her zaman yoksulluğumuzun, açlığımızın, işsiz kalışımızın sorumlusu olarak gösterdiğimiz IMF ve Dünya Bankası İstanbul’a geliyor. Düşmanımız burnumuzun dibinde. Dünyanın değişik yerlerinde olduğu gibi hayatı durdurarak emperyalistlere ve onların bürokratlarına İstanbul’da dünya halklarının kaderini tayin etme hakkını vermeyelim. Böylesine tarihsel bir sürecin ve sorumluluğun eşiğindeyiz. 6–7 Ekim toplantılarında bizim hakkımızda karar alınacaksa o toplantılara katılmak gibi bir hakkımızda vardır. Biz bu hakkı kullanacağız sendikaları ve meslek örgütlerini de bu haklarını kullanmaya kendi üyelerinin geleceklerini sahiplenmeye çağırıyoruz.” Bu son derece yerinde bir çağrıydı. Esasen, temsil ettiği sınıfların haklarını ve çıkarlarını esas alan bir duruş, dışarıdan bir çağrıyı beklemeden üyelerine dönük sorumluluğunun gereğini yerine getirmeli, ülke halkının onuruna sahip çıkarak tüm bünyesini sömürgecilerin bu merkezi toplantısına karşı seferber etmelidir. Çağrı, devrimci- demokratik güçlerin sorumluluğuna işaret ederken, çağrının muhatabı olan sendikalar cephesinde ise tam bir sessizlik hâkimdi. Birlik ise ilk günden itibaren duruşunu net olarak toplantıyı yaptırmamak olarak belirlemiş ve buna uygun bir eylem takvimi ilan etmişti. Bu aşamada DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’den oluşan blok, İstanbul Valiliği ile yapacakları görüşmeyi gerekçe göstererek net bir duruş ifade etmekten kaçınmıştır. Bu blok, kendi programlarını deklare ederek, diğer demokrasi ve devrim güçleriyle ortak bir program belirleme gereği duymadığı gibi, bu güçlerle görüşmeyi valilik ile yapacakları görüşme sonrasına ertelemiştir. Bu tutum, sendikal bürokrasinin uzlaşmacı tavrını bir kez daha açığa çıkarmıştır. Bu görüşmenin sonrasına denk gelen bir tarihte açıklama yapan İstanbul Valiliği ise Galatasaray Meydanı, Taksim Tramvay Durağı ve Taksim Gezi Parkı dâhil olmak üzere 4 ilçede çok sayıda yerde basın açıklamalarının serbest bırakıldığını açıkladı. Bunun akabinde DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’den oluşan blok ile yapılan görüşmelerde bilgi veren temsilciler, 6 Ekim günü Taksim Gezi Parkı’nda bir basın açıklaması yaparak dağılacaklarını ilan ettiler. Buna göre sadece İstanbul’da yüz binlerce üyesi olan bu kuruluşlar, 3 Ekim günü Beyoğlu, Kartal ve Sarıyer’de salon toplantıları, 6 Ekim tarihinde ise İstanbul Valiliği’nin ilan ettiği izinli alanlar arasında bulunan Taksim Gezi Parkı’nda “kitlesel gösteri” (basın açıklaması) düzenleyecekler. Sendikaların, üyelerini meşru eylem çizgisinden uzaklaştırarak pasif bir zemine hapsetmesi, IMF ve DB eylemlerini geçiştirerek geri tutumlarını “Taksim alanını kazandık, bu kazanımı korumalıyız” aldatmacalarıyla gizlemeye çalışması kabul edilebilecek bir tutum değildir. Dörtlü blok, bu tutumunu açıkladığı günden itibaren Federasyonumuz bu anlayışın sahiplerine dönük açık siyasal mücadele yürütülmesi gerektiğini ifade etmiş ve bu mücadelenin kitlelere açık olarak yürütülmesini savunmuştur. Ancak IMF ve Dünya Bankası Karşıtı Birlik bileşenleri, sınıf işbirlikçisi tutum ile arasına çizgi çekememiş ve açık siyasal mücadeleye yüklenmek, bu sendika ve meslek kuruluşlarının üyelerini, kendi hak ve çıkarlarını asla temsil edemeyecek bu geri tutumu reddederek aşmaya davet etmek yerine, bu tutum sahipleri ile (temsil ettikleri kitle ile buluşmak adına da olsa) aynı alanda buluşmayı seçmiş, somut durumun ihtiyaç olarak dayattığı mücadeleyi ileri bir tarihe ertelemiştir. IMF ve Dünya Bankası Karşıtı Birlik bir dizi tartışmaya rağmen 6 Ekim günü Taksim Gezi Parkı’nda sendika konfederasyonlarının ve meslek odalarının yapacağı basın açıklamasına katılmayı karar altına almıştır. Ek olarak, yapılacak basın açıklamasından sonra IMF ve DB toplantılarını durdurmaya yönelik eylem programlarını uygulama kararına varmıştır. Elbette ki sendikalar ve meslek kuruluşları içerisindeki bu geri anlayış, bugün bir anda ortaya çıkmış değildir ve bu sendikaların temsil ettiği kesim ile buluşabilmek önemlidir. Ancak IMF ve DB politikalarının doğrudan hedefi olan bu sendika ve meslek kuruluşlarının üyeleri ile buluşmanın yolu, öncelikle kendi meşruluğumuza, eylemimizin doğruluğuna ve kendi gücümüze (halkımızın gücüne) güvenmek ile mümkündür. Öte yandan, kuruluşunda ilan ettiği ilkeleri ve eylem gününe dair karar altına aldığı pratik tutumu, söz konusu sendika konfederasyonlarının ve meslek kuruluşlarının tutumu ile taban tabana zıt olan, 6 Ekim günü toplantının yapılacağı salona yürüyeceğini en baştan ilen eden ‘IMF ve Dünya Bankası Karşıtı Birlik’in, sendikaların çağrısını yaptığı, dolayısıyla içeriğini, biçimini ve niteliğini belirleme hakkına sahip olduğu bir eyleme katılarak oradaki kitleyi kendi eylemine katma çabası içerisinde olmasını da benimsemiyoruz. Doğru tavır, 6 Ekim tarihinden önce birliğin, sendikaların tabanına kendi bağımsız duruşu ve politikası ile gitmesi, kitle faaliyetlerine yoğunlaşması ve mevcut kitleyi daha nitelikli bir eylem çizgisine çekme pratiği sergilemesiydi. Federasyonumuz ise doğru bir tutum benimsemiş olmasına rağmen kendi inisiyatifi dâhilinde gerekli pratik adımları atmakta ağır kalmış ve tartışmalar, birlik içerisine hapsolmuştur. Bu eksiklik ve atıllık nedeniyle özeleştirimizi veriyor ve halkımızdan özür diliyoruz. Şüphesiz bu tartışma, anlayış düzleminde sürmeli ve doğru sonuçlar çıkarılmalıdır. Ancak eylem öncesi tutumumuzun ana gerekçelerini ifade etmeyi yeterli buluyoruz. Sonuç itibariyle, Federasyonumuz IMF ve DB Karşıtı Birlik’ten çekilerek, 6 Ekim tarihinde sendikalar ve meslek odalarından oluşan dörtlü bloğun Taksim Gezi Parkı’nda saat 11:00’de düzenleyeceği basın açıklamasına katılmama kararı almıştır. Federasyonumuz ‘IMF ve Dünya Bankası Karşıtı Birlik’ten ayrılmasına karşın, birliğin kuruluşunda ilan ettiği ilkelere ve tutuma sahip çıkacaktır. Federasyonumuz, 6 ve 7 Ekim tarihlerinde IMF ve Dünya Bankası Karşıtı Birlik başta olmak üzere, toplantının yapılacağı salonu hedef olarak belirlemiş tüm kesimlerle, ortak hareket koşullarını yaratmaya özen gösterecek bir planlama ve yaklaşım ile alanlarda olacak ve kongre vadisine yürüyecektir. Şanlı direnişlerin ve meşru mücadele içerisinde yaratılmış önemli değerlerin mirasçısı olan DİSK bileşeni sendikalarda örgütlü olan işçileri, Sokakta meşru mücadele ve direniş ile yaratılmış KESK’e bağlı sendikalarda örgütlü tüm kamu emekçilerini, TMMOB ve TTB içerisindeki tüm ilerici, devrimci, demokrat, yurtsever mimarları, mühendisleri ve doktorları, Gençlerimizi, kadınlarımızı ve tüm halkımızı, Doğru, meşru ve haklı olanı yapmaya, burnumuzun dibine kadar gelmiş olan, ezilen dünya halklarının düşmanı IMF ve DB’yi hak ettiği gibi karşılamaya çağırıyoruz! Demokratik Haklar Federasyonu saflarında birleşelim, onurumuza ve geleceğimize sahip çıkalım! Ezilen dünya halklarının direngen cüretiyle, emperyalistlerin ve uşaklarının zulüm saltanatına karşı yürüyelim! |



Başta ABD ve AB olmak üzere tüm dünya emperyalistlerinin mali kuruluşları, uluslararası tekellerin ve bankaların temsilcileri, 13 bin kişiyle İstanbul’dalar.