Emekçilerimizin Bağrında Yükselen Demokratik Haklar Mücadelemiz; Hiçbir Zorbalık Politikası Karşısında Diz Çökmeyecek, Durmayacaktır!
Demokratik Haklar Federasyonu
7 Eylül 2009

dhflogo2Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), ülkemizde, liberal ve gerici ideolojik saldırganlığın dozunu arttırdığı, “demokratikleşme”, “açılım”, “barış” söylemleriyle başta emekçi kitleler olmak üzere halklarımızın bilincinin muğlâklaştırılmaya çalışıldığı ve derinleşen ekonomik, siyasi krizin tüm yıkıcı etkilerinin emekçilerimiz nezdinde yarattığı tahribatın yaygınlaşarak çoğaldığı koşullarda; “Emeğine ve Geleceğine Sahip Çık!” şiarıyla, yaygın bir ideolojik ve politik mücadele dönemi örgütleme kararına ulaşmıştır.

Başta emekçilerimiz olmak üzere, toplumun ezilen kesimlerinde yürütülecek çalışmalarla, yaratılan bu yanılsamayı yıkmak; hâlihazırda var olan ve daha da derinleşen ekonomik ve siyasi krizin katmerleşen yıkımlarının sefalete, çözümsüzlüğe sürüklediği kitleler içerisinde demokratik haklar mücadelesini örgütlemek maksadıyla, Federasyonumuz, 22 Ağustos 2009 – 7 Ekim 2009 tarihlerinde yaygın bir faaliyeti örgütleyerek, kamuoyuna duyurmuştur.

Federasyonumuz, 20 Ağustos 2009 tarihinde yaptığı yazılı açıklamayla yürüteceği faaliyetin muhtevasını ve her yerelde yapacağı etkinlikleri kamuoyuyla paylaşmış, bu faaliyetlere örgütlü kitlesi dışındaki tüm yakın, uzak ilişkilerini de katarak açık bir çağrıda bulunmuştu.

Bu meşru faaliyetlerin karşısında acizleşenler ise dün olduğu gibi bugün de kendilerini tanımlayan yasaların, halk ve halk güçlerinin haklı mücadeleleri karşısında nasıl da önemsiz birer formalite belgeleri olduğunu kanıtlarcasına, “terör örgütü faaliyeti sürdürmek” gerekçesiyle faaliyetlerimize ve somut olarak faaliyetçilerimize saldırmakta, taciz ve tehdit etmektedir.

Ülkemizin birçok yerelinde örgütlü bulunan Federasyonumuz, üzerinde yükseldiği örgütlü kitlesi başta olmak üzere, kendisini var eden toplam akıl ve iradenin, kitle inisiyatifinin ortak kararları doğrultunda, başlatmış olduğu çalışmasını, ülkenin farklı bölgelerinde geniş emekçi yığınlarıyla buluşturmaktadır.

Dün olduğu gibi bugün de halklarımızın emperyalizme karşı bağımsızlık ve zorbalık düzenine karşı yeni demokrasi mücadelesinin öncüleri olan devrimciler; emperyalizmin ve uşaklarının, kendi yasalarını dahi hiçe sayan yasadışı uygulamalarıyla, tehditleriyle, tacizleriyle, işkenceleriyle yıldırılmaya, bastırılmaya, engellenmeye çalışılmaktadır.

Son olarak, yoğunlaştırılmış kitle faaliyeti çalışmamızın, gerek planlı, programlı, düzenli örgütlülüğüyle gerekse yaygın ve aktif faaliyet çizgisiyle öne çıkan alanlarından olan Çukurova faaliyetçilerimiz, Mersin çalışanlarımız şahsında, baskı, zor ve tehditle yüz yüze gelmişlerdir.

Faaliyetçilerimiz, an be an takip edilmiş, mahallelerinde ve evlerinde hiçbir hukuki zemine yaslanmayan, keyfi uygulamalara ve açık tehditlere, zora maruz kalmışlardır.

Kitle faaliyetlerimizin, tutarlı, disiplinli bir şekilde emekçilere, ezilenlere, yoksullara ulaştığı ve kitleler içerisinde kök saldığı her koşulda karşımıza çıkan bu tür uygulamalar, Federasyonumuz için yabancı değildir.

Kuruluşunun birinci yıl dönümünü henüz geride bıraktığımız Federasyonumuz, üzerinde yükseldiği demokratik haklar mücadelesinin tarihi tecrübeleri üzerinde ilerleyerek; tam bir yıldır, örgütlediği kampanyalarla, yerellerimizin özgün gündemleri ekseninde örgütlediği faaliyetleriyle, bünyesinde merkezi olarak örgütlediği ve üzerinde örgütlü oldukları toplumsal kesimlerin özgül sorunları içerisinde mücadele yürüten gençlik, kadın, semt ve işçi-sendikal komisyon gibi farklı birçok komisyonuyla ve ülke gündemini yakından takip eden merkezi faaliyetleriyle; sokak sokak, kapı kapı, alan alan… ülkemiz emekçileri başta olmak üzere, ezilen tüm kesimlerin demokratik hakları için mücadelesini omuzlamaktadır.

Federasyonumuz, bu bakımdan, kuruluşundan günümüze ve üzerinde yükseldiği demokratik haklar için mücadele tarihi içerisinde de bu tip saldırıların odağında yer almıştır.

Gerek kuruluş, örgütleniş sürecinde gerekse son bir yıl içerisinde; onlarca üyesi gözaltına alınmış, birçok yerel örgütlülüğü “terör örgütü operasyonları”na uğratılmış ve akabinde haksız ve temelsiz ithamlarla, uydurma fezlekelerle tutuklanmış; 1990’lı yılların en yaygın uygulamalarından olan “kaçırma, kaybetme, yargısız infaz” politikaları hortlatılmaya çalışılmış ve İstanbul, Isparta illeri başta olmak üzere kimi üyeleri kaçırılarak tehdit edilmiş ve işkencelere tabi tutulmuştur.

Tüm bu uygulamalar, demokratik haklar mücadelesini engellemek bir yana, onun, dünden daha yaygın, güçlü, nitelikli ve programlı bir şekilde gelişip güçlenmesini engelleyememiştir, engelleyemeyecektir!

Programatik görüşleri, örgütlülüğü ve politik kitle faaliyetini esas alan mücadele çizgisi, Federasyonumuzu emekçi kitlelerin bağrına yerleştirdiği ölçülerde, emperyalistlerin ve uşağı hâkim sınıfların yahut gerici odakların hiçbir saldırısı, demokratik haklar mücadelemizi yok edemeyecek, rotasından şaşırtamayacaktır!

Derinleşen ekonomik ve siyasi kriz, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel alanlarda tüm bir yaşamı emekçiler ve ezilenler için daha da yaşanılmaz kılarken; zamların, işsizleşmenin ve sefalet koşullarının artamaya başladığı günümüzde; emekçilerin, ezilenlerin demokratik hakları için mücadelesinde programatik bir mevzi olan ve kitle inisiyatifini esas alan eylemsellik çizgisiyle halk kitlelerini özne olarak gören Federasyonumuz, gelişen kitle hareketlerini, kendi talepleri içerisinde örgütleme ve kendi iktidarları için yönlendirme perspektifiyle çalışmalarına devam edecektir.

Dün olduğu gibi bugün de bu saldırıları kınamıyoruz!

Federasyonumuz,  bu saldırıların ancak ve ancak örgütlü bir halk gerçeğiyle aşılabileceğini düşünmektedir. Federasyonumuz, örgütlü halk gerçeğine ulaşmak için politik kitle faaliyetlerinde derinleşecek, kitlelerle daha fazla buluşacak, örgütlenecek ve kitle inisiyatifini ön plana çıkararak halkın haklı mücadelesini yükseltecektir.

Sömürülen emekçi sınıfların, ezilenlerin haklı davasının yükseldiği, nitelikleştiği, güçlendiği ölçülerde bu yıldırma politikalarının ne şekilde artacağını, ülkemiz emekçi sınıflarının tarihsel mücadele tecrübelerinden biliyoruz. Onun için yapılan saldırıları “kınamıyoruz”.

Bu saldırılar, emperyalizmin uşağı siyasi iktidarın “demokratik açılım” safsataları ardına gizlenmiş, halka düşman olan gerçek yüzünü göstermektedir.

Federasyonumuz, ülkemizi ve emeğimizi emperyalizme peşkeş çeken, bin bir türlü zorbalık politikasıyla halklarımıza zulmeden patronlar ve ağalar sultasından “adalet” ve “demokrasi” beklememektedir.

Gerçek demokrasi ve adalet, hakim sınıfların siyasi iktidarına karşı mücadele içerisinde gelişecek ve ezilen milyonların çıkarlarını temsil eden bir iktidarla garanti altına alınacaktır.