| Faşizmin “Demokrasi” Maskesi Bir Kez Daha Düşmüştür: Kral Çıplak! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
Bir yandan demokratikleşme yalanını diline pelesenk eden ve ‘farklı fikirlere saygı duyduklarını’ söyleyen devlet ve onun sözcüsü AKP, öte yandan, krizin faturasının halka kesilmesine karşı çıkan, işçi-emekçilerin ve halkın ekonomik-demokratik-siyasal haklarını savunan ve bunun için mücadele edenleri “terör örgütü üyesi” diyerek gözaltına almayı, tutuklamayı sürdürüyor. “Türkiye’nin başarılarının arkasında demokratikleşme var” diyen Başbakan Tayyip Erdoğan, bir cümle içerisinde iki çarpıtmayı ustaca yapıyor. Yaşanan kriz nedeniyle yüz bini aşkın kişinin işten çıkartıldığını, elektriğe yüzde 58 ve doğalgaza yüzde 75 zam yapılırken işçi-memur ücretlerine yüzde 5 zam yapıldığını, yoksul halkın evlerinin Kentsel “Dönüşüm” adı altında başlarına yıkıldığını, köylünün üretim maliyetinin artması ve zarar etmesi nedeniyle tarlasını işlemeyi bıraktığını, gençliğin işsizliğin ve yozlaşmanın pençesine atıldığını, sözün özü ülkemizde halk kitlelerine-yoksullara yaşatılan ekonomik yıkımı görmezden gelen ve gizlemeye çalışan Erdoğan, devletin ve hükümetin başarılı olduğunu söylüyor. Çok açık görülmektedir ki, Tayyip Erdoğan’ın burada sözünü ettiği başarı, halk kitlelerinin, yoksulların, işsizlerin, işçilerin, emeklilerin, emekçilerin, yoksul ve orta köylünün yıkıma uğratılması, ülkenin karış karış satılmasındaki başarıdır. Ve Erdoğan, bu başarının -başarısızlığın- arkasında demokratikleşmenin olduğunu söylüyor. Karakollarda, hapishanelerde yapılan işkenceleri, halkın yoksullaşmasını, açlıkla iç içe bir yaşama mahkûm edilmesini, köylülüğün üretemez hale getirilmesini, emperyalistlerin ülkemizi askeri olmasa da ekonomik ve siyasi olarak işgal etmesini, işten çıkartmaların artmasını, zamları, üniversitelerin askeri kışlalara dönüştürülmesini, farklı düşünenin kurşunlanmasını-tutuklanmasını-işkenceye uğramasını, din sömürücülüğüne-milliyetçi linçlere ve dahası hükümetin ve devletin daha sayamayacağımız yüz binlerce yalanını demokratikleşme olarak görüyor. Daha açık bir deyişle, hükümetin ve devletin yıkım politikalarına karşı çıkarak haklarını savunanlara karşı devletin topyekûn saldırısını demokratikleşme olarak algılıyor Başbakan Erdoğan. İşte Sivas, Ankara, Kayseri’deki tutuklamaların altında yatan zihniyet tam da budur. Gözaltına alınan öğrenciler ve sendika yöneticisi; bu ülkedeki milyonlara yaşatılan ekonomik-siyasi-kültürel yıkıma karşı durdukları, işkenceleri-tutuklamaları teşhir ettikleri, hükümetin ve devletin yalanlarını halka anlattıkları ve halkı haklarını korumaya ve geliştirmeye çağırdıkları için devletin saldırısına uğramışlardır. Devlet, açıkça bu insanların, kendilerinin yalanlarını açığa çıkarmak için çalışmalarından ötürü gözaltına alındıklarını söyleyemediğinden, bu kişileri “terör örgütü üyesi” olarak göstermiş ve gözaltına almıştır. Devletin bu gözaltı ve tutuklamalarının “terör” eylemi olduğunu bizzat devletin resmi bir kurumu olan Türk Dil Kurumu söylüyor. Bakın Türk Dil Kurumunun sözlüğünde “terör” kavramı nasıl tanımlanıyor: “Yıldırma, cana kıyma ve malı yakıp yıkma, korkutma, tedhiş”. 22 kişi hükümetin ve devletin politikalarının yanlış olduğunu, halkın çıkarlarına zarar verdiğini söyleyerek halka anlattıkları için gözaltına alınarak “yıldırılmak” istenmiştir. 22 kişi hükümetin ve devletin politikalarının yanlış olduğunu, halkın çıkarlarına zarar verdiğini söyleyerek halka anlattıkları için evleri-sendikaları basılmış, eşyaları tahrip edilmiş, “malları yıkılmış”tır. 22 kişi hükümetin ve devletin politikalarının yanlış olduğunu, halkın çıkarlarına zarar verdiğini söyleyerek halka anlattıkları için gözaltına alınarak, avukatları ile görüştürülmeyerek, “terör örgütü üyesi” oldukları iddia edilerek “korkutulmak” istenmiştir. Evet, bütün bunlardan da çok açıkça görüleceği gibi devlet, 22 kişiyi gözaltına alarak “terörist” bir faaliyette bulunmuştur. Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalıdır ya da onlarla aynı düşünceyi savunan onlar, yüzler, binler, milyonlar da gözaltına alınmalıdır. Halkı bilgilendirmek, halka devletin bu yalanlarını anlatarak açıklamak, haklarını korumak ve geliştirmek için onları harekete geçirmek suçsa, biz bu suçu işlemeye devam edeceğiz. Bu “suç” kabulümüzdür. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi öğrencileri başta olmak üzere Sivas'taki demokratik kitle örgütlerini de kapsayan gözaltı kampanyasında alınanların bazılarının bilgileri şöyle: SES Sivas Şube Başkanı, Cafer Balcı; çoğunluğu öğrenci olmak üzere diğerleri, Ünal Günal, Seda Koç, Mustafa Sarıca, Onur Akdeniz, Cihan Kirsiz, Ali Abbas Yılmaz, Şule Yılmaz, Aysun Düşkün, Aynur Çınar, Onur Yılmaz, Çağatay Yenişeker, Nezahat Gürbüz ve soy isimleri öğrenilemeyen Emrah, Kubilay, Burhan, Orhan ve Damla. |





15 Ocak sabahı Sivas, Ankara ve Kayseri’de öğrenci evlerini ve sendikaları basarak terör estiren polis, 22 kişiyi gözaltına aldı.