dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Federasyonumuz Üzerinde Yoğunlaşan Baskı ve Sindirme Operasyonlarını, Politik Kitle Faaliyetlerinde Yoğunlaşarak Bertaraf Edeceğiz!

Demokratik Haklar Federasyonu
27 Şubat 2011

dhflogo2Hâkim sınıfların, Demokratik Haklar Federasyonu’na (DHF) dönük saldırılarına 23 Şubat 2011 (Çarşamba) günü Adana, Mersin, İskenderun, Antakya, Amed, Zonguldak ve İstanbul’da yeni bir halka daha eklendi.

Halkın Günlüğü Gazetesi Yazı İşleri Müdürü ve gazetenin Mersin Büro temsilcisiyle birlikte, toplam 23 kişi gözaltına alındı.

Ev ve kurum baskınlarıyla birlikte, 7 ilde kapsamlı şekilde hayata geçirilen gözaltı terörü, 25 Şubat 2011 (Cuma) günü, 8 arkadaşımızın tutuklanmasıyla sonuçlandı.

DHF, üzerinde yoğunlaşan baskı ve sindirme politikalarını, bağrında yer aldığı sınıf mücadelesinin dolaysız bir sonucu olarak kavramaktadır. Bu anlamda, devrimci ve demokratik kurumlara yönelen benzer saldırılar da ülke gerçekliğinin sonuçları olarak kavranmak durumundadır.

Bu nedenledir ki, hâkim sınıflar bir taraftan “demokrasi”, “özgürlük” masallarıyla ezilen milyonları uyutup kendi yedeği haline getirmeye çalışırken, diğer taraftan da bu aldatmacayı bozacak, sömürü düzenini alt etme yolunda sınıf mücadelesine kan taşıyacak dinamikleri ise bastırmaya girişmektedir.

Ülkemizde yüzlerce yıldır olan budur. Demokratik bir halk iktidarına kadar, olacak olan da…

Nihayetinde iki düşman sınıfın, ezenlerin ve ezilenlerin mücadelesidir her bir alanda karşımıza çıkan. Sınıf düşmanlarımız devrimci ve demokratik kuvvetlerin gelişmesini, güçlenmesini tabi olarak istememektedirler. Onları bastırmak için gözaltılara, tutuklamalara, işkencelere, sokak ortasında infazlara, kaçırmalara vb. yöntemlere başvurmaktadır.

Bunları biliyoruz. Ülkemiz işçileri, köylüleri, emekçileri ve ezilenleri, devletin gerçek yüzüyle kendi sosyal pratikleri içerisinde her gün karşılaşmaktadır.

Arkadaşlarımızın tutuklanmasına gerekçe olarak gösterilen nedenler, Emperyalist tahakküme karşı, NATO’nun Füze Kalkanı Projesine karşı Çukurova’da yürüttükleri çalışmalardır; işçilerin, köylülerin, gençlerin, kadınların, Kürtlerin, Alevilerin… Demokratik hakları için düzenledikleri eylemlere katılmalarıdır.

İşte devletin kendisine karşı “suç” olarak tanımladığı eylemlerimiz (!)

Hâkim Sınıflar, Meşru ve Demokratik Hak Taleplerini “Suç” Sayıyor!

Biz bu “suçların” yabancısı değiliz. İşte birkaç örnek:

IMF ve Dünya Bankası’nın 6 - 7 Ekim 2009’da İstanbul’da düzenlediği toplantıları meşru ve demokratik haklarını kullanarak protesto eden binlerce insana yönelen devlet terörü, daha sonra DHF İstanbul örgütlülüğüne yönelik bir gözaltı furyasına dönüşerek DHF temsilcilerinden Ali Haydar Ben’in tutuklamasıyla sonuçlandı.

Ali Haydar Ben, tam 1.5 yıldır tutuklu!

Devlet, Amed’de üniversite öğrencisi Aydın Erdem’i sokak ortasında katlettiğinde, DHF’liler de bütün duyarlı kesimler gibi sokaklara çıkarak devlet terörünü protesto etti.

Sonuç: Devrimci Demokrasi Gazetesi Amed Bürosu Temsilcisi ile DHF faaliyetçi ve taraftarlarına yönelik gözaltı terörü!

Bu operasyon neticesinde de 3 DHF’li tutuklandı!

Tutuklanan DHF faaliyetçisi İlhan Turan’a 10.5 yıl hapis cezası verilirken; DHF faaliyetçisi Mahrumi Haydaroğlu’nun mahkemesi ise hala devam ediyor (!)

Bu yoldaşlarımız da 1.5 yıla yakın süredir tutukludurlar!

Öte yandan, Dersim’de, İbrahim Kaypakkaya şahsında gerçekleştirilen eylem gerekçe gösterilerek, Pınar Sağ ve Ferhat Tunç'a verilen cezalar gibi, 23 Şubat operasyonu neticesinde tutuklanan DHF temsilcisi Nihal Gül’ün de aralarında olduğu 3 temsilcimize 10’ar ay hapis cezası verildi!

Bu örnekler, son dönemde karşılaştığımız saldırıların yalnızca birkaçıdır.

Hâkim Sınıflar, Halkın Mücadele Tarihini “Suç” Sayıyor!

Görüldüğü gibi hâkim sınıflar, kendilerine ve emperyalist efendilerine yönelen eylemleri ve halkın haklı mücadele tarihini, "suç" kabul ediyor!

Sokak ortasında kurşunlanan gençlerimize sahip çıkmayı, "suç" kabul ediyor!

İş hakkı, iş güvenliği için alanlara çıkmayı, "suç" kabul ediyor!

Sendikalı olma hakkı için eylem yapmayı, "suç" kabul ediyor!

Demokratik üniversite ve halk için bilim istemeyi, "suç" kabul ediyor!

IMF ve DB'nin ekonomik tarımda ve üretimde, yıkım politikalarına direnmeyi, "suç" kabul ediyor!

Kadınların onurlu mücadelesini "suç" kabul ediyor!

Kürt olmayı, Alevi olmayı veyahut azınlık milliyet yahut inanç grubuna ait olmayı ve bunda kaynaklı demokratik hak talep etmeyi, "suç" kabul ediyor!

Halkın mücadele tarihini ve bunun içerisinde öne çıkmış olan devrimci ve komünist önderleri sahiplenmeyi, “suçluyu övmek” olarak tanımlıyor.

Sadece bu örneklerde bile açığa çıkan “suç” tanımı, sömürü ve zulüm düzeninin gerçekliğini gayet iyi açıklamaktadır.

Sınıf mücadelesinin kaçınılmaz bir yasası olarak hâkim sınıflar, aynı saldırganlıklarını devam ettireceklerdir.

Bu topraklar Babeklerden, Şeyh Bedrettinlerden, Pir Sultanlardan, Baba İshaklardan, Torlak Kemallerden, Dadaloğullarından, Mustafa Suphilerden, Deniz Gezmişlerden, Mahir Çayanlardan, Mazlum Doğanlardan ve İbrahim Kaypakkayalardan bu yana aynı zulüm tufanına ve bu zulüm karşısında ise şanlı direnişlere, isyanlara tanık olmaktadır.

DHF, sırtını ezilenlerin şanlı mücadele tarihine yaslayarak, hâkim sınıfların saldırılarını alt etme kararlılığından taviz vermeyecektir!

Hâkim Sınıflar, Demokratik Haklar Federasyonu’na ve Önderlik Ettiği Demokratik Haklar Mücadelesine Yönelik, Daha Kapsamlı ve Merkezi Saldırı Hazırlığı İçerisindedir!

DHF bu vesileyle, devletin, yakın gelecekte başta Dersim olmak üzere birçok yerelimizde, temsilcilerimize, üye ve taraftarlarımıza dönük daha kapsamlı sindirme operasyonları tezgâhlamakta olduğunu ilan eder!

DHF, önümüzdeki süreçte, devletin daha kapsamlı ve merkezi operasyonlarının hedefi olacaktır.

Dosta da düşmana da ilan ediyoruz: KABULÜMÜZDÜR!

Hâkim sınıflar bu saldırılarla Federasyonumuzun faaliyetlerini geriletmeye çalışmaktadır.

Temsilcilerimizi birer birer tutuklayarak, DHF’nin merkezi önderliğini zayıflatmayı hedeflemektedir.

DHF, bu gerici saldırıları, tasfiye sürecine karşı geliştirdiği en önemli hamlelerinden olan politik kitle faaliyetlerinde yoğunlaşma ve yaygınlaşma yöneliminde sebat ederek karşılayacaktır.

DHF, örgütlü işçileri, köylüleri, emekçileri, gençliği ve tüm kadınlarıyla; fabrikalarda, atölyelerde, sendikalarda, iş yerlerinde, okullarda, yoksul emekçi mahallelerde halkın demokratik hak talepleri için eylemlerinde, Yeni Demokrasi perspektifiyle; örgüte ve örgütçülüğe dün olduğundan daha fazla vurgu yaparak, örgütlenerek, yaygınlaşarak, çoğullaşarak, bu saldırıları kitle hareketleriyle boşa düşürecektir.

Bu gerici saldırıları her alanda mücadelemizi yükselterek, örgütlenme faaliyetlerini yoğunlaştırarak boşa çıkaracağız!

23 Şubat Operasyonları, tüm DHF’liler için, örgütlü mücadeledeki eksiklikleri aşma, yerellerde derinleşme, yaygın örgütlenme ve demokratik bir halk iktidarı için devrimci mücadelede kararlaşma çağrısıdır!

23 Şubat Operasyonları, tüm DHF taraftarları için, DHF’yle bütünleşme, örgütlenme ve halkın haklı kavgasında iradeleşme çağrısıdır!

23 Şubat Operasyonları Esnasında ve Sonrasında, Yurt İçinde ve Yurt Dışında Ortaya Çıkan Devrimci İrade ve Devrimci Dayanışma Ruhu, Gerici Saldırılara Karşı En Güçlü Cevabı Ortaya Koymuştur!

DHF, başta 23 arkadaşımızın aileleri olmak üzere, yurt içinde ve yurt dışında dayanışmayı yükselten bütün dostlarına, yoldaşlarına teşekkür eder!

Alanlara yansıyan birlik ve dayanışma ruhunu, ülkemiz devrimci hareketinin olgunluğu ve yarını kazanma azminin bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir.

Aynı birlik ve dayanışma ruhuyla, bütün dostlarımızı ve yoldaşlarımızı selamlıyoruz!