| Gözaltı ve Tutuklama Terörüne Karşı, Devrimci Dayanışmayı ve Mücadeleyi Yükseltelim! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
Tayyip Erdoğan’ı demokratik, meşru temelde protesto etmek isteyen Hopa halkına yönelik saldırıyla başlayan terör; Metin Lokumcu’nun yaşamını yitirmesine neden olmuş, Hopa’da başlatılan “insan avı”yla sürmüş ve onlarca Hopa’lının gözaltına alınması, karakollarda işkence görmesi ve 13 kişinin tutuklanmasıyla boyutlanmıştır. Ankara’da ise Hopa’da yaşanan katliamı ve işkenceleri protesto etmek isteyen yaklaşık bin kişilik kitleye gözü dönmüşçesine saldıran polis, sokaklarda insanlara işkence yapmaktan çekinmemiş ve yaklaşık 90 kişi gözaltına alınmış ve bu gözaltılardan dolayı savcılığa çıkarılanlardan 5’i ise tutuklanmıştı. Geçtiğimiz günlerde ise Ankara Emniyeti, söz konusu saldırı akabinde gözaltına alınıp serbest bırakılanlar başta olmak üzere, savcılığın talimatıyla sürdürdüğü takipler neticesinde, Halkevleri, Öğrenci Kolektifleri, ÖDP ve TKP’lilerin yaşadığı birçok eve sabah baskınları düzenledi. Ankara sokaklarında da sürdürülen insan avı ve gözaltı terörü neticesinde ise 15 kişi daha tutsak edilmiş oldu. Böylece toplam olarak, Hopa saldırısı akabinde tutuklananların sayısı 33’e yükselmiş oldu. Devlet, Halkın İlerici, Demokrat ve Devrimci Halk Dinamiklerini Hedef Alıyor Görülen odur ki her ne koşulda olursa olsun “fiili ve meşru mücadele” temelinde, AKP hükümeti şahsında, doğrudan sistemin sömürü ve zorbalık politikalarına yönelen her devrimci eylem; 1990’larda olduğu üzere; yasal, demokratik zeminde dahi olsa açık şiddetle karşılanmakta ve halkın örgütlü güçlerine çok açık bir mesaj verilmektedir. AKP hükümeti, devleti ve bürokrasisiyle birlikte, ülkemizin emperyalizme peşkeş çekilmesi, emek sömürüsü ve başta Kürt ulusu olmak üzere, ezilen kesimlerin ulusal ve demokratik hak talepleri mücadelesine karşı topyekûn bir saldırı konseptini hayata geçirmektedir. 2000’li yıllarla birlikte devrimci halk güçlerinin gerek zor yoluyla örgütsel olarak gerekse de yükseltilen neo-liberal sosyal politikalarla siyasi olarak ideolojik planda uğratıldığı sağ ve sol tasfiyeci süreç, söz konusu konseptin en temel saldırı alanlarını oluşturmaktadır. Gelinen aşamada, kitlelerden ve kitle hareketlerinden önemli ölçülerde koparılmış olan devrimci halk güçlerinin bıraktığı boşluk, geride bırakılan on yıl içerisinde reformist ve demokratik halk güçleriyle önemli ölçülerde doldurulmuştur. İktidar perspektifi taşımayan, genel planda tasfiye sürecinin yaratmış olduğu “muhalefet” pozisyonunda demirlemiş ve siyasi ve örgütsel çehresini esasen bu gibi halk güçlerinin oluşturduğu devrimci, demokratik halk güçleri, gelinen aşamada, gözaltı ve tutuklama terörüyle de iyice bastırılmak, sindirilmek istenmektedir. Nitekim hâkim sınıflar, ülkemizin emperyalizme peşkeş çekilmesi ve kitle hareketlerinin, sarı sendikalar gibi gerici odaklarca manipüle edilmesi, bastırılması ve cebirle dağıtılması noktasında sömürüyü ve zulmü, bugün dün olduğundan daha ileri düzeyde tırmandıracaktır. Bu şartlar altında, sistem dışı çözümlere ve sonuç alıcı hak talepleri mücadelesine ve bu kapsamda fiili ve meşru eylem çizgisine daha da yakınlaşan halk kitlelerinin hiçbir şekilde devrimci ve demokratik halk güçleriyle buluşması istenmemektedir. Bunun içinse mevcut anayasayı dahi çiğneme pahasına devletin yargı ve kolluk güçleri harekete geçmekte ve “meyve bıçağından silah icat ederek” tam bir kara komediye dönüşen polis ve savcılık fezlekeleriyle, ilerici, demokrat ve devrimci halk güçleri üzerinde süreklileşen bir terör ortamı yaratılmaktadır. Görev, Devrimci Dayanışmanın ve Devrimci Mücadelenin Ortak Platformlarda Daha da Yükseltilmesidir! Demokratik ve devrimci halk güçlerinin, ortak mücadele platformlarında, ideolojik mücadele çizgisini koruyarak, devrimci eylem birliktelikleri yakalaması, tarihsel bir sorumluluk olarak kendisini dayatmaktadır. Ne yazık ki ülkemiz genelinde, bu konularda demokratik ve devrimci halk güçlerinin, birleşik, güçlü ve yaygın eylemlilikler, kampanyalar ve çalışmalar örgütleme konusunda, sürecin getirdiği tarihsel sorumluluklara eşdeğer bir gayret içerisinde olamadıkları tespit edilmelidir. DHF, bu süreçler içerisinde kendi payına düşen eksiklikleri giderme noktasında, dünden daha fazla gayret içerisinde olacak ve demokratik, devrimci halk güçlerinin eylem birlikteliklerini kitle inisiyatifini ve kitle iradesini esas alan ortak imzalar ekseninde örgütlemedeki ısrarını koruyacaktır. |





12 Haziran 2011 genel seçimlerinin “ileri demokrasi”li, “gerçek özgürlükler”li, “demokratik anayasa”lı tozu dumanı henüz dağılmamışken, Ankara’da yeniden sahnelenen gözaltı ve tutuklama terörü, devletin ve onun hükümetlerinin, meclisinin, muhalefetinin (!) gerçek niteliğini bir kez daha ortaya koymuştur.