| Güler Zere’nin Ölümü, Siyasi İktidarın Tasfiye ve İmha Konseptinin Sonucudur! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
Güler Zere, yakın zaman öncesinde, yurt içinde ve yurt dışında devrimci, ilerici, demokratik kitle örgütlerinin gerçekleştirdiği yaygın kampanyalarla gündeme taşınmış ve Zere şahsında, bugün, hapishanelerde yaşam savaşı veren onlarca hasta devrimci siyasi tutsağın verdiği mücadelenin de bir sembolü haline dönüşmüştü. Güler Zere, 14 yıl süren tutsaklık koşulları, bu sürede yaşamış olduğu işkenceler ve ağır tecrit ortamının neticesinde yakalandığı kanser hastalığının ilerleyen safhalarında, hapishane dışında tedavi görmesi gerektiği bir aşamada, üniversite hastanesinin kurul raporuna karşın, bilinçli bir şekilde tahliye edilmemiş ve göz göre göre yasal mevzuat da çiğnenmişti. Devrimci, ileri, demokratik kurumların öncülüğünde büyüyen ve yayılan kamuoyu tepkisinin de itimiyle, Zere, hastalığının ileri aşamalarında serbest bırakılmıştı. Böylelikle Zere, adeta, “ölümüne ramak kala tahliye edilmiş” ve hatta bu “tahliye”, AKP hükümetinin, tıpkı “Taksim” gibi, bir lütfu olarak da gösterilmek istenmişti (!) Zere’nin tedavisinin tecrit koşullarında sürdürülemeyeceğini belirten avukatlar, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunarak, hapis cezasının ertelenmesi talebinde bulunmuşlar ancak reddedilmişti. Türk Tabipler Birliği, bu gelişmelerin ardından, çeşitli girişimlerde bulunuş ve sonucunda Zere, hasta olduğu halde, ring aracında 14 saatlik yolculukla İstanbul’a getirilmişti. Akabinde, İstanbul Adli Tıp Kurumu, 'bazı tıbbi evrak eksikliği ve Adli Tıp’ta onkoloji uzmanı olmadığı gerekçesiyle' vermesi gereken raporu iki ay geciktirmişti. Zere, bu gibi bürokratik işlemler bahane gösterilerek ölüme terk edildiği sürede; Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi, Zere için, 'hastalığın gerileme göstermediği, tekrarladığı, geri dönülmez aşamaya girdiği' ifade eden bir rapor yayımlamış ve ardından Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi de Zere için “Vedalaşma ve Huzur Hakkı” talep etmişlerdi. Zere’nin tahliyesi ise uzunca bir dönem verilen zorlu mücadelelerin sonucunda gerçekleşmişti. ABD ve AB emperyalizmine göbeğinden bağımlı ülkemiz siyasi iktidarı, halkın ve halkın örgütlü güçlerinin devrimci, demokratik mücadelelerine karşı giriştiği savaşta, kendi yasalarını çiğnemekte, dün olduğu gibi bugün de bir beis görmemektedir. Güler Zere’nin tedavisinin tüm bilimsel raporlara, yasal mevzuata ve kamuoyu muhalefetine karşın engellenmesinin ve Zere’nin hastalığı, kritik aşamayı geçtikten çok sonra serbest bırakılmasının bir sebebi de budur. Hakim sınıflar, işçilerin, köylülerin, emekçilerin… Ezilen ulus ve azınlıkların… Halk gençliğinin ve kadınların… Toplumun diğer ezilen, sömürülen tüm kesimlerinin devrimci mücadelesi karşısında; bu mücadeleyi ideolojik olarak ehlileştiremediği, havuzlayamadığı, kontrol altında tutamadığı her alanda; devrimci mücadele, beton duvarlar ardında da boy gösterse, içerisine yuvarlandığı korku ve bunun doğrudan bir sonucu olan açık şiddet ortaya çıkmakta ve ülkemiz sosyo-politik gerçekliğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Ülkemiz hapishaneleri, bugünlerde sözde demokratik anayasa reformları tartışmaları gündeme taşınırken, birer tecrit ve imha merkezleri olarak çalışmaya devam etmektedir. Bugün, ülkemiz hapishanelerinde onlarca hasta devrimci siyasi tutsak bulunmaktadır. Bu tutsakların ölümcül nitelikteki hastalıkları, kurul raporları ve bu gibi bürokratik işlemlerle vakit geçirilerek, artık geri dönüşü olmayan bir noktaya gelmesi sağlanmaktadır. Bu açıdan, Güler Zere’nin ölümü, apaçık bir idamdır! Cinayettir! Güler Zere, ülkemiz emekçilerinin, ezilen ulus ve azınlıkların devrimci mücadelesinde azmi, direngenliği ve kararlı duruşuyla sonsuza dek yaşayacaktır! Demokratik Haklar Federasyonu, Güler Zere şahsında, hapishanelerdeki devrimci siyasi tutukluların, siyasi ve sosyal hak talepleri mücadelesinin aktif bir bileşeni olma kararlılığını bugün de sürdürecek ve bu davanın takipçisi olacaktır! |


Devrimci siyasi tutsak Güler Zere, dün öğleden sonra, ilerleyen kanser hastalığı sonucunda, İstanbul’da yaşamını yitirdi.