Hâkim Sınıflar Son Sözlerini Söylediler: Kölelik Koşullarında Çalışmaya Razı Ol! Şimdi Sıra Emekçilerde! Örgütlü Halk Güçlerinde!...

Demokratik Haklar Federasyonu
13 Şubat 2010

dhflogo2Olumsuz hava koşullarına ve hükümetinden devlet bürokrasisine ve kolluk güçlerine dek tehditlere, saldırılara rağmen, her geçen günde ülkeyi saran ve dahası artık ülke dışına taşan TEKEL Direnişi; dün TÜRK-İŞ genel başkanı Mustafa Kumlu ve AKP hükümeti başbakanı Erdoğan arasında gerçekleşen yeni bir görüşme ile son derece önemli bir aşamaya daha adım atmış oldu.

Her ne kadar burjuva-feodal basında öne çıkarılan “kadın işçilerin Emine Erdoğan ve başbakanla gerçekleşen görüşmeleri” ve buradan türetilen “iyimser hava” TEKEL işçileri açısından büyük beklentilere mazhar olamamış ise de ülke kamuoyu açısından belirli bir beklentinin oluşmasında belirleyici olmuştu.

Ne ki yine burjuva-feodal basının tüm abartılarına, analiz programlarına karşın, TÜRK-İŞ ve hükümet arsındaki görüşme “işçi temsilcileri” açısından hayal kırıklığıyla sonuçlandı.

Süreci Bugünlere Taşıyan İrade, Geleceğini de Halkın Haklı Mücadelesiyle Birleşerek Kazanacaktır!

TEKEL Direnişi’nin azmi, kararlılığı; tüm ülkede, işçiler, emekçiler cephesinde yaratmış olduğu olumlu hava ve buna paralel olarak her geçen günde gelişerek yayılan eylemlilikler; direnişin uluslar arası alanda da yaratmış olduğu gündem ve en nihayetinde, ülkemizde ezilen, sömürülen kesimlerin haklı mücadeleleri şahsında üstlenmiş olduğu birleştirici misyon; hakim sınıfları ve “işçi temsilcisi” sıfatı taşıyanları tekrar tekrar masa başına oturmaya zorluyor.

Hükümet temsilcilerinin, bakanlarının, bürokratlarının, bugün, “işçi temsilcisi” sıfatı taşıyanlarla defalarca masa başına oturmak zorunda kalması; tehditlerin, gözaltıların, baskıların sökmediği yerde, bu yollarla TEKEL Direnişi’nin manüpile edilmek istenmesinden öte bir anlam taşımamaktadır. Dahası, hazırlıkları yapılan “operasyonun”, “iyi niyet gösterileri” sahnelenerek hazırlanması; sadece TEKEL Direnişi’nin bugün ulaştığı aşamayla açıklanabilir.

En temel, meşru ve demokratik hakları olan “iş hakkı” taleplerini, “kazanılmış haklarını” savunan TEKEL işçilerinin bu haklı mücadelesi kendi özgücüne yaslanarak bugüne ulaşmışken; hükümetin tüm tehditlerine, sendikanın hâkim sınıflara bağımlı, güdük tavrına karşın yine kendi öz gücüne yaslanarak ilerleyebileceği aşikârdır.

Bu aşamada, başta ülkemiz örgütlü halk güçleri olmak üzere, hâlihazırda sürdürülmekte olan işçi, köylü, emekçi mücadelelerinin sembolleşen TEKEL Direnişi etrafında daha sıkı bir şekilde kenetlenmesi; duyarlı, demokrat tüm kesimlerin gerek yurt içinde gerekse yurt dışında TEKEL Direnişi ile somut dayanışmayı sergilemek için Ankara’ya akın etmesi ve işçilerle omuz omuza büyük bir direniş kalesi yaratması, başta TEKEL işçileri olmak üzere bu direniş şahsında kenetlenen tüm işçi emekçi hareketlerinin en önemli karşı hamlesi olacaktır.

Ankara’da TEKEL İşçisinin Haklı ve Onurlu Mücadelesi Etrafında Kenetlenelim! Ezilenlerin, Sömürülenlerin Etten Kemikten Kalesini Zulme Karşı Örelim!

Başta ABD ve AB olmak üzere dünya emperyalist-kapitalist düzeninin temsilcilerinin ülkemizdeki uşaklarının yarattıkları ekonomik ve sosyal yıkımlara karşı, ezilen dünya halklarının direngen gücüyle karşı koyan tüm ilerici, demokrat, devrimci kuvvetleri, bugün, TEKEL işçileri şahsında ülkemiz ezilenlerinin haklı mücadelesi etrafında kenetlenmeli ve tüm dünyaya kuvvetli bir mesaj verebilmelidir.

IMF ve Dünya Bankası toplantılarına karşı gösterilen militan enternasyonal dayanışma, bugün, TEKEL Direnişi şahsında bir kez daha ülkemiz ağalar ve patronlar sultasının insanlık dışı, zorba uygulamalarına karşı gösterilebilmelidir.

Ülkemiz uşak hâkim sınıflarının günümüzdeki temsilcisi AKP hükümetinin bu yıkım politikalarına karşı, “kazanılmış haklarını” savunan, insanca bir yaşam ve gerçekten demokratik bir düzen talep eden TEKEL işçilerinin haklı davası başarıya ulaştığında;

En başta ülkemiz işçi, köylü, emekçi hareketleri için yeni bir dönem başlamış olacaktır!

Dün Esenyurt’ta direnen belediye işçilerinin mücadelesi ve bugün İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin metrobüs zamlarına karşı sergilenen mücadele nasıl kazandıysa ve böylelikle demokratik haklar mücadelesinin başarıya ulaşabileceği, bilinçleri politikleştirebileceği görüldü ise TEKEL’in başarısı da işçi sınıfı açısından çok daha nitel ve yeni bir mücadele zemini yaratacaktır!

Dün TEKEL ve bugün sırada bekleyen Şeker işletmelerindeki özelleştirmeler, sadece bu işletmelerdeki işçileri değil, bu işletmelere üretim yapan yüz binlerce köylüyü de doğrudan ilgilendirmektedir. Bu bakımdan TEKEL’de kazanılacak bir başarı, ülkemiz topraksız ve yoksul köylü mücadelelerinin de önemli bir kazanımı olacaktır!

Emperyalizmin ve uşaklarının neo-liberal ekonomik ve sosyal yeniden yapılandırma operasyonlarıyla, açılımlarıyla ezilen, sömürülen, kazanılmış ekonomik ve sosyal hakları gasp edilen, birbirine düşmanlaştırılan halk kesimleri de TEKEL işçisinin bu somut pratiğinde yerle bir olan sahte demokrasi ve özgürlük söylemlerine karşı halkların emperyalizme ve uşaklarına karşı kardeşliğini, birliğini işçi, emekçi mücadeleleri içerisinde daha da pekiştirmiş olacaklardır!

Bugün TEKEL kazanırsa, yarın daha güçlü bir mücadele için yeni bir zemin de büyük oranda kazanılmış olacaktır!

Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), her fırsatta dile getirdiği ve örgütlü olduğu her yerelde pratikte ortaya koyduğu ortak mücadele çağrısını, bu vesileyle, uluslar arası düzlemde bir kez daha yineler!

TEKEL işçilerinin azmi ve kararlılıkları etrafında kenetlenerek, örgütlü işçiler, köylüler, emekçiler, gençler, kadınlar, ezilenler olarak güçlü bir direniş kalesi örelim!

TEKEL barikatlarında bağımsızlık ve yeni demokrasi bayrağını dalgalandıralım!