dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Hâkim Sınıfların “Sanatçı Açılımı” da “Demokratik Açılım” Gibi Koca Bir Aldatmacadır!

Demokratik Haklar Federasyonu
30 Ocak 2011

dhflogo2Emperyalistlerin ülkemiz hâkim sınıfları aracılığıyla devreye soktuğu ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel, askeri programlar, saldırılar birer birer hayata geçirildikçe, burjuva-feodal gericiliğin “demokratik açılımı” da gerçek yüzünü göstermeye devam ediyor.

İşçilere, köylülere, memurlara, kadınlara, üniversite ve lise öğrencilerine; ezilen ulus, milliyet ve inançlara dönük sonu gelmez baskı ve sindirme politikaları, ülkemiz hâkim sınıflarının on yıllardır hayata geçirdiği saldırıların devamı olarak güncelliğini korurken; ilerici, demokratik, devrimci sanatçılar da bu gerici saldırılardan nasibini alıyorlar.

Bu kapsamda, Pınar Sağ ve Mehmet Özcan da 29 Mart 2009 yerel seçimleri öncesinde, Demokratik Haklar Federasyonu’nun da bileşeni olduğu Dersim Demokratik Halk Dayanışması'nın (DDHD) Dersim'de düzenlediği ve binlerce kişinin katıldığı seçim mitinginde yaptıkları konuşmalar ve söyledikleri türküler nedeniyle, komünist önder “İbrahim Kaypakkaya’yı övdükleri” gerekçe gösterilerek yargılanmaya başlanmışlardı.

Benzer şekilde Ferhat Tunç hakkında da 2006 yılında “Dersim-Nazımiye Düzgün Baba Şenlikleri” kapsamında verdiği konserde seslendirdiği “17 Can” isimli türkü nedeniyle “MKP'yi övdüğü” gerekçesiyle dava açılmıştı.

Tüm yargılama süreci boyunca, Pınar Sağ, Mehmet Özcan ve Ferhat Tunç, burjuva- feodal medya aracılığı ile gerici bir kuşatmaya tabi tutuldular.

Geçtiğimiz günlerde sonuçlanan ilgili mahkemeler neticesinde ise Pınar Sağ ve Mehmet Özcan'a 10'ar ay, Ferhat Tunç'a ise 25 gün hapis cezası verildi.

Mahkemeler, ayrıca, her üç sanatçının da “yakın takibe” alacağını ilan etti!

Bu kararlarla bir kez daha görülmüştür ki hâkim sınıfların “sanatçı açılımı”, ezilen milyonlara dönük sömürüyü, zulmü, eşitsizliği, baskıları, katliamları görmezden gelenleri, “Erdoğan’ın sofrasını paylaşanları” kapsamamaktadır.

Devletin, sömürü düzeninin sanatçısı olmayanlar ise on yıllardır tanık olduğumuz gibi soruşturmalarla, davalarla, tutuklamalarla, tehditlerle ve ölümlerle susturulmaya çalışılmaktadır.

İşte bu yalın gerçek sınıf mücadelesinin en açık göstergelerindendir. Bizim gibi ülkeler için ise hiç de şaşırtıcı değildir.

Her ne kadar bugün söz konusu gerici, faşist zihniyetin siyasal arenadaki sözcülüğünü AKP hükümeti yapsa da, CHP'siyle, MHP'siyle ve diğer tüm düzen partileriyle bu gerici zihniyet dünden bugüne devam etmektedir ve yarın da devam edecektir.

Ezilenlerin Mücadele Tarihini ve Onun Yarattığı Değerleri Sahiplenmek “Suç” Değildir!

Hâkim sınıflar Kaypakkayaların, 17’lerin sahiplenilmesini pek tabi olarak “suç” saymaktadır, sayacaktır.

Çünkü Kaypakkayalar, 17’ler ve diğer devrimciler, sömürü ve zulüm düzeninin ‘en amansız düşmanlarıydı’. Dolayısıyla onları savunanlar da hâkim sınıfların gözünde “suçludur” ve yok edilmelidir.

Pınar Sağ, Mehmet Özcan ve Ferhat Tunç şahsında somutlaşan “hapis cezaları” hâkim sınıfların, ezilen milyonların mücadele tarihinden ve devrimci, komünist önderlerinden duyduğu korkunun göstergesidir.

Bu gerici saldırının, dün (29 Ocak 2011 Cumartesi) birçok sanatçı, aydın, sendika, demokratik kitle örgütü, yöre derneği ve siyasi parti tarafından kitlesel olarak karşılanması son derece önemlidir.

İbrahimlerin, Mahirlerin, Denizlerin, 17’lerin “suçlu” olmadığının haykırılması ve kitlesel bir şekilde sahiplenilmesi, bu gerici yasayı ve saldırıyı dağıtacak kitlesel iradeyi bir kez daha işaret etmiştir.

Bu dayanışma örneği ve kitlesel sahipleniş büyütülerek daha ileri taşınmalıdır.

Grup Munzur’dan Grup Yorum’a; Temel Demirer’den Ragıp Zarakolu’na kadar onlarca sanatçımızın, aydınımızın, yazarımızın bu gerici saldırının hedefi olduğu hatırlanacak olursa, bu sahiplenişin büyütülerek devam ettirilmesinin önemi kavranacaktır. 

DHF, bu vesileyle bütün yazar, aydın, sanatçı, akademisyen, kitle örgütü, sendika, siyasi parti... özcesi bütün emek ve demokrasi güçlerini, hakim sınıfların sanatçılara “reva gördüğü” bu saldırıyı boşa düşürmek için dayanışmaya çağırır!

Sanatçılarımıza ve ezilenlerin tarihine yönelik icat edilen “suç” kabulümüzdür!

DHF, dün olduğu gibi bugün de bu davanın tarafıdır.

Bu “suçu” işlemeye devam edeceğimizi, tüm üye ve taraftarlarımızla birlikte bizlere, değerlerimize, sanatçılarımıza yönelen saldırılara yeni demokrasi mücadelesinin örgütlü gücüyle karşı duracağımızı bir kez daha ilan ediyoruz!