dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Halka ve Halk Güçlerine Yönelik Olarak Sürdürülen “Saldırı – Gözaltı – Tutuklama” Terörü Tırmandırılıyor! Saldırıları, Halkın Haklı Davasını Yükselterek Göğüsleyelim!

Demokratik Haklar Federasyonu
5 Haziran 2009

Son aylarda, halka ve halk güçlerine yönelik olarak sergilenen saldırı – gözaltı ve tutuklama terörünün sistematik bir şekilde tırmandırıldığına tanıklık ediyoruz.

Emeğinin hakkı için greve, eyleme giden; fabrikaları, atölyeleri işgal eden işçiler; barınma hakkını savunan ve “yıkım terörüne” direnen yoksul emekçi semtler; akademik, ekonomik ve sosyal hakları için mücadele eden öğrenciler; ulusal hak taleplerini öne süren Kürtler; krize ve yoksullaşmaya karşı harekete geçen meslek örgütleri; halkın ekonomik, sosyal ve demokratik hakları için mücadele kitle örgütleri, gelinen aşamada, siyasi iktidarın pervasızca sahnelediği “gözaltı ve tutuklama” saldırılarının doğrudan hedefi haline getirilmiştir ve bu sistematik saldırganlığın belirli bir program dâhilinde boyutlandırıldığı görülmektedir.

Sendikalar, meslek örgütleri, akademisyenler, avukatlar… İnsan Hakları Derneği (İHD) gibi en meşru kitle örgütleri, bugün, siyasi iktidarın açık zorbalık politikalarından etkilenen kurumlar ve toplumsal kesimler haline getirilmiştir. Bugüne değin halkın örgütlü güçleriyle ve bu güçlerin kurumlarına yönelik sergilenen saldırganlık, kapsamını genişletmiştir.

Bu durum, siyasi iktidarın, emperyalist efendileriyle birlikte içerisine yuvarlandığı krizin, ekonomik ve siyasi boyutlarının derinliğinden bağımsız değildir.

AKP hükümeti eliyle, siyasi iktidarın uygulamaya geçtiği yapısal dönüşüm programı, halka ve halk güçlerine yönelik açık şiddet politikalarıyla birlikte, devrimci muhalefetin bastırılması, sindirilmesi yönünde ilerlemektedir.

Bu planlı saldırganlığın son iki örneğine, geçtiğimiz günler içerisinde, İstanbul ve Ankara’da tanıklık ettik.

İstanbul’da, “Grevli toplu sözleşme” hakkı için İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüş başlatan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Eğitim-Sen’li öğretmenlerin önü, polis tarafından kesildi.

En temel demokratik haklarını kullanmak isteyen öğretmenler, engellenmenin de ötesinde saldırıya da uğradılar. Ancak kararlı ve polis barikatlarına yüklenerek meşruluğunu sahiplenen militan duruşlarıyla yürüyüşlerini başlatarak, bugün Ankara’ya ulaştılar.

Öte yandan, başkentin merkezindeki (Kızılay) sokaklarda, iki gündür, polisin gözü önünde ve açık desteği altında faşistler devrimci – demokrat kurumlara yönelik provokasyonlar ve saldırılar gerçekleştirmektedir.

Dev-Lis, Genç-Umut ve Devrimci 78’liler gibi gençlik örgütleri ve kitle örgütlerinin açtıkları stantlar, faşistlerin satırlı – silahlı saldırılarına maruz kalırken; polis, saldırıya uğrayan devrimcilere yönelik ikinci bir saldırı başlatmıştır. Panzerlerin, gaz bombalarının ve silahların kullanıldığı saldırılara direnen çok sayıda kişi de yaralanmıştır.

İlk günkü çatışmalarda 20’ye yakın kişi gözaltı alınmış ve silahlara, bombalara karşı kendini savunmanın karşılığı olarak da bir kişi tutuklanmıştır.

İkinci gün, daha kitlesel bir şekilde açılan stantlara yönelik bir provokatörün başlattığı olaylar, yeniden, polis saldırısına dönüşmüş ancak burada da siyasi iktidarın saldırıları boşa düşürülmüştür.

Gerek ilk gün gerekse ikinci gün, burjuva medyanın tüm çarpıtma haberlerine karşın yerel esnafın, halkın da sahiplenişiyle, saldırılardan, açık destek altında yönlendirilen faşist çetelerin sorumlu oldukları teşhir edilirken; halk güçlerinin, devrimcilerin kararlı ve direngen tutumu, bedellerle kazanılan mevzilere sahip çıkmıştır.

Görülmektedir ki derinleşen ekonomik ve siyasi krizin karşılığında, halkı ve halk güçlerini sindirmek, bastırmak ve ideolojik - pratik düzlemde tasfiye etmek için siyasi iktidar, açık şiddeti daha fazla ön plana alan yeni bir yaklaşım geliştirmektedir.

Bu saldırganlığın ve ekonomik – sosyal yıkımların karşısında, bugün dünden daha fazla, emek hareketleri içerisinde yer almak ve halkın ekonomik – sosyal hak talepleri mücadelesi içerisinde örgütlenmek zorunluluğu kendisini dayatmaktadır.

Bu alanlarda örgütlü kuvvetlerin daha da nitelikleşmesi ve yaygınlaşması; bu büyük yıkımın ve emperyalist talanın karşısında “Bağımsız Bir Ülke ve Özgür Bir Halk” olma şiarımızı yaşamasallaştırmanın yegâne koşuludur.