| Halkın Demokratik Hak Talepleri Mücadelesi, Devlet Terörüyle Sindirilemeyecektir! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
Ankara’daki çatışmalarla ve ilerleyen günlerde yaşanan ev baskınları ve gözaltı - tutuklama operasyonlarıyla ilgili olarak hazırlanan iddianamede, yeni olmamakla birlikte, yine birçok meşru, demokratik hak ve eylem “yasadışı” ilan edilerek, halkın haklı mücadelesi terörize edilmeye çalışılıyor! İddianamede dikkati çeken bir diğer husus, DHF'nin resmi internet sitesinin ve halkın haber alma hakkının da "terör örgütü faaliyeti"yle ilişkilendirilmesi (!)
Metin Lokumcu’yu Katledenler, Sokak Terörünü Her Yerde Tırmandırıyorlar! Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz Mayıs ayı sonlarında Artvin - Hopa ilçesine giden AKP hükümeti başbakanı Erdoğan burada toprağına ve suyuna sahip çıkan Hopalılarca protesto edilmek istenmiş ancak azgın bir polis terörüne maruz kalmışlardı. Onlarca Hopalı gözaltına alınırken, yaşanan çatışmalarda, Metin Lokumcu isimli emekli öğretmen polisin gaz bombalarıyla can vermişti. Artvin’de ve özellikle de Hopa’da devlet terörü aylar boyunca çeşitli gözaltı ve tutuklama operasyonlarıyla sürdürülmüş; kimi zaman ilçe ve köylerin dünyayla irtibatı kesilmiş ve birçok Hopalı dağlara, yaylalara sığınmıştı… Bu azgın devlet terörünü başta Ankara olmak üzere çeşitli büyük şehirlerde ve yerellerde protesto etmek isteyen devrimci, demokratik ve ilerici halk güçleri de Hopa’da yaşananlardan geri kalmayan bir devlet terörüyle yüzleşmişlerdi. Ankara’da Yaşanan Devlet Terörü, Kendi Sözde Yasalarını Tanımayan Faşist Diktatörlüğün Açık Resmidir! Ankara’da, aralarında Demokratik Haklar federasyonu (DHF) üyelerinin de bulunduğu binden fazla yurttaş, AKP il binası önüne yürümek istemiş ve fakat bu meşru, demokratik hakka polis azgınca saldırmıştı. Ankara sokakları işkencehaneye çevrilmiş ve gün ortasında, halkın gözleri önünde devrimci, demokrat kişiler, kurum temsilcileri vahşice dövülmüş ve sakatlanmıştı. Bununla da yetinmeyen devlet, başta başbakan Erdoğan olmak üzere, AKP hükümeti sözcüleri ağzından, yaşam haklarına sahip çıkan devrimciler hakkında “kız mıdır kadın mıdır” diyerek, bilincinin gerçekliğini yansıtan en gerici, aşağılık sözleri sarf ederek hakaretlerde bulunmuştu. Mahkemeler Faşist Diktatörlüğün Resmidir! Sözde anayasal haklar olan düşünceyi ifade etme, basın açıklaması yapma, demokratik zeminde örgütlenme vb. kriterleri; halkın haklı mücadelesi “demokratikleşme”, “özgürlükler” yalanlarını parçaladığı her noktada rafa kaldıran devlet, sokakta ve mahkemelerde faşist diktatörlüğün yasalarını işletiyor. Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Hakan Yüksel tarafından hazırlanan "Ankara Hopa olayları iddianamesi" bu açıdan tam ibretlik. Yasal kurumlara üye olmanın, meşru-demokratik eylemlere katılmanın, anayasada tanımlı haklar çerçevesinde dahi düşünce ifade etmenin, örgütlenmenin ve eylem yapmanın “silahlı terör örgütüne üye olmak, terör örgütünün propagandasını yapmak” suçlamalarının odak noktasını oluşturduğu iddianamede; Ankara’da yaşananlar çatışmalar da büyük bir yalanla aktarılıyor. Örneğin savcı, Ankara’da yaşanan olaylara neden olan Hopa gösterilerinde, önce göstericilerin polise saldırdığı, birisini ağır yaraladıklarını ve çıkan kargaşa esnasında Metin Lokumcu’nun kalp krizi geçirdiğini ifade ediyor. Hâlbuki AKP’nin mitinginin yapılacağı yerin çok uzağında basın açıklaması yapan Hopalılara polis hiçbir uyarıda bulunmadan saldırmış; Metin Lokumcu burada öldürülmüş ve panikleyen Erdoğan’ın seçim otobüsü aşırı hız yaparak bir polisin otobüsten düşerek ağır yaralanmasına sebebiyet vermişti. Meşru, Demokratik ve Fiili Mücadeleler de Devlet için “Terör Suçu”! Faşist diktatörlüklerin günümüzdeki en belirgin özelliklerinden birisi de “demokrasi”, “özgürlükler” ve “meclis” maskeli oluşlarıdır. Anayasaya bakılırsa, düşünceyi ifade etme, demokratik zeminde örgütlenme ve söz söyleme, basın açıklaması yapma birer hak… Ne ki iş hâkim sınıfların gerçek niteliği ve halk düşmanı icraatları olunca ve buna karşı halk, haklı şekilde ayağa kalkınca, bu sınırlar içerisinde olan haklar da birer “terör suçu”na dönüşüveriyor. İddianamede, hiçbir kanıt gösterilmeksizin, Ankara’da yaşanan saldırıları konu edinen sosyalist basın da nasibini alıyor saldırıdan. Kızılbayrak, Partizan gibi devrimci yayın organları “terör örgütü” faaliyetiymiş gibi gösterilirken; meşru-demokratik eylemlerin ve protestoların “legal alanda da faaliyet yürüten terör örgütleri tarafından tertiplendiği” iddia ediliyor. Dünden bugüne devrimci basın yayın organları ile devrimci zeminde çalışmalarını sürdüren ve meşru, demokratik, fiili mücadele içerisinde bulunan kurumlar süreklileşen “terör örgütü” operasyonlarına maruz kalırken; şimdi de bu saldırılarla sıklıkla karşılaşmayan demokratik siyasi partiler ile demokratik, ilerici halk güçleri de aynı şekilde bastırılmaya çalışılıyor. ABD ve AB emperyalizminin krizi derinleştikçe; bölgesel askeri, ekonomik ve siyasal harita gerginleştikçe; uşak Türk hâkim sınıfları da ekonomik, sosyal ve siyasal baskının dozunu da orantısızca arttırıyor. Artık, Özel Yetkili Cumhuriyet Savcıları, ideolojik duruşlarından hiçbir taviz vermeden ve esirgemeden tüm devrimci, demokratik ve ilerici halk güçlerini “marjinal sol gruplar” şeklinde yaftalarken, devrimcileri ve halkı “terör örgütleri adına faaliyette bulunan legal oluşumlar içerisindeki bazı şahıslar” olarak tanımlıyorlar. DHF Resmi İnternet Sitesi ve Halkın Haber Alma Hakkı da Saldırıdan Nasibini Alıyor! Dünden bugüne onlarca benzeri operasyona maruz kalan; üyeleri gözaltına alınan, tutuklanan; kaçırılan ve işkence gören DHF de özel yetkili savcıların dikkatinden kaçmıyor. Halkın demokratik haklar mücadelesini kamuoyuna taşıyan, DHF’nin resmi açıklamalarını, görüşlerini ve tartışmalarını kitlelere ulaştıran ve ayda 40 bine yakın farklı kişinin ziyaret ettiği DHF resmi internet sitesinin Ankara’da ve Hopa’da yaşanan olayları üyelerinin ve taraftarlarının hazırladığı haberlerle kamuoyuna duyurması da “terör örgütü faaliyeti” olarak gösteriliyor ve böylece Ankara’da düzenlenen yürüyüş de “zaten terör örgütü üyelerinin düzenlediğinin” kanıtı oluveriyor (!) İşte bir kez daha özelde DHF faaliyet haberlerinin ve genelde de demokratik haklar mücadelesi haberlerinin niçin aksatmaksızın yapılması gerektiğini görürken; hâkim sınıfların, ezilenler cephesinden gerçeklerin halka, geniş kitlelere ulaştırılmasından duyduğu bu büyük rahatsızlığı bir kez daha görmüş oluyoruz! DHF’nin, Alınteri’nin, Kızılbayrak’ın ve Halkevleri’nin bu vesileyle bir kez daha “terör örgütü” olarak ilan edildiği iddianamede bu kurumlara ait internet siteleri de saldırıdan nasibi alıyor ve hepsi “terör örgütü adına faaliyet gösteren siteler” olarak tanımlanıyor! Plastik Borudan “Suç Aleti” İcat Eden Devlet! Hazırlanan iddianamede, ev baskınlarında kitaplardan başka bir şey bulamayan kolluk güçleri için savcılık imdada yetişiyor ve polis terörünü aklamak için göstericilerin hangi suç aletleriyle polise saldırdığını (!) tespit ediyor: “2 adet yaklaşık 150 cm uzunluğunda ve 2 cm çapında gri renkli sert plastik boru, 1 adet yaklaşık 150 cm uzunluğunda ve 2 cm çapında açık gri renkli sert plastik boru, 1 adet yaklaşık 150 cm uzunluğunda ve 2 cm çapında siyah renkli sert plastik boru, 1 adet 90x90 cm ebadında siyah-beyaz kareli puşi..." Meşru, Demokratik Haklarımız için Daha Fazla Örgütlü Mücadele! Daha Fazla Devrimci Dayanışma! İşçilerin, köylülerin, emekçilerin ve ezilenlerin ağır sömürü ve zorbalık koşulları altında her gün yeni bir hak gaspına uyandığı; halkın kendiliğinden eylemlerinin açık devlet terörüyle bastırıldığı günümüz koşullarında halkın haklı mücadelesini bulunduğumuz her alanda daha da yükseltmek için örgütlü mücadelemizi kuvvetlendirelim! Görevlerimize sarılalım! Başta devrimci, demokratik ve ilerici halk güçleri olmak üzere, halkın haklı mücadelesindeki bilinçli devrimciler olarak dar çekişmeleri, küçük hesapları, halkın gündeminde olmayan tartışmaları bir kenara bırakarak devrimci dayanışmayı yükseltelim! Halkın haklı kavgasına önderlik edelim! |





Artvin - Hopa’da yaşanan ve emekli öğretmen Metin Lokumcu’yu katleden devlet terörüne karşı Ankara’da ve yurdun çeşitli yerellerinde yaşanan protesto gösterilerinde gözaltına alınan ve tutuklanan kişilerle ilgili savcılık iddianamesi dün kamuoyunun eline ulaştı.