| Hatip Dicle’ye Yönelen Saldırı, Devletin Gerçek Yüzüdür! Meşru Mücadelemizle Boşa Çıkaralım! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
Genel seçimler öncesinde BDP’nin desteklediği kimi bağımsız adayların milletvekilliğini veto eden hâkim sınıflar, bugün hayata geçirdikleri yeni bir kararla Hatip Dicle’nin milletvekilliğini düşürdüler. Alınan karar karşısında AKP’sinden CHP’sine varıncaya kadar bütün düzen partileri “sessizliklerini” korurken; kararın “YSK’nın kararı olduğu ve saygı duyulması gerektiği” yönünde görüş belirtmekle yetindiler. Düzen partilerinin sergiledikleri bu oyun dahi, sömürü düzeninin mantığını ve işleyişini ortaya sermektedir. Alınan karar ne YSK’nın, ne AKP’nin ne de “barışa engel olmaya çalışan karanlık bir odağın” işidir. Bu karar, Türk hâkim sınıflarının, TC’nin kuruluşundan bugüne kadar Kürt ulusal sorunundaki politikasının tezahürüdür. Yeni ve şaşırtıcı değildir. Hatip Dicle şahsında alınan karar, bizim gibi emperyalizme göbekten bağımlı yarı-sömürge ve yarı-feodal ülkelerde, en küçük demokratik hak mücadelesinin dahi, ezilenlerin devrimci mücadelesini şart koştuğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Devlet, ezilenlerin dişiyle, tırnağıyla söke söke kazandığı hakları, onları devrimci kuvvetlerinden yoksun bırakarak vura vura geri almaya çalışır. Bu gerçek, sınıflar mücadelesinin günümüze bıraktığı önemli tarihsel derslerden bir tanesidir. Yani en küçük demokratik hakkımızı korumanın dahi devletin zoruna maruz kaldığı ülkemiz koşullarında, ezilenlerin yegâne güvencesi, devletin zorunu dağıtacak devrimci örgütleri ve onun zorlu mücadelesidir. Bu tarihi ders, yakın geleceğimize de çok çıplak bir şekilde damgasını vurmaya devam edecektir. Hatip Dicle şahsında görünür olan saldırıda da hâkim sınıflar, Kürt ulusunun demokratik-meşru mücadelesini zorla bastırma tutumlarından vazgeçmeyeceklerini ilan etmiştir. Kürt ulusuna: “Düzenimi rahatsız eden mücadele yöntemlerini bırak ve gel meclis çatısı altında bana yedeklen” demişlerdir. Devletin gerici-faşist saldırılarına karşı “demokratik-meşru tepkilerini ortaya koyacaklarını”, “karar geri alınmazsa meclise gitmeyeceklerini” açıklayan Kürt ulusunun meşru, demokratik iradesinin mücadelesini sahipleniyoruz. Devletin, Kürt ulusunun demokratik, meşru zeminde politika yapma hakkına yönelen saldırısını kınıyoruz. Bütün ilerici, demokratik, devrimci kesimleri alanlara çıkmaya ve mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz. |





Hâkim sınıflar “Kürt sorununda demokratik çözüm”, “istikrar için birlik ve beraberlik” palavralarını dillendirmeye devam ederken, özellikle genel seçim sürecinde altına imza attığı kararlarla, gerçek yüzünü tekrar tekrar gösterdi.