arsiv-calismalarina-destek

Herkese Sağlıklı, Dengeli Doğal Çevrede Yaşam Hakkı!

Demokratik Haklar Federasyonu
2 Haziran 2009

Kapitalizmin ve devamla Emperyalizmin dünya üzerindeki egemenliğiyle ve bilhassa son çeyrek asırlık ?küreselleşme? saldırısıyla birlikte, çevresel sorunlar, çağımızda insanlığın karşı karşıya kaldığı büyük felaketlerin en önemli başlıklarından birisi haline gelmiştir.

Kapitalizmin tarih sahnesine çıkışı ve ardından 20. yüzyılla birlikte ortaya çıkan Emperyalizm, insan toplumlarının ilk uygarlık deneyimlerinin ortaya çıkışından günümüze uzanan binlerce yıllık zaman dilimiyle kıyaslandığında, gerçekte son derece kısa zaman aralıklarına tekabül etseler de ortaya çıkardıkları ?çevre tahribatları? itibariyle, insanlığı ve gelecek kuşakları bugün çok ciddi yaşamsal tehlikelerle yüz yüze bırakmıştır.

Küresel ısınma ve buna bağlı olarak ortaya çıkan iklim değişiklikleri, temiz su kaynaklarının azalması ve aşırı kirlenmesi, ormanlık alanların tahribatı ve çölleşme, hava kirliliğinin artışı vd. çevresel tahribatlar gelinen aşamada insanlığın önünde ciddi yaşamsal tehditler olarak durmaktadır.

Hiç şüphesiz ki söz konusu çevresel yıkımların en büyük sorumlusu; özel mülkiyet ve serbest piyasa sisteminin azgınlaşması ve bunu tetikleyen aşırı kâr talebi olan kapitalist sistemdir.

Kapitalizm, doğası gereği, sürekli olarak daha fazla kâr için doğal çevreyle birlikte insanların yaşam alanlarını da yıkıma uğratmaktadır.

Tüketimin ne şekilde yapıldığına, yapılacağına ve bunun doğal çevre açısından yaratacağı olumsuz sonuçlara aldırmaksızın gerçekleştirilen kontrolsüz ve aşırı üretim; hammadde olarak kullanılan doğal kaynakların ölçüsüz tüketimi; piyasa sisteminin empoze ettiği ?tüketim çılgınlığı?nın körüklenmesi; yine daha fazla kar mantığıyla, geri dönüşümsüz ve doğaya zararlı maddelerle imal edilen ürünlerin yaygınlaştırılması; doğayı çok ciddi ölçülerde yıkıma uğratan enerji kaynaklarının kullanımında ısrar edilmesi ve ölçüsüz kullanımı, dünyamızı büyük bir çöplük haline getirmiştir.

Hiç şüphesiz, bu ?büyük çöplüğün? sakinleri de emperyalizmin ? kapitalizmin ?büyük patronları? değil; tersine, bu sömürü ve zorbalık düzeni içerisinde kölelik koşullarına mahkûm edilen emekçiler ve ezilenler olmaktadır.

Hele ki ülkemiz gibi emperyalizme bağımlı uşak iktidarlarca yönetilen ülkelerde, burjuva-feodal gericiliğin ve bu bağımlılığın çifte sömürüsüne maruz kalan halklar; kimyasal atıklarının topraklarında, denizlerinde depolanan ve böylelikle adeta emperyalizmin çöplüğüne çevrilen koşullarda yaşamak zorunda bırakılan insanları oluşturmaktadırlar.

Yer altı ve yer üstü doğal kaynakları emperyalist şirketlerce yağmalanan, yoğunlukla tarımsal üretim alanları tahrip edilen, yaşam alanları sağlıksız koşullara mahkûm edilen ülkemiz halkları; böylelikle bir yandan yoksulluğun pençesinde kıvranırken bir yanda da sefalet koşullarında yaşamaya zorlanmaktadır.

Bugün, Munzurlar?da, Yusufeli?nde, Allianoi?de, Fırtına Vadisi?nde, Fındıklı?da, Ilısu?da? Ülkemizin dört bir yanında yağmalanmak, talan edilmek istenen doğal zenginliklerimiz, işte bu Emperyalist sistemin ve onun uşağı konumunda olan iktidarların, ekonomik, politik ve askeri saldırı konsepti çerçevesinde hayata geçirilen sömürü ve zorbalık düzeninin doğal çevremize olan yansısının ürünleridirler.

Ak köpüklü ırmaklarımız, bire bin veren verimli topraklarımız, pervasızca emperyalizme peşkeş çekilirken; kendi ülkemizde üzerinde yaşadığımız toprağı ve içtiğimiz suyun kullanım hakkı gasp ediliyor.

Yanı sıra birbiri peşi sıra gündeme getirilen ?Baraj Projeleri?yle birlikte, üzerinde yaşadığımız toprakların tarihi de bu sömürü ve zorbalık düzenine kurban edilmek isteniyor.

Antik kentlerimiz, insanlığın bu büyük mirasları sular altında bırakılmak istenirken; yerinden yurdundan edilen on binlerce yoksul köylünün hangi koşullarda ve nerede yaşayacakları, nasıl bir geçim etkinliği gerçekleştirecekleri hesaba katılmıyor?

Emperyalizm ve uşak patronlar ? ağalar sultası, emeğimizi ve geleceğimizi gasp ettiği kadar, gelecek kuşaklarımıza içerisinde yaşayabilecekleri doğal bir çevre koşulunu da tüketiyor.

İnsanca bir yaşam ve gerçek demokratik bir düzenin ancak ve ancak doğal çevreyle barışık bir toplumun yaratacağı ekosistem içerisinde yaşam bulacağı bilinciyle, emeğimize ve doğamıza sahip çıkalım!

Doğal çevre ve insan yaşamı standartları gibi hiçbir derdi olmayan yabancı şirketlere yok pahasına peşkeş çekilen ve ?Projelerle? vücut bulan tüm bu saldırılara, ülkemizdeki duyarlı diğer emek ve demokrasi güçleriyle birlikte ?Hayır!? demek için 6 Haziran?da Ankara?da, Demokratik Haklar Federasyonu saflarında buluşalım!

Toplanma Yeri: Toros Sokak
Toplanma Saati:
12 00

Mitingin Yapılacağı Yer:
Kolej Meydanı
Mitingin Yapılacağı Saat: 13 30