| Hiçbir Zorbalık Hiçbir Zulüm, İşçilerin Emekçilerin İnsanca Bir yaşam ve Gerçekten Demokratik Bir Ülke için Mücadelesini Bastıramayacaktır! Zafer, Direnen Emekçinin Olacaktır! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
Bugün, ülkenin dört bir yanından, “Torba Yasa Saldırısı”na karşı, Ankara’nın zemheri ayazında Kurtuluş Parkı’nda buluşan binlerce işçi, emekçi, sendikacı ve devrimci, demokratik kurum, yaklaşık 2 saat boyunca gözü dönmüş bir devlet terörünün saldırısına uğradılar. Ziya Gökalp Caddesi üzerindeki polis barikatlarına kararlı bir şekilde yüklenen ve fiili, meşru, demokratik haklarını savunan emekçilere yakın mesafeden gaz bombaları hedef gözetilerek atılırken, panzerler eşliğinde çevik kuvvet saldırısı da gerçekleştirildi. Yaklaşık iki saat boyunca kararlı bir şekilde, gaz bombalarına, portakal gazlarına, sis bombalarına, taşlara, panzerlere ve polis copuna, saldırısına direnen binlerce emekçiden onlarcası yaralandı ve hastanelere kaldırıldı. Cebeci ve Sıhhiye istikametlerinde, polis saldırısına direne direne çekilen emekçiler, burada eylemlerini kendi inisiyatifleriyle sonlandırdılar. Ancak devlet terörü, akşam saatlerinde de işbaşındaydı! Akşam saatlerinde, yaşanan saldırıyı protesto etmek ve kamuoyuna duyurmak için Sakarya Caddesi’nde toplanmaya başlayan emekçilere polis bir kez daha azgınca saldırdı. Bir grup emekçiyi çembere alan polis, işçilere yoğun gaz sıkarak, sokak ortasında işkenceye yeni bir örnek daha kazandırmış oldu. Devlet Terörü, AKP Hükümeti Eliyle, Şiddetini Arttırıyor! Haftalar öncesinden gündeme gelen ve bilhassa son on yıldır uygulanan özelleştirme talanından geriye kalan kamu kurumlarında son derece ciddi hak gasplarını, emek sömürüsünü ve işsizleştirme saldırısını içeren “Torba Yasa”ya karşı, başta sendikalar olmak üzere birçok devrimci, demokratik kurum da tepkilerini dile getirmiş ve bu saldırıyı kamuoyunda teşhir etmişti. DİSK, KESK, TMMOB ve TTB başta olmak üzere birçok devrimci ve demokratik kurum da bugün Ankara’da, Torba Yasa’nın Meclis gündemine geldiği saatlerde fiili, meşru bir yürüyüş gerçekleştireceklerini ve Meclise yürüyeceklerini ilan etmişlerdi. Emekçiler, daha 200 metre yürümeden, azgın bir devlet terörüyle karşılaştılar. Zira emperyalist-kapitalist dünya sistemine koşulsuz teslimiyetin ve onlar adına bölge ülkelerine karşı gerçekleştirilecek saldırıların askeri taşeronluğunun gönüllü aktörü AKP Hükümeti, Başbakanından bakanlarına, valisinden emniyet müdürüne ve devlet yanlısı sendikacısına dek, bugün gerçekleştirilen eylemi zaten terörize etmişti. Ankara Valiliği’nin ve emniyetin günlerdir yayımladığı saldırı tehditleri ve çevre illerden Ankara’ya takviye edilen polislerin yanı sıra, tüm yurtta, eyleme gelecek olan emekçilere için işyerlerinden yöneltilen soruşturma ve yargılama tehditleri, devletin, devrimci ve demokratik kitle örgütleri etrafında kenetlenmiş bir emekçi hareketinden duyduğu korkunun da bir göstergesi olmuştur. Bugün, hayatımızın birçok alanında gözü dönmüş bir devlet terörüyle yüzleşmekteyiz: sendika, toplu sözleşme ve iş hakkı için mücadele eden işçilere; ABD ve AB kotaları altında ezilen, üretimden koparılan ve açlığa sefalete sürüklenen köylülere; ulaşım hakkı için, barınma hakkı için mücadele eden yoksul emekçi semtlerdeki halka; ulusal ve demokratik hakları için mücadele eden Kürt ulusuna; ülke tarihinin en yüksek doluluk oranlarında seyreden F tipi hapishanelerdeki emekçilere, devrimcilere; demokratik hakları için mücadele eden Alevilere ve diğer azınlıklara; akademik, demokratik hakları için mücadele eden öğrencilere ve emekçi kadınlara yönelik pervasız bir polis saldırısı, uydurma gerekçelerle hayata geçirilen “terör örgütü operasyonları”, tutuklama kampanyaları, işkenceler ve hak gaspları yaşadığımız günlerin gerçeğidir ve dozunu arttırmaktadır. AKP Hükümeti, anayasa referandumu aldatmacasında kazanmış olduğu mevzileri biryandan devlet içerisindeki operasyonlarıyla güçlendirirken, bir yandan da işçilerin, köylülerin, emekçilerin ve ezilenlerin sokaklara dökülen haklı tepkisini zorbalıkla bastırmakta ve halk üzerinde bir devlet terörü sultası kurmak istemektedir. AKP Hükümeti Başbakanı Erdoğan’ın Tunus’ta, Mısır’da patlak veren halk ayaklanmalarına yönelik olarak, bu ülkelerin egemenlerine “halkınızın taleplerini göz ardı etmeyin, dinleyin!” diyerek seslenmesi ve bir taraftan da ülkemiz emekçilerinin en küçük demokratik hak talepleri için mücadelelerini, her geçen günde artan bir baskı ve şiddetle yok etme çalışması, ülkemiz hakim sınıflarının ayyuka çıkmış ikiyüzlülüğünün de son örneği olmuştur! Kurtuluşumuz, Demokratik Halk Devrimi için Devrimci Mücadelededir! AKP hükümeti dönemiyle birlikte “demokratik açılım”larla perdelenen devlet terörünün gerçek yüzü ayan beyan ortaya çıkmıştır. Kürt açılımının, Alevi açılımının, Dersim açılımının, işçilere, köylülere ve emekçilere dönük ekonomik ve sosyal açılımların gerçek niteliği, artık hiçbir liberal – gerici burjuva kalemşorun perdeleyemeyeceği şekilde ortaya çıkmıştır. Bugün, gelinen aşamada, demokratik haklarımız için daha yaygın örgütlenmek, birleşik ve kitlesel mücadele alanlarında tüm emek ve demokrasi güçleriyle bir araya gelmek ve fiili, meşru, kararlı duruşumuzla da emperyalizme ve uşaklarına karşı alanlarda, sokaklarda olmanın dışında bir seçeneğimiz yoktur! Demokratik Haklar Federasyonu, örgütlü işçileri, köylüleri, emekçileri, gençleri, kadınları ve tüm kitlesiyle birlikte, demokratik bir halk iktidarına kilitlenmiş politik mücadelesiyle, bu haklı davanın önemli bir bölüğü olmaya devam edecektir! Bugün, Ankara sokaklarında yaşanan vahşete karşı cevabımız: ideolojik mücadeleyi yükseltme, örgütlenmede derinleşme, politik kitle çalışmalarında ve fiili, meşru mücadelede ısrar olacaktır! |





Başta ABD olmak üzere batılı emperyalist kuvvetlerin, Türk devletinin emperyalist-kapitalist dünya sistemine koşulsuz entegrasyonunu ve kapsamlı bir yeniden organizasyonu için işbaşına getirdiği AKP hükümetinin, halka ve emekçilere dönük olarak hayata geçirdiği sömürü ve zulüm sultası, her geçen günde uyguladığı şiddetin dozunu arttırarak saldırmaya devam ediyor.