| İlerici, Devrimci, Demokrat Kurumlar Arasındaki Çelişmeler Şiddet Yoluyla Çözülemez! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
Devrimci-demokratik kurumların, dünyada, bölgede ve ülkemizde yaşanan gelişmelere dair söz söylemeleri, politika geliştirmeleri ve somut faaliyetlerini kitlelere taşımaları, nihayetinde, en temel sorumluluklarından ve varlık gerekçelerindendir. Üzülerek belirtmek isteriz ki devrimci-demokratik kurumlar, bu temel meselede dahi önemli eksikler ve hatalar taşımaktadırlar. Geçmişte yapılan yanlışlardan ders çıkarılmadığı gibi; son derece tehlikeli bir biçimde, farklı fikirlere tahammül edemeyen ve aynı yanlışları tekrar eden eğilimler güçlenirken; gerek ilerici, devrimci, demokratik kurumlar nezdinde gerekse ilerici kamuoyunda, giderek böylesi pratikleri “kanıksayan” bir bakış açısının hâkim hale geldiği gözlemlenmektedir. Son derece tehlikeli bir biçimde gelişen bu tabloya, geçtiğimiz günler içerisinde İstanbul’da yaşanan olaylar da eklenmiştir. 9 Kasım 2009 (Pazartesi) akşamı, kendilerini “Apocu Gençlik İnisiyatifi” olarak tanımlayan yüzleri maskeli bir grup, İstanbul’un Ümraniye ve Gülsuyu mahallelerindeki, Haklar Dernekleri’ne saldırmış, burada bunan Halk Cephesi üyelerini ve Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri’nden (PSAKD) misafirleri yaralamış, derneklere ciddi ölçülerde zarar vermiş ve saldırıyı dernek binalarına molotof kokteyli atmaya, silah kullanmaya kadar vardırmışlardır. Saldırıya “gerekçe” olarak da Yürüyüş dergisinde, Kürt ulusal hareketiyle ilgili yapılan değerlendirmeler gösterilmiştir. Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), gerçekleştirilen saldırıların, kesinlikle kabul edilemez olduğunu beyan eder. Böylesi yönelimler, devrimci-demokratik kurumlar arasındaki ilişkilere zarar verdiği gibi, başta Kürt ulusu olmak üzere, halkın ve devrimin çıkarına da değildir. Devrimci-demokratik kurumlar arasında dün olduğu gibi, bugün ve yarın da farklı fikirler olacaktır. Devrimci-demokratik kurumlar, yaşanan sorunlara dair farklı çözüm programları sundukları için ayrı ayrı mücadele pratikleri sergilemektedirler. Hal böyleyken “neden benim gibi düşünmüyorsun” demek ve fiili saldırılara girişmek, halka ve devrimci hareketin mücadele tarihine yapılan büyük bir haksızlıktır. Kürt ulusal hareketi, “Kürt Açılımı” tartışmaları ekseninde, devrimci kurumların yaptıkları değerlendirmeleri ve eleştirileri fiili saldırı gerekçesi yapmaktadır. Bu tür saldırılar ve özellikle son saldırılarda gelinen nokta, kabul edilemezdir. Kürt ulusal hareketi, devrimci-demokratik kurumların farklı fikirlerine ve değerlendirmelerine saygı göstermelidir. “Her devrimci kurum, sonuç olarak belirli programatik görüşler üzerine kuruludur ve bu görüşler, yaşam içerisindeki ifadesini politikalar şeklinde bulur. Eylemler, etkinlikler, kitle çalışmaları ve yayın faaliyeti, bu ifadenin somutlaştığı yegâne pratiklerdir. Bu bakımdan, devrimci, demokrat, ilerici güçlerin programlarının propagandasına yaslanan ideolojik ve politik her türlü faaliyeti, halka ve halk güçlerine yönelik sistemleşmiş karşı-devrimci bir siyasal ve eylemsel çizgiye dönüşmediği koşullarda; ideolojik mücadele esas alınarak değerlendirilmek ve böylelikle eleştiri yapılmak durumundadır. Eleştiri sınırlarının aşıldığı ve hatta hakarete varan bir yaklaşımın var olduğu düşünülse dahi, dost kurumlar arasında şiddet yönelimi ve pratiği, hiçbir koşulda asla savunulamaz, meşrulaştırılamaz. Dost kurumlar arasındaki her türlü sorunun, diyalog temelinde, diğer dost kurumların da desteğiyle çözülmesi doğru ve gerekli olandır.” Kürt ulusal hareketi, yapılan eleştirilere dair fikirlerini, dost bir kurum olmanın sorumlulukları çerçevesinde dile getirmelidir. Kürt ulusal hareketinin, dost-düşman ayrımını yapabilecek bir yeterliliğe sahip olduğunu düşünüyoruz. Bu bakımdan, Kürt ulusal hareketinin, eğer devrimci kurumları “dost güçler” olarak değerlendiriyorsa, yaptığı değerlendirmelere göre tavır takınması doğru olandır. Kürt ulusal hareketi, bu tür saldırıları görmezden gelerek, yaşanan saldırıların daha da boyutlanmasının önüne geçecek pratik adımlar atmaktan geri durarak ve yapılan saldırıları “tabanımıza sahip çıkamıyoruz” türünden açıklamalarla “meşrulaştırmaya” çalışarak benzer saldırıların zeminini güçlendirmektedir. Öte yandan, diğer ilerici, devrimci ve demokrat kurumların önemli bir kesimi de yaşanan gelişmelere karşı etkili, devrimci bir tutum takınmayarak, yine yaşanan saldırıların zeminini güçlendirmektedirler. Ezilen milyonlar ve Kürt ulusu üzerinde yoğunlaşan saldırılara karşı birlikte hareket edebilmek, karşılıklı olarak, gerçekten devrimci ve demokratik bir tutum takınabilmekle mümkündür. DHF, Kürt ulusal hareketini, devrimci-demokratik kurumlara dönük gerçekleştirdiği saldırılardan vazgeçmeye ve yaptığı yanlışların özeleştirisini vermeye davet eder. Devrimci-demokratik kurumlar, halka karşı olan sorumluluklarının gereği olarak yaptıkları yanlışların özeleştirisini yapmaktan çekinmemelidirler. Kendi “sorunlarına” yaklaşımda demokratik davranmayanlar halka güven veremez. Halkın çıkarlarını her şeyin üstünde tutma iddiasında olan devrimci-demokratik kurumlar, halkın çıkarlarına hizmet etmeyen hiçbir tutumu benimsememelidir. Yaşanan saldırılar halkın çıkarlarına hizmet etmiyorsa –ki etmediği açıktır- başta Kürt ulusal hareketi olmak üzere bütün devrimci-demokratik kurumlara düşen görev, bu yanlışları ortadan kaldırarak devrimci-demokratik güçlerin birlik ve dayanışmasını güçlendirmeye hizmet etmektir. |



Kürt ulusal sorunu üzerine son dönem yoğunlaşan tartışmalar ekseninde, ilerici, devrimci-demokratik kurumlar da konuya ilişkin değerlendirmelerini, düşüncelerini ve somut eylem planlarını kamuoyuyla paylaşmaktadırlar.