Ana Sayfa Açıklamalar İşçi Sınıfına Yönelik Saldırılar Boyutlanıyor! Halklar Arası Yaratılmak İstenen Boğazlaşmayı Boşa Düşürmek ve Daha Güçlü Karşı Koyuşlar Örgütlemek için Mücadeleyi Yükseltelim!

Demokratik Haklar Federasyonu

İşçi Sınıfına Yönelik Saldırılar Boyutlanıyor! Halklar Arası Yaratılmak İstenen Boğazlaşmayı Boşa Düşürmek ve Daha Güçlü Karşı Koyuşlar Örgütlemek için Mücadeleyi Yükseltelim!

Demokratik Haklar Federasyonu
12 Aralık 2009

dhflogo2Kürt Ulusu’nun haklı davasına yönelik tasfiye operasyonlarının ülke gündemini bütünlüklü olarak belirlediği geçtiğimiz hafta içerisinde; çeşitli milliyet ve inançlardan ülkemiz işçi sınıfı da en az bu kapsamlı tasfiye operasyonu kadar ağır saldırılar ve yıkımlar altındaydı;

1) Adana, Adıyaman, Ankara, Amasya, Aydın, Batman, Bursa, Bitlis, Denizli, Diyarbakır, Hatay, İstanbul, İzmir, Malatya, Manisa, Muğla, Muş, Siirt, Samsun, Tokat ve Trabzon’un merkezi ve/veya bağlı ilçelerinde 40’ı aşkın işletme ve işyerinde çalışan 12 bin TEKEL işçisi, fabrikalarının kapatılma saldırısına karşı tekrar harekete geçtiler.

Amed sokaklarında polis barikatlarına dayanan işçiler, gerçekleştirdikleri eylemlerle başbakana ve hükümet bakanlarına adım attıkları yerelleri dar ederken, ülkenin farklı yerellerindeki eylemliliklerini de kararlılıkla sürdürüyorlar.

12 bin TEKEL işçisi, 15 Aralık’ta Ankara’da AKP genel merkezi önünde olacaklarını ve iş haklarını kazanana dek, Ankara’yı terk etmeyeceklerini deklare ettiler.

2) 7 Aralık 2009 (Pazartesi) günü DİSK’e bağlı Nakliyat-İş Sendikası yönetici ve üyelerine yönelik kapsamlı bir polis operasyonu gerçekleştirilmiştir.

Bu operasyonda başta sendika yöneticileri olmak üzere onlarca işçi, 05.00 sularında evleri basılarak gözaltına alınmış ve sendika genel merkezi ile sendikaya bağlı şubelerde gün boyu aramalar yapılmıştır.

Operasyonlar neticesinde gözaltına alınan sendika yöneticilerinden ve sendikaya üye işçilerden 10 kişi tutuklanarak hapishaneye gönderilmiştir.

3) 10 Aralık 2009 (Perşembe) günü, Bursa’nın Mustafakemalpaşa İlçesi’ne 28 km. uzaklıkta bulunan Bükköy Madencilik şirketine bağlı bir maden (kömür) ocağında yaşanan grizu patlamasında 19 maden işçisi hayatını kaybetmiştir.

Özelleştirmelerle birlikte, sermayenin insafına terk edilen madenlerde, bzel maden patronlarının bilhassa krizi bahane ederek, ek maliyet gerektirdiği için, iş güvenliğine ilişkin tüm tedbirleri almaktan kaçınmaları bu katliamları ortaya çıkarmaktadır.

Emperyalist-kapitalist dünya sisteminin artık ülkeleri sallamaya başlayan ekonomik krizinin acı faturasını işçi emekçilere işsizlikle, açlıkla kabul ettirilmeye çalışıldığı ülkemizde; emekçilerimiz, kölelik koşullarında bir yaşama boyun eğmeye zorlanmaktadır.

Sendikalaşmanın önü yasal ve yasa-dışı her türlü yöntemle engellenirken; siyasi iktidar, AKP hükümeti eliyle, sendikaların, bu yöndeki uyarılarını da önemsememektedir.

Hayatını kaybeden maden işçilerinin peşinden hükümet temsilcilerinin, devlet bürokrasisinin ve özel işletme sahiplerinin söyledikleri her söz; ikiyüzlü, sahtekâr yalanlardan ibarettir.

4) Tersane işçilerinin, neredeyse sıradanlaşan ölümlerine Aralık ayında ne yazık ki bir yenisi daha eklenmiştir.

43 yaşındaki işçi Ercan Sancar, 6 Aralık 2009 (Pazar) günü bir iş kazasında hayatını kaybetti.

Sadece bu dört olay dahi, ülkemizin ve geleceğimizin her geçen günde nasıl daha karanlık bir sürece doğru hızla evirildiğinin en acı en açık kanıtlarındandır.

Başta ABD olmak üzere, AB emperyalistlerinin ülkemiz uşak siyasi iktidarı eliyle, ülkemizi ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel alanlarda nasıl tahakküm altına aldığını; bu kapsamlı yıkım sürecine yönelik örgütlü halk mücadelesini nasıl zorbalıkla bastırdığını; devrimcileri açık infazlarla katlettiği gibi, sendikalardan örgütlü demokratik halk güçlerine değin bir bütün olarak toplumsal muhalefete nasıl saldırdığını; “Demokratik Açılım” safsatalarıyla Kürtler, Aleviler ve diğer ezilen milliyet ve inanç grupları ile halk kesimlerini, nasıl birer birer masaya yatırarak efendilerinin planları, projeleri kapsamında manipüle ettiğini; emekçilerimizin bilinçlerini muğlâklaştırdığını gelinen aşamada açıklıkla görmek durumundayız!

Kürt, Türk, Ermeni, Arap, Roman… Alevi, Sünni, Hıristiyan… Ülkemiz işçilerinin, köylülerinin, emekçilerinin; karşılıklı tam hak eşitliği temelinde kardeşleşme ve özgür iradelerini kendi geleceklerinin kolektif faydası yönünde hür iradeleriyle kullanabilmenin tartışmasız, sınanmış, denenmiş yegâne koşulu olan demokratik halk iktidarına olan yürüyüşü; bu kapsamlı tasfiye ve boğazlaşma operasyonundan kurtulmak ve ortak hedefe kilitlenmek zorundadır.

Ötesi, kanlı boğazlaşmalar, provokasyonlar, açlık, yoksulluk, kölelik koşullarına mahkûmiyet ve daha fazla yıkımdır!

Ülkemiz siyasi iktidarı, başbakan Erdoğan’ın ABD’ye gerçekleştirdiği son ziyaretle birlikte sürece ilişkin kapsamlı bölgesel ve yerel ödevlerle onurlandırılmıştır.

ABD devlet başkanı ve diğer yetkilileriyle harcanan mesainin sonucu; ülkemizin, ABD’nin Genişletilmiş Ortadoğu Projesi kapsamında, başta kendi emekçileri olmak üzere bölge halklarına yönelik daha sistematik, kapsamlı bir saldırı konseptinin hayata geçirilmesi olacaktır.

İşçi sınıfımıza yönelik saldırı, artan yoksullaşma ve işsizlik, zamlar; Kürt Ulusunun haklı mücadelesinin, gelinen aşamada DTP’nin kapatılmasıyla birlikte boyutlanan tasfiyesi, yanı sıra halklar arsında tehlikeli bir biçimde tırmandırılan şovenist, gerici kamplaşma işte bu mesainin, uşaklarına yüklediği ödevlerden sadece birkaçıdır!

Demokratik haklar mücadelemiz, bu büyük saldırı, emekçilerimiz demokratik hak talepleri mücadelesi içerisinde daha fazla örgütlenmesiyle ve bu mücadeleyi, genel demokratik haklar mücadelesinin itici gücü kılarak bertaraf edecektir!

İşçilerimizin, emekçilerimizin haklı mücadelesini yükseltelim!