dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Kaypakkayaları Sahiplenme Kararlılığımız, Tasfiyeci Saldırıları Kırma Kararlılığımızdır!

Demokratik Haklar Federasyonu
13 Ağustos 2011

dhflogo2Sömürü düzeninin sözcülüğünü yapan AKP ve diğer düzen güçleri, demokrasi ve özgürlük söylemlerini dillerinden düşürmezken gerici saldırılar hız kesmeden devam ediyor.

Böylesi bir süreçte AKP’nin demokrasiyi ve özgürlükleri “sıfır kilometre, yeni ve demokratik bir anayasa” ile geliştireceğini açıklaması ise yeni ve daha kapsamlı saldırı dalgasının habercisidir.

Mücadele tarihimiz büyük bir açıklıkla ortaya koymuştur ki, sömürü düzeni açısından demokrasi ve özgürlükler, gerici-faşist düzenin bekasının sağlandığı, ezilenlerin çıkarlarını temsil eden ne varsa tasfiye edilerek gerici düzene yedeklendiği yani burjuva-feodal anlamda bir “demokratik kriter” sahibi olunduğu durumunda anlamlıdır.

Öyle ki, gerici düzen biz ezilenlerle yaşamın bütün alanlarında alay edercesine muhatap olmaktadır. Örneğin; düzenlerinin yarattığı ekonomik krizleri “bu sefer kriz bizi teğet bile geçmeyecek” aymazlığıyla karşılayan sömürücüler, açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayan milyonlara “lüks tüketim yapmayın” çağrısı yaparak çözüm üretmektedir!

Aynı aymazlık eğitim ve sağlık sorunlarında, çevresel sorunlarda, ulusal ve demokratik haklar sorunlarında da kendisini göstermektedir. Pek tabi olarak hakim sınıflar bir taraftan da “demokrasimiz gelişiyor” demekten geri durmamaktadır.

Evet, burjuva-feodal demokrasi kendi çıkarları doğrultusunda sınır tanımayan bir gelişim ve saldırganlık göstermektedir.

Hâkim sınıfların “demokratik saldırganlığı” derinleşiyor!

Hâkim sınıfların derinleşen saldırılarından bir tanesi de devrimci-komünist önderler şahsında devreye sokulan “suç ve suçluyu övme” saldırısıdır. Bu gerici saldırılar içerisinde en çok öne çıkan ise İbrahim Kaypakkaya şahsında çeşitli sanatçılara, aydınlara ve devrimci kurumlara dönük açılan davalar olmuştur.

Hatırlanacağı gibi bu davalarda, Temel Demirer, Pınar Sağ, Mehmet Özcan ve Ferhat Tunç‘un yanı sıra birçok DHF üye ve taraftarına hapis cezası verilmişti. Ve halen birçoğunun dava ve soruşturmaları da devam etmektedir.

Geçtiğimiz günlerde Dersim’de bu dava terörüne bir yenisi daha eklendi.

5 Şubat 2011 tarihinde, Demokratik Haklar Federasyonu’nun (DHF) gerçekleştirdiği yozlaşma karşıtı panelin ardından sanatçı Pınar Sağ, Mehmet Özcan ve DHF’lilere verilen cezaları protesto etmek amacı ile düzenlenen açıklamaya katılan DHF üye ve taraftarlarına “suçu ve suçluyu övdükleri” gerekçesi ile yeni bir dava daha açıldı.

DHF üye ve taraftarları, Evrim Konak, Deniz Kırbağ, Murat Kur, Müslüm Sönmez, Yıldız Ataş, Tuğçe Özgül, Hıdır Yıldız’ın davası 29 Kasım 2011 tarihinde Tunceli Sulh Ceza Mahkemesinde görülecek.

Daha geçtiğimiz ay benzer gerekçelerle Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada DHF üyesi Mustafa Aytaç ve Cömert Metin’e attıkları Kaypakkaya sloganı gerekçe gösterilerek 1 yıl ceza verilmişti.

Yine 12 Haziran genel seçimlerinde, Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloğu Dersim bağımsız milletvekili adayı Ferhat Tunç için Hozat’ta açılan seçim bürosuna asılan Kaypakkaya flaması gerekçe gösterilerek BDP Hozat İlçe Başkanı Hüseyin Koç’a “terör örgütü propagandası” yapma gerekçesiyle Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2 yıl hapis istemiyle açılan dava da devam etmektedir.

Dersim’de sadece son iki yıl içerisinde Kaypakkaya gerekçe gösterilerek onlarca dava ve soruşturma açıldı.

Kaypakkayaları Sahiplenerek Devrimci Kitle Faaliyetlerinde Derinleşmeye Devam Edeceğiz!

Bu saldırılarla hâkim sınıflar bir taraftan mücadele tarihimizi ve devrimci-komünist önderlerimizi “suçlu” ilan etmeye yeltenirken diğer taraftan kapsamlı ve sinsi bir saldırganlığı devreye sokmaktadır

Örneğin; Dersim’de ve büyük şehirlerin dışında kalan birçok yerde, ilerici, demokratik, devrimci kesimler hakkında sayısız dava açılmakta ve bu davalar neticesinde cezalar yağdırılmaktadır. Abartısız söylenebilir ki, bu illerde neredeyse hakkında dava açılmadık tek bir kişi dahi bırakılmamıştır.

Devlet bu saldırılar vasıtasıyla, devrimci-demokratik güçleri yıldırarak mücadelelerini düzenin izin verdiği “makul sınırlara” çekmeye çalışmakta ve bu yolla adım adım devrimci güçleri reformist hatta oturtarak tasfiye etmeyi hedeflemektedir.

Fakat ülkemiz ezilenlerinin mücadele tarihi, ne Kaypakkayaların ne de devrimci mücadelemizin, gerici faşist düzenin “makul sınırlarına” sığmayacağını defalarca göstermiştir!

Nitekim DHF şahsında yoğunlaşan gerici saldırılar doğru yolda olduğumuzu göstermektedir. Tasfiyeci saldırılarla ülkemiz sınıf mücadelesinin ve sınıf hareketinin bir parçası olan DHF’yi düzenin “makul sınırlarına” çekebileceğini düşünen sömürü düzeninin sahipleri, karşılarında, devrimci kitle faaliyetlerinde daha fazla derinleşen, daha fazla kurumsallaşan ve Kaypakkayaların devrimci güzergâhını daha fazla sahiplenen bir DHF görecekler!

DHF, yeni demokrasi mücadelesine emek vermiş yüz binleri, milyonları, Kaypakkayaları sahiplenmenin pratik karşılığı olarak, sınıf mücadelesiyle daha fazla bütünleşmeye, yaşamın her alanında gelişmekte olan kurumsallaşma çabamıza ortak olarak örgütlenmeye ve böylelikle tasfiyeci saldırıları kırma kararlılığını Kaypakkaya şiarıyla temsil etmeye çağırmaktadır!