| KESK Yöneticilerine ve Üyelerine Yönelik Olarak Gerçekleştirilen Gözaltı Terörü; Siyasi İktidarın Sahte “Demokrasi Söylemlerinin” ve “Açılımlarının” Gerçek Yüzüdür! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
KESK yöneticilerinin ve üyelerinin evlerinde yapılan aramaların ardından, KESK – Genel Merkezi’nde ve KESK’e bağlı sendika şubelerinde de aramalar gerçekleştirilerek bilgisayarlara ve sendikalara ait bazı belgelere el konuldu. Siyasi iktidarın “demokratik açılımları” (!) birbiri peşi sıra burjuva medyada yer alırken ve Başbakan Erdoğan’ın “faşizm özeleştirisi” (!) neo-liberaller başta olmak üzere, düzen-içi muhalefetin ve gericiliğin kalemşorlarınca parlatılırken; yüz binlerce üyeye sahip olan ve ülkemiz emek mücadeleleri içerisinde önemli devrimci, demokratik tecrübeleri ortaya çıkarmış bulunan KESK’e yönelik gerçekleştirilen gözaltı terörü, faşizmin gerçek yüzünü bir kez daha ortaya çıkarmış ve siyasi iktidarın ikiyüzlülüğünü ortaya koymuştur. Geldiğimiz aşamada, ekonomik kriz, emekçi kitlelere yönelik maddi yıkımlarının yanı sıra artık sosyal yıkımlarını da daha çıplak bir şekilde ortaya koymaktadır. İşten çıkarmalar, fabrika kapatmalar, ücretsiz izin adı altında işçi – emekçilerin tasfiyesi hâlihazırda devam etmekle birlikte; halkın örgütlü güçlerine yönelik olarak sistemli bir şekilde sürdürülen gözaltılar, tutuklamalar, kurum baskınları ve halkın devrimci basınının susturulması çabaları, artık hızlı bir şekilde, işçi – emekçilerin demokratik haklar mücadelelerine ve bu mücadele aygıtlarına yönelik daha sistematik ve daha açık bir baskı ve zorbalık siyasetine evirilmektedir. Artık ortalama her hafta ilerici, devrimci, demokratik kurumlar, kişiler ve basın organları çeşitli düzeylerde “terör operasyonlarına” tabi tutulmaktadır. Federasyonumuz üyelerinin ve kurumlarının, sadece Mayıs 2009 içerisinde dahi, maruz kaldığı çeşitli baskılar, tehditler ve gözaltılar, halkın örgütlü güçlerine yönelik sürdürülen sistematik terörün ve yıldırma, bastırma siyasetinin boyutlarını çarpıcı biçimde ortaya sermektedir. Yine Mayıs ayı içerisinde, 1 Mayıs 2009 eylemlilikleri karşısında sergilenen pervasız işkenceler; Demokratik Toplum Partisi’ne (DTP) yönelik olarak gerçekleştirilen kapsamlı saldırı ve tutuklama kampanyası; İnsan Hakları Derneği (İHD) üyesi avukatların tutuklanmaları ve son olarak Sosyalist Gençlik Derneği (SGD) üyesi üniversite öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklamalar, siyasi iktidarın, yaşadığı ekonomik ve siyasi kriz karşısında oluşan emekçi kitlelerin tepkisini, devrimci, ilerici kurumlarla buluşmasını engellemek gayesiyle içerisine yuvarlandığı pervasız saldırganlığının son örnekleri arasında ifade edilmelidir. Öte yandan yine Mayıs ayı içerisinde, İstanbul’daki 1 Mayıs eylemliliklerinde binlerce emekçiye karşı sergilenen saldırganlıkla birlikte, işinden atılan, işyerleri kapatılan emekçilerin haklı direnişleri karşısında uygulanan zor’un yanı sıra yine siyasi iktidarın kendi ürünü olan “kaçak yapı”ların yıkımlarına karşı, yaşam alanlarını savunun yoksul emekçilere yönelik sergilenen açık şiddet eylemleri de siyasi iktidarın gerçek yüzünü tüm çıplaklığıyla sergileyen gelişmeler oldular. KESK’e yönelik olarak gerçekleştirilen baskınlar ve gözaltılar, geldiğimiz aşamada daha da derinleşen ekonomik ve siyasi krizin, emekçi kitleler nezdinde giderek daha fazla artan hoşnutsuzluğunu ve tepkisini, emek ve demokrasi güçleri cephesinde birikmesinin önüne geçmek isteyen siyasi iktidarın saldırı konseptini ne ölçüde ve ne seviyede genişlettiğinin de açık bir örneğini oluşturmaktadır. KESK, yüz binleri aşan üyeleri, 1990’lı yıllardan bugüne devrimci, demokrat üyeleri şahsında karşılaştığı gözaltılar, tutuklamalar ve sürgünlerin yanı sıra katledilen üyelerine rağmen, bu büyük bedeller üzerinde yükselen, ülkemiz emek ve demokrasi mücadelesinde olduğu kadar uluslar arası alanda da ciddi bir kurumsal statüye sahip, yasal ve meşru zeminde faaliyetlerini sürdüren bir demokratik kitle örgütüdür. Toplumsal muhalefete dönük zorbalık politikalarının İHD ve KESK gibi demokratik kitle örgütlerine bu düzeyde yönelmesinin altında yatan en önemli etken; derinleşen ekonomik ve siyasi kriz olmakla birlikte; siyasi iktidarın “faşizm uygulamaları” yatmaktadır. Bu, emperyalizme göbekten bağımlı burjuva – feodal gericiliğin, kendi halklarına ve onların ekonomik, sosyal, kültürel ve demokratik hakları için mücadelelerine yönelik sergilediği açık zorbalık siyasetinin karşılığıdır. Burjuva – feodal gericiliğin ülkemizi ve emeğimizi emperyalizme peşkeş çekmesinin karşısında demokratik haklarımız için mücadele, her geçen günde, yaşamsal bir zorunluluk olduğunu daha fazla ortaya koymaktadır. Demokratik haklarımız için mücadelede, temel halka, başta emekçilerimiz örgütlülüğü ve kendi demokratik kitle örgütlerinin öncülüğünde birleşmiş demokratik gençlik, kadın vd. toplumsal kesim hareketlerinin kararlı yürüyüşü olacaktır. Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), bu temel şiarla, KESK’e yönelik olarak gerçekleştirilen baskı politikalarının geçerli ve tutarlı yegâne eleştirisinin, ancak ve ancak emekçilerin daha fazla örgütlenmesi ve emeklerine, geleceklerine meşru mücadeleleriyle sahip çıkması olduğunu bir kez daha beyan eder! DHF, KESK’in, baskılara karşı düzenleyeceği her türlü etkinliğin aktif katılımcısı olduğunu, tüm gücüyle, bulunduğu her yerelde ağaların, patronların zulüm saltanatı karşısında, mücadelenin bir bileşeni olduğunu bir kez daha ilan eder!
Ek Bilgi: Aşağıdaki ek’te, www.kesk.org.tr sitesinde, 28 Mayıs 2009 tarihli, KESK tarafından “Yönetici ve Üyelerimizin Dikkatine!” başlığıyla yayımlanan faaliyet metnini sunuyoruz. Tüm DHF kurumlarını ve üyelerini, bu metinde belirtilen eylemliliklerin aktif katılımcıları olmaları çağrımızı yineliyoruz.
EK – 1:
|





Dün sabah 04’ten itibaren, polis ve jandarma ekipleri, İzmir, Ankara, Van ve Manisa’da Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) bazı yöneticilerinin ve üyelerinin evlerine eş zamanlı bir baskın düzenlediler.