| Kürt Ulusu’nun Haklı Davası, Bütünlüklü Bir Tasfiye ve Provokasyon Süreciyle Boğulmak İsteniyor… Emperyalizme, Uşaklarına ve Kanlı Senaryolarına Karşı Birleşelim! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
“Demokratik Açılım” safsatalarıyla, “demokrasi”, “özgürlük” gibi emekçi halkın öz değerlerini sahtekârca kullanan emperyalistlerin ve yerli siyasi iktidarın; dünyada, bölgemizde ve ülkemizde nasıl kanlı işgallerle, ilhaklarla, azgın sömürü ve zorbalık rejimleriyle çeşitli milliyet ve inançlardan halklara kan kusturduğunu ısrarcı bir şekilde aktarmaya gayret etmiştir. Gelinen aşamada gerici iktidarın ve emperyalist efendilerinin yüzlerindeki maske düşmüş ve önce “Kürt açılımı” daha sonra “demokratik açılım” ve nihayetinde “milli birlik projesi” olarak adlandırılan sürecin çözmek istediği şeyin Kürt (ulusal) sorunu değil bizatihi Kürt Ulusal Hareketi olduğu, şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkmıştır. Kürt ulusal sorunu ekseninde kimi zaman “ılımlı” kimi zaman “çatışmalı” bir iklimin yaşanması ülke gerçekliğine işaret eden sonuçlardan ibarettir. Kapitalist emperyalist dünya sisteminin 19. yüzyılın ilk çeyreğinden bu yana “ulusal sorunları” çözme kabiliyeti yoktur. Dolayısıyla ülkemiz hâkim sınıflarının “Kürt açımından” ileri beklentilere girenler son bir haftada yaşananlarla adeta “hayal kırıklığına” uğramıştır. Oysa yaşananlar şaşırtıcı değildir. Yaşananlar bir kez daha “demokrasi havarisi” kesilenlerin gerici-faşist yüzünü açığa çıkarmış; sistemin niteliğini görmek istemeyenleri burjuva-feodal devlet gerçeğiyle yüzleştirmiştir. Son Bir Haftada Yaşananlar Başından itibaren, Kürt Ulusal Hareketi’nin devrimci dinamizmini tasfiye etmeyi ve emperyalizmin yeni bölgesel planları içerisinde, bütün süslü “demokrasi” ve “özgürlük” söylemlerinin Kürt Ulusal Hareketi’nin girişimlerine karşın gerçek niyetini daha açık bir şekilde ortaya koyması, bu zemindeki beklentilerin karamsarlığa dönüşmesini sağlamıştır. Sürecinin belirsizlik ortamını derinleştirdiği bir zamanda Abdullah Öcalan’ın hapishane koşullarına ilişkin olarak, “Benim şahsımda öldürülmek istenen Kürt Hareketi’dir” söylemleriyle birlikte, son bir hafta içerisinde, ülkenin birçok yereli ciddi eylemlere sahne olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Bugün itibariyle, tüm bir “milli birlik” sürecinin son bir hafta içerisinde ortaya çıkardığı ibretlik bilanço şöyle verilebilir: Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP), Abdullah Öcalan'ın cezaevi koşullarının giderek kötüleştiği gerekçesiyle başlattığı eylem ve etkinliklerine, ülkenin birçok yerelinde saldırılar düzenlendi. Meşru ve demokratik eylem hakları zor yoluyla engellenen DTP’liler ile kolluk güçleri arasında gün boyu süren çatışmalar yaşandı. Diyarbakır, Batman, Siirt, Nusaybin, Cizre, Ağrı, Urfa, Adana, Mersin, Şemdinli, Eruh, Hakkâri, Kurtalan ile İstanbul'un çeşitli semtlerinde çıkan olaylarda, yüzlerce kişi gözaltına alındı, onlarca kişi yaralandı. Dün ise polisin açtığı ateş sonucu bir üniversite öğrencisi hayatını kaybetti. Bilhassa İstanbul’da, DTP’nin düzenlediği eylem ve etkinliklere yönelik olarak faşist gruplarca saldırı düzenlenmek istedi. Öte yandan, Küçükçekmece'de 20 kişilik grup, satır ve sopalarla DTP İlçe Başkanlığı'na girmeye çalıştı. Kuru sıkı silahlarla ateş edip, spreylerle duvarlara üç hilal şekilleri çizildi. Öte yandan Fırat Haber Ajansı'nın (ANF) verdiği bilgilere göre, polis, bilinçli bir şekilde Türk – Kürt çatışmasının zeminini yaratmak için açık provokasyonlara kalkıştı: Hakkâri’nin Dağgöl mahallesinde tekbir getirerek yürüyüş yaptı, Erciş'te gözaltına alınan DTP'lileri, faşistlere teslim ederek işkenceye maruz bıraktı ve Türk, Kırgız ve Afganların oturduğu mahallelere giderek, "Onlardan sakın korkmayın siz de kendinizi koruyun" anonsları yaptı. İstanbul’un yanı sıra Urfa’da da bir DTP binası kundaklandı. Yaklaşan Kapatma Davası ve Hızlandırılan Süreç Ülke genelinde, halklar arası boğazlaşmaya doğru sürüklenmeye çalışılan süreç, DTP’ye yönelik saldırı ve provokasyonlarla hızla ilerletilirken, DTP’ye dönük açılan kapatma davası da alelacele raftan indirilerek saldırının bir parçası olarak kullanılıyor. Davada DTP’nin kapatılması talebiyle birlikte DTP milletvekillerinin de aralarında bulunduğu 220 parti üyesi hakkında siyasi yasaklılık kararı verilmesi isteniyor. DTP milletvekilleri, böylesi bir kararın çıkması durumunda istifa ederek halka döneceklerini deklare ettiler. Emperyalizmin ve Uşaklarının Provokasyonlarına Karşı Birleşelim! Haklı Mücadelemizi Yükseltelim! Kürt Ulusal Hareketi’ne yönelik tasfiye süreci, halklarımız arası bir boğazlaşmaya doğru provokasyonlarla sürüklenmek istenirken, bu toz duman içerisinde ülkemiz hâkim sınıfları Fırat ve Dicle Havzası’nın kontrolünü AB emperyalistleri ile İsrail Siyonizmine devrediyor. Beri yandan, Adana, Adıyaman, Ankara, Amasya, Aydın, Batman, Bursa, Bitlis, Denizli, Diyarbakır, Hatay, İstanbul, İzmir, Malatya, Manisa, Muğla, Muş, Siirt, Samsun, Tokat ve Trabzon’un merkezi ve/veya bağlı ilçelerinde 40’ı aşkın işletme ve işyerinde çalışan 12 bin TEKEL işçisinin başlattığı kararlı mücadele; Amed sokaklarında Polis zorbalığı ile engellenmeye çalışılıyor. Ülkemiz, ekonomik, sosyal, kültürel her alanda emperyalizme olan teslimiyetin faturasını öderken; Kürt Ulusu’nun haklı ve meşru davası, yine emperyalist politikalar kapsamında tasfiye edilmek isteniyor. Çeşitli milliyet ve inançlardan ülkemiz emekçilerinin, her türlü gerici kuşatmayı yarabilmesi ve bağımsız bir ülkede özgür bir halk olarak yaşama kavgasının devrimci menziline kavuşabilmesi, şaşmaz bir kesinlikle emperyalizme ve onun uşağı olan tüm kurumlara cepheden tavır almakla mümkündür. Halklar arası kardeşlik köprülerinin kurulabilmesi, işte bugün yukarıdaki gibi ülkenin dört bir yanından Ankara’ya yürüyen Kürt, Türk, Alevi, Sünni ve diğer azınlık milliyet ve inançlardan işçilerin, emekçilerin devrimci eyleminin ve birliğinin yakalanabilmesi; bütünlüklü olarak iktidara yönelmesi ve bu mücadeleyi icra ederlerken, yerellerinden başlayarak halk iktidarının nüvelerini kendi devrimci mücadelelerinde yaratabilmelerinin sağlanması gereklidir. DHF, bünyesindeki tüm örgütlü halk güçleriyle birlikte, Kürt Ulusu’nun haklı ve meşru savunmasını sahiplenirken; emperyalizmin ve uşaklarının apaçık hedefi olan halklar arası boğazlaşmalara meyil verecek eylemsellik ve yönelimlere karşı açık ideolojik mücadele yürütecek ve kendi öz gücüyle doğru devrimci hattı, işçilerimizin ve emekçilerimizin yeni demokrasi mücadelesi içerisinde yaratma azmini büyütecektir! Provokasyonlara karşı birleşelim! Halkların iradesini ve kardeşliğini, işçi ve emekçi eylemlilikleri içerisinde yaratalım! |



Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), devletin zirvesi addedilen Cumhurbaşkanlığı makamından “iyi şeyler olacak” parolasıyla ateşlenen işaret fişeğinin hemen akabinde yaşanan “Kürt Sorununda Demokratik Açılım” sürecine ilişkin olarak, sürecin başlangıcından itibaren çeşitli açıklamalarda ve faaliyetlerde bulunmuştur.