| Kürt Ulusuna Yönelen Azgın Saldırılara Karşı Dayanışmayı Yükseltmek için Sınıra Yürüyoruz! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
Hâkim sınıfların “ileri demokrasisi” geride kalan 10 gün boyunca, Kürt ulusunun başına yağdırılan bombalarla, Güney Kürdistan’da katledilen Kürt köylüleriyle ve boşaltılan köylerle, Kuzey ve Güney Kürdistan’da yoğunlaşan askeri operasyonlarla kendisini gösterdi. Gelinen aşamada Türk hâkim sınıflarının, “ileri demokrasi pratiklerini”, daha da ileri götürmek niyetinde olduğu görülmektedir. Bu durum Milli Güvenlik Kurulu'nun son bildirisinde “Türkiye-Irak ve ABD arasındaki üçlü mekanizmanın etkin çalışması” olarak vurgulanmış ve “komşu ülkelere de mücadeleye daha aktif katkı verme çağrısı” ile devam etmektedir. İlerleyen günlerde ise Güney Kürdistan’da, on yıllar boyunca Kuzey Kürdistan’da yoğun pratiklerine tanık olduğumuz köy boşaltmaların gündeme gelmesi ve hava operasyonlarına paralel olarak kara operasyonlarının devreye sokulacağı söylemlerinin yayılması MGK’nın askeri yönelimlerini tamamlayan gelişmeler olarak kaydedildi. Kürt ulusal hareketi ise, Türk hâkim sınıflarının tasfiyeci saldırılarına karşı mücadele çağrısı yaparak güçlerini harekete geçirmektedir. Bu kapsamda Kuzey ve Güney Kürdistan’da yaklaşık bir haftadır, yüzlerce kişi, hava operasyonlarına karşı “canlı kalkan” eylemini sürdürüyor. Demokratik Toplum Kongresi (DTK), “artan askeri operasyonlara karşı, 6. gününe giren canlı kalkan eylemini 27 Ağustos'ta kitleselleştirme ve on binlerle “Ramazan Bayramı'nı ve 1 Eylül Dünya Barış Günü'nü dağlarda karşılama” kararı alarak kamuoyuna dayanışmayı yükseltme çağrısı yaptı. Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), Kürt ulusunun imha saldırılarına karşı geliştirdiği meşru- demokratik eylemlerini sahiplenme kararını daha önce de ilan etmişti. DHF bu kavrayışla, 27 Ağustos tarihinde, DHF - Merkez Yürütme Kurulu üyeleri, Belediye Başkanları ve üyelerinden oluşan bir heyetle, gerçekleştirilecek eylemi sahipleneceğini ilan ederken, ülkenin dört yanında da dayanışma eylemlerinin yükseltilmesi çağrısını yinelemektedir. DHF, gerici-faşist saldırıları “dağlarda karşılama” iradesinin önemli ve değerli olduğunu fakat azgın devlet terörünü durdurmanın taktiksel tutumlarla değil ancak stratejik bir kavrayışla mümkün olabileceğini savunmaktadır. DHF, başımıza yağan bombalarla bir kez daha tanık olduğumuz gerçeğin, devlet gerçeğinin ta kendisi olduğunu düşünmekte ve bu devlet düzeni içerisinde gerçek bir barışın ve kardeşleşmenin mümkün olmadığının altını ısrarla çizmektedir. DHF, başta Türk ve Kürt emekçileri olmak üzere, ülkemizdeki çeşitli milliyet ve inançlardan tüm emekçilerin, ABD - AB emperyalizmine ve uzantısı olan komprador kapitalizme ve feodalizme karşı gerçekleştireceği Demokratik Halk Devrimi’nin, ulusların kendi kaderlerini özgürce tayin hakkı ve tam hak eşitliği ilkelerinin yegâne koşulu olduğunu bir kez daha haykıracak! Emperyalist müdahalelere, halklar arasında yaratılmak istenen gerici boğazlaşmalara ve sömürü, zulüm tufanına karşı kurtuluşun geçerli tek seçeneğinin tüm bedelleri göze alan halkın haklı mücadelesi olduğunu bir kez daha yineleyecek! DHF, bu bilinç ve kavrayışla, başta tüm örgütlülükleri ile üye ve taraftarları olmak üzere, ülke genelinde gerçekleştirilen eylemliliklere katılım çağrısını yinelerken; başta emekçilerimiz olmak üzere halkımızı DHF saflarında örgütlenmeye ve milli baskı ve zulme karşı mücadeleye çağırır! |





Son 10 günlük zaman dilimi içerisinde ülke gündemi, Türk hakim sınıflarının, Kürt ulusal sorunu karşısındaki geleneksel politikalarına tanık oldu.