dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Kürt Ulusunun Haklı Mücadelesi, İmha Operasyonlarıyla ve Milliyetçi-Şoven Saldırılarla Sindirilemez!

Demokratik Haklar Federasyonu
20 Ağustos 2011

dhflogo2Yeni demokrasi güçleri sıklıkla, Türk hâkim sınıflarının, ezilenlere dönük kapsamlı bir saldırı hazırlığı içerisinde olduğunu söylüyordu. Nitekim bu saldırı dalgası “sınır ötesi” operasyonlarla başladı ve milliyetçi-şoven saldırıların tırmandırılmasıyla desteklendi. Bu süreç yakın gelecekte daha da derinleşerek devam edecek.

Mücadele tarihimiz hâkim sınıfların kapsamlı saldırılarının bizim gibi ülkelerde dönemsel olmadığını aksine süreklilik arz ettiğini göstermektedir. Bu durumu kavramayan veyahut görmek istemeyen çeşitli kesimler ise “ne oldu da bir anda bu hale geldik” demeye başladı.

Sahi, Kürt ulusal sorununda neredeydik, nereye geldik?

Kürt ulusal sorununda içerisinde bulunduğumuz nokta, 12 Haziran seçimleri sürecinde ve öncesinde bulunduğumuz noktadır. Değişen bir durum yoktur.

Bir kez daha yaşanarak görülmüştür ki, 12 Haziran genel seçimleri sürecinde “parlamento tek çözüm yeridir, yeni anayasa Kürt sorununu çözecek” güzellemeleri, yüz yıllardır Kürt ulusuna dönük hayata geçirilen saldırı politikalarının devamıdır.

Bu yalın gerçeği görmek, devletin gerçek yüzünü kavramak demektir. Sömürünün ve zulmün mührünü taşıyan bir düzenin sınırları içerisinde demokrasi ve özgürlük, bu düzene boyun eğmekle, düşüncelerimizden, sınıfsal çıkarlarımızdan, kimliklerimizden, inançlarımızdan vazgeçmekle ve hâkim olanı onaylamakla mümkündür.

Hâkim olanı onaylamayıp demokratik-ulusal haklarınız için mücadele etmeyi sürdürdüğünüzde ise, demokrasi ve özgürlük maskeli gerici-faşist devlet gerçeği, “Osmanlı oyunlarıyla” karşınıza çıkıverir. Oyun içerisinde oyun çeviren hâkim sınıflar, demokrasi ve özgürlük naraları atarken dahi; sınır ötesi operasyonları planlamakta, askeri hazırlıklarını hızlandırmakta, saldırılar için uluslararası görüşmeleri tamamlamakta ve bugün ortalığa saçılan bilgilerde görüldüğü üzere “Tamil imha planlarının” dahi hesabını yapmaktadır.

İşte “sıfır kilometre anayasa” ile özgürlükleri güvence altına alacak ve “bütün sorunları çözecek Demokratik Türkiye” gerçeğinin anlattığı budur!

Savaşta Ölen Halk Çocuklarının Sorumlusu Sömürü ve Zulüm Düzenidir!

Yaşanan çatışmalarda ölen askerlerin ardından timsah gözyaşları döken “devletin zirvesi” intikam naraları eşliğinde bütün faturayı Kürt ulusunun haklı mücadelesine kesmekte ve ardı ardına tehditler savurmaktan geri durmamaktadır.

Yaşanan çatışmalarda ölenlerin büyük oranda işçilerin, köylülerin ve emekçilerin çocuklarının olduğu bir gerçeklik içerisinde, Türk hâkim sınıfları bu ölümleri de aymazca kullanmakta, Kürt ve Türk emekçiler arasına nefret tohumları ekme politikasını ustalıkla hayata geçirmektedir.

Her gerici sistemin ordusu, bir avuç sömürücü para babasının çıkarlarını korumak için vardır. Bu kokuşmuş-gerici düzen yaşadığı müddetçe halk çocuklarının ölüme gönderileceği haksız savaşlar var olmaya devam edecektir. Şu açıklıkla bilinmelidir ki, yaşanan ölümlerin sorumlusu sömürü ve zulüm düzenidir.

Bir yandan Kürt ulusuna karşı imha saldırılarını desteklemek, emperyalist politikalar kapsamında bölge halklarına karşı sürdürülen savaşları alkışlamak, halkımıza yönelen aralıksız ekonomik, sosyal ve siyasal saldırıların taşeronluğunu yapmak, öte yandan da kameralar karşısında “gözyaşları içerisinde” duygu tüccarlığı ile halkı halka karşı kışkırtmak sahtekârlıktır.

Dün, Kürt ulusunun demokratik haklarının yanında gibi görünmeyi başaran, yılmaz demokrasi savaşçıları olarak “yüceltilen” ve en az düzenleri kadar kokuşmuş liberal koronun bugün nasıl da “silah çözüm değil ama hükümete başka yol bırakmadılar” diyerek Kürt ulusuna karşı imha yönelimini güçlendirdiğini halkımız unutmamalıdır.

Yeni bir mevsimde bu alçaklar ordusunun yeniden yüce demokratlar olarak sunulduğuna şahit olduğumuzda ise kimse şaşırmasın. Çünkü bu alçaklar ordusun görevi duruma göre vazife almaktır.

Gerici-faşist Saldırıları Birleşik, Devrimci Mücadelemizle Boşa Çıkaracağız!

Sistemin tüm güçleri ve parçaları, AKP’si, CHP’si, liberali ile halka karşı ve Kürt ulusunun haklı mücadelesine karşı, geçmişte olduğu gibi bugün de tek vücuttur.

Yoğunlaşan bu saldırı dalgasına karşı ezilenlerin birliğini ve dayanışmasını örgütlemek, geliştirmek ise halk güçlerinin görevidir. Şimdi bütün ilerici, demokratik, devrimci güçlerin zaman kaybetmeden bu çağrıya cevap olması gerekmektedir.

Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) üzerine düşen sorumlulukların biliciyle hareket ederek Kürt ulusunun haklı mücadelesini sahiplenme ve birleşik, devrimci mücadeleyi geliştirme kararlılığını bir kez daha ilan eder!