dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Kürt Ulusunun Meşru, Demokratik Mücadelesi Yargılanamaz!

Demokratik Haklar Federasyonu
17 Ekim 2010

dhflogo2"KCK operasyonu" adı altında düzmece belgelerle tutuklanan ve 3 bin 326 yıl hapis cezası istemiyle yargılanan, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ve Demokratik Toplum Kongresi (DTK) üyesi 151 kişinin davası, yarın Amed’de görülmeye başlanacak.

Ülkemiz hâkim sınıflarının son süreçte de “demokratik açılım sürecini devam ettirmekte kararlı” olduklarını beyan etmesi; İşçilere, köylülere, emekçilere ve Kürtlere, Alevilere, diğer ezilen kesimlere yönelik saldırıların yoğunlaşmasıyla gerçek yüzünü tekrar tekrar göstermektedir.

Aylardır, düzmece belgeler dayanak yapılarak tutukluluk halleri devam ettirilen binlerce BDP'linin ve DTK'lının varlığı; Şerzan Kurt davasında devletin, katillerini aklayan tutuma yeni bir halka eklemesi; Alevilerin demokratik haklarının yok sayılması; işçilerimizin, köylülerimizin, gençlerimizin, kadınlarımızın ve ezilen diğer kesimlerimizin çeşitli ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel saldırıların hedefi olmaktan kurtulamaması, “demokratik açılımın” koca bir aldatmaca olduğunu gösteren güncel örnekler olarak tarihin sayfalarına not düşmüştür.

Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), sömürü düzeninin “demokratik açılım” aldatmacasının önümüzdeki süreçte de devam edeceğini ve buna bağlı olarak ezilen milyonların kapsamlı ekonomik, sosyal saldırıların ve tasfiye süreçlerinin hedefi olacağını öngörmektedir.

Böylesi bir atmosfer içerisinde görülmeye başlanacak davaya yurt içinde ve dışında çok geniş bir kesimin ilgi göstermesi, bahsini yaptığımız sürecin güncel bir işareti olarak okunmalıdır.

Bu bakımdan yarın ki davaya büyük bir misyon yükleyen liberallerin, satılık kalemşorların ve objektif olarak, onlarla aynı çizgide buluşanların “barışa şans verelim”, “büyük fırsatı kaçırmayalım”, “kardeşlik kazansın” türünden yaklaşımlarını, son derece tehlikeli bulduğumuzu ifade etmeden geçmeyeceğiz.

Çünkü bu tespitler eşliğinde Kürtler alenen aldatılmaya çalışılmakta ve kapımızda bekleyen kapsamlı saldırılar unutturularak, Kürt ulusal sorununun sistem içerisinde çözülebileceği inancı, yaşadığımız sayısız acı tecrübeye karşın, diri tutulmaya çalışılmaktadır.

Bu kesimler Kürtlerden, ezilenlerden yana bir çözümü değil; sömürü düzeninden yana bir çözümsüzlüğü savunmaktadırlar. Tam da bu nedenle “demokratik açılım aldatmacasını” şekere bulandırarak daha tatlı bir dille bizlere sunmaktadırlar.

Sadece son 2 yıllık süreçte, Kürt sorunu bağlamında bu kesimlerin, “Kürt sorununda iyi şeyler olacak”, “barış kapımızda”, “tarihi fırsat yakalandı” söylemlerini defalarca dillendirmesi ve bugün yaşayarak bir kez daha deneyimlediğimiz gerçekler, “kimin dost kimin düşman olduğunu” hiçbir söze gerek bırakmayacak şekilde ortaya çıkarmıştır.

Sonuç olarak, liberalleri ve sömürü düzenine uşaklık edenleri bir kenara bırakırsak; bütün farklı tespitlerimize rağmen Kürt ulusunun demokratik haklarına ve meşru mücadelesine yönelen saldırılara karşı birlikte hareket etmek ertelenemez bir görevdir.

DHF, BDP ve DTK'nın yanında olduğunu ilan ederken; başta üye ve taraftarları olmak üzere bütün ilerici-demokratik-devrimci güçleri dayanışmayı yükseltmeye çağırmaktadır.