dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Munzur’un İsyan Doğuran Çağıldayışını; Festivalin Coşkusuyla Buluşturmak için Dersim’e Akalım!

Demokratik Haklar Federasyonu
14 Temmuz 2009

dhflogo2Dersim, tarihin kokusunu, yaşamın izlerini taşıyor isyan dolu duruşunda…

Neredeyse her karış toprağının bombalandığı, topraklarından sürgün edilen insanların çığlıklarının köylerde yıkık duran evlerin içinde yankılandığı ve halen Munzur’da yapılmak istenen barajlarla, yaz aylarında ormanların yakılmasıyla, halkı asimile etmek için sistem tarafından geliştirilen politikalarla, hâkim sınıfların saldırılarından kurtulamamıştır Dersim…

Zoraki bir ulus devlet yaratma anlayışıyla farklı kimlik ve inanca sahip olan kitleleri yok eden ve bu amaçla 1938 yılında Dersim’e de bir çıkarma yaparak on binlerce insanı katledip, binlerce insanı sürgüne zorlayarak Dersim’i insansızlaştırmayı amaçlamıştır hâkim sınıflar.

1938 yılında, Dersim’e yapılan devletin tunçtan eli operasyonu, 1990’lı yıllarda pervasızlaşarak devam etmiş ve 1990’lı yıllarda Dersimliler faili meçhul cinayetlere, köylerinin boşaltılmasına ve sürgünlere maruz kalarak adeta ölümün pençesine atılmışlardır.

Yıllarca insanlar köylerine gidememiş, atalarının mezarlarına bile uğrayamamışlardır.

Munzur Kültür ve Doğa Festivali, bu koşullar içerisinde sürgünlere maruz kalmış, Dersimliler tarafından bir proje olarak ele alınmıştır.

Projenin ana teması toprak, doğa, insan ve kültür olmuştur.

Bu proje devletin baskı politikaları çerçevesinde reddedilmiş, fakat verilen mücadeleler sonrasında kabul görmüştür.

İlk festivalle birlikte, on binlerce Dersimli sel olup, Munzur gibi Dersime akmıştır. Neredeyse her ulustan insanın katıldığı festival, daha doğuşunda uluslararası bir alanda tartışma konusu olmuştur.

Çünkü Dersim, doğası, insanı, kültürü ve Munzur’un doğal güzelliğiyle insanın yaşama sevgisini arttıran bir zenginliği taşıyan yerde durmaktadır. Festivalin özünü doğa, insan, kültür oluşturduğu ve konjektürel olarak da ülke ve dünya sorunlarını da gündemine aldığı için sürekli hâkim sınıflar tarafından festival yasaklamalara maruz kalmıştır.

Özellikle sorgulayan, sorgulatan, farklı kimlik ve kültürlerle buluşarak ilerleyen Munzur Kültür ve Doğa Festivali, tek dil, ulus, mezhep ve vatan yaratma anlayışına farklı kültürleri kucaklayarak cevap vermiştir. Bir yanda bu kültürel zenginliği bağrında büyüterek ilerlerken, öte yandan uzun yıllar boyunca toprağına, köyüne hasret kalmış Dersimliler’i toprağıyla, doğasıyla, kültürüyle buluşturmuştur.

Günümüzde de festival, bu dinamiklerini taşıyarak, büyütmek zorundadır. Her ne kadar Munzur Kültür ve Doğa Festivali son yıllarda tek bir çizgide siyasallaş(tırıl)sa da yeni demokrasi güçlerinin ortaya koyacağı net ve ilkeli çalışma tarzları üzerinden halk kitlelerini bir araya getirerek, daha zengin ve çok sesli bir seviyeye yükselmesi sağlanacaktır. Bunun için her zamankinden daha fazla mücadele verilmek zorundadır.

Ulusal ve uluslararası boyutta, ezilen dünya halklarına emperyalistlerin azgınca saldırdığı;

Dünyada gerçekleşen krizin faturasının emekçilere kesildiği;

Ülkemiz hâkim sınıflarının ise emperyalistlerin istemleri doğrultusunda özelleştirme, işten atma, vergi oranlarını arttırma, ilerici-devrimci-yurtsever kesimlere terör maskesi altında operasyonlara çekerek tutuklatma saldırılarının yoğunlaştırıldığı;

Kürt ulusunun, demokratik ve ulusal hak talepleri görmezden gelinerek, Kürt özgürlük mücadelesini tasfiye etme planlarının geliştirildiği;

İşçilerin ve kamu çalışanlarının toplu sözleşme, grev ve sendikalaşma haklarını ortadan kaldırmak için mecliste yeni yasal düzenlemeler hazırlama gibi saldırılarda bulunduğu bir ortamda, Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ni, Demokratik Haklar Federasyonu olarak iyi bir şekilde değerlendirerek bir yandan uluslararası boyutta ülkemiz ve dünya halklarına yapılan saldırılar karşısında ezilen emekçi halk kitlelerini örgütlenmeye çağırırken öte yanda da hâkim sınıfların Dersim üzerinde sistemli olarak hayata geçirdiği politikalarını teşhir ederek gündemde tutmalıyız.

Festivalin, tüm sene boyunca Dersim halkıyla birlikte yürütülen faaliyetlere yaslanan, oradan güçlenerek çok öncesinden farklı konularda işler hale gelen atölye çalışmalarıyla güçlü ve somut bir zemine dayanması, köylerden ilçelere, ilçelerden merkeze kadar kurulan bağ üzerinden içerik ve niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir.

Ancak böylelikle başta Dersimlililer olmak üzere, halk kitlelerinin inisiyatifinde ve denetiminde, yine kendi ihtiyaçları temelinde çok yönlü bir festival süreci işletilebilir.

Köylülerin, işçilerin, gençliğin, kadınların ve diğer ezilen kesimlerin sorunlarını tartıştığı, somut ekonomik ve sosyal projelerini kendi ihtiyaçları temelinde tartıştığı ve örgütlediği, kolektif bir zemin yaratılabilir.

AB emperyalistlerinin “fonlarıyla” değil; bizatihi kendi emeğimiz ve toprağımızla, öz gücümüze dayanarak, olanaklarımızı, belediyelerimizi değerlendirerek kendi geleceğimizi planlayabilir ve yaratabiliriz.

Yerel Seçimler sürecinde, Dersim halkının inisiyatifi üzerine kurulu olan Dersim Demokratik Halk Dayanışması örneğinde olduğu üzere, bu dayanışmanın somut kazanımları olan belediyelerin de müdahil olduğu ve sadece Dersim’deki değil tüm ülke genelindeki olanakların seferber edilebileceği bir çalışma programı yaratılabilir.

Bunun için olanaklar mevcuttur ve Dersim halkının birikimi, ihtiyacın çok daha ötesinde, tüm ülkeye örnek olabilecek pratikleri yaratmaya muktedirdir.

Bugün, Dersimlileri çevreleyen bir dizi ekonomik ve sosyal sorun bulunmaktadır;

Kabul edilmelidir ki Dersim, bilhassa 1990’lı yılların ilk dönemlerinden başlayarak, “köy boşaltmalarıyla” birlikte, üretimini toprakta yapan insanların üretimsizliğin pençesine itildiği bir süreç yaşamıştır.

Yani ya ilçe merkezlerine ya da il merkezlerinde, her geçen gün büyüyen bir işsizler ordusu yaratılmıştır.

Bu politikalarla, üretimsiz kalan Dersimliler, üretimsizliğin içinde çürümeye itilmiştir. Bir yandan medya aracılığıyla popüler kültürü gençlere aşılarken, öte yandan madde kullanımını, alkol tüketimini, fuhşu yaygınlaştırmış ve bu şekilde Dersimliler’in halk kültürü yozlaştırılmak istenmiştir/istenmektedir.

Dersimde şu an onlarca genç, uyuşturucu madde kullanmaktadır.

Madde bağımlısı gençlerin aile ilişkileri alabildiğince kopuktur. Kendi çocuğunu anlamayan aile ise bu durum karşısında eli kolu bağlı konumdadır. Ailelerin gözyaşı dökmenin ötesinde bir şey yapamadığı bu sorunun, acil çözülmesi gereken sorunların başında geldiği açıktır.

Diğer bir sorun ailelerin her geçen gün parçalanması ve dağılmasıdır.

Dersim’de son bir yıl içerisinde 88 boşanma vakası yaşanmıştır. Sistemin özel savaş aygıtlarından biri olan fuhuş, Dersim’de birahaneler üzerinden kendini açığa çıkarmış ve bu şekilde insanlar emeklerini bu yerlerde tüketir konuma gelmiş ve aileleriyle bağları kopma noktasına gelmiştir. Bu sorunun uzantısı olarak özellikle kadınlar, evlerinde fiziki ve psikolojik olarak ciddi şiddete maruz kalmışlardır/kalmaktadırlar.

Üretimin olmayışı ve bu nedenle yaşanan işsizlikten en çok etkilenen kesim kadınlar olmaktadır. İşsiz aile üyelerinin ekonomik, sosyal, psikolojik anlamda yaşadığı sorunlar, kadınlara dolaysız olarak yansımakta, onların çaresizliğini ve mağduriyetini artırmaktadır. Kadınlara yönelik şiddetin yaygınlaşması, kadınların özgüven sorununun derinleşmesi ve aynı zamanda kendilerini geliştirebilecekleri eğitim olanaklarından yoksun olmaları, mevcut sorunların gün geçtikçe artmasına neden olmaktadır.

Ekonomik olarak geçim sıkıntısı yaşayan Dersimliler, devletin son olarak geliştirdiği “kır bekçiliği” adı altında, “yoksul vatandaşına sahip çıkma” söylemleriyle “koruculaştırmayı” yaygınlaştırmak için 1500’e yakın insanı işe almıştır.

Bu şekilde de insanları silahlandırarak Mardin’in Bilge Köyü’nde yaşanan katliamın benzerlerinin zeminini hazırlamıştır/hazırlamaktadır.

Hâkim sınıflar, Dersim politikasında halkı iyice sıkboğaz etmek için yaşamını hayvancılıkla sürdüren köylüleri kıskaca alarak yayla alanlarını yasak bölge ilan etmiş ve bu şekilde yaşamını hayvancılıkla sürdüren insanları da teslim alma, yoksullaştırma, düşkünleştirme siyasetini hayata geçirmektedirler.

Hakim sınıfların Dersim politikasının bir diğer hamlesi ise “barajlar projesi”yle Dersim’i sular altında bırakarak, Dersim’i ve Dersim insanını sularla boğmak, sürgün ve göç ettirme politikalarını son hızıyla devam ettirmektir.

Ulusal ve uluslararası alanda emperyalist-kapitalistlerin ülkemiz halklarına alabildiğince saldırdığı günümüz koşullarında devrimci, demokrat ve yurtseverlerin yapması gereken; bu politikaları teşhir etmek, yeni demokrasi kültürü çerçevesinde halka paylaşımı, dayanışmayı, sevgiyi ve en önemlisi bütün sorunlarımıza karşı örgütlenerek mücadele etmeyi bıkmadan ve usanmadan anlatmak olmalıdır.

Bütün bu ifadelerimiz kapsamında hâkim sınıfların köy boşaltma, barajla Dersim’i sular altında bırakma, “fuhuş”, “birahaneler”, “madde kullanımı” ve benzeri araçlarla halkı yozlaştırmak, “kır bekçiliği” adı altında halkı koruculaştırma saldırılarını boşa çıkartmak, Dersim’e sahip çıkmak, dilimizi, kültürümüzü, değerlerimizi geliştirmek ve özlemini duyduğumuz bir düzeni kurmak için Demokratik Haklar Federasyonu saflarında örgütlenmeye çağırıyoruz.

EK Bilgi: Festival kapsamında, 1 Ağustos (Cumartesi) günü saat 18.00'da Munzur üzerinde yapılmak istenen barajları protesto gösterisi düzenlenmektedir.

Demokratik Haklar Federasyonu, Çağlar İşhanı önünde toplanacak ve buradan, eylemin düzenleneceği alana doğru kitlesel bir yürüyüş düzenleyerek, eyleme katılım sağlayacaktır.

Demokratik Haklar Federasyonu, başta tüm Dersimliler olmak üzere, festivale katılacak olan halkımızdan, DHF saflarını kuvvetlendirme ve Dersim’e sahip çıkma çağrısını bir kez daha yineler!