dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Sefalet ve Zorbalık Sultasına Karşı; İnsanca Bir Yaşam ve Gerçek Demokratik Bir Düzen için Demokratik Haklar Mücadelesinde Birleşelim!

Demokratik Haklar Federasyonu
20 Ağustos 2009

dhflogo2Emperyalist merkezlerde başlayan ve tüm dünyaya yayılan ekonomik kriz, ülkemiz hâkim sınıflarının ve vitrindeki AKP’nin “açılımlar” furyası ve bunun yarattığı “siyasi çalkantılar” içerisinde burjuva – feodal medya patronlarınca bilinçli bir şekilde gizlenmeye çalışılsa da ülkemize olan ekonomik, sosyal ve siyasi yıkımlarını gün geçtikçe katlamaya devam ediyor.

Yıkım Tablosu Derinleşiyor!

Geçmişten günümüze, tefecinin, tüccarın, kriz rantçılarının azgın sömürüsüne itilen köylülerimiz; çay ve fındık üreticisi köylüler örneğinde olduğu üzere; devletin üreticilere para vermeyeceğini açıklamasıyla birlikte yeniden tefeci ve tüccara mahkûm ediliyor. Üstelik devlet, köylüye olan eski borçlarını da ödemeyerek, köylülüğü tümüyle tefeci ve tüccarlara daha bağımlı hale sürüklüyor ve üretici köylülüğün giderek daha da yoksullaşmasını sağlıyor.

Ülkemizde fabrikalar ve atölyeler kapanmaya devam ederken, işçi çıkartma uygulamaları ve “ücretsiz izin” adı altında işçi kıyımı da hız kaybetmeden devam ediyor. Taşeronlaşma hızla artarken, hiçbir güvencesi olmadan taşeron firmalarda geçimlerini sağlamaya çalışan emekçiler de işçi kıyımından en fazla mağdur olan kesimleri oluşturmaya devam ediyor.

Kürt Ulusu’nun uzun yıllardır büyük bedeller ve emekler üzerine ortaya koyduğu en tabi ulusal ve demokratik hak talepleri; “çözüm” furyası içerisinde eritilmek, tasfiye edilmek ve emperyalizmin bölgesel planları içerisine manipüle edilmek isteniyor.

Kürtler gibi, ülkemiz Alevileri’nin de en tabi demokratik hak talepleri; başta Fettullah Gülenler olmak üzere emperyalizmin ve uşak sistemin kurumlarınca, işbirlikçilerince bertaraf edilmek isteniyor. Kendi demokratik kitle örgütleri, yok sayılarak, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan, Abant Platformları’na dek bir dizi saldırı mekanizması büyük bir planlama içerisinde hayata geçiriliyor. Alevi halkımız, bugün, dünden daha sinsi bir asimilasyon sürecine tabi tutuluyor.

Kürtler ve Aleviler dışındaki diğer azınlık milliyetler ve inanç grupları da benzer “liberal açılım” saldırganlığının bir parçası haline getirilirken; yine ülkemiz neo-liberal sol kalemşorları ve örgütlerince; işçilerin, köylülerin ve ezilen tüm diğer emekçi kesimlerin mücadelelerin ve bu mücadele süreciyle anlam kazanan gerçek devrimci demokratik bir çözümün parçası olan bu sorunlar, “kimlik siyaseti”nin bir parçası haline getirilerek, işçilerimizin ve köylülerimizin devrimci mücadelesi ideolojik ve örgütsel olarak engelleniyor.

Ülkemiz halkları, bir yandan ekonomik, sosyal ve siyasal yıkımlara uğratılırken bir yandan da gerçek demokratik bir düzen mücadelesi ve bunun kitleler nezdindeki tezahürü de ciddi bir ideolojik saldırganlıkla yüzleşiyor.

Ülkemiz gençliği, ekonomik ve sosyal yıkımlardan en çok etkilenen toplumsal kesimlerden birisi olma özelliğini, gün geçtikçe daha fazla arttırıyor. En son yaşanan YÖK zamları süreci, eğitimin ticarileştirilmesi sürecinin ne denli ciddi boyutlara ulaştığını açıkça gün yüzüne seriyor.

Başta emekçi kadınlar olmak üzere ülkemiz kadınları, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmenin tüm yıkıcılığıyla yüzleşirken; krizin ve yoksullaşmanın ekonomik yükünü bugün, dünden daha fazla çekiyorlar. Mevcut kriz, kadınlara yönelik şiddeti de tetikliyor.

Toplum olarak, ekonomik, sosyal ve siyasal krizin içerisinde, ahlaki ve moral değerlerimizden uzaklaşmanın olumsuz sonuçlarıyla daha fazla yüzleşiyoruz. Saldırılar, cinnetler, tecavüzler, tacizler, katliamlar, alkol ve uyuşturucu tüketiminde yaşanan artış, yabancılaşma, her geçen günde toplumumuzu kemirmeye, yozlaştırmaya devam ediyor.

Emperyalizme peşkeş çekilen yer altı ve yer üstü kaynaklarımız, zenginliklerimiz, doğal güzelliklerimiz; yaşadığımız ekonomik ve sosyal yıkımlara bir de üzerinde yaşadığımız toprağın yıkımını ekliyor. Gelecek kuşaklarımıza bırakacağımız sağlıklı ve doğal çevremiz her geçen günde barajlarla, santrallerle, çöplüklerle, düzensiz yapılaşmayla ve kirliliklerle hızla yok oluyor ve dengesizlikler üretiyor. Derelerimiz taşıyor, evlerimiz, mahallelerimiz sular altında kalıyor ve birikimlerimiz, bu azgın sömürünün, emperyalizm uşaklığının yarattığı doğal yıkımlarla da elimizden gidiyor.

Bu Tablo Kaderimiz Değildir! Kurtuluş: Örgütlü Mücadelededir!

Halklarımızın, bu kapsamlı yıkım tablosundan kurtuluşu, örgütlü, militan kitle hareketlerindedir.

İşçilerimiz, köylülerimiz, Kürdümüz, Alevimiz, gençliğimiz, kadınlarımız… ve diğer ezilen kesimlerin mücadeleleri, bugün, dağınık ve parçalı da olsa yakın geçmişimizden çok daha direngen, kararlı, yaygın ve siyasi doğrultusunu daha net görebilen bir içerik ve biçimde tezahür etmektedir.

Mevcut liberal – gerici ideolojik saldırıların karşısında, halklarımızın haklı mücadelesini “demokratikleşme” manipülasyonundan kurtarabilmek; hâlihazırda var olan hak talepleri mücadelesini, yine kitlelerle birlikte ve onların inisiyatifinde ilerletebilmek ve tüm bu kesimlerdeki kitle mücadelelerini ortak devrimci programda birleştirebilmek için bugün, dünden daha yaygın, etkili bir mücadele çizgisini ve yaygın örgütlenme sürecini gerektirmektedir.

Demokratik Haklar Federasyonu, ilanından günümüze, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel alanlarda halklarımızın en tabi hak taleplerinin; emperyalizmin ve uşaklarının yarattığı yıkım tablosunun karşısında gerçek demokratik devrimci çözüm programının savunucusu, uygulayıcısı olarak, örgütlü mücadeleyi, başta ezilen yoksul emekçiler olmak üzere, toplumun farklı kesimlerine yayma, bu alanlarda kurumsallaşma ve böylelikle bütünlüklü ve çok daha güçlü bir demokratik haklar mücadelesini yaratma perspektifiyle hareket ediyor.

Bu doğrultuda, Demokratik Haklar Federasyonu, “Emeğimize ve Geleceğimize Sahip Çıkalım!” şiarıyla 22 Ağustos 2009 – 7 Ekim 2009 tarihleri arasında hayata geçireceği; büyük şehirlerde yoksul emekçi semtleri ve daha küçük yerleşim alanlarında köylük alanları hedeflediği yeni yoğun bir çalışma programı daha oluşturmuştur.

Bu süre zarfında atölyelerde, fabrikalarda, mahallelerde ve köylerde, birebir, kapı kapı çalınarak yapılan politik kitle faaliyetlerinde; stantlarda, bildiri dağıtımlarında, sinevizyon, tiyatro, müzik dinletisi gibi stant etkinliklerinde; Federasyonumuz bünyesinde örgütlü Demokratik Haklar Derneklerinde yahut farklı kitle örgütlerinde düzenlenen panellerde, açık kitle toplantılarında; İşçi-sendikal, gençlik, kadın yahut semt komisyonlarının düzenledikleri özgül faaliyetlerde ve yine bu zaman diliminde gerçekleştirilecek merkezi mitinglerde, Demokratik Haklar Federasyonu faaliyetlerine katılalım, örgütlenelim ve mücadele bayrağını dalgalandıralım!

Demokratik Haklar Federasyonu bünyesinde örgütlü tüm komisyon üyeleri, tüm DHF taraftarları ve dostları; halklarımızın bu haklı talepleri etrafında kenetlenmeli ve “örgütlenme” perspektifiyle tüm alanlarda mücadeleyi, Federasyonumuzun yayımlayacağı bildiriler, broşürler, afişler vb. materyallerle kitlelere taşımalıdır.

Yerellerden, merkeze yapılandırılan planlama içerisinde örgütlü, disiplinli, planlı, programlı bir çalışma tarzıyla; emperyalist boyunduruğa karşı bağımsızlığın, zorbalık sultasına karşı insanca bir yaşamın ve gerçek demokratik bir düzenin mücadelesini hep birlikte tüm ülkede yükseltelim!

Federasyonumuz bünyesindeki örgütlü komisyonlara üye olalım! Toplumun her alanında örgütlü mücadeleyi yaygınlaştıralım! Geleceğin örgütlü toplumunu ve doğrudan halk inisiyatifini, örgütlü mücadele içerisinde inşa edelim!

Örgütlü Bir Halkı Hiçbir Kuvvet Yenemez!