|
Demokratik Haklar Federasyonu
10.03.2009 günü sabah saatlerinde İstanbul, İzmir, Ankara, Hatay, Mersin ve Adana’ da, Atılım Gazetesi, Ezilenlerin Sosyalist Platformu, Limter-İş, BEKSAV, Emekçi Kadınlar Derneği ve yine bazı semtlerde devrimci–demokrat kişilerin evleri basılıp 62 kişi gözaltına alındı. Ekonomik krizin etkilerinin her geçen gün arttığı ve yüz binlerce kişinin işinden olduğu, sistemle geniş halk yığınları arasında çelişkilerin derinleşerek sürdüğü koşullarda, iktidar, kendisine alternatif olan halkın örgütlü güçlerine ve onların demokratik hak ve talepler mücadelesine yönelik saldırılarını dün olduğu gibi bugün de asılsız gerekçelerle, kendi hukukunu dahi çiğneyerek ve komplolarla sürdürmektedir. Daha önce 8 ve 21 Eylül’de benzer komplolarla ESP’ye yinelik geliştirilen saldırganlık daha sonra Haklar ve Özgürlükler Cephesi ile İşçi-Köylü gazetesi çalışanlarına da benzer komplolarla yönelmişti. Yine aynı dönemlerde ve henüz geçtiğimiz haftalar içerisinde Federasyonumuza da Adana, Malatya, Dersim, Konya ve Sivas’ta benzer saldırılar yapılmış, dernek çalışanlarımız tutuklanmıştır. Sivas’ta yapılan son operasyonda ise artık iktidarın saldırı perspektifini çeşitli sendika yöneticileri ile çalışanlarına da yönelttiği gözlemlenmektedir. Sivas’ta üniversite öğrencileri ve sendikacılar, hiçbir maddi zemini olmayan ithamlarla, birden fazla örgüte üye oldukları gerekçesiyle tutuklanmışlardır. Halkın örgütlü güçlerinin, tarihsel haklılıklarından ve ezilen milyonlardan aldıkları güçle yürüttükleri demokratik-meşru mücadelelerine yönelik bastırma ve sindirme amacıyla dün olduğu gibi bugün de yapılan tüm operasyonlar, maddi kanıtlardan yoksun polis fezlekelerine ve hayali senaryolara dayandırılmaktadır. Demokratik-meşru mücadele veren kurumları ve halkın çıkarları yönünde yayın yapan basın organlarını “yasadışıymış” gibi göstermek ve ilerici-devrimci kurumları “illegal” ilan etmek dahi iktidarın dilinden düşürmediği “demokrasi” söyleminin altının ne kadar boş olduğunun göstergesidir. Terörle Mücadele Yasası’nın kapsamının daha da genişletilmesi ile geçmişten bugüne devam ettirilen bu saldırıların ve anti-demokratik uygulamaların devlet eliyle sistemleştirilerek toplumun bütününü tehdit edecek kadar genişletildiği ve daha da kapsamlı bir şekilde ilerletildiği görülmektedir. Her birey en doğal ve en sıradan hak mücadelesini yürüttüğünde dahi “terörist” olduğu, “örgüt üyeliği” ya da “örgüt propagandası” yaptığı iddiasıyla tutuklanabilmekte, sokak ortasında kurşunlanarak öldürülebilmekte, gözaltında işkence ile katledilebilmektedir. Tüm bu saldırılar; özellikle devrim ve demokrasi güçlerini hedeflemekte, geniş emekçi kesimleri örgütlü mücadeleden, örgütlü devrimci güçleri de emekçi kesimlerden kopararak, teslim almaya çalışmaktadır. Bu nedenledir ki, devrimci ve demokratik güçlerin herhangi birine yönelen saldırı, toplumun tüm emekçi kesimlerini hedeflemekte, onların söz, eylem ve örgütlenme hakkını terörize ederek mücadele dinamiğini köreltmeye çalışmaktadır. Demokratik-meşru zeminde örgütlü bulunan kurumlara yönelik yapılan her türlü saldırı karşısında demokratik haklar mücadelesi mevzisinden bir adım dahi geri adım atmadan mücadele yürütmek, bizim için bir tercih değil, insanca yaşamak için en asgari zorunluluk ve sorumluluk haline gelmiştir. Bu nedenledir ki devrimci birlik ve dayanışma şiarını, demokratik haklar mücadelemizi daha da yükselterek, saldırıları birlikte göğüslemeye ve ısrarla mücadele yürütmeye devam edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz. |





Emperyalizme uşaklıkta sınır tanımayan iktidar, son süreçte, “demokrasi” maskesi altında ve “demokratikleşiyoruz” söylemleriyle devrimci, demokrat ve yurtsever kurumlara saldırılarını tırmandırarak sürdürüyor.