| Siyasi İktidarın Federasyonumuz Üzerinde Yoğunlaşan Baskılarını Politik Kitle Faaliyetlerinde Derinleşerek Boşa Çıkaracağız! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) bağımsızlık ve yeni demokrasi mücadelesinin rehberliğinde, bu temel halkayı yakalama bilincinin ve pratiğinin ürünü olarak 2008 Eylül’ünde kuruldu. DHF, demokrasi ve devrim mücadelesinin gelişimine katkı sunma yolunda işçiler ve köylüler içerisinde örgütlenmenin tayin edici önemine dikkat çekerek bu alanlarda örgütlenmeye ağırlık vereceğini; halkın emek ve özgürlük mücadelesi içerisinde yeni demokrasi mücadelesini yükselteceğini ilan etti. Federasyonumuz böylesi bir çabayla ülke genelinde önemli bir örgütlenme hamlesi gerçekleştirmiş ve bu çıkışıyla çeşitli saldırıların hedefi olmuştur. Hatırlanacağı gibi Federasyonumuz girişim aşamasında ve kurulduktan hemen sonra Adana, Malatya, Dersim, Konya ve Sivas’ta “operasyonlara” uğramış ve dernek çalışanlarımız tutuklanmıştı. Bununla birlikte saldırılar Uşak’tan Dersim’e ve daha bir dizi faaliyet alanına kadar yayılmıştı. Tüm bu saldırılar Federasyonumuzla sınırlı olmayıp demokrasi ve devrim güçlerine yönelmektedir. Bu saldırılarla hedeflenen geniş emekçi kesimleri örgütlü mücadeleden, örgütlü devrimci güçleri de emekçi kesimlerden kopararak teslim almaktır. Federasyonumuz Üzerinde Yoğunlaşan Baskılar Siyasi İktidarın Gerici - Faşist Yüzünü Açığa Çıkarmaktadır! Siyasi iktidar “demokrasi”, “özgürlük”, “eşitlik” gibi kavramları kullanarak bir taraftan gerici- faşist yüzünü maskelemekte ve geniş kesimlerin bilinçlerini bulandırmakta diğer taraftan kavramların içini boşaltarak devrimci güçlere dönük kapsamlı bir ideolojik saldırıya girişmektedir. Ülke tarihimiz hakim sınıfların temsilcisi olan düzen partilerinin “özgürlükçü” ve “adalet” savunucusu kesildiği dönemlere sıklıkla tanık olmuştur. Son 60 yıllık süreçte yaşananlar dahi birçok güncel gelişmeyi rahatlıkla açıklamaktadır. 1950’lerde CHP’ye karşı DP’nin “özgürlükçü” kesilmesi; 60’lara gelindiğinde ise “özgürlük” bayrağını tekrar CHP’nin devralması günümüzde düzen partileri arasında yaşanan dalaşlara da ışık tutmaktadır. Ezilen milyonlar, “suni ve gerici kamplar” arasında on yıllardır “taraf” olmaya itilirken; hak ve özgürlük mücadelelerini halkın çıkarları doğrultusunda yönlendiren devrimci kurumlar yoğun saldırılara maruz kalmaktadır. Federasyonumuz sadece son 20 gün içerisinde dahi çeşitli illerde böylesi saldırıların hedefi olmuştur. “İşsizliğe, Zamlara ve Yoksulluğa Karşı Emeğimize ve Geleceğimize Sahip Çıkalım” üst başlığıyla ülke genelinde gerçekleştirdiğimiz kampanya kapsamında 30 Nisan 2009 tarihinde Diyarbakır’da basın açıklaması düzenlenmiş; açıklamada geçen "2007’de, “polisin eli soğutuluyor” diye değiştirilen Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu, 2008’de meyvesini verdi. 2008 yılında, polis kurşunuyla, tam 36 kişi yaşamını yitirdi" ifadesinden kaynaklı temsilcimiz Işıl Ekici hakkında soruşturma açılmıştır. Polis tarafından öldürülen Baran Tursun’un 20 Mayıs 2009 tarihinde sonuçlanan davası, siyasi iktidarın “katilleri” ödüllendirdiğini; ilerici-demokrat-devrimci kişi ve kurumları ise susturmaya çalıştığını gösteren en son örnek oldu. 4 Mayıs 2009 tarihinde, geçtiğimiz yıl Malatya ve Dersim’de kurumlarımıza dönük yapılan “operasyonlar” kapsamında tutuklanan üyelerimizin davası sonuçlanmış ve Federasyonumuz “yasadışı” ilan edilmiştir. Yine aynı davada üyemizin evinde “ele geçirilen” İbrahim Kaypakkaya’ya ait kitap “suç delili” olarak not düşmüştür. Ülkemizin tarihi gerçekleri siyasi iktidarın “yasalarının” onun gerici-faşist yüzünü maskelemek için var olduğunu öğretmektedir. Federasyonumuz, ezilenlerin çıkarlarını savunduğu için “yasadışı” ilan edilmiştir. Malatya davasında ortaya çıkan bu sonuç “demokrasi havarisi” kesilen siyasi iktidarın gerici yüzünü açığa çıkaran yeni bir örnek olmuştur. Siyasi iktidarın kendi yasalarını dahi hiçe sayan bu pervasızlığı Federasyonumuzu demokratik haklar mücadelesi yürütmekten alıkoymayacaktır. 9 Mayıs 2009 tarihinde İzmir’de, Federasyon üyemiz Özkan Ulucan polis tarafından gözaltına alınarak tehdit edilmiş ve peşi sıra işbirlikçilik teklif edilmiştir. 11 Mayıs 2009 tarihinde Isparta’da, Deniz GEZMİŞ ve yoldaşlarını anma amacıyla gerçekleştirilmek istenen basın açıklaması kolluk kuvvetlerinin provokasyonlarıyla linç girişimine dönüşmüş; federasyon üyelerimizin de aralarında yer aldığı onlarca kişi gözaltına alınmış, 2 kişi ise yaralanmıştır. Basın açıklamasının yapılacağı günün sabahı temsilcimiz Ozan Samur polis tarafından keyfi bir şekilde gözaltına alınarak tehdit edilmiştir. İbrahim Kaypakkaya’ları, Deniz Gezmiş’leri, Mahir Çayan’ları anmanın “suç” ilan edilmesi işçi ve emekçilerin belleğinin yok edilmesi girişimidir. Cezalarla, linç girişimleriyle, tehditlerle unutturulmaya çalışılan, ezilen milyonların, gerçek demokratik bir düzende insanca yaşama hakkıdır. Devrimci önderleri, siyasi iktidarın her türlü baskı ve sindirme politikasına karşı savunacağız! Unutmayacağız, unutturmayacağız! Yine geçtiğimiz hafta içerisinde Malatya’da, temsilcimiz Şadiye Yalçın, polis ve jandarma tarafından tehdit edilmiştir. Gerek Isparta’da gerekse de İzmir’de üyelerimize dönük yapılan tehditler esnasında Federasyonumuzun merkezi yürütmesinde ve bölge yürütmelerinde yer alan üyeleri hakkında da tehditler savrulmuştur. Bunlara ek olarak başta Uşak, Bursa ve Sivas olmak üzere birçok ilde federasyon üyelerimiz tehditlere ve tacizlere maruz kalmaktadır. Bu tehditler sadece üyelerimizi değil faaliyetlerimize katılan üniversite öğrencilerini, ev kadınlarını, esnafları ve diğer kesimleri de hedef almaktadır. Demokratik Haklar Mücadelesini Yükselterek Federasyonumuz Üzerinde Yoğunlaşan Saldırıları Boşa Çıkaracağız! Federasyonumuz 2008 Eylül’ünden bu yana merkezileşme sürecini tamamlayarak yaygın bir örgütlülük oluşturmuş ve faaliyet yürüttüğü yerellerde önemli bir kesimin ilgi odağı haline gelmiştir. Farklı farklı illerde üyelerimizi hedef alan saldırılar federasyonumuzun yakaladığı olumluluklarla ilgilidir. Federasyonumuz üzerinde yoğunlaşan baskılar, işçi ve emekçilerin devrimci bir program etrafında örgütlenmesinden duyulan rahatsızlığın ifadesidir. Federasyonumuz, ülke gündemini ve hakim sınıfların yaşadığı dar boğazları değerlendirdiğinde, böylesi saldırıların artarak devam edeceğini tespit etmektedir. Hakim sınıflar iktidarlarını korumak için; işçi ve emekçiler demokratik hak ve özgürlüklerini elde etmek için savaşacaklardır. İşsizliğin ve yoksulluğun arttığı, ezilen milyonların geleceksizliğe sürüklendiği, Kürt ulusunun mücadelesinin tasfiye edilmeye çalışıldığı, azınlık milliyetler ve inançlar üzerindeki baskıların yoğunlaştığı bir dönemde demokratik haklar için mücadele etmek en temel sorumluluktur. Bu sorumluluğu üstlenmemek maruz kaldığımız saldırıları kabullenmek, yok sayılmak ve geleceksizliğe itilmek demektir. Siyasi iktidarın, demokratik-meşru zeminde örgütlü bulunan kurumlara yönelik her türlü saldırı karşısında, demokratik haklar mücadelesi mevzisinden bir adım dahi geri adım atmadan mücadele yürütmek tercih değil, insanca yaşamak için en asgari zorunluluk ve sorumluluk haline gelmiştir. DHF, ezilenlerin mücadele tarihini; sömürüye, zulme karşı isyanını ve hak alma mücadelelerini daha fazla sahiplenerek “suç” işlemeye devam edecek. DHF, ezilen milyonları örgütleme perspektifiyle hareket ederek var olan örgütlülüklerini güçlendirecek; halkın emek ve özgürlük mücadelesi içerisinde daha fazla yer alarak bağımsızlık ve yeni demokrasi bayrağını yükseltecektir. Üye ve aktivistlerimizi faaliyet alanlarında yoğunlaşarak yaygınlaşma taktik hedefinde ilerlemeye çağırırken; halkımızı demokratik hak ve özgürlükleri etrafında Federasyonumuz çatısı altında örgütlenmeye davet ediyoruz. |





Emperyalist-kapitalist dünya sisteminin saldırılarını yoğunlaştırdığı günümüzde emperyalizme ve yerli uşaklarına karşı bağımsızlık ve yeni demokrasi mücadelesini yükseltmek ezilen milyonlar açısından yegâne çözümdür. Demokrasi ve devrim güçlerinin çok yönlü saldırılara hedef olduğu ülkemiz koşullarında, işçi ve emekçiler içerisinde örgütlenmek yakalanması gereken temel halkadır.