Ana Sayfa Açıklamalar TEKEL’in Davası, Ülkenin Davasıdır! TEKEL’in Kavgası, Yoksulun Emekçinin Kavgasıdır!

Demokratik Haklar Federasyonu

TEKEL’in Davası, Ülkenin Davasıdır! TEKEL’in Kavgası, Yoksulun Emekçinin Kavgasıdır!

Demokratik Haklar Federasyonu
4 Ocak 2010

dhflogo2Ülkemiz işçi, emekçi hareketi, uzun yıllardan sonra, TEKEL işçilerinin ve İstanbul’da itfaiye işçilerinin yükselttikleri “iş hakkı” mücadelesiyle birlikte, daha kararlı, merkezi ve birleşik bir şekilde yeniden sahneye çıkmaya çalışıyor!

İşçilerimizin bu kararlı, azimli mücadelesi; AKP hükümeti eliyle hayata geçirilen devlet politikalarından yıllardır zarar gören, ezilen kesimleri de hareketlendiriyor, kendi mücadelesi ekseninde bir araya getiriyor.

Şimdi, bu mücadeleye yüklenme zamanı!

Şimdi, ülkenin her yerelinde, tüm ezilen ve sömürülen kesimleri başta TEKEL işçileri olmak üzere bu haklı, onurlu mücadele şahsında; işçi kıyımına, işsizliğe, zamlara, yoksullaşmaya ve özelleştirmelere karşı mücadeleyi yükseltme zamanı!

AKP Hükümeti, Emperyalistlerin Önüne Koyduğu Görevleri Yerine Getiriyor: Ülkemizi ve Emeğimizi Satıyor!

TEKEL işçilerinin Ankara’ya taşıdıkları mücadeleleri süresince, geride bıraktığımız üç hafta içerisinde, birçok siyasi parti temsilcisi, milletvekili ve başkanı da işçilerin yanındaydı.

Hepsi, AKP’ye yüklenerek, onun “işçi düşmanı olduğunu” söylediler. Hepsi, “TEKEL işçisinin haklı mücadelesinin yanında” olduklarını beyan ettiler(!).

Ancak hepimiz biliyoruz ki geldiğimiz aşamayı sadece AKP değil, dünden bugüne, mecliste bulunan tüm siyasi partiler yarattılar!

CHP’si, MHP’si, DYP’si, ANAP’ı, Refah Partisi ve daha niceleri… Hepsi, IMF’nin, Dünya Bankası’nın önlerine koyduğu ekonomi reçetelerini kayıtsız şartsız, harfiyen yerine getirdiler.

Fabrikalarımızı, işletmelerimizi, topraklarımızı, nehirlerimizi sattılar ve köylülerimizi, işçilerimizi, taşeron şirketlerde, iş güvencesiz, sigortasız, düşük ücretlerle çalışmaya mahkûm ettiler.

Büyük şehirlere yığılan işsizler ordusu yarattılar ve böylelikle “taşeronlaştırma” saldırısında daha ucuza, iş güvencesiz, sigortasız çalışabilecek, kölelik koşullarına mahkûm işçi, emekçi yığınları yarattılar.

Son sekiz yılda, AKP, işçiye, emekçiye düşmanlıkta, diğerlerinden daha marifetli ve emperyalist efendilerine uşaklıkta daha sadık olduğu için “hükümet koltuklarıyla” ödüllendirildi.

Umudunu sandıklarda arayan kitleler de yağmurdan kaçarken şimdi doluya tutulduklarını daha net bir biçimde görüyorlar.

“Özelleştirme” Bir Devlet Politikasıdır!

Kamu kurum ve kuruluşlarını, sağlık ve eğitim gibi en temel devlet hizmetlerini, köy kooperatiflerini ve önemli tarım üretim alanlarını özel sektöre yani piyasaya yani kardan başka bir şey düşünmeyen bilmeyen para babalarına, patronlarına satmak, devretmek; özellikle son 30 yılda uygulanagelen sistematik bir devlet politikasıdır.

İşçisinden, köylüsüne, memurundan emeklisine, sağlıkçısından eğitimcisine, öğrencisine dek milyonların sefaletini, yoksulluğunu ortaya çıkaran en önemli saldırılardan bir tanesidir!

Özelleştirmeler, fabrikalarımızı, işletmelerimizi başta yabancı şirketler olmak üzere, özel sermayeye satıp işçimizi, işsizler ordusuna katarken; bu fabrikaya hammadde sağlayan köylümüzü de işsizliğe, yoksulluğa mahkûm etmiştir.

Kamu kurumlarında, zorunlu devlet hizmetlerini yarı-paralı hale getirerek, devlet işletmelerini bilinçli politikalarla zarara sokarak, özelleştirmeleri haklı göstermişler ve milyonlar bu yolla işsizliğe, daha kötü koşullarda çalışmaya, sefalete sürüklenmiştir.

Bugün Başbakan Erdoğan’ın “Yan gelip yatma devri bitti” söylemleri; aymazlığın ötesinde, kendi yarattığı yıkımın faturasını, işçiye, emekçiye kesen ve bunun propagandasıyla kendisini haklı çıkaran bir zekânın ürünüdür.

TEKEL işletmeleri, seneler önce özelleştirildiğinde ve artık ülkemizde örneğin tüm tütün mamulleri ABD’li ve AB’li şirketlerce kapışıldığında; kendi topraklarımızın tütününü, Marlboro, Camel, Parlement, Winston vd. gibi yabancı marka paketlerin içinde içmeye başladığımızda; boşalan depolarıyla, TEKEL’den geriye kalan tütün işletmelerinin işçilerinin “tembelliği”, bu durumun sorumlusu olarak gösterildi(!).

Bu kadar açık sahtekârlıklarla yürütülen “özelleştirme operasyonları” gelinen aşamada, topraklarımızın, nehirlerimizin, yer altı kaynaklarımızın dahi elden çıkarıldığı bir noktaya ulaşmış bulunmaktadır.

Ancak, her süreçte olduğu gibi, bu kapsamlı saldırı da artık kendi sınırlarını yaratmaya başlamıştır.

TEKEL İşçisinin Kararlı Mücadelesi, Bu Kapsamlı Saldırının Dayandığı Bir Sınırdır!

Dünden bugüne yapılan özelleştirmelerle on binlerce kamu işçisi, emekçisi peyderpey tasfiye edilirken ortaya çıkan mücadeleler, kimi zaman kısmi başarılara ulaşmışsa da bu kapsamlı saldırıyı durduramamıştır.

Çünkü her seçim döneminde, bir önceki hükümetten kurtulma umuduyla sandıklara koşan işçiler, emekçiler; her defasında, daha kötü hükümetlere mahkûm kalmış ve pişman olmuşsa da kapı dışarı edilmişlerdir.

Ancak gelinen aşamada, işçimizin, köylümüzün, memurumuzun, ezilenlerin dayanacağı bir zemin de artık bulunmamaktadır.

TEKEL işçisinin yapacağı tercih ya “iş ve ekmek” ya da “işsizlik ve açlık”tır!

İşte bu yüzdendir ki TEKEL işçisi, canla başla tüm olumsuzluklara, engellemelere, ablukalara ve saldırılara, tehditlere rağmen direnişini sürdürmektedir.

Benzer şekilde itfaiye işçilerinin mücadelesi de aynı zeminde ilerlemektedir. Çünkü taşeronlaştırma, işsizlik, sendikasızlık, düşük ücret demektir!

Ezilen kitlelerin, haklı talepleri, geldiğimiz aşamada tam olarak bu can alıcı noktada düğümlenmektedir: “İş hakkı” ve “İş güvencesi”.

Emeğimiz ve Geleceğimiz için Alanlarda Mücadelemizi Büyütelim! 

TEKEL işçisinin mücadelesi, bugün, tüm ülkede özelleştirme saldırısına maruz kalan, 4-C gibi hak gasplarına uğratılan ve uğratılacak olan, işçilerin, emekçilerin umudu olmuştur.

“Taşeronlaştırma” gibi, kamu teşekküllerinin tasfiyesi sürecinde hayata geçirilen yeni istihdam stratejileri sürecinde; sigortasız, iş güvencesiz, düşük ücrete tabi çalışan milyonlar yaratılmıştır. Ve şimdi TEKEL direnişi, peşi sıra gelen itfaiye işçilerinin haklı mücadelesi, “taşeron işçiler” alanında da ezilen kitlelere yol göstermekte ve “iş hakkı” mücadelesine “iş güvencesi” talebi ekseninde ilerleyen güçlü bir mücadele de eşlik etmektedir.

İtfaiye işçilerinin bugün İstanbul’da sürdürdükleri kararlı mücadele, TEKEL’den güç almaktadır.
Yanı sıra, TEKEL işçisinin haklı kavgası, ülke kamuoyunda yer etmiş ve geniş halk kitlelerinde de belirli bir sempati uyandırmıştır.

İlerici, devrimci, demokrat kitle örgütlerinin ve yapıların desteği ve çabasıyla birlikte, önemli bir merkezileşme zemini de ortaya çıkmıştır.

Şimdi, tüm yerellerde ve çalışma alanlarında, TEKEL işçisinin yükselttiği “iş hakkı” talebini sahiplenerek; zamlara, yoksullaşmaya, özelleştirmelere ve krizin acı faturasını ezilene, yoksula kesen bu zulüm ve zorbalık sultasına karşı mücadeleye yüklenmek önümüzdeki en büyük görevdir!
Tüm emek ve demokrasi güçlerini, bu zeminde aktif katkı sunma ve mevcut mücadeleyi yaygınlaştırma temelinde ilerletmek için seferber olalım!

Demokratik Haklar Federasyonu, TEKEL İşçisinin Haklı Mücadelesi Şahsında, Tüm Ezilen, Sömürülen Kesimlerinin Mücadelesini Merkezileştirme ve Yükseltme Çağrısını Bir Kez Daha Yineler!

Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), örgütlü olduğu tüm yerellerde, tüm çalışma alanlarında; atölyelerde, okullarda, hastanelerde, semtlerde… TEKEL işçisinin haklı mücadelesini, birleştirici, itici bir gündeme çevirecek ve tüm ileri, demokrat, devrimci güçlerle birlikte; işçilerin, memurların, öğrencilerin, yoksul emekçi semt halkının çalışmalarını kuvvetlendirerek sürece aktif katkı sunacaktır.

DHF, bu alanlardaki çalışmalarını, yayımlanan ve yayımlanacak olan tüm materyalleriyle kuvvetlendirecek ve bildirilerle, afişlerle her alana dün olduğu gibi bugün de taşıyacaktır.

DHF, TEKEL işçilerinin eyleminin, farklı birçok iş koluna mensup işçilerin direniş eylemleriyle bütünleştirilmesi, ortak bir örgütlülük ve dayanışma alanı yaratılması gerektiğinin bilincindedir.

Bu nedenle mevcut mücadele, diğer mücadele alanlarını güçlendiren, büyüten ve destekleyen bir niteliğe taşınacaktır.