| TEKEL İşçilerini Destekledikleri İçin Okuldan Atılan Öğrenciler Geleceğimizdir, Geleceğimize Sahip Çıkalım! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
Ülke genelinde TEKEL direnişini sahiplenmek için yapılan destek eylemlerine, 25 Şubat tarihinde bir destek de İstanbul - Sarıgazi Mehmetçik Lisesi öğrencilerinden geldi. Lise öğrencileri TEKEL işçileriyle dayanışmak için okullarında eylem gerçekleştirdiler. Liseli gençliğin bu duyarlılığı pek tabi olarak, düzenin sahipleri tarafından “hoş” karşılanmadı. Öğrenci velileriyle tek tek görüşen okul idaresi, çocuklarının nakillerini başka okullara aldırmazlarsa okulla ilişkilerinin kesileceği, örgün öğretim dışına çıkarılacakları gibi tehditler savurdu. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılan görüşmelerde ise, 24 öğrencinin “slogan atmak”, “öğretmenlere karşı gelmek”, “dersi boykot etmek” gibi disiplin suçlarından dolayı okuldan atıldığı belirtildi. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün ayrıca Sarıgazi’nin “hassas” bölge olduğunu ve bu bölgeye dikkat edilmesi gerektiğini ifade etmesi, düzenin gerçek yüzünün görülmesi bakımından üzerinde durmaya değerdir. Sömürü ve zulüm düzeninin sahipleri on yıllardır, okumayan, araştırmayan, kendisine ve içerisinde bulunduğu topluma yabancılaşmış bir gençlik yaratmaya çalışıyor. Bu çabanın dolaysız sonuçları, yozlaştırma, madde bağımlılığı, ezberci-niteliksiz eğitim modelleri ve benzeri uygulamalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bizim gibi ülkelerde, sistemin çizdiği sınırların dışına çıkan herkes “suçlu” ilan edilir; sistemin ağzından konuşanlar ve sistemi kutsayanlar ise “kahraman”! Sömürü ve zulüm düzeninin yüzlerce yıllık pratiği budur! Düzenin “hassas bölge” uygulamaları bu nedenledir. Söyler misiniz Kürt illerindeki olağanüstü hal uygulamaları ile “2010 kültür başkenti” olan İstanbul’daki “hassas bölge” uygulamaları arasındaki fark nedir? Ya da bu uygulamalar birbirinden bağımsız mıdır? Asli görevi bir “eğitim” kurumunda “müdürlük” olan kişilerin bile “hassas bölge komutanı” gibi hareket etmesi ülkemizin gerçeklerini tekrar tekrar göstermektedir. Bu gerçekler düzenin “demokrasi” maskesini düşürmektedir. Çünkü sömürü ve zulüm düzeni için ezilen milyonlar potansiyel “tehlikedir”. Onun için ezilenler nerde olursa olsun, kontrol altında tutulmalı, yozlaştırılmalı, duyarsızlaştırılmalı ve kendilerine-emeklerine yabancılaştırılmalıdır. TEKEL işçilerini destekleyen liseli gençlerin okuldan atılması, devrimci-demokratik güçlere ve tüm emek cephesine yönelik saldırıların bir parçasıdır! Sömürü ve zulüm düzeninin bilinç bulandırma operasyonlarının yetersiz kaldığı durumlarda, baskı ve zorla ezilenlerin sindirilmeye çalışılması yabancısı olmadığımız uygulamalardır. Ancak bu çabalar nafiledir. “Hassas bölge komutanlarının” genelgelerine karşı, demokratik haklarımızı savunmaya ve parçası olduğumuz emek hareketleri içerisinde yer almaya devam edeceğiz. Sarıgazi halkının, öğrencilerin, öğrenci velilerinin, TEKEL işçilerinin ve devrimci-demokratik güçlerin saldırıya karşı takındıkları ortak tavır anlamlıdır. Sömürü ve zulüm düzeninin saldırılarını boşa çıkararak “hassas bölge komutanlarına” geri adım attıracak güç, alanlara yansıyan bu güçtür! Gençlerimizi “suçlu” ilan ederek TEKEL direnişinin meşruluğunu zayıflatmaya çalışan bu saldırıyı kınıyoruz. Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) olarak, dün olduğu gibi bugün de, liseli gençlerimize yapılan saldırılara sessiz kalmayacağımızı ilan ediyoruz. TEKEL Direnişi ve liseli gençlerimizin gerçekleştirdiği eylem meşrudur. Gayrı meşru olan, okul yönetimiyle, polisi, jandarması ve diğer kurumlarıyla, sömürü ve zulüm düzeninin kendisidir. Bütün duyarlı kesimleri seslerini daha fazla yükseltmeye ve geleceğimiz olan gençlerimize sahip çıkmaya çağırıyoruz. |


Sömürü ve zulüm düzeninin ezilen milyonlara dönük yoğunlaşan saldırıları, TEKEL direnişinin taleplerinin hemen her kesim tarafından sahiplenilmesinin temel belirleyeni oldu. Direnişin talepleri, işçiler, memurlar, gençler, kadınlar ve diğer ezilen kesimler tarafından kendi özgün sorunlarıyla bağları kurularak sahiplenildi.