Demokratik Haklar Federasyonu
27 Kasım 2009
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve Türkiye Kamu-Sen “grevli-toplu iş sözleşmeli sendika hakkı” talebiyle 25 Kasım’da bir uyarı grevi gerçekleştirdiler.
Grev, demiryollarında, hastanelerde, okullarda, havaalanlarında, limanlarda ve karayollarında önemli bir katılımla gerçekleştirildi.
Ülke genelinde ise on binler sokaklara çıkarak işçi ve emekçilerin taleplerini sahiplendi.
Hâkim sınıflar, grev öncesi, grev günü ve sonrası tehditler savurmaktan geri durmadı. Fakat “uyarı grevi” tüm baskı, tehdit ve gözaltılara rağmen, haklılığını ve meşruluğunu ortaya koydu.
Ülkemizi emperyalistlere peşkeş çekenler, IMF-DB politikalarını harfiyen hayata geçirenler, milyonları geleceksizliğe sürükleyenler elbette sokakları dolduran on binlerden ve greve çıkan yüz binlerden “rahatsız” olacaktır.
Başbakan Erdoğan, greve çıkanlar hakkında: “Yaptırım olacak tabi yasal olmayan bir durumla ilgili olarak o kurumların yöneticileri gerekli olan neyse bunu tabi ki takip edecekler. Eğer yasaların çiğnendiği bir ülkede yasaların çiğnenmesine müsaade edilirse ülke yolgeçen hanına döner” demiş ve grev öncesinde savurduğu tehditleri devam ettirmiştir.
Ezilen milyonlar, hâkim sınıfların yarattığı hukuksuzluğa, adaletsizliğe, baskıya ve sömürüye karşı insanca bir yaşam için mücadele etmektedirler.
Ülkemizi, emperyalistlerin emriyle “yolgeçen hanına” çevirenlerin yalan ve çarpıtmaları bu gerçeği değiştiremez!
Adaletsizliği, hukuksuzluğu, baskıyı, sömürüyü yaratanların bu açıklamaları, iki yüzlülüklerini gösteren yeni bir örnek olmuştur.
Hâkim sınıflar, ezilen milyonların en temel demokratik haklarına dahi tahammül etmemekte, “yasalarımız” çiğnenirse düzen bozulur demekte ve bu korkuyla daha da saldırganlaşmaktadırlar. İşçi ve emekçileri hedef alan bu tehditler, devrimci-demokratik kurumlara yönelen baskılardan, tutuklamalardan ve “yargısız infazlardan” bağımsız değildir.
İşçi ve emekçilerin işsizliğe, yoksulluğa, geleceksizliğe ve pahalılığa karşı haklarını savunması, hâkim sınıfların, devrimci-demokratik kurumlara ve halka karşı daha yoğun saldırılara girişeceğinin habercisidir.
25 Kasım grevi, bir kez daha ezilen milyonların demokratik haklar mücadelesindeki tayin ediciliğine ve kitlelerin değiştirici gücüne işaret etmiştir.
Ezilen milyonların önemli oranda örgütsüz olduğu, mevcut sendika ve konfederasyonların giderek daha fazla sistemle bütünleştiği böylesi bir dönemde, işçi ve emekçiler üretimden gelen güçlerini kullanarak “grevli-toplu sözleşmeli sendika” talebini haykırmıştır.
Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) diğer devrimci-demokratik kurumlarla birlikte 25 Kasım grevini sahiplenmiş ve grevin coşkusunu örgütlü bulunduğu bütün alanlarda sokaklara taşımıştır.
Federasyonumuz, devrimci güçlerin yaşadığı sorun ve gerilemelerin temelinde sınıf eksenli bir faaliyet gerçeğinden uzaklaşmanın olduğuna inanmaktadır.
Federasyonumuz, 25 Kasım grevini, sadece coşkusu ve katılımının yaygınlığı bakımından değil, aynı zamanda işçilerin, köylülerin ve diğer emekçilerin örgütlenmesine uzanan sürecin önemli bir halkası olarak da ele almaktadır.
Federasyonumuz, 25 Kasım grevinin açığa çıkardığı derslerden öğrenerek faaliyetlerini işçi ve köylüler içerisinde yoğunlaştırma perspektifiyle hareket etmeye devam edecektir.
Federasyonumuz, ezilen milyonların kendi hakları için örgütlendiği ve mücadele ettiği oranda hem sendikaların mevcut geriliklerinin aşılacağına hem de hâkim sınıfların tehdit ve saldırılarının boşa çıkarılacağına inanmaktadır.
Başta üyelerimiz olmak üzere, bütün ilerici, demokratik, devrimci kesimleri emek hareketlerinin doğrudan müdahili olmaya ve hâkim sınıfların korkularını büyütmeye çağırıyoruz.



