dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Ya Kölelik Ya Özgürlük! Kölelik Düzenine Karşı Emekçi Kadınların Mücadelesini Yükseltelim!

Demokratik Haklar Federasyonu
5 Mart 2011

dhflogo2Yaşamımız, emeğimiz, her geçen gün bizleri daha fazla sömüren bir avuç kan emici ve onların uşakları tarafından yok edilmeye çalışılıyor.

New York'ta tekstil işçisi kadınların “Eşit işe eşit ücret, 10-12 saatlik işgününün 8 saate indirilmesi, çocuk işçilerin çalıştırılmaması” talepleriyle yola çıktıkları ve kendilerini sömürenler tarafından fabrikaya kapatılarak katledildikleri günün üzerinden tam 154 yıl geçti. Egemenlerin ve uşaklarının sömürü yöntemleri çokça değişti ama biz emekçilerin, emekçi kadınların sömürülme durumu değişmedi.

Daha dün Irak'a “demokrasi ve özgürlük” götürdüğünü söyleyen ABD emperyalizminin gönüllü erleri tarafından binlerce insan işkenceden geçirilmiş, binlerce kadına tecavüz edilmiş, binlercesi ise katledilmişti.

Bugün ise sözde “savunma” amacıyla ortaya atılan Füze Kalkanı Projesi! Bu saldırı furyası dünyadaki tüm ezilen kesimlerin yaşamlarını kuşatacak bir hamleye dönüşecektir. Biz emekçi kadınlar ise projenin isminin daha fazla emek sömürüsü, yoksulluk, açlık, daha fazla kan ve gözyaşı olarak okumak zorundayız. Somut örnekler mi arıyoruz? Somali'de, Kosova'da, emperyalistler hep aynı yalanı söylediler. Özcesi bizlere “medeniyet” getiriyorlardı! Irak'ta, Afganistan'da, İran'da, Lübnan'da, Filistin'de, sonu işkence, taciz, tecavüz, katliam, fuhuş, kan ve gözyaşı ile biten bir medeniyet!

Ülkemiz hâkim sınıfları bu büyük saldırı planında ileri karakol olmayı kabul ederken bir taraftan da ülkemiz emekçilerine yönelik saldırılarına 'Torba Yasası' ile hız vermekte, bu projenin giderini yine emekçilerin kursaklarındaki lokmaya el uzatarak karşılama planları yapmaktadır!

Görünmeyen Emek, Sesini Daha Fazla Yükselt!

Ne mi getiriyor Torba Yasa emekçilere, emekçi kadınlara?

Erkek egemen sistem, yasanın kural haline getirdiği esnek çalışma biçimleriyle, işçi emekçilere ve yüzyıllardır ev içi emeğini sömürdüğü kadına daha pervasızca saldırıyor, bu şekilde çalışmayı toplumun tümüne yayarak, esnek çalışma biçimini yegâne çalışma biçimi haline getiriyor.

“En az üç çocuk doğurun'' anlayışının sahipleri kadının annelik rolünü tekrar tekrar hatırlatan bu yasayla kadına 16 haftalık annelik izni ve erkeğe 10 günlük babalık izni, anneye ücretli izin bitiminden itibaren 24 aya kadar, babaya ise 24 aya kadar ücretsiz izin getiriyor.

Özcesi annelik hakkı da yine onların çıkar aracına dönüşüyor. Daha fazla evde olmak, çocuk bakmak, ücretsiz evin tüm yükünü taşımak, ekonomik olarak erkeğe bağımlı olmak… Bu yasayla işe alımlarda, emeği değersiz görülen ve düşük ücretle 'taçlandırılan' kadın emeğinin tercih edileceğini öngörmek zor değil.

Sömürdüğünüz, Yok Saydığınız Bizim Emeğimiz, Bizim Bedenimiz!

Her gün neredeyse en az bir kadın cinayetiyle irkiliyoruz. Töre ve namus adına, “sevgi” adına, “kıskanma, sahiplenme” adına erkek egemen düzenin çeşitli maskeleri altında kadınlar öldürülüyor. İsimleri o kadar çok ki sayamıyoruz. Daha yakın zamanda boşandığı eşi tarafından göz göre göre öldürülmesine izin verilen Ayşe Paşalı ve kim bilir sıradaki hangi kadınlar...

Her gün atölyelerde, tarlalarda, fabrikalarda, evlerde emeğini sessizce kendisini sömürenlere biraz daha fazla açan kadınlar için örgütlü mücadelenin zorunluluğunu her geçen gün bir kez daha tecrübe edinerek öğreniyoruz!

Kadınların Mücadele Tarihinden Aldığımız Güçle Örgütlenerek, Kazanacağız!

Alın terimizle ilmek ilmek yarattığımız bu yaşamı “Özgür Dünya, Yeni Kadın” düşümüzle taçlandırmak için örgütlü mücadele tek çıkar yolumuz!

Tıpkı New Yorklu tekstil işçisi kadınlar gibi. Clara Zetkinler, Rosa Lüksemburglar, Alexander Kollantailer, Ülkemizde ise Novamedli kadınlar, Emine Aslanlar, Gülistan Kobatanlar, Aynur Çamalanlar, Türkan Albayraklar, Batıgül Tunçlar, TEKEL işçisi kadınlar, MEHA'da kazanan kadınlar, Bericap'ta mücadele eden kadınlar, Meral Yakarlar, Aycan Tatolar, Barbara Anna Kistler, Berna Ünsallar ve ismini sayamadığımız niceleri gibi...

Emekçi Kadınlar!

Demokratik Haklar Federasyonu - Demokratik Kadın Hareketi olarak, 4 - 8 Mart 2011 tarihlerinde Venezüella'da hep birlikte örgütleyeceğimiz Dünya Kadın Konferansı'na emeğimizi ve gücümüzü taşıyarak somut adımlar atmaya devam edeceğiz!

Yaşadığımız topraklarda, tüm Ortadoğu'da, Asya'da, Afrika'da, Amerika'da, Avrupa'da… Dünyanın her yerinde egemenleri var eden emeğimizi, kendimizi var edecek bilinçli emeğe dönüştürmek için bu sene 8 Mart'ta dünyanın dört bir yanından yükselen mücadele deneyimimizi ve gücümüzü birleştirerek sokaklarda, alanlarda buluşalım!

Emperyalizme, faşizme, kapitalizme, feodalizme, şovenizme ve her türden gericiliğe karşı 8 Mart'ın enternasyonal bilincini kuşanalım!

Meral Yakarlar, Aycan Tatolar, Barbara Anna Kistler, Berna Ünsallar ve ismini sayamadığımız niceleri gibi...