dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
Yaşam Hakkımıza Sahip Çıkalım, Birleşelim, Mücadele Edelim: “Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu” Kaldırılsın!

Demokratik Haklar Federasyonu
12 Temmuz 2009

dhflogo2Emperyalist-Kapitalist dünya sisteminin “krizleri” derinleştikçe, halklar ve çalışan yoksul kesimler üzerindeki baskı ve şiddetin dozu da artıyor. Gerici dünya sisteminin sürekliliğinin sağlanması, ezilen dünya halklarına karşı sistematik baskı ve şiddet politikalarından geçmektedir.

Ülkemiz hâkim sınıfları on yıllardır, ezilen milyonlar üzerinde baskı ve şiddet uygulamaktadır. Hâkim sınıfların iktidar alanlarını devam ettirme isteği, yaşadığı ekonomik ve siyasi darboğazlarla birleşince, ezilen milyonları hedef alan kapsamlı saldırılar kaçınılmaz hale gelmektedir. Ülkemiz böylesi süreçlere fazlasıyla tanık olmuştur.

İşçilerin, köylülerin, memurların, gençlerin, kadınların, ezilen ulus-milliyet ve inançların karşı karşıya kaldığı ekonomik- sosyal- kültürel saldırılar; burjuva medya aracılığıyla hayata geçirilen bilinç bulandırma operasyonları ve tüm bu süreçler içerisinde açığa çıkan şiddet olgusu mevcut düzenin karakterini açığa çıkarmaktadır.

Halk üzerinde yoğunlaşan şiddet, “tepkisiz” bir toplum yaratmanın ön koşulları arasında yer almaktadır.

Siyasi iktidar, “Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu”yla halka karşı giriştiği saldırıları daha da tırmandırmaktadır. Neredeyse her gün evde, sokakta, iş yerinde, arabada, okulda, pazarda, polisin estirdiği “terörle” karşı karşıya kalmaktayız.

Devlet tarafından yasallaştırılan “şiddet”, polislerin daha da pervasızlaşmasına yol açarken; halkın maruz kaldığı saldırılarsa giderek boyutlarını arttırmaktadır.

“Yüce devlete” ve onun polisine karşı gelirseniz, hakkınızı ararsanız; polise haraç vermezseniz ve “dur” ihtarına uymazsanız başınıza her şey gelebilir!

Sadece son iki yıl içerisinde, 53 kişinin polis tarafından öldürülmesi yaşadığımız tehlikenin boyutlarını göstermektedir! Bunu kim nasıl açıklayabilir?

Bunlar açıklanamadığı gibi “polis 53 kişi öldürdü” demek dahi “suç” ilan edilmektedir. Tıpkı Amed’de, bu sözleri sarf eden DHF’lilere açılan savcılık soruşturması gibi…

Polis şiddetine maruz kalanlar suçlu ilan edilirken; insanların yaşam hakkına kast eden polisler ödüllendirilmektedir.

İzmir’de 25.11.2007 tarihinde polis tarafından öldürülen Baran Tursun’un babası Mehmet Tursun geçtiğimiz günlerde, federasyonumuza bağlı Ankara Demokratik Haklar Derneği’ne bir “şikâyet” mektubu ulaştırdı.

Tursun ailesi adına gönderilen mektupta, Baran Tursun’u öldüren polisin serbest kaldığı, bu gibi saldırılara karşı mücadele edilmediği takdirde benzer olayların artacağı ifade edilmektedir.

Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), Tursun ailesinin sürdürdüğü bu mücadeleyi bundan sonra gerek hukuki gerekse demokratik hak mücadeleleri açısından sahiplenicisi ve takipçisi olduğunu açıkça beyan eder!

Tursun ailesinin “yaşam hakkı” için sürdürdüğü mücadele en temel demokratik haklar arasında yer almaktadır.

Tursun ailesinin yaşadığı acıyı derinden hissediyoruz. Ezilen milyonlar benzer acıları on yıllardır ülkemizin her karış toprağında yaşamaktadır. Bu acıları yaratan, besleyen ve arttıran ise ülkemizi, emeğimizi ve geleceğimizi emperyalizme peşkeş çeken patronlar ve ağalar sultasının zorbalık düzenidir.

Yaşadığımız acıları dindirmek, halka düşman olan mevcut düzene karşı mücadele etmekten geçmektedir.

DHF, ilerici-demokratik- devrimci bütün kurumları ve halkımızı “Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’na” karşı mücadele etmeye çağırmaktadır. Gelinen aşamada, “polis terörüne karşı” somut ve kapsamlı adımlar atarak geniş bir kamuoyu oluşturmak ve demokratik haklarımız için mücadele etmek, zorunluluk haline gelmiştir.