| Yeni Demokrasi Mücadelemiz, Baskılar ve İşkencelerle Engellenemez |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
Emperyalist kriz derinleştikçe, egemenlerin yönetme krizi de büyüyor. Emperyalist-kapitalist sistem içerisine düştüğü krizi atlatabilmek amacıyla bir yandan siyasi-ekonomik ve sosyal saldırılarını artırırken bir yandan da bu saldırılara karşı ezilen halkların ve ulusların örgütlü mücadele yürütmelerini engellemek amacıyla elindeki her aracı pervasızca ve ikiyüzlüce kullanıyor. Egemenlerin bin bir çeşit baskı ve sindirme yöntemleri içerisinde kendi çıkarlarına hizmet eden ‘demokrasi’ anlayışları, her türlü baskı ve sömürüyü, her türlü hukuksuzluğu ve şiddeti meşru kılmanın en güçlü aracı olmaya devam ediyor. Ezilen uluslar ve halkların, her geçen gün artan açlığa, yoksulluğa, her türlü insani hak ve taleplerden yoksunlaştırılmış yaşama mahkûm olmasının en büyük nedeni egemenlerin gücü değil, egemenlerin ezme-ezilme durumunu değişmez bir kader olarak gösteren, kitleye nüfuz eden ‘demokrasi’ anlayışı ve onun bir parçası olan sivil toplumculuğa hizmet eden, kitleleri kendi gerçekliğine yabancılaştırmanın en kitlesel ve kurumsal araçları olmaktadır. Bu araçlar, ezilenlerin her geçen gün artan haksızlıklara, hak gasplarına yönelik birikmiş öfkelerinin ve bilinçlerinin dağıtılarak, bulanıklaştırılarak hedeften uzaklaştırılmalarını ve kendi öz güçlerini keşfetmelerini engelleme çabasına hizmet etmektedir. Bu çaba gösteriyor ki emperyalizmin ve ona bağlı uşak ve işbirlikçi egemenlerin gücü kocaman bir yanılsama üzerine kuruludur. Yıkılmaz gibi görünen bu düzenin en büyük dayanakları olan ezilenlerin, egemenlerin ‘demokrasi’sinden koparak ona alternatif ‘yeni demokrasi’sini yaratma mücadelesiyle buluşması, kocaman bir binanın altından zeminin çekilmesi kadar etkili ve yıkıcı bir güçtür. Bunun farkında olan egemenlerin özellikle kriz dönemlerinde baskı ve şiddeti en yoğunlaştırdıkları ve sistematik hale getirdikleri kesimin alternatif mücadele alanları olması tesadüf değildir. Demokratik Haklar Federasyonu olarak halkın bağrında, emekçi halkla ve ulusla birlikte halkın çıkarlarını temsil etmenin somut-kurumsal araçları olan Demokratik Haklar Dernekleri ile Yeni Demokrasi mücadelesini, kurumsallaştırma, kitleselleştirme ve yaygınlaştırma amacını esas almaya ve tüm gücümüzü bu doğrultuda seferber etmeye devam ediyoruz. Egemenlerin çıkarlarına hizmet eden her türlü hak gaspına karşı çıkan her türlü uygulama ve pratik, emperyalist egemenlerin uşağı olan ülkemiz hâkim sınıflarının başlıca hedefi haline gelmektedir. Derneklerimizde eğitimin ticarileştirilmesine karşı yoksul halkın eğitim hakkına yönelik olarak verdiğimiz ücretsiz ders kurslarından, işsizliğe, yoksulluğa, her türlü yozlaşmaya, krizin faturasının emekçilere çıkarılmasına, ezilen uluslara yönelik saldırılara, halkın sağlık hakkının ve güvencesinin elinden alınmasına, halkın kendi kendini yönetme ve kendi çıkarlarını temsil etme hakkının gaspına, halkın söz, eylem ve örgütlenme hakkının terörize edilerek, bir suç sayılarak hukuksuzca elinden alınmasına ve daha sayabileceğimiz en doğal insani ve demokratik hak ve taleplerine yönelik mücadelelerinden uzaklaştırılma çabalarına karşı yürüttüğümüz her türlü etkinlik, eylem ve faaliyet, baskılarla ve işkencelerle sindirilmeye, halktan yalıtılarak marjinalleştirilmeye çalışılıyor. Daha önce defalarca karşılaştığımız saldırıların son örneği, İstanbul Sarıgazi’de Demokratik Haklar Federasyonu’na bağlı faaliyet yürüten Anadolu Demokratik Haklar Derneği’nin iki üyesinin bir gün aralıklarla, 7 ve 8 Ocak 2008 tarihlerinde güpegündüz sokak ortasından devletin yüzü maskeli kolluk güçlerince kaçırılarak saatler süren işkence ve tehditlere maruz kalmasıyla yaşanmıştır. 7 Ocak 2008 Çarşamba günü dernek üyesi Hüseyin Aslan, yüzleri kar maskeli kişilerce gözleri bağlanarak bir araçla ormanlık alana götürülmüş, elbiseleri çıkartılarak fiziksel ve psikolojik saldırıya uğramış, birkaç saat sonra Sarıgazi’de bir okulun önüne atılmıştır. 8 Ocak 2008 Perşembe günü ise dernek üyesi İnan Coşar, benzer bir şekilde sokakta yürürken zorla bir araca sokularak gözleri bağlanmış, tehdit, kaba dayak ve çeşitli saldırılara uğramış, elerlinden ve yüzünden bıçakla yaralandıktan sonra yine Sarıgazi’de otoyol kenarına atılmıştır. Üyelerimizi ve ailelerini tedirgin ederek sindirmeye, korkutmaya yönelik bu saldırılar, halkımızın bilinçlenerek kendi demokrasi anlayışında ısrarcı olmalarından duyulan korkuyu ve tedirginliği açığa çıkarmaktan, egemenlerin hukuksuz ve yasadışı uygulamalarını çırılçıplak gözler önüne sermekten, onların ‘demokrasi’ anlayışını göstermekten ve mücadelemizin haklılığını ve meşruluğunu ispatlamaktan başka bir şeye hizmet etmiyor/etmeyecektir! Kar maskelerinin ardına gizlenmeden, ‘derin devletin’ gölgesine sığınmadan güç olamayanlar, ezilen halkları ve onların mücadelelerini sahiplenenleri güçsüz olduklarına inandıramazlar. Bu çaba, nafile bir çabadır. Bu saldırılar, bizleri, devrimci ve ilerici güçleri yıldıramayacak, halkı bu mücadelenin bir parçası olmaktan koparamayacaktır. Çünkü bizler doğru, açık ve haklı bir mücadele yürütüyor olmanın gücüne sahibiz. Gücümüzün yanılsamalara değil, gerçeklere dayanmasından aldığımız cüretle yolumuzda ilerlemeye devam edeceğiz. |





Basına ve Kamuoyuna,