| YÖK Gericiliğine Karşı, Halk Gençliğinin Devrimci Mücadelesini Sahiplenelim! 6 Kasım’da, Üniversite Öğrencileriyle Birlikte Alanlarda Olalım! |
|
Demokratik Haklar Federasyonu
Ülkemiz üniversiteleri ve bu üniversitelerde öğrencisinden akademisyenine, işçisinden memuruna ve bu kesimlerin ailelerine dek genişleyen milyonlar da yaşanan bu ekonomik-siyasi krizden dolaysızca etkilendikleri gibi, AKP hükümeti eliyle hayata geçirilen “demokratik açılımlar”dan da üniversiteler özgülünde, YÖK eliyle, kendilerine düşen payı da almaktadırlar. Bugün, emperyalist merkezleri dahi sallayacak ölçekteki krizine tanıklık ettiğimiz dünya düzenine ülkemizin entegrasyonunda tarihi bir öneme sahip olan 12 Eylül Askeri Faşist Cunta’sının, üniversiteler ve bu kurumlar içerisinde bir araya gelen toplumsal kesimler üzerinde yaratmış olduğu ekonomik, sosyal ve siyasi, çok yönlü bir baskı aracı olarak hayat bulan YÖK; aradan geçen çeyrek asırlık zaman diliminde kuruluş amacından hemen hiçbir şey yitirmeden, kendisine biçilen misyonu hayata geçirmeye devam etmektedir. YÖK, şimdilerde, AKP hükümeti vitriniyle temsil edilen hâkim sınıflarının popüler ifadesiyle “daha demokratik ve özgürlükçü” maskesiyle işbaşındadır! Şimdi, YÖK’ün kuruluşunun 29. yıldönümündeyiz. YÖK, 12 Eylül Askeri Faşist Cuntası’nın ortaya çıkardığı bir kurum olarak, geride kalan bu 29 yılda kimi değişimler geçirmiş olsa da varlığını korumaya devam etmiştir. Ülkemizin emperyalizme peşkeş çekilmesi ile buna direnen halk kesimlerinin bertaraf edilmesi görevini, üniversiteler özgülünde yerine getirmeye devam etmektedir. Gelinen aşamada YÖK, AKP hükümetinin elinde tuttuğu önemli baskı unsuru durumundadır. Tıpkı AKP’nin öncesindeki hükümetler döneminde olduğu gibi. Üniversitelerde öğrenciler polis kurşunuyla katledilmekte, tutuklanmakta, soruşturmalarla eğitim hakları gasp edilmekte, gerici kadrolaşma ve cemaat işbirliği içerisinde halk gençliği tarikatların pençesine sürüklenmekte, paralı eğitim uygulamalarıyla emekçi milyonlar ve halk gençliği sömürü ve zulüm sultasına mahkûm edilmektedir. Ülkemizin Tüm Doğal Kaynakları ve Emek Gücümüz Gibi Bugün Üniversitelerimiz de Piyasa Ekonomisine Peşkeş Çekilmeye Devam Edilmektedir. Özel üniversiteler ile vakıf üniversitelerinin sayısı artarken ve hâkim sınıflar, devlet bürokrasisi ve uşak şirketler için ihtiyaç duydukları insan kaynaklarını esasta bu merkezlerden karşılarken; beri yandan, ‘her ile bir üniversite’ komedisiyle açılan devlet üniversitelerindeki milyonlar, yeni sömürü çarklarına kurban edilmektedirler. Üniversite yerleşkeleri, fakülteleri, okulları, yurtları, yemekhaneleri, spor tesisleri yahut arazileri… Özel şirketlere hızla devredilmekte, dahası, yeni açılan üniversitelerin yerleşim planlarından, kurulacakları yerlere kadar yine özel işletmelerin ihtiyaçlarına göre düzenlenmektedir. Özel işletmeler de bugün üniversitelerden liselere, öğrenci yurtlarından öğrenci evlerine dek çok ciddi bir ekonomik ve sosyal ağ geliştiren tarikatlarla iç içe ve onların politik yönelimlerine göre hareket etmektedirler. Yarı özel hale getirilen kimi devlet üniversitelerinde kurulan ve yerli, yabancı şirketlere tahsis edilen mekânlarda, halk gençliğini, sınıfına ve ülkesine ihanet içerisinde yetiştiren, devşiren, eğiten insan kaynakları büroları; bizatihi YÖK tarafından yönlendirilen “piyasaya göre öğrenci yetiştirme” programları ve ders müfredatı; gelinen aşamada üniversitelerimizi, emperyalizmin ve uşaklarının en önemli sömürü ve ideolojik manipülasyon alanlarından birisi haline dönüştürmüş durumdadır. Milyonları bulan üniversiteli halk gençliği ile bu kitlelerin çoğunluğunu teşkil eden emekçi öğrenci velileri; bir yandan paralı eğitim uygulamalarının getirdiği ekonomik yükün altında bükülürken bir yandan da bu sömürü çarkını sopa zoruyla çeviren sistemin baskılarıyla, zorbalıklarıyla yüzleşmektedirler. Öğrencisine sahip çıkan akademisyen; söz, eylem ve örgütlenme hakkını savunan, ekonomik, sosyal, akademik hak taleplerini dile getiren ve savunan öğrenci-gençlik; çalışma hakkına sahip çıkan işçi ve memur; faşist saldırılara ve paralı eğitim uygulamalarına karşı öğrenci gençliğin yanında saf tutan emekçi öğrenci velileri… Bugün üniversiteleri ve tüm bir toplumu sarmalayan “Özel Güvenlik Birimleri”nin ve polisin, jandarmanın copuna, gazına, kelepçesine… Saldırılarına, gözaltı ve tutuklama operasyonlarına maruz kalmaktadırlar. Yanı sıra, faşist ve gerici çeteler aracılığıyla yaratılan provokasyonlarla, ilerici, demokrat ve devrimci kesimler üzerinde terör estirilmektedir. İlerici, demokrat öğretim görevlileri ve asistan öğrencilere soruşturmalarla yüklenilirken; öğrenci-gençliğe ise öğrenim hakkının elinden alınmasını doğrudan hedefleyen okul idarelerinin cezaları, birbiri peşi sıra yağdırılmaktadır. Saldırılara Karşı Birleşelim! Emperyalist Tahakküme ve Zorbalık Sultasına Karşı Her Alanda Etkin Mücadeleyi Yükseltelim! İşçilerimiz, emekçilerimiz, köylülerimiz… Emperyalizmin ve uşak siyasi iktidarın ekonomik ve sosyal, siyasi sömürü çarkları arasında ezilirken, onun her türlü halk düşmanı politikalarından etkilenirken; emek mücadeleleri dışında kalan hiçbir toplumsal kesim, bu büyük sömürü düzeninin dışında değil, bilakis, yaşmakta olduğu ekonomik ve sosyal sıkıntılar, hak gaspları sebebiyle, doğrudan bileşenidir. Bu bakımdan, öğrenci-gençlik, çoğunluğunun tabi olduğu emekçi halk kitleleri dolayımıyla, söz konusu sömürü ve zorbalık düzenine karşı halkın haklı mücadelesinin de doğrudan bileşeni ve aynı zamanda bu mücadelenin, etkin, dinamik kuvvetlerindendir. İşten çıkarılan, işsizliğe mahkûm edilen; yaşam koşulları hızla yoksullaşan; eğitim ve sağlık olanaklarından yararlanamaz hale getirilen; sosyal hakları gasp edilen ailelerin mensubu olan hiçbir öğrenci; akademik, bilimsel, anadilinde ve parasız eğitim talepleri için mücadelesinde, yalnız olmadığı gibi, bu birleşik zeminde hareket etmediği müddetçe, kalıcı kazanımlara da ulaşamayacaktır. Bu bilimsel gerçeklik sonucudur ki geçmişten günümüze, öğrenci-gençlik, ülkemiz halklarının bağımsızlık ve gerçek bir demokrasi mücadelesinde, müstesna bir rol almıştır. Ülkemizdeki emekçi halk kitlelerinin mücadele tarihi boyunca da öğrenci-gençlik, bu misyonunu, büyük emekler ve bedellerle oynamıştır. “6 Kasım”ı, Birleşik ve Kitlesel Bir Mücadele Mevzisine Dönüştürelim! Bugün fabrikalarımızı kapatan, halklarımızı işsizliğe mahkûm eden emperyalist tahakküm; aynı şekilde üniversitelerimizi de ihtiyaçlarına göre biçimlendirmekte; üniversiteler üzerinde kurduğu YÖK gibi yönetim ve baskı aygıtlarını da dönemsel ihtiyaçlarına göre düzenleyerek, emperyalizmin buyruklarına göre, üniversiteler üzerinde bir sopa misali sallamaya ve darbeler indirmeye devam etmektedir. Üniversiteli halk gençliğinin, akademisyenlerin, üniversitelerde çalışan işçilerin, memurların… Üniversiteler üzerine kurulu sömürü ve zorbalık sistemine karşı mücadeleleri, gelinen aşamada, “6 Kasım” eylemlilikleri şahsında, tüm sorun ve taleplerin dile getirildiği, merkezi ve sembolik bir nitelik kazanmıştır. Bu bakımdan, ülke genelinde sürdürülen haklı mücadelelerden ayrıştırılamayacak olan “6 Kasım” gündemi, tüm halk güçlerinin; gençlik hareketinin inisiyatifi içerisinde; birleşimi ve ortaya koyacakları kitlesel tepkilerle hayat bulmalıdır. Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), tüm üyelerine, taraftarlarına, dostlarına ve duyarlı kamuoyuna, emperyalizmin ve uşak siyasi iktidarın üniversiteler üzerindeki sömürü ve zorbalık politikalarına karşı haklı mücadeleyi bedellerle yükselten halk gençliğinin yanında bulunma ve “6 Kasım”da onlarla birlikte alanlarda bulunma çağrısında bulunur! Bulunduğumuz her yerelde, gençlik hareketinin belirlediği yer ve saatte, öğrenci velileri olarak, bu haklı mücadelenin destekçisi olan işçiler, emekçiler olarak, yapılacak eylemliliklere aktif katkı sunalım! |





Bir yandan emperyalist-kapitalist dünya sisteminin geçtiğimiz yıllar içerisinde ortaya çıkardığı küresel krizin üzerimizdeki ekonomik ve sosyal yıkıcı etkileri katlanarak sürerken; bir yandan da ülkemiz uşak hâkim sınıflarının, ülkemizin bu devasa kriz sistemine entegrasyonu için hayata geçirdikleri siyasal, ekonomik yeniden yapılandırma operasyonları yaşamın her alanında, “demokrasi” ve “özgürlük” aldatmacalarıyla hayata geçirilmektedir.