dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
DKH, Adana'da Ev Emekçisi Kadınlarla Buluştu

ADANA (13.08.2010) - Demokratik Kadın Hareketi (DKH), Adana'da ev emekçisi kadınlarla buluştu.

dhflogo2DKH'nin Adana faaliyetçileri, ev emekçisi kadınlarla kadının ev içindeki emeği ve ev dışındaki iş hayatında yaşadıkları problemler hakkında bir sohbet gerçekleştirdi.

Ev içerisinde sabahın erken saatlerinde mesaileri başlayan emekçi kadınlar gün içerisinde hiç dinlenmeyerek sürekli hareket halindeler. Bu hareketlilik ancak akşamın geç saatlerinde yatma vakti gelince son buluyor. Bütün bu olanlardan rahatsız olan ev emekçileriyle gerçekleştirdiğimiz sohbeti sizlerle paylaşıyoruz. İşte yaşamı üreten kadınlarımızın kendi sözlerinden yaşadıklarının tarifi:

‘Biz kadınlar her şeyi yapıyoruz ama hiç karşılığını alamıyoruz.’

Bizler ev içinde zaten çalışıyoruz fakat emeğimiz görülmüyor. Sanki hiç emek harcamıyormuşuz gibi. Yapacağımız işler çok sınırlı. Kadın olduğumuz için evde ne iş yapıyorsak dışarıda da aynı işlerle karşıhr  karşıya geliyoruz. Yani bize yine kadının yapması gereken işler yükleniyor. Mesela bir kadın evde ne iş yapar? Temizlik, bulaşık, yemek, çocuk ile ilgilenir. Ev dışına çıktığımız da görüyoruz ki yine aynı işler. Evlere temizliğe gideriz, bakıcılık yaparız, bir lokantada bulaşıkçılık ya da aşçılık yaparız. Bunlardır bizim yapabileceğimiz işler.

‘Kocalarımızın getirdiği para yetmiyor!’

Ülkemizde işsizlik oranı gün geçtikçe çoğalıyor. Erkekler bile iş bulamıyor ki nerde biz kadınlar! Düzen bozulmuş. Kocalarımız nereye gidiyorlarsa iş yok. Diyelim ki iş buldular bu seferde aldıkları maaş yetmiyor. Getirdikleri paralar direk faturalara gidiyor. Çocuklarımız var onları okutmaya çalışıyoruz. Kendimiz için zaten harcama yapamıyoruz. Kendimize yapacağımıza mutfak için harcama yapıyoruz. Kocalarımız da dışarıda çalışıyorlar alın teri döküyorlar üç kuruş için ama patron karşılığını vermiyor. Daha 15 yaşlarındaki çocuklarımız haftalık 25–30 TL. karşılığında çalışmak zorunda kalıyor ki yaşamımızı öyle ya da böyle devam ettirebilelim."

‘Kadınlara iş alanları yok’

Kadınların çalışabilmeleri için iş alanları yok. Her türlü maddi ve manevi sıkıntıyı bizler çekiyoruz. Evin içine giren kısıtlı parayı nasıl kullansak da bu ay da geçinebilsek diye düşünmekten kendimizi yıpratıyoruz. Erkekler her ne kadar dışarıda işçi de olsalar ezilseler de evlerine geldikten sonra onlar da patron oluyorlar.

İş buluyoruz. Mesela bir temizlik işi bulduk topluca gidip banka ve ona benzer yerleri temizleyeceğiz. İşverenin teklifi: ‘1 ay geleceksin büroda oturacaksın. Eğer iş çıkarsa gidip temizlersin ve paranı alırsın, yok iş çıkmazsa büronun temizliğini yaparsın ama parasız.' Zaten 20 TL. için çalışıyoruz. Sekreterlik yaparsın tacize uğrarsın sırf kadın olduğun için. Atölyede çalışırsın elle, sözle sataşmalara, tacizlere uğrarsın. İşte biz kadınlara sunulan iş imkânları bunlar."

Ev içi emek üzerinde tartışmaların yürüdüğü söyleşimizde; kadın arkadaşlar ev içi emeğin emek harcamak olarak görülmediğini ve değer verilmediğini söyleyerek ev içi emeğin ücretlendirilmesini talep ederken, kadınların sadece fiziki görünümlerini ön planda tutan büyük patronları eleştirerek sohbetimize devam ettik.

‘Kadın bedeni üzerinden pazarlama’

"Reklâmlarda, çevremizde birçok yerde görüyoruz. Hep kadını kullanarak bir şeyler satmaya çalışıyorlar. Çamaşır makinesinden tutun da mutfak malzemelerine kadar her türlü reklamda kesin bir kadın görürsünüz. Bu kadını satılan o ürünlerle eş tuttukları bütünleştirdikleri için böyledir. Bir de son zamanlarda artık kadının bedenini ön plana çıkartarak bir şeyler pazarlama derdindeler. Örneğin; araba tanıtımı yapılan yerlerde hep mankenler vardır. Neden? Vücutlarıyla dikkat çeksinler de arabanın satışı daha da kolaylaşsın. Sanki arabayı değil de kadını pazarlama derdindeler.

Alışveriş merkezlerinde de aynı şey var. Mesela geçen ailece Adana’daki alışveriş merkezine gittik(Real’e). Bikini tanıtımı yapıyorlar. Orta yere kum dökmüşler. Kadınlar da voleybol oynuyorlar. Çevredeki erkekler de pür dikkat eğilip kalkan kadınları izliyorlar. Ağızlarının suyu akıyor resmen. Ben bir kadın olarak çok rahatsız oldum bu durumdan. Mal pazarlama adına kadın bedenini metalaştıran anlayışlar bunlar.

Kadınları sürekli ev içinde emek harcamadıklarını öne süren erkek egemen düşünce, ev dışına çıkınca da çeşitli taciz yöntemleri ve kadın onurunu rencide edecek hareket ve davranışlarla ezmeye çalıyor. Kadının yaşam alanını kısıtlayan bu egemen anlayışın farkında olan kadınlar aslında birleşince ne yapacaklarının da farkındalığı içerisindeler. Onları harekete geçirebilmek için bir kıvılcımın olması yeterli.