| "Nükleere mi, AKP’ye mi karşıyız?" (Video Haber) |
|
MERSİN (10.08.2010) - Nükleer santral yapılması planlanan Mersin’in Gülnar ilçesine bağlı Büyükeceli beldesi Akkuyu mevkisinde, nükleer karşıtı bir eylem düzenlendi. DHF'liler de eylemdeydi.
Gelişmiş ülkelerin rüzgâr, su ve özellikle son yıllarda güneşten enerjiye geçtiği bilinirken, bu ülkelerin eskiyen teknolojilerini Türkiye-Kuzey Kürdistan gibi daha az gelişmiş ve emperyalizme tam bağımlı ülkelere sattığı bilinen bir gerçek. Denizi, havası ve tarımıyla adeta cennetten bir köşe olan Akkuyu’da, ihalesi Rusya ile imzalanan nükleer santral projesi bölgenin sırtında 35 yıllık bir kambur. Emperyalizmin yaşadığı ekonomik krizi hafifletmek için her geçen gün ezilenler üzerinde mevcut baskı ve zulmünü katmerlendirirken, insanların doğal yaşam alanlarını baraj, nükleer santral ve HES’lerle yok ediyor. Yaklaşan 12 Eylül referandumu ülke gündemini fazlasıyla meşgul etmekte ve ezilenlerin yaşadığı sıkıntılar mitinglerde verilen umut (!) dolu vaatlerle geçiştirilmektedir. AKP’nin ortaya koyduğu anayasa değişikliğe HAYIR tepkisini vererek AKP ile hesaplaşmayı hedefleyen CHP-MHP gibi partiler katıldıkları her eylemi AKP karşıtı eylem haline getirmekte ve halkın haklı öfkesini kendi gerici emellerine alet etmeye çalışmaktadırlar. Halkı her geçen gün yoksulluğa terk eden sistemin yapısını konuşmayan HAYIR’cı ittifak, AKP’nin daha siyasi arenada olmadığı 70’li yıllarda ön çalışmaları yapılan nükleer santral projesinde kendi payları da olduğunu unutup yöre halkını kendi gerici saflarına davet etmektedir. Eylemde yapılan konuşmalar nükleer santral içeriğinden çok AKP karşıtlığına dönüştü ve konuşmacılar 12 Eylül'de halktan HAYIR beklediğini belirttiler. İstanbul, Konya, Ankara gibi illerden gelen çevrecilerin de destek verdiği eyleme katılımın düşük olduğu gözlendi. Eylemden Detaylar Mersin Nükleer Karşıtı Platformu sözcüsü Sebahat Arslan, burada grup adına yaptığı konuşmada, her yıl olduğu gibi bu yıl da Japonya’nın Hiroşima kentine atılan atom bombası sonucu hayatını kaybedenleri anmak ve Akkuyu’ya nükleer santral kurulmasını istemediklerini dile getirmek amacıyla toplandıklarını söyledi. Bu yıl atom bombası atılmasının 65. yıl dönümü olduğunu ifade eden Arslan, bu felaket sonrasında 350 bin insanın hayatını kaybettiğini, 1 milyon insanın da yaralandığını, bu insanlık ayıbının izlerinin bugün de halen devam ettiğini belirtti. Çernobil olayının da tarihin en büyük facialarından biri olduğunu vurgulayan Arslan, şöyle konuştu: Akkuyu'ya nükleer santralın kurulması halinde Rusya’nın kendi ülkesinde imha edemediği ve güvenli saklayamadığı tonlarca nükleer atığı da Akkuyu’ya gömeceğini iddia eden Arslan, nükleer santralin kurulduğu yerde turizmin olmadığı gibi tarım ve hayvancılığın da yapılamayacağını söyledi. Büyükeceli Belediye Başkanı Mehmet Kale de gazetecilere yaptığı açıklamada, nükleer santral yapılmasına karşı olduklarını, santralin kurulması halinde beldede turizm, tarım ve hayvancılığın yapılamayacağını söyledi. "Belde Nüfusu 3 Bin 500’den 800’e İndi" Nükleer santral kurulma konusu gündeme gelmeden önce belde nüfusunun 3 bin 500’ün üzerinde olduğunu bildiren Kale, nükleer santralin gündeme gelmesinin ardından sürekli göç verdiklerini, belde nüfusunun 800’e kadar indiğini ve belediyelikten düşme tehlikesiyle karşı karşıya kalındığını kaydetti. Nükleer santral yapılması konusunun gündeme gelmesiyle birlikte beldede toprak satışlarının da arttığını ifade eden Kale, "Vatandaşlarımız nükleer santral yapılacağı için topraklarını satılığa çıkarıyor" dedi. Konuşmasına ‘’Biz burada CHP, Demokrat Parti ve diğer HAYIR’cılarla birlikte çalışma yapıyoruz. Akp’nin ülkeyi bölmek, hukuku ve askeriyeyi zapturapt altına almak için yapmak istediği referanduma HAYIR diyeceğiz. AKP’ye karşı ortak cephe yaratmalıyız’’ diyerek son verdi. Ardından il dışından gelen bir tiyatro grubu gün ile ilgili bir tiyatro gösteriminde bulundu. Katılımcılar tiyatroyu ilgiyle takip etti. Grup, daha sonra çeşitli şarkılar eşliğinde halay çekti. DHF'liler, yöre halkıyla bazı görüşmeler gerçekleştirdiler: Hanife Bolaç - İşsiz Geçimini domates ve limon ekerek ve halden satın aldığı sebzeleri satarak sağlamaya çalışan Hanife Bolaç, nükleer santral konusunda imza atılmış zaten istemesek ne fayda diyor. Her yönden sıkıntılarının hat safhaya ulaştığını belirten Bolaç bölge halkının nükleer santral ve ekonomik şartlar karşısında sahip oldukları çaresizliği net bir dille anlatıyor. Santral yapılırsa iş bulacaklarının kendilerine söylendiğini belirten Bolaç iş konusunda pek iyimser değil. Bizim çocukları en fazla güvenlik yaparlar orda yoksa kim anlar nükleerden diyor. Tek sorunlarının nükleer olmadığı belirten Bolaç geçen mart ayında İzlanda’da patlayan yanardağın bölgedeki tarıma zararı olduğu da ekliyor. Zaten hükümet tarımı bitirdi, çiftçilerin kredilerden mağdur olduklarını da belirtiyor. En son aldıkları tarım kredisini ödeyemeyince tarlalarını satmak zorunda kaldıklarını belirtiyor. Santralın 35 yıldır gündemde olduğunu, santralden dolayı herkesin evini barkını yok pahasına sattığını belirtiyor. Santralin yapılacağı arazi sahiplerinin arazilerini çok ucuza satmak zorunda kaldıklarını ve şimdi arazi sahiplerinin barakalarda kaldıklarını belirtiyor. Bayram Levent (43) - Emekli Hanife Bolaçla birlikte çalışan Bayram Levent, Hanife teyzenin söylediklerine katılırken nükleer santral yerine eğitim ve sağlık alanlarında sorunlarını belirtiyor. Bölgelerinde lise olmadığını belirten Levent amaç bizi kalkındırmaksa turizmi geliştirsinler diyor. Geçmiş dönemlerde bölgeyi ziyaret eden bir mühendisin kendilerine santralin kesinlikle faydalı bir şey olmadığını ve buna karşı direnmeleri gerektiğini söylediğini ifade ediyor. Nükleer santral sonucunda çoluk çocuk felç olur diyor. Nasibe Gök Yöre halkının geneli gibi nasibe gök de geçimini tarımdan sağlamaya çalışıyor. Nükleer santralin 35 yıldır turizm başta olmak üzere her şeyi öldürdüğünü belirtiyor. Herkesin evini satıp başka yerlere gittiğini söyleyen Gök nükleer santral karşısında ne yapılması gerektiği konusundaki sorumuza kodamanlarımız bilir diyor ve bölge halkının çaresizliğini ifade ediyor. Her seçim öncesi bütün partilerin kendilerini ziyaret edip santral yapımını durduracakları vaadinde bulunduklarını fakat seçim sonrası bunun sadece söylemde kaldığını belirtiyor. Mevcut politikaların çiftçiliği iyiden iyiye bitirdiği belirten gök emeklerimizin karşılığını alamıyoruz, komisyonculardan çok çekiyoruz. Ektiğimiz elimizde kalıyor. Zararına satıyoruz diyor. Sebze tohumlarının İsrail’den getirildiğini belirten Gök, bu tohumlardan verim alamıyoruz. Hep böcek giriyor. Yerli tohumun üretilmesi gerek. Niye üretmiyorlar diyor. Eskiden sebzelerine sadece kükürt vererek böceklerle baş edebildiklerini belirten gök son dönemde medyaya da yansıyan böceklere karşı hiçbir ilacın çözüm olmadığını, çözecek ilacında satılmasının yasak olduğu belirtiyor. Kısaca nasibe teyze karşılaştıkları sorunlar karşısındaki çaresizliklerini şöyle özetliyor: çaresi var ilacı yasak. Ümmügülsüm Örs (50) - Emekli Öğretmen "Bebeklerimizin geleceği için buradayız. Yalnız eylemde yöre halkının olmaması büyük eksiklik. Galiba bilgilendirme ve çağrı iyi yapılmamış. Bu sorunun aşılması için ev ev gezip nükleer santralin zararlarının halka anlatılması gerekiyor. AKP hükümeti insanları önce aç bırakıyor sonra muhtaç ediyor, sonra da verdiği birkaç paket gıda ve kömürle yoksul insanlara istediğini yaptırıyor. İnsanlarda direnme kültürü kalmadı. Santral yapımını sanki istiyor gibi yöre halkı. Emperyalistlerin ülkemizde gözü var. Bu hükümet de vatanı onlara satıyor. Her şeye vergi, her şeye zam. AKP’nin vergi almadığı tek yer var o da yatak odası. Yakında orda yapılanlardan da vergi alacak. Rüzgâr, su, güneş gibi temiz ve gelişmiş ülkelerin kullandığı enerjiler dururken neden nükleer santral yapılıyor. Çernobil faciasının uzak bir tarihte yaşanmadı. İnsanları zehirleyecek anlayışlara karşıyız. Nükleer santralin yapılmaması için yöre halkının bilinçlendirilmesi gerekiyor." Yusuf (27) - Öğrenci Eylem sırasında CHP, MHP adına konuşma yapılırken eylemi bir grupla birlikte terk eden Yusuf 2 yıldır nükleer karşıtı platformu mersin şubesi çalışanlarından. Kendisinden NKP’nin çalışmaları, içeriği ve bugün yapılan eylem ile ilgili görüş ve bilgiler istedik. "NKP öz örgütlülük tanımına uyan bir örgütlülük değil. Bütün üyeleri bir siyasi parti üyesi. Bu durum çalışmalarda sıkıntıya neden oluyor. Eylem örgütlenmesi tartışılması gereken yerde AKP tartışılıyor. Aslında ben NKP’nin nükleerden ziyade günümüzde AKP karşıtı bir örgütlenmeye dönüştüğünü söyleyebilirim. Herkes (CHP-MHP-İP,…) kendi siyasi çıkarı için bu çalışmaları yapıyor. İnsanlara nükleerin zararlarını anlatması gerekirken AKP’nin yaptığı olumsuz politikalardan bahsediyorlar. İnsanların temel yaşam hakkını savunmak yerine kendi siyasi çıkarlarını savunuyorlar. Nükleere sınıfsal bir zeminden yoksun bir gözle bakıyorlar. Nükleere salt bir çevre sorunu olarak bakıyorlar. Yapılacak santralde yöre halkı çalışamayacak. Ayrıca santralin tam olarak ne için yapıldığı da belli değil. Enerji mi üretilecek yoksa nükleer silah yapımına zemin mi hazırlanacak bilmiyoruz. Eylem sırasında CHP adına uzun bir konuşma yapıldı, ayrıca MHP’li belediye başkanı Mehmet kale konuşmasında mersin MHP il başkanı olan Mahmut tattan ve devlet bahçeliden selam getirdiğini belirterek bir konuşma yaptı. Bu konuşmalar şovenist bir içerik barındırıyor. CHP ve MHP mecliste nükleerle ilgili hiçbir çalışma yapmazken burada partiler adına konuşanlar nükleer karşıtı kesiliyor. Konuşmalarında nükleerden konuşmaktan çok 12 Eylülde yapılacak olan referandumda halkın akp’yle hesaplaşması gerektiğini ve hayır demelerini istiyorlar. Yapılan eylem içeriğiyle uyuşmayan bu konuşmalara tepki olarak ayrıldık eylem alanından. NKP bu tutumunu değiştirene kadar çalışmalarına katılmayacağım. Görüşlerimiz önemsenmiyor NKP içerisinde." |




Yaklaşık 35 yıldır gündemde olan Nükleer santral projesi başta yöre halkı olmak üzere Mersin ve çevre illeri tehdit ediyor.