dgh-kurultay-banner
yerel-yonetimler-site-yayinda
YDSB'den Referandum Açıklaması!

İSTANBUL (18.08.2010) -Yeni Demokrat Sendikal Birlik (YDSB), yaptığı yazılı bir açıklamayla, anayasa referandumuna ve sürece ilişkin değerlendirmelerini kamuoyuna deklare etti.

dhflogo2YDSB'nin yapmış olduğu açıklamayı aşağıda aktarıyoruz:

 

 

 

 

 

Anayasasıyla Birlikte Tüm Gerici İktidarı, Tarihin Çöplüğüne Göndermek İçin Farklı Bir Tercihi Örgütlüyoruz: ''Boykot''

Yeni Demokrat Sendikal Birlik

18 Ağustos 2010

Bir ihtiyacın ürünü olarak gündeme alınan ve sonrasında referanduma sunulan anayasa değişiklik paketi, ülke gündeminin merkezine oturmuş durumda.

'Evet'iyle 'hayır'ıyla siyasi iktidar ve onun siyasi partileri yoğun bir çalışmanın içine girmiş durumdadırlar.

Ülkemiz halklarına nasıl bir toplumsal düzeni reva gördükleri yürüttükleri çalışmalarla bir kez daha gözler önüne serilmektedir. Evet ve hayır bir seçenek olarak sunulsa da esas olarak sunulan, ülkemiz halklarının emperyalist bir boyunduruk altında, faşizm koşullarında azgın bir sömürü, inkar ve baskıyla yaşamaya mahkum edilme çabasıdır.

Ancak unutulmamalıdır ki bu ülkenin işçilerinin, köylülerinin, ezilen mazlum Kürt ulusunun, Alevilerin yani tüm ezilenlerin, yaşamı var edenlerin bu karanlığı, bu köhne düzeni ve onun, her ne kadar değişiklik yapılsa da bir öncekinin özünü koruyan, anayasasını kabul etmeyerek yeni bir düzenin, emekten yana demokratik bir ülke yaratmanın mücadelesini vermek gibi bir seçeneği vardır.

Anayasa Değişikliği Yeni İhtiyaçların Ürünlerinden Biridir

Nasıl ki AKP bir ihtiyacın ürünü olarak hükümet koltuğuna oturtulduysa, onun sekiz yıllık hükümetliği boyunca yürüttüğü politikalar da bir ihtiyacın ürünüdür.

Seksen darbesini koşullayan ve 82 anayasasını yaratan koşullar emperyalizmin yapısal değişiklerinden bağımsız ele alınamaz.

Neo-liberal politikaların ülkemizde uygulanmasının kararları olan 24 Ocak Kararları, 1980 askeri faşist cuntasının en önemli nedenleri arasındadır. 1982 anayasası da bu koşullarda ve bu ihtiyaçlar göz önüne alınarak hazırlandı.

Bugün yaptığı özelleştirmelerle, uyguladığı politikalarla 24 Ocak Kararları’nı ve emperyalizmin yapısal dönüşüm politikalarının ülkemizdeki yansımalarını en iyi uygulayan hükümet olan AKP'nin, kendisini de yaratan 12 Eylül faşizmiyle ve onun anayasasıyla hesaplaşmak gibi bir durumu yoktur.

Nitekim böyle bir gerçeklik de yoktur. Yapılan sadece halkın duygularını okşamaya yönelik bir şov gösterisinden ibarettir.

Her iktidarın uyguladığı anayasa o iktidarın niteliğinin ürünüdür ve ihtiyaca göre değişikliğe uğrar veya tamamen değiştirilir. İktidar değişmediği sürece de uygulanan tüm anayasalar aynı öze sahiptir. Buradan hareketle ülkemiz iktidar yapısının emperyalizme bağımlılığı onun anayasasının da özünü oluşturur.

Nihayetinde emperyalizme bağımlılık değişmemekte tam tersine bağımlılık ilişkileri derinleşmektedir. Ülkemiz hakim sınıfları Ortadoğu başta olmak üzere Kafkaslar ve Balkanlardaki emperyalist dalaşlarda önemli bir misyon üstlenmektedirler.

Ortadoğu’da, ABD emperyalizminin politikaları çerçevesinde önemli görevler üstlenmiş bir durumda olan ülkemiz hâkim sınıfları, bu görevleri yerine getirebilmek için son zamanlarda devlet içinde önemli revizyonlar yaparak, kendilerini yeni sürece hazırlamaktadırlar. Bu görevi yerine getirmek de süreç için biçilmiş kaftan olan AKP hükümetine verilmiştir.

Süreç, tek yönlü gitmemektedir. Sürecin esas ve tali yönleri vardır. Sürecin esas yönü olan devletin yeniden şekillendirilmesi noktasında, belli bir uzlaşının olduğunu söylemek mümkündür. Nitekim böyle olmasaydı varolan politikaların hayata geçirilmesinin imkânı olamazdı. Nihayetinde hangi klikte olursa olsun ülkemiz hâkim sınıflarının efendilerinden gelecek emirlere karşı koymak gibi bir alışkanlıkları yoktur.

Sürecin en önemli tali yönünü ise klikler arasındaki mücadele oluşturmaktadır. Mesele pastadan pay alma meselesidir. AKP ve onun temsil ettiği klik tek başına hükümet koltuğunda oturmasından kaynaklı pastadan en büyük payı alırken bir taraftan da devlet mekanizmasına iyice yerleşmenin hesabını yapmaktadır.

Kemalist klik ve CHP ise eski iktidar gücünü kaybetmenin hırsıyla tek tek düşen kalelerini korumanın ve bir atak yapmanın hesabını yapmaktadır. Kılıçdaroğlu ile imaj tazelemesi bundandır.
Anayasa referandumu noktasında yürüttükleri propaganda faaliyetlerinde her iki siyasi partinin de değişikler noktasında herhangi bir itirazlarının olmadığı görülmektedir. Esas kıyametin koptuğu değişiklikler yargı ve ordu ile ilgili değişikliklerdir. Bu da iki kesimin birbirine karşı yürüttüğü iktidar mücadelesinin bir sonucudur.

Değişiklik yapılsın veya yapılmasın ordu da yargı da ülkemiz halkları üzerindeki en önemli sopalardır. Mesele onların meselesidir, bizim değil. Bu açıdan anayasa değişikliğinin asıl nedeni emperyalist yeniden yapılanmanın bu boyuttaki karşılığıdır. Yapılan değişikliklere baktığımızda bunu görmekteyiz.

Değişiklikler Ülkemiz Halklarına Bir Kazanım Getirmemektedir

Yıllardır açlık ve yoksulluk içinde yaşayan ülkemiz emekçileri lehine bir düzenleme yoktur. İşçilerin hak alma mücadelelerinin önünü açan herhangi bir düzenleme yoktur. Köylünün toprak sorununa çare olmaktan uzaktır. Kürt ulusu, azınlıklar ve ezilen inanç grupları açısından en ufak bir kazanımdan söz etmek imkansızdır. Kadınların ezilmişliğine, feodal baskı altında kalmalarına, azgın emek sömürüsüne maruz kalmalarına çözüm getirmemektedir. Tam tersine hayata geçirilen birçok politika ezilen milyonların yaşamını daha da zorlaştırmaktadır.

Yürütülen politikaların sonuçlarına baktığımızda, işsizlik artmakta, güvencesizlik yaygınlaşmakta, insanlar geleceklerinden kuşku duymaya başlamakta, çalışma yaşamı alabildiğine esnekleştirilmeye çalışılmaktadır.

Sağlık ve sosyal güvenlik uygulamaları ile eğitim gibi zorunlu hizmet ihtiyaçları paralı hale getirilmekte ve bu temel hizmetlerin özelleştirilmesinin önü açılmaktadır. Sendikasızlık ve örgütsüzlük yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır.

Yoksul ve topraksız köylü uygulanan tarım politikalarının sonucu olarak açlığa mahkûm edilmektedir. Küçük üretici tasfiye edilmekte büyük sermaye gruplarına her türlü imkân tanınmaktadır.

Bu koşullarda baktığımızda anayasa değişiklik paketi ülkemiz halklarının hangi sorununa çare olmaktadır sormak gerekir. Rahatlıkla söyleyebiliriz ki: Hiçbirine! Tam tersine bu koşulları ağırlaştırmaktadır.

'Evet', 'Hayır' ve Siyasetsizlik

Referandum karşısında emekçilerin ve ezilenlerin evet ve hayır gibi bir seçenekleri olamaz.
Anayasa değişiklik paketindeki değişiklikleri olumlayarak ''yetmez ama evet'' demek de yapılan değişiklikleri olumlamayarak ''hayır'' demek de sistemi ve onun anayasasını meşrulaştırmaya götürür.

En vahim olanı da politikasız kalmaktır.

Bu açıdan KESK Genel Merkezi'nin ve Türk-İş'in işçi ve emekçilerin yaşamlarını önemli bir oranda etkileyen bir meselede herhangi bir tavır belirlememeleri kendi üyelerine karşı ciddi bir sorumsuzluk örneğidir.

Alternatif Bir Sistem Çağrısı: ''BOYKOT''

İktidar iddiasında olan biz işçilerin, köylülerin, emekçilerin ise faşizmin herhangi bir seçeneğini tercih etmek gibi bir zorunluluğumuz yoktur.

Faşizmi tümden reddeden, onun temellerine vuran, alternatif bir geleceğin propagandasını yapan, ülkemiz halklarına özgür ve bağımsız bir gelecek gerçekliğini işaret eden bir boykot çalışması esas ve doğru olan politikadır.

Ülkemiz halklarının alternatif bir düzende uygulayacakları bir anayasası vardır.

Bu düzen de demokratik halk iktidarıdır ve bu düzene de devrimci bir mücadele sonucunda ulaşılabilir.

Boykot çalışmamızın özünü de yeni demokratik iktidar mücadelesi oluşturacaktır.

Bu açıdan biz Yeni Demokratik Sendikal Birlik olarak fabrikalarda, atölyelerde, okullarda, hastanelerde, üretimin her alanında gücümüz oranında alternatif bir iktidar çağrımız olan boykotu en iyi şekilde örgütlemeye çalışacağız.

Ne aynı rengi temsil eden AKP, CHP, MHP gibi gerici düzen partilerinin iktidar dalaşından ne de bu iktidarı değişik biçimlerde meşrulaştıran evet ve hayır seçeneğinden yana tavır belirlemeyeceğiz.
Geleceğimizi kendi kollarımız ve bilincimizle yaratacağımız iktidarımızda görüyoruz.